İçeriğe geç

İÇERİDEKİ GÖLGELER (Gölgelerin Kavgası) Part 1

Bölüm 8 · 8 dk okuma

İÇERİDEKİ GÖLGELER (Gölgelerin Kavgası) Part 1

Bölüm 8

8. Bölüm 4Y1

Bir kaç saat sonra Sarıyer’de, boğaz yanında bir restoranda, Kaan ve Elif kahvaltılarını yaparlarken sohbet ediyorlardı.Kaan, “Arkadaşların çok neşeli insanlar. Ne zamandır tanışıyorsunuz?” diye sordu.Elif tebessüm ile, “Liseden arkadaşlarım. Yıllardır görüşürüz... Aslında bekarken çok daha sık görüşürdük, ama hepsi de evlendi ve aile sahibi oldular. İçlerinde bekar bir ben kaldım.”Kaan, “Adım gibi eminim ki, kesin sana imreniyorlardır” dedi gülerek.Elif de gülerken başıyla tasvip ederek, “Evet. Doğru... Hepsi de bana imreniyorlar. Ama ben onlara her birinin düğününde uyarımı yaptım. Beni dinlemediler, benden günah gitti” dediğinde Kaan gülmeye başlamıştı.“Kendi düğünlerinde mi söyledin bu uyarıyı?” diye sordu.“Tabii ki de ‘deli doktoru’ olarak,” dedi Elif, “Evlilik aslında bir delilik değil mi?” dediğinde Kaan, bu espriye çok gülmüştü.Kahvaltı sonrası kahvelerini içerken sohbet seviyeli ve arkadaşça devam ediyordu. Ancak Kaan aklındaki bir soruyu sormak istiyordu. O esnada telefonu çaldı. Arayan Nihat’tı. Kaan Elif’ten müsaade isteyerek telefonunu açtı, “Efendim birader?” dedi.Nihat telefonda, “Babacığım neredesin?” diye sordu.Kaan Elif’e bakarak, “Elif ile birlikteyim. Kahvaltı yapıyoruz.”Nihat bir an duraksadı ve, “Oha! Bu ne hız babacığım. Neyse afiyet olsun birader. O kadına dikkat et. GBT’den bile daha iyi valla. Şerefsizim, bir bakışıyla adamın resmini çekiyor. Dişi Sherlock Holmes sanki. Neyse, rahatsız etmeyeyim o zaman. Size afiyet olsun. Selam söyle yengemize,” dediğinde kinayeli bir şekilde gülüyordu.Kaan telefonu kapatıp Elif’e dönerek, “Nihat, sana selamı var. GBT’den bile iyi olduğunu söylüyor” deyince Elif kahkaha atmıştı.Kaan, aklındaki soruyu sorabilirdi. “Elif, dün gece polis olduğumu gözlem becerin ile anladın. Tamam... Ama inan ki, solak olduğumu nasıl anladığını çok merak ediyorum. Aslında bunu akşam yemeği için saklıyordum ama akşam yemeği için de ayrıca sorular bulabilirim. Söyler misin lütfen? Nasıl anladın?” diye sordu.Elif kendinden emin bir şekilde arkasına yaslanarak, “Sen masaya oturuncaya kadar fark etmemiştim. Masaya oturduğunda belindeki silahının kabzası sola dönüktü. Sol elinle kavramak için solak kılıf kullanıyorsun. Aynı zamanda kol saatin sağ kolunda. İlk kadeh tokuştururken rakı bardağını sol elinle kaldırıyordun.” Dediğinde Kaan, hem şaşırmış hem de hayranlık duyarak, “Bravo. Gerçekten tebrik ederim. Ama Nihat’ı kesinlikle dinleyeceğim. Gerçekten çok tehlikelisin. Sana verdiği ismi bilmek ister misin?” diye sordu.Elif merakla, “İnan çok merak ettim” diye sordu.Kaan, “Senden için, dişi Sherlock Holmes diyor.” Dediğinde, Elif kahkaha atmıştı.Sohbet giderek koyulaşıyordu. Elif, “Kaan.. Hangi birimde görevlisin?” diye sordu.Kaan, “Siber suçlarla mücadele şubesi. Biz biraz ‘inek’ takımı oluyoruz aslında.. Bu arada sen birini tanımak için soru sorabiliyorsun yani? İlginç..” diyerek tebessüm etti.Elif de aynı şekilde tebessümle yanıtladı. “Elbette. Yani Nihat biraz abartmış. O kadar da dedektif değilim. Ama enteresan.. Son günlerde tanıdığım insanlar genelde bilgisayar ya da teknolojisi konularında çalışanlar çıkıyor.” Deyince Kaan, “E aslında normal. Kafa fazla çalışınca ‘delilik’ ile ‘dahilik’ arasında gidip gelmeler olabiliyor. Bunu en iyi sen anlarsın.”O an Elif, hastası Efe’nin işini daha iyi anlayabilmek için bu uzmandan yardım alabileceğini düşündü, “Kaan, aslında bana bazı konularda yardımın dokunabilir. Sana bazen yaptığın iş ile ilgili sorular sorabilir miyim? Tabi yanlış anlama lütfen. Amacım seni kullanmak değil. Yardımına ihtiyaç duyacağım bir hastam var. Ancak yaptığı iş oldukça stresli sanırım. Elbette kişi ile ilgili bilgi veremem, bu etik olmaz. Sende biliyorsun.” Dediğinde Kaan, “Asla.. Kesinlikle böyle düşünmem. Yardımım dokunursa çok memnun olurum. Zaten işimde bu. İnsanları bu alanda bilgilendirmek. Ancak bir şey merak ediyorum. İnsanları nasıl bu kadar kısa zamanda tanımlayabiliyorsun? Aslında Nihat haklı.. Bir bakışla resmini çekebiliyorsun. Senden, benim hakkımda edindiğin fikirleri öğrenmek isterim” dedi.Elif, Kaan’ın bu sorusuna şaşkın bir gülümsemeyle karşılık verdi. Kahvesinden bir yudum alıp düşündü, ardından gözlerini Kaan’ın mavi gözlerine dikerek yanıtladı, “İnsanları tanımak, belki de işimin en zor ama en doğal yanı. Herkes kendi hikayesiyle geliyor ve benim görevim o hikayeyi dinlemek, satır aralarını görmek. İnsanlar insanları dinlerken sabit dururlar. Kendi bakış açısını değiştirmezler. Fakat bakış açısını değiştirip ‘onun gibi bakarsan’ ancak o zaman görebilir, onu anlayabilir ve hatta tanıyabilirsin. Şu an ikimizin ortasına bir 9 çizsem, sen bunu 6 olarak algılarsın. Ta ki ne zaman benim yanıma gelip benim açımdan bakarsan, algındaki 6, artık 9 olarak değişir. Tabii ki her zaman kolay değil, bazen ilk bakışta bazı şeyleri fark ediyorum, ama bu tam anlamıyla onları tanıdığım anlamına gelmiyor. Sadece işaretler... Bunu bir çeşit ‘önsezi’ gibi düşünebilirsin. Gelelim sana.. Gerçekten profesyonel bakış açımı dinlemek ister misin?” diye sordu.Kaan uzun zamandan beri ilk kez böylesine bir merak hissederek heyecanla, “Evet lütfen! İnan ki bunu çok istiyorum” deyince Elif, “Edindiğim izlenim de; işinde oldukça profesyonel birisin ancak ‘insani’ tarafını kaybetmemişsin. İnsanları anlamak için çaba harcayabiliyorsun. Sevgi ile büyütülmüş olduğun, insanlarla kurduğun iletişimde bariz bir şekilde karakterinden yansıyor. Mesafeni de çok iyi koruyabiliyorsun. Kullandığın araba, eksik olan bir şeylerin tamamlanması gibi... Sende özel hatıralar bırakmış. Maddiyata değer vermiyorsun. Sahip olduğun potansiyel ile daha farklı iş kolları seçebilecekken sen bir ‘ülkü’ edinmişsin... Bu ülkü, ya büyük bir kayıp ya da altında yatan neden, bir travma.. Problem çözmek ve bilinmezi öğrenmek seni etkileyen kavramlar. Yani daha 24 saat bile geçmedi seni tanıyorum. Şimdilik edindiğim izlenim bu şekilde..”Kaan büyük bir şok yaşıyordu. Hayatında hiç bir kadın, onu bu denli etkilememişti. Kaan, Elif’i dinlerken, sözlerinde adeta kendi “yansımasını” görmüştü. Bu sessizlikte Elif elini sallayarak, “Kaan? Burada mısın?” dedi gülümseyerek...Kaan bir an toparlandı ve “İnan ki şu an babanı tanımayı çok istiyorum” dediğinde, Elif de böyle bir söz beklemiyordu ve tebessümle şaşırmış bir şekilde, “Babamla mı? Peki ama neden babam?” dedi merakla...Kaan bunun üzerine kendi zekasını kullanarak, “Her kız çocuğunun ilk aşkı babasıdır. Aslında ebeveyn değilim öyle bir tecrübe edinmedim henüz... Ancak sen nasıl ‘ruhu’ görebiliyorsan, bende ‘sevgiyi’ görebilirim. Sen gerçekten babana aşık birisin. Babanda, sana büyük bir aşkla bağlı... Sevgiyle büyütülen kadınlar, işlerinde en başarılı kadınlardır... Aslında senden önce babanı tebrik ediyorum. Topluma böylesine işinde uzman birini yetiştirdiği ve kazandırdığı için..” dediğinde Elif, belki de hayatında ilk defa bu denli anlamlı bir söz işitiyordu. Kaan’ın bu sözleri Elif’i derinden etkilemişti.Efe Yılmazer evine gelmişti. Uzun zamandan beri ilgilenemediği işine dönmek istiyordu fakat “diğer” karakter buna engeldi. Akıllı telefonuna arama gelmişti. Arayan “Annem” di. Heyecanla telefonu açtı, “Anne... Nasılsın annem?” dedi.Telefondaki ses, “İyiyim oğlum. Kaç gündür aramıyorsun, merak etmeye başladım. Her şey yolunda mı? Yoksa hasta mısın?” diye sordu.Efe annesini ihmal ettiğini düşünerek, “Hayır anne, iyiyim. Sadece işlerim çok yoğun. Özür dilerim arayamadım. Sen nasılsın?”Efe’nin annesi, “İyiyim oğlum son günlerde yine bacaklarım ağrımaya başladı. Bu ağrılar beni öldürüyor. Nihal teyzen de çok selam söylüyor o da yanımda. Ne zaman geleceksin diye soruyor.” Deyince Efe bir an panik yapıp, “Anneciğim bu sıralar gelemem. Hatta Ankara’ya gitmem gerekecek bir haftalığına. İşlerimin durumuna bakar sana haber veririm” dedi.Efe’nin annesi, “Efe, oğlum bak ne diyeceğim. Ne zaman geleceksen haber ver mutlaka, Nihal teyzen bir hemşire ile tanışmış. Bir görsen ay parçası gibi güzel maşallah. Bir ilgi göstermiş hastanede sorma... Hatta dün bende gittim hastaneye. Hadi dedim gitmişken hem bacaklarımı da göstereyim. O zaman gördüm. Bekarmış hem...” deyince Efe, “Anne zaten evli olsa böyle bir şey düşünmeyeceğini biliyorum yani neden bekar olduğunu söylüyorsun ki? Hem sen hastaneye kız görmeye giderken bir de bacaklarını mı muayene ettiriyorsun? Yani kız görmeye mi gittin yoksa muayeneye mi?”Efe’nin annesi, “Ayy tamam işte. Her neyse. Bekliyoruz oğlum. Bak Nihal teyzenin de selamı var. Öpüyoruz seni. Sakın kötü kızlarla gezip tozma. Bak kızarım valla. Hadi hoşçakal oğlum.” Deyince Efe, “Tamam anne tamam. Sende selam söyle. Öpüyorum sizi” deyip telefonu kapattı.Bir an aklından hastalığı geçti. Eğer annesi bu durumu öğrenirse çok üzülürdü... “Peki ya Ural’ın yaptıkları sonucu başına bela açılırsa?” sabıkalı biri olma düşüncesi annesini hepten yıkardı. Bu yüzden hemen ilaçlarına koştu. “Ural” onu çok büyük bir tehlikeye atıyordu. Bir an önce iyileşip, yarıda bıraktığı büyük “projeye” dönmeliydi. Dr. Elif artık onun son umuduydu. İlaç kutusundan antiandrojen ilaç alıp içiyordu. Bu ilaç cinsel isteği körelten bir ilaçtı.Ancak Ural, pelerinsiz kahramanlığına devam ediyordu. Ural, son 4 ay boyunca gizli bir şekilde bir turizm şirketini izlemeye başlamıştı. Şirket, turizm sektöründe büyük paraların döndüğü, yurtdışına yapılan rezervasyonlar ve ödemelerle sürekli olarak milyonlarca dolarlık hacme ulaşan bir firma olarak biliniyordu. Ama Ural, şirketin şeffaf olmayan mali işlemleriyle ilgili şüpheler taşımaktaydı. Şirketin, düzenli olarak büyük miktarda döviz alımları yaptığı, yurtdışına büyük meblağlar aktardığı ve nakit parayı sistemde iz bırakmadan dolaştırmak için, çeşitli teknikler kullandığına dair bilgiler elde edinmişti.Ural, bu şirketin kara para aklama işlerinde döviz bürolarından, kumarhanelere kadar birçok yasa dışı mecrada faaliyet gösterdiğini tespit etmişti. Şirketin faaliyetleri, özellikle sahte faturalarla ilişkili büyük miktarda gelir bildiriyor, ancak bunlar gerçekte hiçbir hizmet ya da ürünle örtüşmüyordu. Aynı zamanda, birçok paravan şirket üzerinden gelen sahte ödemeler, kara paranın akışını gizliyordu.Bir gece, şirketin merkezi bilgisayar ağına girmeyi başarmıştı. Ural, daha önce girmeyi başardığı sistemlerden farklı olarak, bu şirketin güvenlik önlemleri daha yüksek seviyedeydi. Ancak o, yazılımdaki güvenlik açıklarını hızla analiz edip girişi yapmıştı. Şirketin muhasebe kayıtları, ödeme kanalları ve sahte fatura sistemleri, Ural’ın gözünden kaçmamıştı. Aynı zamanda şirketin yaptığı tüm ödeme işlemlerinin kaydına ulaştı. Ural, bu kayıtları tek tek tarayıp, kara para aklayan işlemleri tespit etti.Ural, bu bilgiyi sadece şirketin kendi içindeki yetkililerle paylaşmakla yetinmedi. Siber suçlarla mücadele şubesine de bir e-posta göndermişti. Ancak bunu yaparken, her şeyin izlenmesini ve kaydedilmesini sağlamak için gizlilikle hareket ediyor, “Mert” sayesinde edindiği çalıntı cihazlarla yapıyor, bağlantıyı sim hatlarla gerçekleştiriyordu. E postayı doğrudan ilgili birimlere göndermişti ancak izlerin kaybolmasını sağlamak için bazı izleme yazılımlarını sistemlere entegre etmişti.E-postanın içeriği, turizm şirketinin faaliyetlerinin yasal olmadığını, milyarlarca dolarlık kara para aklamanın, bu şirketin gizli işlerinden biri olduğunu ortaya koymaktaydı. Şirketin muhasebe sistemine girmeyi başaran Ural, belirli hesaplara yönlendirilmiş sahte ödemeler ve suçlu kişiler hakkında bilgileri detaylı bir şekilde anlatmıştı. Bu olay, Ural’ın kara para aklayanları çözme çabasında ne kadar kararlı olduğunu bir kez daha gösteriyordu.Nihat bu olaylarla karşılaştıkça, kendilerine ihbar nitelikli iletişimlerde ve kullanılan “hack” sistemini incelerken içinde hackerin kullandığı anonim kod olan “4Y1” i tespit etmişti.Ural, siber suçlarla mücadele şubesine ihbar niteliği taşıyan her e-posta ve dosya iletimi sırasında “4Y1” kodunu gizlice bırakıyordu. Bu kod, ilk bakışta rastgele gibi görünse de, Ural için özel bir anlam taşıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.