Şehnaz hanımın gözlerinde az öncekinin aksine korku olurken silahı indirmiş ve bir adım daha atıp Şehnaz hanıma yaklaşmıştım
"Sakın beni sınamayın Şehnaz hanım!"
Korumalar bana doğru gelmesiyle elimdeki silahı alırken kollarımdan tutmasıyla yere diz çöktürmüşlerdi, tabi onları da anlıyordum sonuçta arkadaşları az önce bir hiç uğruna gitmişti!
"Ne o böylemi güç savaşı göstereceksin?"
"Anne saçmalıyorsun bırak İzem'i!"
Yade önüme geçmesiyle Mirşad'a bakarken Mirşad gözlerime minnetle bakıyordu!
"Çekil sen!" Şehnaz hanım elinin tersiyle Yade'yi ittirmesiyle görüş açısına tekrardan girmiştim
"Ben güç gösterişi yapmam, yalnızca had bilmeyenlere bildiririm!"
"Öylemi? yazık, çünkü hiç öyle birine benzemiyorsunuz!"
"Hadsiz!"
"Ben hadsiz isem siz de canisiniz!"
"Bunu diyen sen misin?"
"Unuttuğunuzu hatırlatmak bana düştü maalesef!"
"Gözünü kırpmadan adam vuran sensin gelin hanım!"
"Doğru o tetikçiye asıl emir vereni vurmak lazımdı!"
Şehnaz hanım elinin kaldırmasıyla indirmesi bir olurken aldığım darbeyle dudağımda yanma hissetmiştim gözlerimi aralamamla karşımda duran kadına bakmam bir olurken yüzüğündeki kan kendisini esirgemiyordu.
"Götürün!" Şehnaz hanım bir kaç saniye durmasıyla emir yağdırırken az önce Şehnaz hanıma yaranmak için diz çöktürüp kendilerinin yüceliğini gözler önüne sermeye çalışan adamlar şimdi Şehnaz hanımın emriyle ayağa kaldırmışlar ve merdivenlere yönelmiştik ama benim adım İzem ise bu olanların hesabını soracaktım hem Şehnaz hanımdan hem de bu adamlardan!
Merdivenleri çıkmamızla odaya gelirken adamlardan biri kapıyı açmıştı ama içeriye bakamazken başını hızla eğmiş bakışlarını bana çevirmişti
"Odasına bakamadığın ağanın karısına nasıl bakmayı cesaret edebiliyorsun?"
"Hanım ağamız varken senin borun ötmez gelin hanım!"
Korumanın gözlerindeki ifade midemi bulandırmaya yeterken geri çekilmemle hızla kafa vurmuştum "Aaa!" koruma acıyla geri çekilmesiyle burnunu tutarken diğer koruma beni bırakıp arkadaşının yanına gitmekle gitmemek arasında kalmıştı ama Şehnaz hanımın korkusuyla arkadaşına bile gidemezken duyulan ayak sesleriyle girdiğim odadan çıkıp merdivenlere bakmıştım, Şehnaz hanım yavaş adımlarla yanıma gelirken arkamdaki esere şaşkınlıkla bakıyordu
"Niye şaşırdığınızı anlamıyorum Şehnaz hanım, halbuki az önce avluda yatan adamda benim eserimdi!"
"Şaşırmıyorum sadece nasıl bir yalancı olduğuna bakıyorum, etrafa masum gibi gözüken ama silaha, şiddete hiç yabancı olmayan bir gelin var elimizde!"
"Hı!" ani nefes vermemle yılımsarken bakışlarımı azda olsa gök yüzüne çevirmiştim
"Beni bu hale siz getirdiniz Şehnaz hanım, kendi ellerinizle, dilinizle!"
"Merak ediyorum' da nasıl bu kadar meğillisin?"
"Anlamadım?" sorumla kaşlarım çatılırken burnu kanayan adama bakmıştım ama o bana bakamazken gözlerini sıkı sıkıya kapatmış burnunu tutuyordu!
"Diyorum ki eline aldığın ilk silah değil, ilk kan akıtman' da değil!"
"Hatırlatırım başı çeken kişi oğlunuz!"
Şehnaz hanım alayla gülümserken dudağını memnuniyetle aşağıya doğru büzmüş kaşlarını havalandırmıştı
"Acaba başı çeken sen olmayasın?"
"Ne?" Belli belirsiz konuşurken bu sefer bana karşı adım atan Şehnaz hanım olurken gözleri gözlerimden bir an bile ayrılmamıştı
"Belki de babanı da sen öldürdün sonrada oğlumun üstüne attın ne belli senin gibi potansiyeli olan kişi babasına da anasına da kıyar!"
"Ne diyorsun sen?" bağırmamla koruma kolumu daha sıkı tutarken burnu kanayan adamda kendi canını bırakmış beni Şehnaz hanıma yanaştırmamaya çalışıyordu
"Ne saçmalıyorsun?" resmen beynimden vurulmuşa dönerken Şehnaz hanım nasıl böyle iğrenç bir şeyi imada bulunabiliyor, söyleyebiliyordu anlamıyordum!
"Sen kim oluyorsun da böyle konuşabiliyorsun?"
"Haddini bil gelin benim kim olduğumu soracak son kişi bile sen değilsin?"
"Ben biliyorum ama bilmeyen sizsiniz!"
gözümden akan yaşa rağmen gözümü bir an bile kerpmeden bakıyordum ama Şehnaz hanım da utanma namına bir şey olmazken sanki dediklerinde gurur duyuyordu
"Ben asla yapmam öyle bir şey!" Şehnaz hanım arkasını dönmesiyle giderken korumalar beni odaya doğru götürmeye çalışıyordu
"Duyuyor musunuz?, ben yapmam!, ben kıymam babama!" avazım çıktığı kadar inkar etsem de kimse beni dinlemiyordu, korumalar odaya sokmasıyla ittirirlerken hızla kapıyı kapatmışlardı!
"Şehnaz hanım!" kapı' ya koşmamla kulpunu ne kadar zorlasam da açılmazken kilitleme sesleri duyuluyordu
"Aç kapıyı!, hayır, Aç!" Ne kadar bağırsam da hiç bir şey düzelmezken kendimi açıklamaya, inandırmaya çalışıyordum neden yaptığımı bile bilmezken yüreğimdeki ateşin esiri oluyordum.
Pencereye doğru koşmamla pencereyi açmış ve bir kez daha bağırdım
"Ne yaparsan yap umurumda değil ama sakın bunu yapmayın!"
"İstediğin kadar konuş!" Şehnaz hanım merdivenleri inerek konuşurken bir kez daha konuşmuştum
"Yemin olsun bunu size soracağım!"
"Sen beni tehdit' mi ediyorsun?"
Şehnaz hanım avluda bana bakmasıyla bağırırken diğer adamlar yerdeki ölüyü sürüyerek götürüyorlardı, kan her tarafa bulaşırken hiç düşünmeden Şehnaz hanım' a cevabını vermiştim!
"Evet!"
"Şehnaz hanım!" Bağrışların kopmasıyla bakışlarım avlu kapısına kayarken içeriye eli silahlı adamlar girmişti, ne olduğunu yada kimler olduğunu bilmiyordum ama adamlar Mirşad' a koşmasıyla bizim adamlar vermemek için karşı tarafın adamlarına silah çekmişlerdi, gelen kişiler her kimse Mirşad için geldikleri her halinden belli olurken kim haber verdiği hakkında bir bilgim yoktu!
Gelen kişilerin başlarındaki yaşlı adamı görmemle gördüğüm yüz yabancı olmazken bir yerden tanıyordum sanki!
"Siz kimin infaz kararını veriyorsunuz Şehnaz hanım!"
"Kızımı iffetsiz yapan it oğlunun!"
Gelen kişi Mirşad'ın babası olurken Kaner'in söylediği adamın ismi çınlamıştı kulaklarımda 'Abdulkadir'
Abdulkadir yıllardır görmediği oğlu için gelirken Şehnaz hanım ve Haşir ağa kendi öz kızlarına ceza kesiyorlardı!
"Oğlumu bırak Şehnaz hanım!"
"Al alabiliyorsan?" Şehnaz hanım alayla konuşurken her iki tarafın adamları sürgüleri çekmiş tetikte bekliyorlardı
"Tutun!"
"Sakın!" Şehnaz hanım anlamasıyla bağırırken Abdulkadir hızlı davranmasıyla adamlarına emretmiş Yadeyi kendi taraftarına almışlardı ve bu sefer başına silah dayanan Yadeydi!
"Bırak kızımı!"
"Yade!" Ne kadar bağırsam da elimden hiç bir şey gelmezken tıkılı kalmıştım dört duvar arasında!
"Al alabiliyorsan Şehnaz hanım!"
Abdulkadir Şehnaz hanıma karşılık alayla konuşurken her iki tarafın da ellerinde düşmanlarının canları vardı ve herkes biliyordu ki birine zarar gelirse diğerinin yok oluşuydu!
"Yaşatmam Abdulkadir, senide oğlunu da!"
"Kızın yaşar mı sanıyorsun Şehnaz hanım!"
"Beni bırak kızını al Şehnaz hanım!"
Mirşad belli belirsiz başını bile zor ayakta tutarken hala Yade için uğraşıyordu!
"Şunu unutma Şehnaz hanım ortadaki iffetsizlik sadece benim oğluma sebep olmaz!"
Abdulkadir geri adım atmasıyla Yadeyle birlikte konaktan çıkmışlardı ve Şehnaz hanımın elinden bir şey gelmezken öfkeden gözü dönmüştü!
"Abdulkadir!" Şehnaz hanım konağı inletirken adamlar ne yapacaklarını bilemez bir şekilde Şehnaz hanım dan bir emir bekleseler de Şehnaz hanım öfkeyle yanındaki adamın silahını almasıyla konağın kapısına rastgele ateş açmıştı, gözlerimin gördüklerine inanamazken ister istemez geriye adım atmıştım, Şehnaz hanım tanımadığım bir kişiliğe dönerken hiç sağlıklı durmuyordu!
Adamlar Mirşad'a destek olmasıyla ayağa kaldırırlarken sürüyerek götürüyorlardı ama nereye olduğunu bilmezken Şehnaz hanım elindeki silahı yere atmış ve avazı çıktığı kadar bağırmıştı!
"Aaaaa!"
"Hanım ağam!"
"Ne var?" Adamın bağırmasıyla tekrardan cama yaklaşmamla dışarıya bakarken az önce kurşunlanan kapının arkasından koruma koşarak geliyordu!
"Saldırıya uğramışlar!"
"Kim?"
"Az önce haber geldi Haşir beyden!"
"Haşir'mi?" Şehnaz hanımın her bir cümlesi düğümlenirken ikisi de cümlenin devamını getirmeye korkuyordu!
"Şehnaz hanım Fırat bey!"
"Ne olmuş Fırat'ıma?" haber getiren adam başını eğmesiyle tek kelime dahi etmezken yüreğime sanki bir taş oturmuştu
"Ne olmuş?!" Şehnaz hanım bir kez daha bağırmasıyla adama gitmiş ve yakasından ittirmesiyle adam bir kaç adım geriye atmıştı!
"Vurulmuş hanım ağam!" Az önce bağrışların, silahların patladığı konakta sessizlik hakim olurken aklıma dün Kaner'in odaya gelip gittiği gelmiş ve bakışlarım istemsizce yere kaymıştı
"Kaner!" dudaklarımdan Kaner'in ismi çıkarken bir kez daha dışarıya bakmıştım, Şehnaz Hanım'ın ayak bağları çözülmesiyle yere çökerken adamlar hızla koşarak yetişmişlerdi
"Oğlummm!" Şehnaz hanım neye yanacağına bilemezken kızı düşmanları
tarafından alı konmuş, oğlu... cümlenin devamını bile getiremezken Şehnaz hanımın yakarışları konağı inletiyordu
"Kim yaptı oğluma bunu?"
"Bilmiyorum hanım ağam"
"Bulacaksınız!" koruma başını aşağı yukarı sallamasıyla ellerini önünde birleştirirken susmuştu ve eminim söyleyeceği sadece bundan ibaret değildi!
"İlçe hastaneye geliyorlar şuan!"
"Yürü ne duruyorsunuz o zaman?" Şehnaz hanım bağırmasıyla bütün adamlar harekete geçtiklerinde bazıları koşarak çıkarken Şehnaz hanım' da hızla toplanmıştı
"Şehnaz hanım bir şey daha var!" Şehnaz hanım cevap vermezken az öncekinin aksine bu sefer korkuyla bekliyordu adamın diyeceklerini
"Kaner ağa'da yaralı!"
"Ne?" Dudaklarımdan kaçan ufacık cümle kalbimin sıkılmasına neden oluyordu, ama böyle hissetmemem lazımdı heleki beni kandıran, başkasına aşık olan kocam için asla ama korkuyordum onun için, ona birşey olacak düşüncesi delirtiyordu!
"Yürüyün!" Boğazıma oturan koca bir yumrukla kalırken Şehnaz hanım arkasına bile bakmadan gidiyordu!
"Şehnaz hanım!" Bağırmamla camın demirliklerine vursam da kimse bana bakmazken avludaki herkes koşarak konaktan çıkıyorlardı!
Camın önünden çekilmemle kapıya koşmuş ve hızla vurup bir kez daha avazım çıktığı kadar bağırmıştım
"Kapıyı açın!, duymuyor musunuz beni?, Şehnaz hanım!, açın kapıyı!" elimi peşi sıra kapıya vurmam bir şey değiştirmezken bir kaç kezde tekmelemiştim ama ne içimdeki ateşi dindiriyor nede dört duvar arasından kurtulabiliyordum!
"Kaner nasıl?" yalvarırcasına soru sorsam da sanki herkes bana karşı lal olmuştu!, ne görüyorlar nede duyuyorlardı sadece esir etmeyi bilirlerken herkes yavaşça defolup gidiyordu!
Diğer pencereye ilerlememle açmaya yeltenirken pencere açılmak yerine kapı gibi dimdik dururken hiçbir engeli geçemiyordum, sersem bir şekilde odanın ortasına gidip etrafa bakınmamla masanın üzerindeki Kaner'in eşyaları gözüme ilişirken hızla cama bakmıştım, bir kaç adım atıp ilerlememle masa üzerindeki bibloyu almış ve hızla önümde duvar olan kapalı cama doğru fırlatmıştım, cam tuzla buz olmasıyla biblo ve cam aşağı boylarken bir kez daha cama doğru gitmiştim ve işte olmuştu artık özgürlük elimde olurken camdan aşağıya bakmıştım, mesafe biraz vardı ama yapacaktım, yapmak zorundaydım!, ayağımı atmamla pencere eşiğine çıkmış ve oturmuştum, diğer ayağımı da çekmemle ayaklarımı sarkıtırken aşağıya bakmamayı tercih ediyordum çünkü olurda vaz geçmemden korkuyordum!
Yerde cam parçaları parlarken gözlerimi kapatmış ve derinde olsa nefes alıp kendimi boşluğa bırakmıştım, saçlarım havalanmasıyla yüzüme çarpan rüzgar gözlerimi aralamama neden olurken refleksle ellerimle kendimi korumuştum, düşmemle canımın yanması bir olurken dudaklarımdan inilti kopmuştu!
"Hı!" düştüğüm yerden kolumun üzerine dönmemle canımın acısı daha fazla artarken elimi dayamış ve zorda olsa doğrulmuştum!
"Allah kahretsin!" avuçlarımın içindeki kesik ve kolumdan akan kan gözler önüne serilirken yerden doğrulmuş ve duvardan destek alarak ayağa kalkmıştım, avlu da ölen adamın ve Mirşad'ın kanları olurken artık benimde kanım yer edinmişti suskun Mardin taşlarına!
Konağın kapısına çıkmamla kapıdaki adamlar şaşkın gözlerle bana bakıyorlardı
"Gelin hanım -" elimi kaldırmamla adam susarken derin bir nefes vererek gözlerimi acıyla kapattım
"Beni hastaneye götür!"
"Ama!"
"Sana rica minnet etmedim götür dedim!" Koruma diğer adama bakmasıyla başıyla işaret ederken adam koşarak gitmişti!, beni bu hale getiren onlardı ve şimdi nasıl insanlıktan çıktığımı izliyorlardı!
Araç gelmesiyle vakit kaybetmeden arka tarafa binmiş ve yola çıkmıştık, dışarısı hafif bozuk olsa da asla yağmur yağmıyor ve kasvet dağılmıyordu ama çok güzel bir hava olurken esen rüzgar ruhu dinlendiriyordu, gerçekten buna ihtiyacım vardı çünkü yaşadıklarım artık beni aşıyordu!
-
Hastaneye gelmemizle araçtan inmiş ve hızla girmiştim içeriye, hiç tanımadığım insanlar bana bakarken benim gözüm kimseyi görmüyordu çünkü gözümde' de gönlümde' de sevmekten bir türlü vaz geçemediğim adam vardı, o sevmiyordu hatta deli gibi ölen sevdiğine aşıktı ama kader bize başka planlar yaparken lanet olsun ben tutulmuştum ona, o kim mi?, cevabını bile benim zor verdiğim kocama, celladıma aşıktım!
Yapabilsem koşa koşa gider boynuna sarılırdım ama bunu müsaadem yoktu belki de hakkım olmadığından yapamıyordum bilmiyorum ama o bana yasaktı!
Ben ona aşıktım ama o bana yasaktı!,
Ona aşık olmamam lazımdı!,
O ölüm saçıyordu!,
O Mezara aşık adamdı!,
Ama aşık olmuştum hem de sırılsıklam, ölümün sevdalısı adama kalbimi emanet etmiştim öldürsün diye ve oda kendine yakışanı yapmıştı daha doğrusu öğrendiğini, ÖLDÜRMÜŞTÜ!
Çünkü o Mardin ağasıydı, törenin hakim olduğu şehir hayata' da hakimiyetini kurmuştu!
Ve her o ile başlayan cümlelerim yasaklı adama çıkıyordu!
"Kaner Kamiroğulları nerede?"
Hasta danışmanına gelmemle vakit kaybetmeden soru sormuştum, kadın endişeli gözlerle bana bakarken cevap bile vermemişti
"Yaralısınız!"
"Kaner Kamiroğulları nerede?"
Kadın zorda olsa bakışlarını çekmiş bilgisayara bakmasıyla "304 numaralı oda, koridor sonunda!" Demişti, işte istediğim cevap bu kadardı ama bu cevabı bile bana çok görürlerken hiçbir istediğimi kolay yapamıyordum tam aksine zoraki yapıyordum!
Ayaklarımı sürüyerek köşeyi döndüğümde koridor sonunda göz yaşlarla yıkılan aileyi görmem kaçınılmaz olmuştu, ama onlar sadece ettiklerini buluyorlardı, bende hastane koridorunda göz yaşı dökmüştüm, feryat etmiştim ama benim canım morg'da kalmıştı ama Şehnaz hanım şanslıydı onun canı gitmemişti!, zordu benim için aralarına gitmek ama zorundaydım çünkü diğer bir camında o odadaydı!
Koridorda ilerlememle tek tük insanların dikkatini çeksem de umursamazken ileride yıkılan aileye bakıyordum, Haşir bey oturduğu sandalyede boş duvarı izlerken Şehnaz hanım elleri titreyerek oğluna camdan bakıyordu!
"Gelin hanım!" Adamların biri seslenmesiyle diğerlerinin bakışları bana kayarken Şehnaz hanım büyüyen gözlerle bakıyordu!
"Ne işin var?" Şehnaz hanım hiçbir zaman beni kayleye almazken her zaman kendi soruları öncelikliydi!, dudaklarımı birbirine bastırmış ve tek kaşımı kaldırarak yavaşça başımı iki yana sallamıştım!
Anlamıyordum bana olan öfkesi niyeydi?, ben ne yapmıştım da bana beslediği sevgi yerine kindi!, başımı hafif yan çevirmemle camdan yatan Kaner'i görmüştüm, Kaner boylu boyunca yatarken her şeyden herkesten masumdu ve orada bir başına kalmıştı!
"Sana diyorum?" Şehnaz hanım kolumdan çekmesiyle Şehnaz hanım' a bakarken arkasında oturan Haşir beye bakmıştım ama bana hesap sormak bir yana resmen yaşayan ölüydü ama Kaner ve Fırat'ı da kendi elleriyle öldürmemiş miydi?, peki şimdi neyin pişmanlığındaydı?
"Size hesap vermiycem!"
"Hadsiz!" Şehnaz hanım her zamanki gibi tokat atmaya yeltenmesiyle hızla Kaner'in odasına girmiş ve kapıyı kapatmıştım!
"Aç kapıyı!" Şehnaz hanım ile bu kez yer değiştirirken yine dört duvar arasında olsam da kapıyı açmam için yalvaran Şehnaz hanım dı, kapıyı kilitlememle çekilirken cama doğru gitmiş ve dışarıya bakmıştım
"Aç dedim sana!" Şehnaz hanım kapıya son kez vurmasıyla cama yeltenirken bağırıyordu hatta hastaneyi inletiyordu!
Perdeleri kapatmamla artık Şehnaz hanımın korkunç yüzünü görmezken, sırtımı duvara yaslamamla gözlerimi kapatmış ve derin bir nefes vermiştim, ben kolay olacak demiyordum ama bu kadar zorluğa da baş kaldıramıyordum, annemin güçsüz kızıydım ben, babamın prensesiydim ama artık prenses masaldan çoktan uyanmış ve ufacık kalbi camdan değildi!
Kaner'e yaklaşmamla yüzüne bakmıştım yüzü çizik içinde kalırken öten aletler beynimi durduruyordu sanki, bakışlarım bir an bile Kaner'den ayrılmazken sandalyeyi çekmemle oturmuştum baş ucuna!, kontrolüm dışında birbirine bağladığım ellerim çözülürken Kaner'in saçlarına gitmişti elim, saçları yumuşacık olurken kaşları hala çatıktı belli ki canı yanıyordu ama asıl yanan kalbi olurken canının yankısı sadece bir ateş parçasıydı ama kalbi kor' du!
"Hadi aç gözünü!" Kısık ve belli belirsiz konuşsam da yavaşça Kaner'in kulağına eğilmiş ve fısıldamıştım "Sana ihtiyacım var!" Ama beni duymuyordu, en çaresiz zamanda sürekli konuşup başının etini yediğim halde beni dinleyen adam şimdi duymuyordu!
"Sana geldim, evet kırgınım ama ayaklarım beni buraya sürükledi!" Her nefesim Kaner'in yüzüne çarparken diğer elimle Kaner'in elini sıkıcana tutmuştum, belki de kendisine saygısı olan buraya gelmezdi ama kalbimdeki sevgi daha ağır basmıştı!
"Tabib sen elleme benim yaramı...
Beni bu dertlere salanı getir..."
"Ben hasta olunca annem hep bana bu türküyü söylerdi!" Kaner'in cümlesi kulaklarımda çınlamasıya gözümden bir damla yaş düşerken elimin tersiyle silmiş ve zorda olsa yüzüme gülümseme kondurmuştum
"Kabul etmem bir gün eksik olursa...
Benden bu ömrümü çalanı getir...
Git ara bul getir, saçlarını yol getir..."
"Aç kapıyı!" Şehnaz hanım asla vaz geçmezken her vuruşu bir öncekinden daha sert ve daha gür oluyordu!
"Benden bu ömrümü çalanı getir...
Git ara bul getir, saçlarını yol getir...
Bir kor gövünür özümden...
Name name nilir sazımdan..."
"İzem!" İsmimi duymamla Kaner'e bakmam bir olurken dinlendiğim gözlerde yer edinmişti gözlerim!
"Günaydın!"
"Yapma!" Tebessümle söylediğim cümle Kaner'in cümlesiyle solmuştu, kaşlarımın çatılmasıyla Kaner gözlerini kapatmış ve acıyla kırıştırmıştı yüzünü
"Ne yapmayım!"
"Annem olma, çalışma!"
"Sen demiştin unuttun mu?" Kaner yutkunmasıyla başını yavaşça aşağı yukarı sallamış ve bir kez daha konuşmuştu!
"Unutmadım-!"
"O zaman!" Can havliyle Kaner'in sözünü kessem de yine cevap beklediğim kişi Kaner'di!
"Sonunun' da annem gibi olmasından korkuyorum!" Boğazıma oturan koca yumrukla susa kalırken sanki odayı koca bir kasvet çökmüştü
"Annem -"
"Tamam sus artık!" Başımı çevirmemle göz yaşlarımı saklamaya çalışsam da yüzümde hissettiğim elle tekrardan bakmak zorunda kalmıştım
"Sana bir şey olmasın İzem!"
"Maalesef olacakların önüne geçilmiyor Kaner!"
"Görüyorum!" Kaner kısık da olsa konuşurken dudaklarımdaki bakışları yavaşça kaymış ve üstüme, geldiğim hale bakıyordu!
"Ve işte bu yüzden diyorum, tıpkı yıllar önce annemi koruyamadığım gibi senide koruyamıyorum!"
"Sen o zaman daha çocuk dun!"
"Var mı bir önemi?"
"Var!, sen yıllar önce olan bir şey için kendini ve beni cezalandıramazsın!"
"Senin bu halde olman kimin suçu İzem?" Hiçbir cevap veremezken Kaner yüzündeki mahçubiyetle birlikte gülümsemişti
"Bende öyle düşünmüştüm!" Kaner ne kadar doğrulmaya çalışsa da zorlandığı her halinden belliydi ama ona yardım etmeyecektim, ez azından şimdi çünkü ona her uzattığım eli geri çeviriyordu!, Kaner doğrulmasıyla sırtını yaslamış ve derin bir nefes almıştı ne yapmaya çalıştığı hakkında en ufak bir fikrim dahi olmazken merakla bekliyordum, asi ve dik başlılığın sonucunda her zaman yara alan kendisi olurken kendisine uzanan yardım elini geri çevirmekten geri durmuyordu!
"Ne yapıyorsun?" Kaner kolundaki serumu çekip atmasıyla endişeyle konuşurken bu sefer beni dinlemeyen Kaner'di!, Kaner ayaklanmasıyla hızla oturduğum sandalyeden kalkmış engel olmaya çalışıyordum
"Delirdin mi sen?, nereye gideceksin bu halde?"
"Fırat'a!"
"Kaner!" Ne kadar engel olmaya çalışsam da asla olamazken Kaner duvardan destek alarak kapıya doğru gidiyordu!, şeytan diyordu otur kendisi defolup gitsin ama olmuyordu!, hızla arkamı dönmemle Kaner'den önce kapıya gitmiş ve olurda vaz geçerse diye sırtımı duvara yaslayıp beklemiştim ama gözlerdeki ifade asla pes etmiyordu!
Kaner kapı kulpunu tutmasıyla bir kere daha anlamıştım ki Kaner'in tavrını artık kabullenmem gerekiyordu sonucu ne olursa olsun, ne halde olursa olsun geri durmayacaktı derin nefes verip kapının kilidini açmamla başımı duvara yaslamıştım
"Teşekkür ederim!" Kaner kendisi için daha fazla zorluk çıkarmadığım için minnetini belli ederken kapı aralanmasıyla Kaner'in karşısında Şehnaz hanım vardı, kimsenin diyeceği kelime umurumda olmazken sadece bakış açımda Kaner vardı ve sonuç her zaman olduğu gibi olmuştu Kaner yavaşça geçip gitmişti yanımdan!
KANER KAMİROĞULLARI
İzem'i arkamda bırakarak gitmem en çokta bana koymuştu ama yapmam lazımdı çünkü olurda annemin kaderi ona da musallat olursa bu sefer önceki gibi dik duramaz ve üstesinden gelemezdim!, kimse bilmiyor ama korkuyordum ona da sahip çıkamamaktan korkuyordum daha bugün bile yanıma üstü başı kan içinde gelmişti hem de benim yanıma!, kalbimde ona karşı oluşan hisler beynimi sulandırmaya yeterken yüreğimdeki ihanet korkusu delirmeme sebep oluyordu, beni hayata döndüren İzem'di, annemin türküsüydü ama hayatta kalma nedenim ise alacağım intikamlarımdı!
Herkesten çok kendimden nefret ediyordum, kendime sövüyordum ama elimden' de bir şey gelmezken her şeye sebep olan adama baktım!, yüzündeki ifade üzüntüydü ama çok geç kalmıştı, bütün evlatlarını darrma duman etmiş ve şimdi eserini izliyordu!
"Fırat nerde?"
"Oğlum-" Annemin cümlesi hastane koridorunda yankılanmasıyla hızla elimi kaldırarak susturmuştum çünkü asıl benim cevap beklediğim kişi annem değildi!
"Nerde?" Bir kez daha bağırmamla babam ayağa kalkmıştı ama bakışları her zaman yerde olurken başını kaldıramıyordu bile!
"A-Ameliyathane' de!"
"Peki İrem?" Babamın yerine ben, annem, dahası korumalar ağlarken babamda en ufak birşey yoktu
"Morg' da!" İşte bildiğim, tanıdığım babam buydu sesi buz gibi çıkarken gözleri gözlerime sabitlenmişti
"Değdi mi?"
...
"Sana dedim konuşsana?, değdi mi?, beni yıktın, Fırat'ı param parça ettin değdi mi?" Gerçekleri haykırırcasına bağırırken babamın yakasından tutup kendime çekmiştim ama babam bırak karşılık vermeyi bir şey demiyor, kendini savunmuyordu!
BÖLÜM MÜZİĞİ:
GÜL TÜKENDİ BEN TÜKENDİM
"Sen baba falan değilsin!" Haşir beyin yakasından savurup bırakmamla yüzüne tiksintiyle bakmıştım çünkü o bunu hak ediyordu!
Gitmemle her şeyim dediğim ailem arkamda kalırken bomboş koridorlar yalnızlığıma eşlik ediyordu, kendi ellerimle İzem'i yanımdan uzaklaştırırken ailem hiç düşünmeden kendi ayaklarıyla yanımdan gidiyorlardı!
Koca duvarlar üstüme üstüme gelirken sanki biri boğazımı sıkıyordu, bu yaşadıklarım, yaşattıklarımın bir bedeli mi bilmiyorum ama tek tek ayaklarımın altındaki yolu çekiyorlardı!
Ameliyathanenin önüne gelmemle boş sandalyeye oturmuş karşımdaki kapıya bakmıştım, kapalı kapının ardında canımdan can bellediğim kardeşim yaşam mücadelesi verirken onun canının yarısı savaşı kaybetmiş, soğuk yerde yatıyordu!
Boş gözlerle etrafa bakınmamla koridor bomboş olurken merak ediyorum da neden burası sessizdi?, Fırat'ı görmeye gelen neden kimse yoktu anlamıyordum, seveni yok desem olmayacak ne yaptı ki?, hem ailesi sevmesi için Fırat'ın bir şey mi yapması lazımdı anlamıyordum?, neden bu kadar sessizdi buralar?, neden kimse yoktu?, neden ağlayanı yoktu?, ailesi neredeydi?
İçeriden doktor çıkmasıyla oturduğum yerden kalmıştım ama yanına gitmekten çekiniyordum, kötü bir cümle duymaktan, dünyanın başıma yıkılmasından korkuyordum, doktor bana doğru gelmesiyle zorda olsa yutkunurken birkaç adım atıp doktoru karşılamıştım
"Geçmiş olsun Kaner bey!" Sadece başımla onay verirken tek bir kelime dahi etmeye dilim varmamıştı!
"Fırat beyin ameliyatı iyi geçti lakin beklemediğimiz birkaç komplikasyonlar oluştu!"
"Yani?"
"Maalesef kesin bir şey demem için uyanmasını bekleyeceğiz!" Doktor yanımdan gitmesiyle ameliyathane kapısı bir kez daha aralanırken bu sefer içeriden Fırat çıkmıştı, elimden gelen sadece bakmak olurken önünden geçip gitmişlerdi, alışık değildim onu sedyede görmeye ama görmüştüm her şey den kendimden bile sakındığım kardeşimi koruyamamıştım, tıpkı yıllar önce Dilda'yı koruyamadığım gibi!
Ama ilk önce Fırat uyandığında burada sadece beni görmeyecekti, cebimdeki telefonu almamla Yaver'i aramıştım, telefon bir kaç saniye içinde açılırken Yaver'in sesi yerine nefes alışları duyulmuştu
"Haberi alır almaz aklım çıktı Kaner!, babanda olanları izle diye beni Abdullah ağaya gönderdi!"
"Ben iyiyim!"
"Fırat nasıl?" Bir kaç saniye sessizlik oluşsa' da en sonunda Yaver konuşmuştu ama cevabını bilmediğim bir soru olurken boğazıma oturan koca yumrukla cevaplamıştım sorusunu!
"Bilmiyorum!"
"Tüm Mardin Midyat' da haber sal herkes hastaneye gelsin!"
"Yarım saate herkes orada merak etme!"
Kendimce belli belirsiz başımı sallamış ve telefonu kapatmıştım, Fırat uyandığında herkesi görünce çok mutlu olacaktı ve bu sevinci bile dünyaya değerdi!
Üstüme üstüme yürüyen duvar nefes almamı engellerken koridorda yürümeye başlamıştım bu sefer gideceğim yer dışarısı olurken adımlarım istemsizce hızlanmış ve zorda olsa bahçeye atmıştım kendimi, derin bir nefes almamla bakışlarım gök yüzünde gezinirken gözlerimi kapatarak karanlığa hapsetmiştin kendimi, mutluluk, rahatlık haramken nasıl olurda gökyüzüne bakabilirdim bilmiyorum!
Gözlerimi aralamamla istemsizce etrafa bakınırken az ileride banklarda arkası dönük oturan İzem'i görmem geç olmamıştı, bilinçsizce ayaklarım giderken engel olmuyordum, olmak istemiyordum hele ki az önce İzemi kovan benken!
İzem'e doğru gitmemle İzem gözleri kapalı bir şekilde dururken yavaşça yanına oturmuş ve dimdik karşıya bakmıştım!
"Yanımdan kalk!"
"Ne?" Duyduğum cümleyle karşılık vermem bir olurken kaşlarım istemsizce çatılmıştı
"Az önce beni kovan sendin!"
"Az önce beni görmeden tanıyanda sendin!"
"Of Kaner!" İzem oflamasıyla bana bakarken gözlerindeki ifade korkutuyordu!
"Ne istiyorsun benden?" İzem ardı ardına cümlelerini sıralarken sadece susmayı tercih etmiştim
"Cevap ver!"
"Bu halin ne senin İzem?"
"Konumuz bu değil!"
"Tamda bu!, bu hale nasıl geldin!"
"Yanılıyorsun Kaner asıl konumuz senin nankörlüğün!"
"Nankör falan değilim sadece seni korumaya çalışıyorum!"
"Çalışma Kaner!, ha eğer illa da çalışacam diyorsan' da neye çalış biliyor musun?" İzem'in sorusuyla başımı hafifte olsa yan çevirmiştim
"Annen Mirşadı, Abdulkadir beyde Yadeyi aldı! Onlar ile ilgili bir çözüm yolu bulmaya çalış"
"Ne diyorsun?" Bağırmamla ayağa kalkarken İzem'de kalkmış tam karşımda duruyordu
"Anlayacağın dünya sadece senin sorunlarının etrafında dönmüyor Kaner ağa!"
"Gebertecem onu!" İzem'e arkamı dönmemle gitmek için hareketlendiğimde hastaneye giriş yapan araçlar sırayla etrafa dağılırken olduğum yerde kalmıştım çünkü gelenler Fırat için geliyordu!
"Kaner ağam!"
"Ağam!" Araçlardan inen kişiler yanıma gelmesiyle herkese baş selamı vermiştim
"Fırat beyim nasıl!"
"İyi olacak inşallah, içeri buyrun!"
Az önce koşarak çıktığım hastaneye bu sefer yavaşça girerken başımla İzem'e işaret etmiştim bu sefer İzem beni ikiletmezken yanıma gelmiş ve içeri girmiştik, Şehnaz hanım ve Haşir bey adamları karşılarken yüzlerinde olmaması gereken hüzün vardı!, kime rol yapıyorlardı orası da meçhulya sonuçta yaptıklarının bedelini her zaman olduğu gibi çocuklarına ödetiyorlardı!
Vücudumda artan ağrıyla sandalyeye oturmuş gözlerimi kapatmıştım!
"Ne oldu?"
"Kaner ağam!" İzem'in sesiyle gelen kişinin sesi duyulurken derin bir nefes vermiştim ve gözlerimi aralamıştım
"İyiyim iyi!"
"Ağam dinlenin sizde yaralısınız!"
"Olur mu Adem!"
"Olur ağam, Allah için dinlenin!"
"Oğlum sende dinlen!" Anneme bakmamla babamda arkadan hareketlenmesiyle bakışlarımı hızla çekmiştim çünkü babama karşı artık tahammülüm yoktu!, ayağa kalkmamla giderken İzem sessiz sedasız arkamdan takip ediyordu!
Boş bir odaya girmemle yatağa oturmuş bana bakan İzem'e baktım!
"Özür dilerim!, sana yaşatmak zorunda bıraktığım hayat için!"
"Doktoru çağıracam, biraz uyu!" İzem odadan çıkmasıyla yatağa uzanmış başımı yastığa koymuştum, her şey üst üste gelirken ben sıkışıp kalmıştım, bir abi olarak ilk görevim kardeşlerimin tırnağına zarar gelmesini önlemekti ama ben ne yapıyordum hiç bir şey!, kardeşimin biri ölüm kalım savaşı veriyor diğer bir kardeşim ise düşmanların elinde sonunu bekliyordu!, doktorun gelmesiyle düşüncelerden sıyrılmıştım
"Bu sizi rahatlatacak!" İlacı almamla doktor su uzatırken vakit kaybetmeden ağzıma atıp yutmuştum, ilacın etkisi damarlarımda akarken ilaç yavaş yavaş etkisini gösteriyordu, gözlerimin kapanmasıyla kendimi teslim ederken artık direnmiyordum!
-
BÖLÜM MÜZİĞİ:
UNUTAMADIM
"Aliz!" Aliz ismini duymasıyla her zaman ki gibi gözleri parlarken yüzü gülmüştü ama üstünden ki kıyafet gelinlik olurken kanlıydı!
"Çıkar bunu hadi!" Aliz'in yüzündeki gülümseme yavaşça kaybolurken dolan gözleri akmaya başlamıştı
"Yapamam!"
"Ne demek yapamam!"
"Ben Şerzatın karısıyım Kaner vazgeç benden!"
"Ne diyorsun sen Aliz?, bu dediğin de nereden çıktı?" Sesim ciddileşirken bir o kadarda korkaklaşmışdım!
"Duydun, senin sevdan' da benim sana olan aşkım' da bitsin artık, sen başkasına aitsin artık bana ait değilsin!"
"Yo, yo!" Başımı iki yana sallamamla kısık kısık konuşurken yavaşça Aliz'e doğru gitmiştim!
"Bak bu bizim yüzüğümüz!" Elimi kaldırmamla parmağımdaki yüzüğü gösterirken bakışlarım Aliz'in eline kaymıştı, ve işte aynı yüzük Aliz de' de vardı!, onda' da benim yüzüğüm vardı!
"Bak sende' de benim yüzüğüm var!"
Bu sefer yavaşça Aliz başını iki yana sallarken gözyaşları hızlanmıştı
"Bak Kaner!"
"Kanerim!" Aliz'in cümlesini değiştirmek, doğruyu söylemek için hızla konuşurken Aliz sadece susmuştu!
"Kanerim diyordun ya hani!, seninim ben!"
Aliz'in yumuşacık teni elime değmesiyle bakışlarım elime kayarken yüzüklü elimi tutmuş ve yüzüğü parmağımdan çıkarmıştı
"Ne- ne yapıyorsun?" Yüzük parmağımdan çıkmasıyla Aliz sıkı sıkı tuttuğu avucunu açarken elinde başka bir yüzük vardı!, sadece hareketlerini izlerken Aliz yüzüğü yavaşça parmağıma takmıştı, soğuk alyans içimin ürpermesine sebep olurken aşık olduğum gözler sop soğuk değmişti gözlerime!
"Artık parmağında olan yüzük İzem'in yüzüğü, benim değil!" Aliz'in cümlesiyle elime ardından Aliz'e bakmıştım.
"Bende ki yüzük ise Şerzatın, senin değil!"
"Yeter artık bu saçmalığa bir son ver!" Aliz'e bağırmamla hızla elindeki yüzüğü almıştım
"Ver şunu!, ben senin sen benimsin Aliz, saçmalama ne İzemi ne Şerzatı!" İçimdeki korku deli gibi titrememe neden olurken kontrolden çıkmıştım adeta, Aliz bana veda ederken ben burada aptal gibi karşısında duramazdım, bana veda edemezdi!
"Bu yüzük her şeyim!"
Son cümlemde sesimin titremesine engel olamazken gözümden yaş yavaşça akmıştı, Aliz'in taktığı yüzüğü çıkarıp Aliz'in yüzüğünü sağ parmağıma takmamla yüzükten kan akmaya başlamıştı!
Kana ardından Aliz'e bakarken Aliz sadece yüzüğe bakıyordu
"Bu yüzük sadece sana acı ve kan verecek Kaner!" Aliz'in son cümlesiyle yere diz çökerken dizlerimin yere değmesiyle başka bir alyans yere çarpmıştı!, yüzük yerde bir kaç kez sekmesiyle dönüp dururken sonunda yere düşmüştü!, Aliz yanımdan geçip giderken arkasında ben ve hayalimiz kalmıştı!
"Aliz!" Bağırarak kalkmamla etrafa boş gözlerle bakmıştım ama kimseler olmazken hızla elime bakmıştım, yüzüklü elim kan olurken kaşlarım çatılmıştı!
Yataktan fırlamamla kapıya doğru gitmiş ve hızla kapıyı açıp bırakmıştım, odanın etrafında kimseler olmazken hastane çıkışına yönelmiştim
"Kaner!" İzem'in sesiyle olduğum yerde dururken omzumun üstünden arkama bakmıştım, İzem benim için endişelenirken bana doğru gelmişti
"İyi misin?" İyi miyim? daha bu sorunun cevabını kendime veremezken İzem'e nasıl verecektim!
"Yaran kanamış!" yüzüklü elime bir kez daha bakmamla elimin kanı akmıştı yüzüğe ama bu kadar tesadüf olması doğru muydu?, hiçbir şey demeden arkamı dönüp uzaklaşırken İzem arkamda kalmıştı
"Aracı getirin!"
"Emrin olur ağam!"
Arkama bakmaya korkuyordum çünkü gördüklerimin gerçek olması delirtiyordu beni yada sırf İzem için gitmeyecek olma ihtimali bile aklımın kaybolması için yeterliydi!
Aracın gelmesiyle hızla binmiş ve uzaklaşmıştım!
-
MEZARLIK
Belki de ilk defa bir yazıya bu kadar uzun bakmıştım, sevdiğimi buraya koyduğum ilk zaman burası benim için ikinci evim olmuştu!, yeri geldi dertleştim sabahlara kadar, yeri geldi yalnız kalmasın diye geldim ama bugün gelişim farklıydı!
Araçtan inmemle yavaş ve korkarak ilerlemiştim!, belki de kendimden nefret edecektim böyle düşündüğüm için, belki de bir daha Aliz'in yüzüne bakamayacaktım ondan şüphe ettiğim için ama duramamıştım!, lanet olsun bir rüya diye geçiştirememiştim!, ayaklarım kırılsaydı da bir adım daha atamasaydım, onun karşısına böyle çıkmasaydı , kalbim dursaydı da ondan şüphe ettiğim için gitmeseydin yanına!
Mezarlığın sop soğuk kapısına dokunmamla içimdeki korku biraz daha gün yüzüne çıkarken zorda olsa yutkunmuştum, kapıyı iteklememle içeriye girerken ayaklarım kendiliğinden yürüyordu sanki!
Ayaklarım Alizin mezarlığını ezbere bilirken benden bağımsız gidiyorlardı, aklım, kalbim durmama engel olmazken gidiyordum sona doğru!
Alizin mezarlığı karşıma çıkmasıyla başımı yerden kaldıramazken bir kaç daha adım atmış başımı kaldırmıştım!
Ve işte olmuştu!, Aliz benden vazgeçmişti!, mezar taşında asılı olan yüzüklerimiz kopmuş toprağa düşmüştü, ben vazgeçmezken o benden vazgeçmişti, ben onun için kendimi bile yakarken o gitmişti benden!, ben razıydım onun toprağıyla yaşamaya ama o kovmuştu beni evimden!
"Aliiiiiizzzz!" Bağırmamla yere diz çökerken boğazımdan kopan hıçkırıklara engel olamıyordum!
"Hayır, yapma nolursun yapma!"
Yalvarmalarımın sonuçsuz kalacağını bilsem de yine yalvarmıştım, benden gitmemesi için, benden vazgeçmemesi için!
"Özür dilerim!, yemin ederim özür dilerim!" Sanki Aliz'i uyandırabilecekmişim gibi toprağa dokunurken avucumun içine bahsettiğim toprağı sıkmıştım
"Ben hiçbir zaman sana ihanet etmedim Aliz!, yemin ederim ben sadece onu kurtardım, o yaşasın diye evlendim, aynı yastığa baş koydum!"
Eğdiğim başımı doğrultmaya takatim olmazken yüzüm yoktu ama ona sevgim, bağlılığım, saygım, sadakatim hiçbir zaman bitmemişti!
Omzuma dokunan elle bakışlarım kayarken ele ardından sahibine bakmıştım ama gelen kişi İzem'di!
ALİZ .....
SANA OLAN SEVGİM BİTMEYECEK AMA SENİN BANA OLAN SEVGİN ARTIK BİTECEK, BİTMELİ!
SEVGİ UNUTMAK DEĞİLDİR, YADA SEVDİĞİNE ACI ÇEKTİRMEKTE DEĞİLDİR.
ASIL SEVGİ SEVDİĞİNİN ACI ÇEKMEMESİ İÇİN VAZGEÇMEKTİR.
NASIL O GÜN ZARAR GÖRME DİYE ÇEKİL DEDİM, BU GÜNDE DAHA FAZLA ZARAR GÖRME DİYE SENİN İÇİN BEN ÇEKİLİYORUM!.
BELKİ' DE BENCİL DAVRANDIM O GÜN BENİ UNUTMA DİYE, AMA ŞİMDİ ANLADIM' Kİ SEN ÇOK GÜZEL BİR İNSANSIN VE ARTIK SEN BENİ SEVDİĞİN GİBİ SENİ SEVECEK BİRİYLE OLMAN LAZIM.
BEN SENİN İÇİN HAYATA GÖZ YUMMADIM BEN KENDİM İÇİN GİTTİM BU DÜNYADAN!, ÇÜNKÜ BİLİYORUMKİ BENİM İÇİN ASIL ÖLÜM O DÜĞÜNDEN SONRAYDI.
SENİ HER ZAMAN SEVDİM.
ARTIK MUTLU OLMAK LAZIM, HAYAT KISA VE KADERİN PLANLARI FARKLI!
🕊 ÖZGÜR OL 🕊
*****🕊🕊******
KURŞUNLU ZİNCİR ADLI 2. KİTABIMIZA'DA ŞANS VERİRSENİZ ÇOK MUTLU OLURUM.🤍🪻
Yine güzel bir bölümün sonuna geldik
Bölümü nasıl buldunuz merak ediyorum yorumlarda buluşalım.
İNSTEGRAM HESABIM : teynimg_yazar_
TİKTOK HESABI : TEYNIMG_YAZAR_06
SİZİ ÇOK SEVİYORUM KENDİNİZE İYİ BAKIN 😍🤭
HERKESİN BAYRAMI MÜBAREK OLSUN😍🥰❤️
NOT : Yorumlarınızı ve oylamalarınızı bekliyorum🕊🕊