Telefonun ekranındaki son rakama bastıklarında küçük bir bip sesi duyuldu ve kilit sonunda açıldı. İkisi de aynı anda derin bir nefes verdi. Saat gecenin üçünü çoktan geçmişti; gözleri yorgunluktan kapanıyordu.
"Başardık..." diye fısıldadı Karanlık Kız, ekrandaki klasörlere bakarken. Ancak verileri inceleyecek dermanları kalmamıştı. Telefonu masanın üzerine bırakıp oldukları yere, odadaki eski koltuklara sızıp kaldılar.
Gecenin sessizliği, saatler sonra Gölge’nin huzursuz kıpırdanmalarıyla bozuldu.
Gölge derin bir uykunun ortasında, geçmişin zifiri karanlık labirentlerinde sıkışıp kalmıştı. Alnında soğuk ter damlaları birikiyor, nefesi düzensizleşiyordu.
"Anne... yapma..." diye fısıldadı, sesi titreyerek.
Karanlık Kız hafif bir çıt sesine bile duyarlı uykusundan anında uyandı. Gözlerini ovuşturup sesin geldiği yöne döndüğünde Gölge’nin koltukta çırpındığını gördü.
"Gölge?"
"Baba hayır... Lütfen yapma..." Gölge’nin sesi bu kez daha çaresiz, daha küçüktü. O her zaman koruyan, her şeye göğüs geren o korkusuz çocuk gitmiş; yerine çaresiz ve savunmasız bir çocuk gelmişti.
"ANNEE!"
Gölge aniden olduğu yerden sıçrar gibi doğruldu, gözleri dehşetle açılmıştı. Göğsü hızla kalkıp iniyor, nefes almakta zorlanıyordu. Sanki hâlâ o kâbusun, o karanlık odanın tam ortasındaydı.
Karanlık Kız bir an ne yapacağını bilemeyerek donakaldı. Gölge’yi ilk defa böyle kırılmış, böyle savunmasız görüyordu. Yavaşça ona doğru yaklaştı ve terden alnına yapışmış saçlarını fark edip dizlerinin üzerine çöktü.
"Gölge... Benim, buradayım. Geçti," dedi sesi yumuşayarak.
Gölge gözlerini birkaç kez kırpıştırdı. Karşısında Karanlık Kız’ı görünce bir an nerede olduğunu şaşırdı, ardından bakışlarını kaçırdı. Çenesini sıktı, sert ve geçilmez duvarlarını hızla tekrar örmeye çalıştı. Ama titreyen elleri onu ele veriyordu. Hemen ayağa kalkıp arkasını döndü, derin bir nefes alarak sesini toparlamaya çalıştı.
"Ben... iyiyim. Sadece bir rüyaydı," dedi pürüzlü bir sesle. Karizmasını ve güçlü duruşunu korumak istese de gözlerindeki o kırılmışlık hâlâ duruyordu.
Karanlık Kız ayağa kalktı, üstüne gitmedi ama bakışlarını da ondan çekmedi. "Bazen rüyalar sadece rüya değildir Gölge. Bana anlatmak zorunda değilsin ama... yalnız olmadığını bil yeter."
Gölge cevap vermedi, sadece masanın üzerinde duran şifresi çözülmüş telefona baktı. Konuyu değiştirmek ister gibi telefonun ekranını açtı. "Telefonu açtık. Bakalım teyzenin sakladığı o belgeler neymiş..."
Ekrandaki gizli klasöre tıkladıklarında, karşılarına çıkan ilk dosya ikisinin de kanını dondurmaya yetti.