Psikoterapi seansı devam ediyordu. Elif, Efe’den çocukluğunu anlatmasını istemişti.“Çocukluğum güzel geçmedi. Süpermen benim kahramanımdı. Hep uçarak gelecek ve beni evden alıp götürecek diye hayal kurardım.” (Ellerini yumruk yapmış, dizi titriyordu.) “Alkolik bir babam vardı, hep nefret ettim. Evde her gün bir çatışma olurdu. Maddi durumumuz iyiydi ama huzur yoktu. Annem benim için çok mücadele etti. Babam hem beni hem annemi döverdi. Evde durmak istemezdim. Hep internet kafeye giderdim. Orada program yazmayı kendi kendime öğrendim. Arkadaşlarım oyun oynarken ben kodlara bakardım. Bilgisayar başında o adamı unutur, sesini, kokusunu, varlığını silerdim. Annem ikinci el bir bilgisayar aldı. Evde kod yazarken sanki ondan kurtuluyordum. 13 yaşımda internet kafenin sahibi bilgisayar arızası için bana güvenir olmuştu. Babam ‘Ne o? Başımıza mühendis mi olacaksın?’ diye aşağılardı. Hiçbir zaman sevildiğime inanmadım. Öldüğünde cenazesine bile gitmedim.”Elif, Efe’nin öfkesini hissetmişti. Her babasından bahsededişinde yumrukları sıkılıyordu. Notlar alıyor, vücut dilini izliyordu.“Peki annenizle bağınız nasıldı? Hâlâ görüşüyor musunuz?”Efe’nin yüzü güldü. “Evet, annemle görüşüyorum. Benim için çok önemlidir. Hayallerime yol gösterdi. İzmir’de yaşıyor. Yaşadıklarımı anlatmadım, üzülsün istemem. İşten ayrıldığımı da söylemedim.”Elif: “İşinizden bahsedelim. Nasıl bir iş yapıyorsunuz? En son sinir krizinize ne sebep oldu?”Efe gerginleşti. “İşim büyük sorumluluk gerektiriyor. Müşteri firmaya siber saldırı oldu. Cevap vermek benim işimdi. Kod yazarken ilk kez o zaman sesler duydum. Ural ortaya çıktı. Kodları değiştiriyordu. Aslında ben yapıyordum ama onun kimliğiyle. O olmak bazen büyüleyici, bazen de korkunçtu. Gerçekten varmış gibi konuşuyorum, farkındayım.” (Başını tutarak) “Saçmalıyorum.”Elif: “Ural size ne tür fikirler veriyor?”Efe güldü. “Hayalimdeki biri. Gerçek değil. Ama siz onu karakter olarak tanımlayan ilk kişisiniz.”Elif: “Evet, hayali ama bir karakter. Tıpkı Süpermen gibi. O da bir karakter ama tanınan, geliştirilen bir figür. Ural da sizin dünyanızın bir yansıması. Aslında o da sizsiniz.”Efe alaycıydı: “O zaman Süpermen’in yaratanı da süper güçlü mü olmalı?”Elif: “1933’te iki kişi yarattı Süpermen’i. İlk taslağı sevilmedi. 1938’de karakter yeniden düzenlendi. İlk başta sadece zıplayabiliyordu, uçamıyordu. Zamanla teknolojiyle evrildi. Ural’ı siz tasarladınız. Neden iyi biri olmasın?”Ural’ın zaafı ne? Onun Kripton Taşı ne?”Bu soru Efe’nin gerginliğini dağıttı. Gözleri parladı: “Onun kripton taşını bulmalıyım. Bu harika! Onu yeneceğim. Projesini başına yıkacağım.”Elif bu hırsını gördü. Kilitli kapı aralanmıştı ama devamını bir sonraki seansa bırakacaktı. Zihnindeki savaşı adım adım izleyecekti.Efe: “Bu sırada bir sigara içebilseydim ne güzel olurdu.”Elif: “Haklısınız ama bu benim mesleki etiğime aykırı olurdu.”Efe: “Sigaraya bir ay önce başladım. Hiç alkol almadım. Uyuşturucu ilgimi çekmedi. Ama bir kız sigara içerken gördüm, Ural iç sesimle birlikte ‘denesene’ dedi. Gittim paket aldım. İlk içişimde öksürdüm. Sonra nikotin beynime ulaştı. Dopamin salgılandı. O an rahatladım. Duman stresimin görseliydi sanki. Sigara sayesinde kendi bağımlılıklarımı fark ettim. Kod yazmak... Yalnızlık... Hepsi birer bağımlılık.”Efe: “Dün sizden evimin videosunu istemiştiniz. Mail adresinize gönderdim.”Elif şaşkındı. Ona adres vermediğini hatırladı ama Efe soğukkanlıydı: “Mail adresi bulmak zor değil.”Elif: “Evet, internet sizin işiniz zaten,” dedi gülümseyerek.Seans sona erdi. Elif, gelen maildeki videoyu indirmeye başladı ve dışarıda bir sigara içmek için ofisten çıktı. Video yüksek çözünürlükteydi, indirme zaman alacaktı.Ama dosya sadece bir video olmayabilirdi. İçinde Ural’ın yazdığı bir zararlı yazılım olabilirdi. Elif’in bilgisayarı hacklenebilirdi. Çünkü Ural, bunu yapabilecek kapasitedeydi.
Bölüm 4
4. Bölüm Kripton Taşı
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.