Belki de sonsuz olmasını istediğin şeyler yanlış şeylerdi. Yanlış kişilere yanlış anlamlar yükledin.
Bilmem. Anlam vererek değer yüklemenin kötü sonuçlanacağını bilemedim belki de. İyilik yapıp kötülük görmeyi beklemek gibi bir şey bu.
Değer vermek karşındakine göre güzeldir. Karşındaki insanın senin için doğru kişi olmaması senin sorunun değil.
Ama o doğru olmasını en çok istediğim kişiydi.
“Bekle! Hey, bekle diyorum sana.”
”Ne var?”
”Okuldan eve giden yolumuz aynı. Beraber gidelim işte.Tek başıma çok sıkılıyorum.( Sensiz çok sıkılıyorum)
“Bisikletin yok ama. Bisikletten inip seninle yürümemi mi istiyorsun? “
”Yani, senin için zor olacaksa…”
”Zor olmaz ama saçma yani. Zaten proje dersimiz ortak, proje hakkında konuşacaksan orada konuşabiliriz. “
”Tabii, yani. Orada konuşuruz.O zaman…”
Biraz…
Biraz, ne?
Kalın kafalı gibi.
Gibisi yok direk öyleydi. Gerçekten çabaladım. Aslında karşımdakilere direk konuşan bir insanım. Ama kalp devreye girince, farklı bir insan oldum sanki. Utanmayacağım şeylerden utanmaya başladım. Yapmam dediklerimi yaptım. Bu kalbimin bana yaşattığı duygulardan mıydı, bilmiyorum.
Farklı bir insan gibi davranmanın sebebi, belki de normal halinle seni kabul etmeyeceğini hissetmendi. Yanındayken en çok sen olduğun kişi kalbinin en yakın olduğu kişidir bence.
Haklısın, sayın pelerin.
Sayın mı? Vay, kendimi çok değerli hissettim şu an.
Hep demeli miyim o zaman?
Tabiki demelisin. Aramızdaki bağ gittikçe güçleniyor gibi hissediyorum.