Kariyer Günü’nün ardından okulda dengeler tamamen değişmişti. Luster Bar’ın sahibi olan Gölge’nin o karizmatik duruşu, jilet gibi takımı ve lüks arabası okulun bahçesinde büyük bir yankı uyandırmıştı.
Çıkış zili çaldığında Gölge, siyah lüks arabasına yaslanmış Karanlık Kız’ı bekliyordu. Üzerindeki deri ceket ve güneş gözlükleriyle adeta bir film karesinden fırlamış gibiydi. Tam o sırada okulun "popüler" kız grubundan Selin ve yanında kentin en zengin ailelerinin kızlarından oluşan altı-yedi kişilik bir grup Gölge’nin etrafını sardı.
"Merhaba! Siz Karanlık’ın vasisisiniz değil mi?" dedi Selin yapmacık bir gülücükle. "Özel numaranızı alabilir miyiz acaba? Luster Bar’da büyük bir parti vermek istiyoruz da!"
Grubun en dikkat çeken, okulun güzellik kraliçesi seçilen sarışın kızı Melis öne doğru bir adım attı. "Selin haklı. Yaşınızı ve direkt hattınızı verirseniz organizasyonu sizinle yürütmek isteriz."
Gölge hafifçe gülümsedi. Amacı Karanlık Kız’ı biraz kışkırtmak ve takılmaktı. Gözlüğünü indirdi, Melis’e baktı ve cebinden çıkardığı özel kartvizitini kızın eline tutuşturdu. "Elbette... Rezervasyonlar ve özel durumlar için bu numaradan bana direkt ulaşabilirsin Melis."
Kızlar kıkırdayıp havaya girerken, tam o an okul kapısından çıkan Karanlık Kız bu manzarayı gördü. Gözlerinden adeta şimşekler çaktı.
Oyun İçinde Oyun: Yakışıklı Sürprizi
Karanlık Kız çantasını omzuna düzeltti, tam arabaya yürüyüp olay çıkaracakken durdu. Madem Gölge kartvizit dağıtıyordu, kendisi de boş durmayacaktı.
Tam o sırada okulun en popüler, basketbol takımı kaptanı ve 9. sınıfın en yakışıklı genci olan Rüzgar, Karanlık Kız’ın yanına yaklaştı. Rüzgar uzun boylu, dalgalı saçlı ve son derece karizmatik bir çocuktu; haftalardır Karanlık Kız’a olan ilgisini saklamıyordu.
"Selam Karanlık," dedi Rüzgar, en karizmatik gülüşüyle. "Çıkışta bir şeyler içelim mi diye soracaktım? Ders notlarını konuşuruz hem."
Karanlık Kız, Gölge’nin onları izlediğini fark ettiği an sesini biraz yükselterek ve yüzüne en tatlı gülücüğünü yerleştirerek yanıt verdi: "Aaa Selam Rüzgar! Aslında harika olur, ben de tam sıkıntıdan patlıyordum. Sen nereye gitmek istersen uyarım."
Rüzgar heyecanla gülümsedi, elini Karanlık Kız’ın omzuna hafifçe koyarak, "Harika, benim arabayla geçeriz o zaman," dedi.
Gölge Sahneye Girer
Melis’e numarasını veren Gölge, Karanlık Kız’ın başka bir yakışıklı çocukla gülüşerek konuştuğunu ve çocuğun elini onun omzuna koyduğunu gördüğü an beyninden vurulmuşa döndü. Yüzündeki o umursamaz gülüş bir anda silindi, yerini saf bir kıskançlık ve öfkeye bıraktı. Kız grubuyla konuşmayı anında kesti.
Hızlı ve kendinden emin adımlarla ikilinin yanına yürüdü. Hiç kavga çıkarmadan, aşırı soğukkanlı ama baskın bir tavırla Rüzgar ile Karanlık Kız’ın arasına girdi.
"İyi günler genç adam," dedi Gölge, Rüzgar’a yukarıdan buz gibi bir bakış atarak. Rüzgar’ın elini Karanlık Kız’ın omzundan nazikçe ama itiraz kabul etmez bir güçle kaldırdı. "Karanlık’ın bugün yoğun bir programı var. Başka zamana artık."
Rüzgar neye uğradığını şaşırıp yutkunurken, Gölge Karanlık Kız’ın kolunu tutarak kızı nazikçe ama seri bir şekilde arabanın yolcu koltuğuna bindirdi, kapıyı kapattı.
Sessiz Fırtına ve Hesaplaşma
Sürücü koltuğuna geçen Gölge, gaza basıp arabayı okulun bahçesinden hızla çıkardı. İkisi de bir süre tek kelime etmedi. Arabanın içindeki tansiyon tavan yapmıştı.
Gölge direksiyonu sıkarken sert bir sesle konuştu: "Kimdi o çocuk?"
Karanlık Kız kollarını bağlayıp arkasına yaslandı, dudaklarında zafer kazanmış bir tebessüm vardı. "Sana ne Gölge? Rüzgar işte... Okulun en yakışıklısı. Biriyle bir şeyler içmem senin Melis’e numara vermenden daha mı garip?"
Gölge arabayı yolun kenarına çekip sertçe durdurdu. Emniyet kemerini çözüp tamamen Karanlık Kız’a doğru döndü. Bakışlarındaki o derin kıskançlık son derece net görünüyordu.
"Karanlık..." dedi Gölge, sesi boğuklaşarak. "Ben o numarayı sadece seni sinir etmek için verdim. Benim gözüm senden başkasını görmüyor, bunu biliyorsun."
Karanlık Kız o ciddi lafı duyunca hiç istifini bozmadı. Omuz silkip soğukkanlı bir edayla camdan dışarı baktı: "Aman Gölge, dram yapma. Ben daha küçüğüm, 14 yaşındayım unuttun mu? Bana öyle gözüm senden başkasını görmüyor falan deme."
Gölge duyduğu yanıt karşısında şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı, direksiyona bir elini vurup sırıtmamak için kendini zor tuttu: "Allah Allah! Bak sen şu işe... Koskoca yeraltı dünyasını parmağında oynatıp çete lideri olunca, mekan yönetip ihale bağlayınca kraliçe oluyorsun; ben laf edince 'Ben daha çocuğum' mu oluyor? İşine gelince çocuk, işine gelince mafya patronu, öyle mi?"
Karanlık Kız bacak bacak üstüne atıp bıyık altından gülümsedi. "Evet, aynen öyle. Kanunen çocuk sayılırım, zorlama istersen."
Gölge derin bir nefes alıp başını iki yana salladı. Cebinden telefonunu çıkardı ve Melis’in numarasını Karanlık Kız’ın gözünün önünde sildi. "Tamam Kraliçe, sen kazandın. Melis silindi."
Karanlık Kız cebinden kendi telefonunu çıkardı, Rüzgar’ın numarasını engelledi. "Güzel. Ben de Rüzgar’ı sildim. Şimdi gaza bas, acıktım."
Gölge gülerek arabayı çalıştırdı. İkisi arasındaki bu garip ama sarsılmaz bağ, okul bahçesindeki tüm kıskançlık krizlerini bir kez daha yerle bir etmişti.