İçeriğe geç

İÇERİDEKİ GÖLGELER (Gölgelerin Kavgası) Part 1

Bölüm 25 · 4 dk okuma

İÇERİDEKİ GÖLGELER (Gölgelerin Kavgası) Part 1

Bölüm 25

25. Bölüm Seni Duyuyoruz

Mehmet Selim, gözleri masanın üzerine kilitlenmiş, sesli bir şekilde düşünürken,“Ona duyduğumuzu söylesek? Efe nasıl olsa bu haberleşmeden haberdar değil,” diyerek fikrini ortaya atmıştı. Nihat da,“Aynen. 4Y1 olan hangisiydi? Ural mı? Hah işte, o anlar, herif dahi ne de olsa,” deyince Kaan,“Olmaz. Ural, Efe’nin bilmediği bir yöntemle iletişim kurduğuna göre bu haberleşmeden haberinin olmasını istemiyor demektir. İç dünyasını bilemiyoruz. Efe konuşurken Ural susuyor ama fiziksel belirtilerle iletişim kurabiliyor. Efe bundan haberdar olmamalı. Belki de bunun da önlemini bir şekilde alabilir. Unutmayın, Efe de çok zeki,” deyince, Kaan Elif’e bir fikir vermişti ve Elif ona bakarak:“Peki ya biz de Ural’a mors alfabesiyle ‘seni duyuyoruz’ dersek? Efe’nin bu mors kodunu algılamayacağı bir şekilde,” deyince bu fikir hepsinin aklına yatmıştı. Ancak hangi yöntemle mors alfabesi kullanılacaktı? Işık mı, ses mi, görsel mi? Bunu düşünüyorlardı. Kaan merakla:“Bu kişiye herhangi bir yayın açabilme durumumuz var mı? Mesela müzik yayını?” diye sordu. Mehmet Selim,“Evet. Klasik müzikleri seviyor ve dinlemesine olanak sağlıyoruz,” deyince Kaan’ın aklına bir fikir gelmişti. Bilgisayar başına geçerek:“Hangi müzikleri yayınladınız?” diye sordu. Elif raporlara göz attı ve“Johann Sebastian Bach’tan Air on the G String,” deyince Kaan hemen bu müzik dosyasını indirdi. Nihat’a dönerek,“Bu şarkının notalarını indirip çıktısını alır mısın?” deyip Elif ve Mehmet Selim’e dönerek,“Müzik dosyasının içindeki bazı notaları değiştirip mors koduyla ‘seni duyuyoruz’ diyeceğiz. Efe bunu anlamayacak. Ancak Ural, notaların içindeki bazı bölümlerdeki kodları algılayabilir. Müzik evrensel bir dildir,” dedi. Elif ve Mehmet Selim onun zekasını görüyorlardı. Elif, onun bilgisayar karşısında çalışırken izliyor, içinde oluşan hayranlığını hissediyordu. Mehmet Selim, Elif’in kulağına fısıldayarak:“Çok iyi bir seçim yapmışsın... Hakkınızda iyilikler diliyorum kızım,” diyerek Kaan’dan duyduğu memnuniyeti bildiriyordu.Kaan ve Nihat’ın emekleriyle mors alfabesi kodlarını içeren müzik dosyası hazırlanmıştı. Elif ve profesör, hazırlanan müziği dinliyorlardı. Mors kodunu bilmeyen birinin bu şarkıdaki ses tonları arasındaki değişimi algılaması imkansız görünüyordu. Şimdi onu tecrit odasına yayınlayacaklardı. Profesör:“Çocuklar... Bırakalım kendisi şarkı açmamızı istesin. Zaten birazdan kendisi isteyecektir. Bizim yayınlamamız onda şüphe doğurabilir. Kodları algılamasından ziyade, ona karşı farklı bir tavır içine girmediğimizi düşünmeli.”Kaan, Nihat ve Elif bunun doğru olduğu konusunda hemfikirdi. Profesör kendi odasına geçmek için onlardan ayrıldı. Kaan, Nihat’a dönerek:“Nimet’i ara ve bu gece gelemeyeceğini söyle. Bu gece sen nöbetçisin. Gözlem odasında kalıp Efe’yi gözlemleyeceksin. Eğer iletişim kurarsa not al. Ya mırıldanarak ya da fiziksel işaretle yanıt verecektir,” dedi.Nihat kaşlarını çatarak, “Sen nereye gidiyorsun babacığım? Hem niye ben?” diye tepki gösterdi. Kaan,“Benim bir randevum var oğlum. İdare et işte!” deyince Nihat onu anlamış olarak:“Haaa! Ok babacığım sen merak etme. Sabaha kadar uyku yok yine bize amına koyayım,” deyip gözlem odasına yöneldi.Akşam olmuştu. Elif ve Kaan, yemek için ev yemeklerinin yapıldığı bir tür esnaf lokantası tarzında mütevazı bir lokantaya gelmişlerdi. Birlikte lokantadan içeri girdiklerinde, lokanta sahibi ve aşcı olan 60 yaşlarındaki şişman ve kısa boylu Cahide, Elif ve beraberindeki kişiyi görünce mutfak kısmından geçip Elif’e hitaben:“Oooo! Elif kızım gelmiş. Hoş geldiniz,” diyerek onları içten bir şekilde karşılıyordu. Elif ve Cahide birbirlerine sarılıp öpüştükten sonra Elif, yanındaki uzun boylu yakışıklı adamı Cahide ile tanıştırıyordu:“Cahide abla, bu arkadaşım Kaan... Kaan, bu da yemekleri inanılmaz lezzetli Cahide ablam,” diyerek tanıştırırken Cahide:“Hey maşallah. Boylu poslu. Hoş geldin oğlum,” deyip elini uzatınca Kaan da tebessümlerle karşılık verdi.Cahide, “E oturun buyurun... Elif, bugün fasulyeyi kaynatırken içimden seni geçirdim. Allah’ın hikmeti. Nasibin varmış demek ki. Dedim ‘Elif kızım fasulyeye yetişse bari’ diye,” deyince Elif:“Duydum abla seslendiğini ben de çıkıp geldim,” dediğinde gülüşüyorlardı.Cahide, “Dur o zaman getiriyorum. Kaan, sen de alır mısın kuru fasulye?” deyince Kaan, Elif’i göstererek:“Ne yiyorsa aynısından isterim ablacım,” dedi.Cahide:“Bayılır kuru fasulyeye. Ona fasulye olsun başka yemek istemez. Dur hemen getiriyorum. Pilav ve cacık da olmazsa olmazı,” deyip yemekleri getirmeye gitmişti. Kaan lokantayı gözlemlerken Elif:“Nasıl buldun?” diye sordu. Kaan:“İnan bayıldım. İtiraf edeyim ki daha lüks bir yere gideceğimizi düşünmüştüm,” deyince Elif:“Benim için temizlik, samimiyet, aynı zamanda lezzet önemli. Bir çok lüks yer var ve hijyen hiç yok. Ama burası İstanbul’da en temiz yerlerden biri. Cahide abla da sıcak kanlı, samimi ve candan birisi. Yaptığı işe tüm değerlerini katıyor,” dedi.Kaan:“Kesin yine analizler sonucu burayı keşfettin,” deyince Elif gülümseyerek:“E sen de hiç fena değilsin. Bugün sana hayran kaldım diyebilirim,” dedi. Kaan tebessüm ediyordu. Cahide yemekleri getirmiş, masaya servis ediyordu. Elif:“Abla kuru soğanı unutmuşsun ama,” deyince Cahide biraz çekinerek ve Kaan’ı işaret ederek:“Unutmadım ki... Bilerek getirmedim. Kokar diye,” deyince Kaan kızarmıştı ve gülüyordu. Elif de gülerek karşılık vermişti. Masalarına gelen yemeği afiyetle yemeye başladılar.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.