İçeriğe geç

İhanet 101

Bölüm 11 · 1 dk okuma

İhanet 101

Bölüm 11

DAĞLARIN ARDINDAKİ GÖLGE

Rize’nin o sakin, huzurlu ve yeşilin her tonunu barındıran doğası, Elif’e son aylarında aradığı o derin nefesi vermişti. Artık geçmişin hayaletleri geride kalmış, sahilde açtığı tasarım atölyesi ve sakin düzeniyle hayatı rayına oturmuştu. Lakin Karadeniz’in doğası gibidir insanı; ne kadar durulursa durulsun, derinlerinde her zaman fırtınalar barındırır.

Yaz sonuna yaklaşırken, serin bir akşamüstü, atölyesinin ahşap kapısı hafifçe tıkırdatıldı. Elif masasındaki çizimlerden başını kaldırdığında, kapı aralandı ve içeriye orta yaşlı, yüzü rüzgârda yanmış, gözlerinde derin bir hüzün taşıyan yabancı bir adam girdi. Üzerinde dağcılık kıyafetleri vardı; elinde ise eski, yıpranmış deri bir çanta tutuyordu.

"Elif Hanım?" diye sordu adam, sesi dağların yankısı gibi tok ve derinden geliyordu.

Elif ayağa kalkarak şaşkınlıkla başını salladı. "Evet, benim. Buyurun, nasıl yardımcı olabilirim?"

Adam, yavaşça masanın önüne yaklaştı ve elindeki o eski deri çantayı tahta masanın üzerine bıraktı. Çantanın tokası açıldığında, içinden çıkan paslı anahtarlar ve birkaç eski fotoğraf Elif’in nefesini kesti.

"Ben Kemal," dedi adam, gözlerini Elif’in yüzünden ayırmadan. "Selim’in... Babasının eski ortağıyım. Ve sana anlatmam gereken, Selim’in bile bilmediği çok büyük bir sır var."

Elif’in kalbi, aylar sonra ilk defa o eski, tanıdık hızıyla atmaya başladı. Zihnindeki tüm kapılar yeniden aralanırken, gerilim tavan yapıyordu. Selim’in hayatı, bildiği o yalanlardan ibaret değilmiş meğer; asıl büyük oyun şimdi, bu dağların eteklerinde başlıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.