Atölyenin loş ışığında, masanın üzerine bırakılan o eski deri çanta ve paslı anahtarlar, odadaki tüm havanın bir anda değişmesine neden oldu. Kemal adındaki bu gizemli adam, yüzündeki derin çizgiler ve kaygılı bakışlarıyla Rize’nin sisli dağlarından sanki doğrudan Elif’in kapısına fırlatılmış bir gerçeği taşıyordu.
Elif, masaya doğru bir adım attı. Gözlerini çantanın içindeki fotoğraflara diktiğinde, nefesi kesildi. Fotoğraflarda, çok daha genç bir Selim, yanında hiç tanımadığı yaşlı bir adam ve arkalarında Rize’nin yüksek yaylalarındaki eski bir taş konak vardı.
"Bu ne demek oluyor Kemal Bey?" diye sordu Elif, sesi titremesine rağmen otoriter kalmaya çalışıyordu. "Selim’in babası mı? Ve bu konağın benimle ne ilgisi var?"
Kemal derin bir iç çekti, ellerini montunun ceplerine sokarak atölyenin camından dışarıdaki kararan gökyüzüne baktı. "Selim sana her şeyin bir yalan olduğunu söyledi, Elif. Ama sana asıl büyük yalanın ne olduğunu söylemedi. Selim’in o hırslı iş insanı kimliği, kurduğu o sahte şirketler... Hepsi bu konağı ve Rize’deki mirası ele geçirmek için oynanan devasa bir tiyatroydu."
Elif kaşlarını çattı. Zihni hızla çalışıyordu. "Miras mı? Selim’in zaten paraya ihtiyacı yoktu ki..."
"Paraya değil, kontrole," diye sözünü kesti Kemal. "Bu konak, sadece eski taş duvarlardan ibaret değil. İçinde, otuz yıl önce kapatılmış karanlık bir ortaklığın, örtbas edilen büyük bir zimmetin belgeleri var. Selim’in babası, o belgeleri ele geçirmek için her şeyi göze almıştı. Ve Selim... O da bu yüzden İstanbul’dan buraya, senin hayatına kadar uzandı."
Elif’in damarlarındaki kan aniden buz kesti. Demek her şey... Merve ile kurduğu o plan, yaklaşması, aşık olduğunu söylemesi... Hepsi bu mirasa ve o gizli belgelere ulaşmak için örülmüş bir ağın parçası mıydı? İçindeki o saf öfke yeniden canlandı ama bu kez yerini buz gibi bir stratejik akla bırakıyordu.
"Selim hapiste," dedi Elif, gözlerini Kemal’e dikerek. "Bu belgeler şimdi nerede?"
Kemal, masanın üzerindeki paslı anahtarı işaret etti. "Bu anahtar, yayladaki o konağın kilitli tavan katına ait. Eğer o belgeleri bulup polise veya devletin ilgili birimlerine teslim edersen, Selim ve arkasındaki o karanlık güçler bir daha asla gün yüzü göremez. Ama acele etmelisin... Çünkü Selim’in dışarıdaki sadık adamları, bu anahtarın bende olduğunu biliyor."
O an, atölyenin dışındaki sokaktan gelen ani bir araba fren sesi odayı sarstı. Far ışıkları camlardan içeri süzülürken, dışarıda iki siyah aracın durduğu ve kapıların açıldığı görüldü.
Elif ve Kemal birbirlerine baktılar. Tehlike kapıdaydı.