İçeriğe geç

İÇERİDEKİ GÖLGELER (Gölgelerin Kavgası) Part 1

Bölüm 3 · 3 dk okuma

İÇERİDEKİ GÖLGELER (Gölgelerin Kavgası) Part 1

Bölüm 3

3. Bölüm Kahraman ya da Felaket

Dr. Elif, sabah erkenden Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne gelmişti. Amacı hem bu hastanede kalan yakınını ziyaret edip durumu hakkında bilgi almak, hem de yeni hastasıyla ilgili Başhekim Prof. Dr. Mehmet Selim ile bilgi alışverişi yapmaktı. Başhekimlik odasında, onu beklerken elindeki raporlara göz atıyordu. Mehmet Selim içeri girdiğinde Elif ayağa kalktı. “Hoş geldin kızım. Kusura bakma beklettim seni. Hastan ile görüştün mü?” diye sordu. Elif gülümseyerek yanıtladı: “Estağurullah hocam, evet görüştüm. Çok daha iyi görünüyor. Siz nasılsınız?”Mehmet Selim, 60 yaşlarında, kısa boylu, saçları ve sakalları ağarmış, Elif’e karşı her zaman nazik davranan biriydi. Konuları Efe Yılmazer’di. Mehmet Selim, bu hastanın neden özel olduğunu anlatıyor, bildiklerini ve bilmediklerini paylaşıyordu.Bir gün önceki psikoterapi seansından sonra Efe kendini daha iyi hissederek uyanmıştı. Bugün yeniden kliniğe gidecekti. Hazırlanıp çalışma odasına geçti. Çekmeceden ankesörlü telefon kartını alıp cebine koydu ve bir saat sonra son altı gündür kullandığı ankesörlü telefonun yanına geldi. Çevresini kontrol etti; kamera olup olmadığından emin olduktan sonra numarayı çevirdi.“Selam. Paketler hazır mı? Evet... Sim kartlar da olacak. Parası sorun değil. Yeni notebook ve tabletler istiyorum. Detayları iki gün sonra anlatacağım.”Görüşmeyi bitirip aracına doğru yürüdü.Aynı sıralarda, Elif ve Mehmet Selim’in konuşması devam ediyordu. Elif, Efe hakkındaki bilgilere şaşırmıştı. Profesör, Efe’nin ne kadar kritik biri olduğunu anlatıyordu. Elif, öğleden sonraki seansa hazırlanmak için tüm verileri içeren flaş belleği alıp ofisine doğru yola koyuldu. Efe Yılmazer, hem bir kahraman hem de bir felakete dönüşebilecek kapasiteye sahipti. Elif, ona odaklanmak için yeni hasta kabul etmemesi gerektiğini fark etti.Efe, aracına bindi. Kontağı çevirmeden önce dikiz aynasında “Ural”ı gördü.“Çok tehlikeli işler çeviriyorsun. Bu gidişle seni öyle bir yere kapatacaklar ki bir daha güneş bile göremezsin. Gel şu kodları birlikte yazalım. Adımız tarihe geçecek,” diyordu Ural. Efe, bu sesi bastırmak için iradesini zorluyordu. Kontağı çevirdi ve kliniğe doğru yola çıktı.Klinik binasına vardığında randevusuna 20 dakika vardı. Arabadan indi, bir sigara yaktı. Sigarayla tanışma hikâyesi kafasından geçti: kötü kokan sigara, alkolik babasının tokadı... Şimdi kendisi sigara içiyordu.Elif, ofisindeydi. Günün görüşmesi için hazırlanmıştı. Beyaz gömleği, siyah likralı pantolonu ve uzun sivri topuklularıyla ciddi, profesyonel bir izlenim veriyordu. Kapı çaldı. Gelen Efe’ydi.Elif, masasından kalktı, tokalaştılar. Bu, ilk fiziksel temaslarıydı. Efe heyecanlıydı. Elif not defterini dizine koydu, video kaydını başlattı ve başladı:“Bugün nasılsınız Efe Bey?”“Bugün kendimi daha iyi hissediyorum. Uzun zamandır ilk kez farklı bir güne uyandım.”Elif, tıraşlı ve özenli giyinmiş Efe’yi gözlemliyordu. “Gözle görülür bir fark var. Bu iyi bir başlangıç,” dedi.Seans başladı. Bu kez Elif, Efe hakkında daha fazla bilgiye sahipti.Bu esnada, bambaşka bir hikâye ilerliyordu.Mert, 25 yaşında, sabıkalı bir hırsızdı. Üç aydır kimliğini bilmediği bir müşterisi için elektronik cihaz çalıyordu. Müşterisi ona değerinin iki katı fiyata ödeme yapıyordu.Bu kişi mekanik sesle konuşuyor, Mert hakkında her şeyi biliyor ve talimatlar veriyordu. Mert, şüphe duymuştu ama kazandığı paradan memnundu. Kripto para hesapları açılmıştı. Önce kripto olarak gelen ödeme, daha sonra banka hesaplarına aktarılıyor, oradan da nakde çevriliyordu.Mert’in son işi, sahte kimliklerle GSM hatları alıp yüzlerce telefon ve laptopu bir noktaya bırakmaktı. Çevresindeki işsiz güçsüz gençleri kullanmıştı. Her şey plana uygundu. Müşterisiyle sadece tek yönlü, şartsız bir iletişimi vardı: Önce para, sonra mal teslimi.Ancak bu zincirin ucu, Efe Yılmazer’e kadar uzanacaktı...

Bölüm sonu

1 yorum