İçeriğe geç

HyunLix Moments

Bölüm 3 · 5 dk okuma

HyunLix Moments

Bölüm 3

SBS GAYO 2025

İyi Okumalar 🦋

________________

~felix~

Nefes nefese bir şekilde sahne arkasına geçtiğimizde azıcık da olsa dinlenmek için kendimi koltuğa bıraktım.

Hep en son performans sergileyen biz olduğumuz için birkaç dakika dinlenme süremiz oluyordu. Sonra şovun kapanışını yapmak için tüm gruplarla birlikte sahneye çıkıyorduk.

Üyeler de peşimden gelerek kendilerini koltuğa bıraktığında Changbin hyung mini vantilatörü ağzına sokuyordu resmen.

Sırıtarak ona baktım ve tam ısırılmalık olan kaslarını elimle sıktım. Kas gördüğümde dayanamıyordum. Dokunmazsam bayılırdım.

Hyunjin elindeki peçeteyle alnında ve boynunda biriken teri silerek içeri girdiğinde onun yüzüne baktım. Birisi terlerken nasıl bu kadar seksi gözükebilirdi ya.

Hyunjin'i çok iyi tanıyordum. Sahnede olmak onun için en büyük dopamin kaynağıydı. Sahnedeyken asla üzgün ve yorgun göremezdik onu.

Ama şimdi sanki endişeli gibiydi. Yanaklarını şişirerek ofladığında koltuktan kalkarak yanına gittim. Beni görür görmez ona sormamı beklemeden bana sorunu söylemişti zaten.

H: "Felix! Küpemi kaybettim. Benden pahalı o.."

Gözlerimi sonuna kadar açarak kulağına baktım. Gerçekten küpesinde olan aksesuar yoktu ve fazlasıyla pahalı bir markaydı. Alt dudağımı endişeyle ısırdığımda elini alnına vurdu.

H: "Yüzüklerimizi de hep böyle kaybettim. Sahnedeyken öyle hareket ediyorum ki, üzerimdeki tüm aksesuarlar dökülüyor resmen"

Kıkırdayarak başımı salladım. Yüzüklerimizi o kadar çok kez kaybetmişti ki artık ona kızamıyordum bile.

F: "Sorun değil sahneye çıktığımızda ararız. En son bizim sahnemizdi. Bir yere kaybolacak değil ya"

Böyle söylemem azıcık da olsa onu sakinleştirmişti. Başıyla beni onayladığında elindeki peçete yığınını alarak boynuna doğru akan ter damlacıklarına bastırdım.

C: "Sorun mu var?"

Chan hyung sorun olduğu an sorun halletme perisi olarka dibimizde bitiyordu. Adamın hobisi sorun çözmekti. Günde üç-beş tane sorun çözmezse fenalık geçiriyordu.

F: "Hyung, Hyunjin küpesini kaybetmiş. Bulamazsak grubu satıyoruz küpeyi geri almak için"

Chan hyung cevabıma gülerek elini birbirine vurarak ses çıkarmıştı. Anında tüm üyeler hyunga taraf dönmüştü. Nerede olursak olalım ellerini birbirine vurarak ses çıkardığında otomatik olarak dikkatimiz ona kayıyordu. Bizi kontrol etme konusunda profesyoneldi.

C: "Hyunjin küpesini kaybetmiş sahnede. Çıktığımızda arayalım"

Minho hyung, yorgunluktan kendisini koltuğa bırakan Jisung'un götünü şaplaklamayı bırakarak tek kaşını kaldırmış bir şekilde Hyunjin'e bakmıştı.

M: "Bir gün sahnede kendini kaybetse de kurtulsak"

Herkes Minho hyung'un dediklerine gülerken kaşlarımı çatarak ona baktım. Hemen popo avcılığına geri dönmüştü. Hem Hyunjin nereye kaybolursa olsun ben onu bulurdum ki!

Çalışanlar sahneye çıkmamızın işaretini verdiğinde en önde merdivenlere ilerleyerek sahneye doğru adımladım. Hyunjin'in küpesini bularak moralini yerine getirmek istiyordum.

Üyeleri beklemeden sahneye çıktığımda onların peşimden, ben gittiğim yere geldiklerine emindim. Çünkü beni bu kalabalığın arasında iki dakika yalnız bırakırlarsa kaybolacağımı biliyorlardı.

Han ve Jeongin de yanıma geldiğinde birlikte aramaya başladık. Hem bizim için çığlık atan STAY'leri selamlıyorduk, hem de sahnedeki diğer gruplardan olan arkadaşlarımızı. Ve aynı zamanda durmadan bakışlarımı yere indiriyordum aradığımı bulmak için.

Küpe gri ve parlak taşlarla süslenmişti, zemin ise siyah olduğu için bulmak kolay olur sanmıştım lakin o kadar çok insan vardı ki sahnede ayakkabılardan başka bir şey göremiyordum.

Sahnenin etrafında STAY'leri selamladıktan sonra biraz sahnenin orta kısımlarına doğru yürümeye başladım. Anında gözüme parlak bir şey çarpmıştı.

Jeongin ve Han da o tarafı işaret ettiklerinde koşarak yere çöktüm ve sahne asansörünün arasına sıkışmış küpeyi alarak havaya kaldırdım. Hazine bulmuş gibiydim.

Elimi havada tutarka heyecanlı adımlarla Hyunjin'e doğru koşmaya başladım. Anında gözlerini sonuna kadar açarak gülümsemişti.

Havaya kaldırdığım elimi tutarak sıkmış ve beni kendisine doğru çekmişti. Tek elini belime, diğer elini sırtıma sarıp beni sıkıca göğsüne çektiğinde tüm vücudum titredi ve gülümsemem daha da büyüdü.

Muhtemelen bizi uzaktan izleyen diğer gruplar kafadan gidik olduğumuzu falan sanıyorlardı. Hyunjin'in eli durmadan belimi patpatlarken ben de kolumu onun beline sardım. Tek elimle bize bakan STAY'lere elimdeki küpeyi gösteriyordum heyecanla.

Hyunjin'in uyluklarının baskısını kendi bacağımda hissettiğimde kalbim patlamak üzereydi resmen. Onunla yaptığım her yakın temasta havalara uçasım geliyordu.

Hyunjin genelde temas seven birisi değildi ve ona karşı adımları hep ben atıyordum ama aniden bana bu kadar sıkı sarılması delirtmişti beni.

Biraz daha böyle sıkı sıkı kalırsak ertesi gün adımızı dispatch'de görecektik bu yüzden ondan uzaklaşarak elimdeki küpeyi ona uzattım.

Tam küpeyi alacaktı ki bakışları alt tarafımıza kaymıştı. Tanrım.. delirecektim. Bana o kadar sıkı sarılmıştı ki kemerlerimiz iç içe geçmişti.

Sırıtarak elini alt tarafıma uzattığında diğer üyeler de etrafımıza çember gibi toplanmışlardı. Bizi bu pozisyonda görünce tabii şaşırmış olmalılardı.

Hyunjin eli ile kemerlerimizi ayırmaya çalıştığında ikimiz de aval aval sırıtıyorduk. Sonunda Chan hyung da el attığında çözülmüştük. Şey aslında.. bir süre böyle kalsaydık sorun olmazdı ki..

C: "Hadi hadi"

Chan hyung'un konuşmasıyla olduğumuz yerde durmayı bırakarak sahne etrafında yürüyerek bizim için gelen STAY'leri selamlamaya devam ettik. Muhtemelen onlar da ne olduğunu anlamaya çlışıyorlardı.

Hyunjin arkamda sırıtarak yürüyordu. Onun gülüyor olması benim için her şey demekti.

Aniden bize el sallayan bir STAY parmağıyla Hyunjin ve beni gösterdiğinde neler olduğunu soruyor olduğunu anlamıştık.

Ben hemen Hyunjin'in elindeki küpeyi sonra ise kendimi gösterdim. Küpesi kaybolmuştu ve onun için ben bulmuştum.

Hyunjin aşırı kullandığım mimiklerim yüzünden başını sallayarka gülmüştü. Tek elimi onun omzuna doğru uzattığımda yine bu anı fırsat olarak değerlendirmiş ve alt dudağını ısırarak iki kolunu da belime sararak beni tekrar göğsüne çekmişti.

Yine vücutlarımız birbirine kenetlenecek kadar sıkı sarıldığımızda kalabalıktan kopan çığlıklarla gülümsemem daha da genişledi.

STAY'ler Hyunjin ve beni böyle görmeyi seviyorlardı. Ve onlar bizim için böyle çığlık attığında kalbim heyecanla daha da hopluyordu.

Hyunjin benden uzaklaştığında dudaklarımı büzmemek için kendimi zor tuttum. Ondan uzaklaştığım an üşümüştüm sanki.

Sonunda şov bittiğinde ve sahne arkasına geri döndüğümüzde Hyunjin bizi vlog videosuna alan kameraya yaklaşmıştı konuşmak adına. O, böyle enerjik gelincik olduğunda kolunu ısırmak istiyordum.

H: "Bu küpe var ya bunu kaybetmiştim! Yongbokie benim için buldu!"

Heyecanlı bir şekilde konuştuğunda ben de sırıtmıştım. Kıyafet değiştirme bölümüne doğru yürüdüğümüzde arkamda hissettiğim adımlarıyla kıkırdadım.

Giyinme kabinime girerek perdeyi çektiğimde, ben perdeyi kapatmadan hemen yaramaz bir şekilde içeri sızmıştı.

F: "Sanırım kabinleri karıştırdınız bay Hwang"

H: "Tüh ya bak sen şu işe. Benim kabin sandım burayı"

Flörtöz bir şekilde sırıtarak elini belime sardığında sıcaklığına doğru kayarak göğsüne doğru sokuldum. Yorucu bir günün ardından ona sarılıyor olmak en büyük motivasyonumdu.

Yanağıma dudaklarını bastırdığında titrek bir nefes çektim içime. Sıcacık ve yumuşak dudaklarını sert bir şekilde yanağıma bastırdığında tüm yorgunluğum uçup gitmişti zaten.

H: "Teşekkür ederim bugün de beni kurtardığın için"

Dudaklarını tenimden uzaklaştırmadan konuşmuştu. Her sözcüğünde yanaklarıma çarpan dudakları kalbimi hızlandırıyordu.

Kolunu ve vücudunu benden uzaklaştırarka kabinimden çıktığında öylece sırıtarak donup kalmıştım.

Ardından ise Hyunjin'in benim kabinimden çıktığını gören Seungminin o klasik sesini duymuş ve kıkır kıkır gülmüştüm.

S: "Ewww"

_____________________

Midemde kelebekler kıpır kıpırdı Seungmin'in yüz ifadesini hayal edene kadar ahaahhaah

Sus Seungmin, senin de içten içe HyunLix shiplediğini cümle alem biliyor 🤫

Bölüm sonu

3 yorum