İçeriğe geç

HyunLix Moments

Bölüm 2 · 6 dk okuma

HyunLix Moments

Bölüm 2

SKZ CODE EP97

İyi Okumalar 🦋

_______________

~hyunjin~

İşte yine kameraların önündeydik. Kameraların önünde olmayı seviyorudm. Çünkü STAY'ler bizi görünce mutlu oluyorlardı. Bu yüzden onlar için içerik çekmek bizim için yorucu değil, aksine eğlenceliydi.

Ama benim için tek sıkıcı yanı vardı.. şirketin üzerimizde kurduğu baskı. Kamera önünde olduğum gibi davranamamak beni yoruyordu.

Kayıt başladığında teker teker hücrem kılığına giren üyeler gelmişti. Arkadaşlarımı çok seviyordum. Komik değildik belki ama onlarla yaptığımız her şey bana komik ve eğlenceli geliyordu.

Felix, başında kalpli taçla, mutluluk hücrem olarak geldiğinde yüzümdeki gülücük saniyelik olarak solmuş ama sonra tekrar yüzümde çiçekler açmıştı.

Onu, benim mutluluk hücrem yapmak kimin fikriydi bilmiyordum ama kesinlikle bu bir içerik değil, gerçekti. Felix benim mutluluk hücremdi. Onun yaptığı her şey tatlıydı ve beni mutlu ediyordu.

Bakışlarımı onu daha da küçük gösteren turuncu kıyafetinde ve kıyafetinin üzerine yapıştırılmış stickerlara diktim. İşte onu çekip sıkıca sarmalamak istiyordum ama kameraların önündeydik.

Tüm hücrelerim kendilerini tanıttıklarında sıra ilk oyunumuza gelmişti. Bir sözcüğü duyguyu yansıtarak söyleyeceklerdi ve bana verilen dört şıktan birini seçecektim. Bu şıklar ise o duygunun yarattığı olayı söylüyordu.

Oyuna ilk Felix ile başlama kararı almıştık. İşte bu biraz kötü olmuştu. Oyunu daha tam anlayamadan ilk onunla oynamak algılarımı kapatacaktı.

Onunla aynı takımda olduğumuzda ikimiz de o kadar sersemleşiyorduk ki asla oyun kazanamıyorduk. Aşkımız zekamızdan ağır basıyorsa bu bizim suçumuz değildi..

Felix karşıma geçerek durumu yansıtmak için, o durumun getirdiği duyguyla "yapma" demişti. Gözlerini süzdürerek söylediğinde dikkatim yansıttığı duyguda değil gözlerindeydi.

Cevabı bilmediğimi belli etmemek için tatlı yüz ifadesine odaklanarak güldüm. Anlamadığımı fark etmiş olacak ki tekrar omuzlarını çevirerek, gözünü süzdürerek "yapma" demişti.

H: "Bu çok zor ama"

Felix'in güzelliğine dalıp gittiğimi belli etmeyecek bir şekilde kendimi savundum. Üyeler dahil herkes benden cevap bekliyordu. Bu yüzden bir şık salladım.

J: "Yanlış!"

Jisung arkadan bağırdığında gülmekten başka bir şey yapamadım. Karşımdaki meleği izlemek varken ne yapacaktım ki oyunu kazanıp da.

İkinci soruya geçtiğimizde bu sefer bu oyunu fırsata çevirdim. Felix üzgün ve sessiz tonda "üzgünüm" dediğinde yüz ifadesini anlamamışım gibi birkaç adım ona yaklaştım.

Anında yaptığını tekrarladığında belimi eğerek suratına daha da yaklaştım ve yüzüne yakından baktım. Hemen gözlerini kaçırmıştı benden.

Onunla asla gözgöze gelemiyorduk kameralar karşısında. Birbirimizin gözlerine bakınca ikimiz de panikliyorduk.

Öyle de olmuştu. Felix panikleyerek anlık yüzünü kaçırmış, sonra ise oyunda olduğumuzu hatırlamış olacak ki tekrar bana doğru dönmüştü. Üyelerin bizi sırıtarak izlediklerine emindim.

Onu daha fazla utandırmadan yine aklıma gelen ilk seçimi söyledim. Jisung'un arkadan "yalnış" diye bağırması yine beni şaşırtmamıştı.

Son soruya geldiğimizde bu sefer Felix'in yüzüne ve sorulara dikkatli baktım. Sonunda doğru cevabı bulabilmiştim.

F: "En azından bir puan kazanabildim"

Felix neşeli bir şekilde kazandığı puanla böbürlendiğinde ona daha fazla puan kazandıramadığım için kendime küfürler savurdum.

Bana doğru yaklaştığında ellerimi kaldırdım ve ellerimizi havada çarpıştırarak zafer bile sayılmayacak zaferimizi kutladık.

Minicik elleri, ellerime dokunduğu an parmaklarımı etrafına sarıyordum. Onunla asla "çak bir beşlik" yapamıyordum. Ya onun parmakları benim elimi sarıyordu, ya da benim parmaklarım onun elini. Ne deniliyordu buna.. kas hafızası mı..

Diğer üyeler ile oyuna devam etmiştik. Onlarla oynarken daha çok oyuna odaklandığım için saçma cevaplar vermemiş ve daha çok puan kazanmıştım.

Tabii ki bunda Felix'in sürekli oturduğu sandalyeden "Yapa bilirsin Hyunjin-ah" diye bağırmasının büyük katkısı olmuştu.

Seungmin'in sırası geldiğinde Felix, arkamdaki sandalyeye geçmişti ona şıkları göstermek için. Arkama dönüp onun güzel yüzüne bakmamak için kendimi zor tutuyordum.

Arkama bakmamam gerektiği için dikkatimi o kadar net bir şekilde oyuna vermiştim ki Seungmin'in oyundaki tüm cevap şıklarını doğru bulmuştum. Dörtte dört puanla Seungmin ilk sıradaydı.

F: "Hyunjinimiz çok iyi~"

Felix, oturduğu sandalyede tatlı ses tonuyla konuştuğunda, Kameraya zafer pozunu yapan Seungmin'i izlemeyi bıraktım ve sarışınıma doğru döndüm.

Sanki o puan kazanmış gibi bunu kutlayarak yine ellerimizi birleştirmiştik. Uzaktan çok mu belli oluyorduk bir birimize temas etmek için bahane aradığımız?

Tüm üyelerle ilk oyunu bitirdiğimizde ikinci oyuna geçmiştik. Bir nevi yakar top tarzı bir oyundu. Hücre kılığındaki üyeler bir takım, ben ise yalnızdım.

Bileği tam iyileşmeyen Seungmin ise koçumuz olacaktı. Tabii bu konuda ne kadar adil olurdu bilemezdim.

Tam da düşündüğüm gibi topu ortaya atmak yerine Changbin'e atmıştı. Changbin de topu alır almaz beni vurduğunda ilk canım gitmişti bile.

Sırıtarak topu aldığımda karşımda duran üyelere baktım. Minho, Felix'i kendisine kalkan olarka kullanıyordu. Güzelim ise o tatlı ses tonuyla konuşmaya devam ediyordu.

F: "Sorun değil Hyunjin-ah beni vur! Senin yaşamana izin vereceğim"

Topu kenara bırakıp, gidip ağzını yüzünü öpecektim ama sakin olmam gerekiyordu. Tabii ki topu ona atmayacaktım. Diğer tarafa fırlattığımda top Chan'a temas etmişti.

Chan ağlama numarası yaparak oyundan çıktığında Felix kaptığı topu alarak elinde bana uzatıyordu.

F: "Hyunjin-ah aşkımı kabul et~"

Topu bana doğru uzattığında başımı sallayarak gülümsedim. O kadar kocaman gülüyordum ki yanaklarım acıyordu artık. Bağırarak söyleyemedim "ben senin aşkını yıllar önce kabul ettim zaten" diye. Bu yüzden bakışlarımla ona bunu söylemeye çalıştım.

Topu bana atamayacağı için "bunu yapamayacağım" diyerek topu Minho'ya uzatmıştı. Beklendiği gibi Minho ise topu bana en garip şekilde fırlatmıştı.

Tekrar bana gelen topu hızlıca elime aldım üyelere fırlatmak için. Felix yine kollarını iki yana açarak bıcır bıcır konuşuyordu.

F: "Beni vurabilirsin~"

Tatlığına göz yumarak bu sefer topu Minho'ya fırlattım ve onu vurarka oyundan çıkmasına neden oldum. Changbin topu bana fırlattığında benden bir can daha almayı başarmıştı.

Topu elime aldığımda tüm üyeler Felix'in arkasına saklanmıştı. Felix de kollarını açarak bana bakıyordu. Üyeler de biliyordu Felix'i vuramayacağımı, bu yüzden onu kalkan misali kullanıyorlardı.

F: "Hyunjin-ah mutlu olduğun sürece beni vurabilirsin~"

Sırıtarak çizginin en dibine adımladım ve olabildiğince ona yaklaştım. Yakından topu yavaşça göbüşüne fırlatmıştım canını yakmamak için. Gülümseyerek "sorun değil" diyerek oyundan ayrılmıştı.

Sonunda Changbin ve ben kaldığımızda ikimiz de sert bir şekilde topu birbirimize fırlatıyorduk. Sonunda kazanan o olmuştu.

...

Önceki skz code bölümlerinde kaybeden taraf olduğum için şirketin kafesinde baristalık yapacaktım. Bu yüzden işleri öğrenmek için kafeye indim.

Barista bana kahveyi ve diğer şeyleri yapmayı öğretmişti. En sonunda dondurma yapmayı da öğrendiğimde yaptığım dondurmayı kameraya gösterdim lakin elimden bırakmadım.

Üyelerin yanına çıktığımda Felix'e verecektim. Onun dondurmayı ne kadar çok sevdiğini biliyordum. Ve açıkçası benim yaptığım dondurmayı yemesini istiyordum.

Üyelerin yanına çıktığımda, Felix'in yanındaki sandalyeye oturdum ve elimdeki dondurmayı ona uzattım.

H: "Dondurma yaptım!"

Üyeler sanki çok büyük bir başarı elde etmişim gibi beni övdüğünde Felix de dondurmayı küçücük diliyle yalıyordu. Onun sevdiği şeyleri yemesini istiyordum.

Sonunda görevimi yapmak için kafeye geri inmiştim. Kulağımdaki kulaklıkla, üyeler bana ne yapmam gerektiğini söyleyeceklerdi. Onlara pek de güvenmiyordum. Şimdiden kulaklıkta herkes bağırıyordu.. tam bir felaketti.

Biricik üyelerimin kaos dolu seslerini dinlerken şirketin koridorunda yürüyordum kafeye geçmek için.

F: "Hyunjin-ah bugün de güzel bir gün geçir~"

Onca kaosun arasında meleğimin sesini duyduğumda kalbim titremişti resmen. Adımlarımı durdurarak öylece kameraya sırıttım.

H: "Ah Tanrım.. Yongbokie niye bu kadar tatlı"

Kendi kendime sitem ettiğimde onun benim sesimi duyduğunu ve gülümsediğini biliyordum. Neyse ki Felix bana tatlılığıyla enerji vermişti.

Üyeler dakikalarca bana o kadar utanç verici şeyler yaptırmışlardı ki.. normalde asla böyle dışa dönük biris değildim ve benimle uğraşmak için bana asla söylemeyeceğim şeyleri söyletiyorlardı.

Utançtan duvarı yumruklamak üzereydim. Üyeler resmen sırayla bana eziyet ediyorlardı. Aniden telefonun arkasında günışığımın sesini duyduğumda dudaklarım kulaklarıma varacak kadar gülümsedim.

F: "Hyunjin-ah"

H: "Ah şimdi sıra Yongbokie'de mi?"

Heyecanlanmıştım onun sesini duyduğumda sonunda duygu yönetimim onun eline geçmişti. O, tatlı ses tonuyla bana her şeyi yaptırabilirdi açıkçası.

F: "Hyunjin-ah şimdi herkesle nazik ve parlak ses tonuyla konuşacaksın tamam mı?"

H: "Tamam~"

Konu Felix olunca ses tonum anında değişmiş ve yumuşamıştı. Şu küçük sarı kafa bana ve kalbime neler yapıyordu böyle..?

____________________

İşte Hyunjin'in iç duygularını yansıtan bir bölüm. Abartısız böyle düşündüğüne eminim 🤭🤭

Umarım beğenmişsinizdir ve umarım saçmalamamışımdır.

Yazmamı istediğiniz HyunLix anını bir cümle ile anlatın ben hangi moment olduğunu hemen anlarım zaten. Sırayla hepsini yazmaya çalışacağım.

Neden mi? Çünkü ben bölümatik makinesiyim. Tşkrlr

Bölüm sonu

5 yorum