Korkuyla uyandığımda, gördüğüm kabusun etkisinden çıkmam biraz zaman aldı.Odamın hafif açık perdesinden giren güneş ışığı odayı aydınlatırken, havanın güzelliği ile benim kötü ruh halinin uymadığı çok belliydi.Yatakta gerinip sırtımı yatak başlığına yasladım ve gözüm makyaj masasının üstünde duran 24 beyaz lale de durdu. Bunu bana neden göndermişti? Bu soru yüzlerce kez aklım da dönerken bunu düşünmemeye çalıştım. Duvarda ki beyaz ,yuvarlak saate baktım. Saat 08.04 dü. Odanın kapısı hafifçe tıklatıldı .
"Gel"
Kapı haffçe açıldı ve babam kafasını içeri uzattı.
"Prensesim günaydın"
Babama cevap vermedim hala kabusun etkisindeydim çünkü geçmişimi unutamıyordum.Babam kapıyı tamamen açarak içeri girdi ve sessizce kapıyı kapattı. Yatağımın başına kadar yürüdü ve baş ucuma oturdu. Babama baktım, yüzünde beni burada tek bırakmak istemediği için bir hüzün vardı. bu ülkeye girmek çok zor olmuştu Rusya'ya FBI giremezdi ama Niko Carlos'u ifşa etmek için ben Savcı kılığında girmiştim, Carlos sadece ülkesine değil tüm dünyaya yavaş yavaş hükmediyordu. Diğer ülkelere de müdahle edince mecburen FBI olaya el atmak durumunda kalmıştı. Onu durdurmak içinse ben seçilmiştim. Düşüncelerimden sıyrılıp makyaj masamın üstündeki lalelere bakan babama odaklandım.Babam bana döndü.
"Bizim haklı olduğumuzu biliyorsun Arya"
Derin bir nefes aldım.
"Benimde haklı olduğum konular ve baba, benim bir işim var aynı senin de olduğu gibi"
"Canın işinden önemli değil Arya!Türkiye güvenli ,burası değil, burda ne iş yapıyorsun söylesene? Rusyadayız! Yakalanırsan idam edlirsin, bense kızımı göz göre göre ölümü atacak biri değilim ! BEN seni sokakta bulmadım Arya"
Durdum, haklıydı idam edilirdim ama haksızdı, babam beni sokakta bulmuştu. Sadece 9 yaşındaydım, masum bir çocuktum, çocuk muydum sahi ben? Ben hiç çocuk olabilmiş miydim?
...13 yıl önce...
"Baba ben yapmadım, yapmadım"
Ağlayarak söylediğim sözler dakikalardır yalvarmalarım bir işe yaramıyordu? Ben ağladıkça babam daha sert indiriyordu dolaptan aldığı sert, deri kemeri. Sırtım da ki her yer acıyla yanarken bir yenisi daha iniyordu sırtıma.
"Senin yüzünden abin öldü, senin yüzünden benim karım öldü! Sen bir katilken sana mutlu bir hayat yaşatırım mı sandın! Seni severim mi sandın Arya!" Diye kükredi sırtıma bir tane daha kemer darbesi indirirken.
Adım babamın dudaklarından bir lanet gibi çıkmıştı, sevmiyordu beni, hiç sevmemişti zaten. Dışarıda yağmur yağıyordu, damlaların cama vurma sesi herkese huzur getirirdi bana ise acı. Bu akşamın sonu başından belliydi aslında döver döver ve sokağa atardı beni Babam... Yine öyle oldu, saatlerce dövüp beni karanlık ve ıssız sokağımıza attı. Üstümde hiç bir şey yoktu ,altımda ise incecik bir kumaş pantolon . Sırtım kızarık ve derin yaralarla doluyken bardaktan boşalırcasına yağan yağmur sırtımda ki yaralarımın üstüne değiyor her değişinde tarif edilemez bir acı vücudumu sarıyordu. Evin kenarında ki minik ara sokağa girdiğimde gözümde ki yaşların akmasına engel olmadım. 9 yaşındaydım ben, çocuktum. Gökyüzünde benimle birlikte ağlıyor, sessiz çığlıklarım gökyüzünde çakan şimşekler olarak geri dönüyordu. Çok soğuktu, ellerim ve ayaklarım şimdiden üşümeye başlamış, çıplak sayılacak vücudum ise soğuktan titremeye başlamıştı. Kenarda ki samanların üzerine çöktüm, sırtımı oynatamıyordum ,samanlara yatmak için yavaşça hareket ettim ama sırtımda ki derin acıyla sessizce inledim. Bir elimle acıyla daha çok dolan gözlerimi sildim.
"Sen bir katilsin" diyen babamın sözleri zihnimin içinde yankılandı. Ben katil değildim, değildim.... Sabahın ilk ışıkları yüzüme vururken ,çıplak sayılacak üstüm ve yaralarım ile yavaşça samanların üzerinden doğruldum. Soğuktan üşüteceğime emindim. Altımda ki kumaş pantolon tamamen ıslaktı ,hayat bana yine düzgün davranmamıştı, babam yine beni sevmemiş, annemle abim beni bu hayatta yalnız bırakmıştı. Ben sokaklara ait, katil bir çocuktum, ben babasının bile sevmediği bir çocuktum. Ben Yarım Kalandım...
...Günümüz....
Gözlerimin dolduğunu Fark eden babam yanıma daha çok yaklaştı ve kollarını boynum doladı. Başımı babamın boyun girintisine gömdüm , gerçek ailemin bana veremediği sevgiyi ve huzuru onlar veriyordu, onlar benim ailem olmuşlardı, onlar benim katil olduğumu örtmek istedikçe ben o karanlığa gömüldüm. Ajan olarak bir çok insanı öldürmüştüm ama ilk cinayetim Annem olmuştu.
"Özür dilerim kızım, yanlış söyledim, özür dilerim"
Bir eliyle saçlarımı okşarken diğer eli de sırtımdaydı. Yaralarımı biliyorlardı bazılarının izi duruyordu, bazı izler ise ajan olduğum için olmuştu. Kapıyı tıklatarak içeri annem girdi. Bize baktı, ben kafamı babamdan kaldırmadım ama babam anneme baktı, sonra ise yanımıza geldi. Yatağın diğer tarafına oturdu ve o da sarıldı. Bir süre sonra başımı yavaşça kaldırdım ve ikisine baktım. Yüzlerinde ve gözlerinde hüzün vardı. Yüzüme bir gülümseme yerleştirdim.
"Hadi ama gülün biraz ya sabah sabah modumuzu düşürmeyelim" dedim, onların mutsuz olmasını istemiyordum onlar beni cehennemden kurtarmışlardı. Babamda gülümsedi hep birlikte ayaklandık, onlar mutfağa doğru yürürken ben lavaboya girdim. Aynadaki görüntüme baktım, kendime gülümsedim ve elimi yüzümü yıkayıp havluyla kuruladım ve odama geri döndüm. Telefonumu elime alırken 24 beyaz lalede tekrar takılı kaldı gözlerim. Mutfağa yürürken aklıma dünkü olaylar geldi. Annemle babamlar masaya oturmuşlardı. Annem Rusya da ki son günümüze özel donatmıştı küçük kahvaltı masasını....
Valizimi hazırlarken bir yandan arkada çalan " Depresyon Güzelim"şarkısı çalıyordu.
Sevgilim (sevgilim)
"İyiyim" dedin, hep yordun kendini, kim bilir (kim bilir)
Seni nasıl üzdüler, hiç bahsetmedi, gözlerin (gözlerin)
Çok ağlamış, çaktırmıyor' belli, servetim (servetim)
Canımı yolda buldum, sana verdim, dert değil (dert değil)
Bilmediğin şeyler var, inan hiç dert değil (dert değil)
Ama gözünün önündeydim, beni gör diye bekledim (bekledim)
Hadi gel döndür beni
Bi' gülüşüne bakar hepsi
Ah, deli sevgilim
Ah, benim dеpresyon güzelim....
Dolabımda ki çoğu kıyafetler dolabımda duruyordu çünkü Türkiye de ki evimizde bi dolap dolusu kıyafetim vardı.... Valizimi hazırlama işi bitince yatağıma oturdum . Müzik belki 20. kez başka bir şarkıya geçerken benim tüm duyularım kapanmış gibiydi. Gözüm makyaj masamın üzerinde bulanan 24 beyaz lale ye takılınca bu sefer gülümsedim, herkes çiçek alırdı bana ama bu farklıydı... Çalışma masama oturmuş sandalyemde telefonda haberlere bakarken, beyaz laleler yine aklımı kurcalıyordu, neden 24 tane ? Google'a girip arama çubuğuna 24'ün anlamını arattım.
-seninle olan her dakikayı sevgiyle anıyorum-
Gözlerim şaşkınlıkla açılırken aniden sandalye geriye kaydı ve kendimi anlık bir şekilde yerde buldum. Sert bir çarpma sesi gelirken telefon ise anlamadığım bir şekilde masanın üstündeydi. Telefonu masaya bırakmak yerine kendimi kurtarmadığım için asla pişman değildim. Odanın kapısı açılıp annem içeri baktı beni yerde görünce yüzündeki şaşkınlık ifadesi komikti.
"Yerde ne yapıyorsun kızım?"
Gülerek anneme baktım ayağa kalkarken anneme cevap verdim.
"Sandalye kaydı beni de peşinde Sürükledi"
Annem bu halime gülümsedi.
"Daha dikkatli ol bir yerin acır bu gidişle"
Başımı tamam anlamında salladım annem odadan çıktı. Duvarda ki saate baktım saat 13.00 olmuştu. 1 saat kalmıştı uçağın kalkmasına. Üstümdeki pijamaları çıkardım, katlayıp yatağımın üstüne koydum. Dolaptan aldığım koyu gri eşofman ve lacivert bir sweat giydim . Saçlarımı dağınık topuz yaptım , orta boylarda parlak siyah bavulumu alarak odamdan çıktım. Babamla annemde odalarında son işleri hallediyorlardı. Babam elinde bavullarla odadan çıktı.
"Hadi gidelim 13.30 olmuş saat geç kalacağız hızlı, hadi"
Annemde biraz sonra odadan çıktı. Babam aşağı inmiş arabaya bavulları koyuyordu ,annem ayakkabısını giyiyordu. Son kez odama girdim 24 beyaz laleme bakarak gülümsedim ve yanına gidip her çiçeğine tek tek dokundum. Sonra telefonumu alıp arka cebime koydum ve odadan çıktım, annem kapıda beni bekliyordu. Siyah spor ayakkabılarımı giydim ve evin kapısını çektim. 'Görüşürüz evim' diye geçirdim içimden...
Uçak Rusya'nın üzerinde süzülürken cam kenarında oturuyor Moskova'yı izliyordum. Uçakta ikili koltuklar vardı. Annemle babam önümdeki koltuklarda oturuyorlardı. FBI da ki işim maalesef başka birine devredilecekti, çünkü ben artık Türkiye de olacaktım. Dün akşam aramış ve konuşmuştum, onlara Türkiye'ye dönmek zorunda olduğumu anlatmıştım ne kadar kızsalar da kabul etmiş Türkiye'ye gidişime izin verilmişti.... Yaklaşık olarak. 1 saat 20 dakika sonra uçağın içinde bir anons sesi duyuldu.
"«Говорит ваш капитан, пожалуйста, успокойтесь, наш самолет из-за неисправности падает в сторону моря, сохраняйте спокойствие, не вставайте со своих мест и наденьте воздушные маски под сиденьями»." (Sayın yolcularımız pilotunuz konuşuyor, lütfen sakin olun uçağımız bir arıza sonucu düşmektedir, sakin kalın ve koltuklarınızdan kalkmayın ,ve koltukların altında bulunan hava maskelerini takın. )
Ne! Uçak mı düşüyordu. Annemlere baktım telaşla maskelerini takıyorlardı, derin bir nefes aldım ve camdan dışarı baktım suya düşecektik, Kerç boğazı aşağımızdaydı. Kendi canım umurumda değildi annemin yanımda ki kadına baktım ,maskeyi çıkaramamıştı ,maskesini çıkarıp takmasına yardımcı oldum, uçak aşağı düşerken kırmızı ışıklar yanıyor, çığlıklar ve ağlama sesleri yükseliyordu. Annemin omzuna dokundum, annem bana döndü ,gözleri kızarmıştı bir eliyle sıkıca babamın koluna tutunuyordu.
"Korkmayın ,anne , yaşayacağız sorun yok"
Ama annemin gözlerinde umuda dair hiçbir şey görmedim.
"Seni seviyoruz Arya, seni seviyoruz, bir yanlışımız olduysa affet bizi hakkını helal et"
"Helal olsun annem böyle konuşmayın yaşayacağız "
Babamda bana döndü
"Seni seviyoruz kızım"
Başka bir şey demeden uçak sert bir duvara çarpmış gibi ön kısmı parçalandı. Yavaş yavaş Kerç boğazına batarken içerisi suyla dolmaya başladı , elime gelen en sert eşyayla, Cama vurdum, bir kaç vurmamın ardından cam kırıldı ve içerisi daha çok su almaya başladı. Uçağın arka kısmı yanmaya başlamıştı.. Çığlık sesleri artmaya başlamıştı. Kırdığım camdan dışarı atmadım kendimi yanımda ki kadını tuttum ve kemerini çıkarıp camdan çıkmasına yardım ettim. Daha sonra annemle babama ama onlar camdan çıkamayacak kadar büyüklerdi. Diz boyuma kadar gelen suyla zorla da olsa uçağın kapısın yürüdüm ve kapıya sert bir yumrukla vurdum. Kapı kolunu tutup açmaya çalıştım ama nafile, açılmıyordu, basınç açılmasını önlüyordu. Babam bana seslendi.
"Git Arya, yaşaman lazım"
Babamın yanına gittim ,annemle birlikteydiler. Babam elimi tuttu ,annem sarıldı.
"Yaşa ve işini yap Arya seni koymak için gidiyorduk ama ölüyoruz şimdi git ve seni korumamıza izin ver. "
Çaresizce babama baktım onları bırakmak istemiyorum beni o cehennemden çıkartıp kurtaran bana anne babalık yapan ailemin ölmesini istemiyordum.
"Siz olmadan gitmem, bunu yapamam"
Annem elini yüzüme getirdi, o sırada yüzümün bir tarafının kan ve yara olduğunu anladım, camı kırarken suyun basıncıyla yüzüme patlamıştı ve ben yüzümün halini yeni fark ediyordum.
"Git" dedi annem.
Onlara çaresizce bakarken su omzuma kadar gelmişti. Uçakta hiç çocuk yoktu, bunu yeni fark ediyordum. Babamlar son kez bakarken gözümden bir yaş aktı. Onlara son kez sıkıca sarıldım ve öptüm. Annem son anda elime kendi özel, aile mirası bir kolye bıraktı. Cama yürüdüm ve kendi ince bedenimi camdan çıkarırken kenardaki cam parçaları belime battı. Kimseyi kurtarma şansım yoktu, her şey için çok geçti. FBI da bir çok eğitiminin içinde nefes tutmada vardı. 3 dk. Rekorum buydu, yapabildiğim buydu. Gözlerim yanımda oturan ve çıkardığım kadını aradı yukarı doğru yüzerken dibe doğru batan uçak üstüne düşmüş olmalıydı, ölmüştü. Hızla yaralı bedenimi suyun yüzeyine doğru çıkarmaya çalıştım, yaşamamalıydım ama annem yaşamamı istemişti, babam yaşamamı istemişti , onlar için yaşayacaktım. Nefesim tükenmeye başlarken su benim kanımla kırmızı olmuş mavilerin arasına karışıyordu. Nefesim bittiği zaman gözlerim vücudum dayanmadı ve karanlığa gömüldüğümü hissettim....
Merhaba Sevgili okurlar, yeni bir bölüm ile karşınızdayız. Umarım beğenmişsinizdir, yeni bölümlerimiz her hafta çarşamba günü yayımlanacaktır, 15 tatil sebebi ile aksayabilir. Kitabı 5 arkadaş yazdığımız için tatil aramıza giriyor, bölümü yayımlayamazsak okullar açılınca telafi edeceğiz. Şans dolu günler diler mutlu tatilller dileriz.
5mesaleciler ❤️