İçeriğe geç

𝓚𝓪𝓻𝓪𝓷𝓵ı𝓰̆ı𝓷 𝓰𝓸̈𝓵𝓰𝓮𝓼𝓲

Bölüm 10 · 2 dk okuma

𝓚𝓪𝓻𝓪𝓷𝓵ı𝓰̆ı𝓷 𝓰𝓸̈𝓵𝓰𝓮𝓼𝓲

Bölüm 10

Gölgelerin Arkasındaki El

Karanlık Kız, üzerindeki deri ceketin iç cebine uzandı. Parmaklarının arasında parıldayan, son model ve oldukça pahalı duran akıllı telefonu çıkarıp masanın üzerine bıraktı. Ekranın hafif ışığı, karanlık odadaki gerilimi daha da belirginleştiriyordu.

Gölge, gözlerini masadaki telefona dikti. Kaşları çatılmıştı. Bakışlarını ağır ağır telefondan kaldırıp Karanlık Kız’a çevirdi; sesinde şüphe ve şaşkınlık karışımı soğuk bir ton vardı:

"O nereden çıktı? Sen... bunu nasıl aldın, nereden buldun?"

Karanlık Kız, arkasına yaslanıp hafifçe sırıttı. Gözlerinde en ufak bir geri adım atma belirtisi yoktu.

"Sen beni yetim mi sandın yarra—" Öksürür gibi yapıp lafını kesti, boğazını temizleyip alaycı bir gülümsemeyle devam etti: "Ehem... Yani demek istediğim, arkamda kimse yok mu zannediyordun?"

Gölge cevap veremeden Kız masaya doğru eğildi.

"Teyzem sağ olsun. Şimdiye kadar arkamı toplayan, bana göz kulak olan hep o oldu. Ha, eniştem olacak o adam beni kendi villalarında istemediği için oraya yerleşemedim, o ayrı konu... Ama teyzem varlığımı da desteğini de hiçbir zaman esirgemedi. Bu telefon da onun hediyesi."

Gölge masadaki telefona bakarken kafasındaki bütün dengeler altüst olmuştu. Fakat o sert duruşu bir anda kırıldı. Bakışları yere kaydı, omuzları çöktü. O gizemli, güçlü adam gitmiş; yerine yaralı bir çocuk gelmiş gibiydi.

"Arkanı toplayan bir teyzen varmış en azından..." dedi Gölge, sesi neredeyse bir fısıltı gibi kısılmıştı. "Benimse arkamda duracak, halimi hatırımı soracak tek bir ruh bile olmadı bu hayatta. Herkes beni tek başıma, bu karanlığın içinde terk etti. İnsan bazen sadece birinin varlığını hissetmek istiyor..."

Konuşurken gözleri doldu, kirpiklerinin ucunda beliren yaşlar odadaki zayıf ışıkta parıldadı. Karanlık Kız onun bu halini görünce bir an duraksadı. O sert, alaycı tavrı bir anda yumuşadı. Yavaşça elini uzattı, parmaklarını Gölge'nin saçlarının arasında gezdirerek başını şefkatle okşadı. O an kendi içinde de bir şeyler cız etmiş, göğsüne ağır bir duygu oturmuştu.

Fakat bu duygusal atmosferin ikisini de zayıflatacağını hissetti. Kendini hızla toparlayıp elini çekti ve sohbetin yönünü değiştirmek için hemen boğazını temizledi:

"Neyse... Duygusallığı bir kenara bırakalım şimdi. Sen bu telefonun kodunu kırıp şifresini bul. Haritada daha çok işimiz var, elimizde böyle bir teknoloji var bari değerlendirelim."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.