Yüzümde hisse,ttiğim sıcaklıkla zorda olsa gözümü aralamıştım, sanki başım çatlayacakmış gibi ağrırken burnuma dolan benzin kokusu ciğerlerimi yakmaya yetmişti, gözlerimi bir kez daha kapatıp aralarken yavaşça yan dönüp abime baktım ama abimde en ufak bir hareketlilik olmazken kaburgalarıma baskı yapan emniyet kemerinden kurtulmak için elim bilinçsizce kilide gitmiş ve hızla açmıştım.
"Abi!" Abimi omzundan dürtmemle başından akan kan dinmek bilmiyordu
"Duyuyor musun beni abi?" sorularım bir bir cevapsız kalırken etrafta hiçbir araç yoktu ne bizim üzerimize süren araç nede başkaları, hiç kimse olmazken yarısı içeriye göçen kapıyı açmaya çalışsam da olmuyordu, bırak açılmayı bir milim bile yerinden oynamıyordu!
(Öksürük sesi)
Zorda olsa yutkunurken kendimi toparlamaya çalışmıştım çünkü başka seçeneğim olmazken pes edemezdim, bir kez daha öksürmemle abime bakarken abim hala gözlerini açmıyordu
arkamı abime dönmemle yönümü kapıya çevirmiş ve hızla kapıya tekme attım
"Açıl, açıl hadi!" bağırmamla tekmem bir öncekinden daha sert olurken bir kez daha bağırmış ve son kez vurmuştum
"Hadi!" bu sefer kapı büyük bir gürültüyle düşerken kendimi hızla dışarıya atmıştım, temiz hava gibisi olmazken ciğerlerim nefes alıyordu, düştüğüm dizlerimin üzerinden doğrulmamla araçtan destek almış ayağa kalkmıştım
"Abi!" abimin tarafına koşmamla kapıya yeltenirken hızla tutup çekmiştim ama açılmıyordu, ayağımı araca yaslamamla bir kez daha çekerken aracın arkasında parlayan ateşle ayağımı hızla çekmiş ve refleksle kendimi korumak için arkamı dönmüştüm, yavaşça arkamı dönmemle ateşe bakarken ateş bize doğru geliyordu, kapıdan uzaklaşmamla hızla benim tarafa doğru gitmiş ve koltuğun altında olan levyeyi almamla tekrar abimin tarafına gidip kapıyla aracın arasına levyeyi dayamıştım!
"Aaaa!" tüm gücümü vermemle ateşe yüzümü dönerken demir levyeyi ellerimle tam göğsümün ortasına almıştım çünkü anca bu şekilde güç uygulayabilirdim!
(Tak) sesin gelmesiyle levye boşa düşerken hızla levyeyi kenara atmamla kapıya doğru koşmuştum, levye yere çarpmasıyla demir sesi yankılanırken kapıyı aralamış abimin yüzünü avuçlarımın içine alıp bir kez daha seslenmiştim
"Duyuyor musun beni abi?, abi!"
sorularımı peşi sıra sıralasam da değişen hiç bir şey yoktu!, abimi kollarından tutmamla vücudunu bedenime yaslarken yavaşça dışarıya doğru çekmiştim, araçtan indirmemle geri geri giderken ikimizde yeteri kadar araçtan uzaklaşmıştık!
Bilinçsizce abimin vücudunda yara neresinde diye baksam da başından çenesine doğru akan kanlar kendini esirgemiyordu!, abimin göğsü havalanmasıyla nefes alış verişleri sıklaşırken derin bir nefes almıştım
"Ne bağırıyorsun?" Abim yavaş yavaş gözlerini açmasiyla bakışlarını yüzüme sabitlemesiyle içinde olduğu duruma aldırış etmezken bana takılmayı eksik etmiyordu ama ne kadar saklasa da canının yandığı her halinden belliydi!
"Neden cevap vermiyorsun?" bağırmamla abim yüzünü acı içinde kırıştırırken zorda olsa yutkunmuştu!
"Aracı gördün mü?" Abim ciddileşmesiyle asıl önemli olan soruyu sorarken sadece başımı iki yana sallayabilmiştim
"Ambulansı arayacağım!" elimi cebime atmamla telefonu almış ve hızla 112'yi aradım
(Telefon çalma sesi)
karşıdan gelen aracın sesiyle bakışlarımı abimden ayırırken gelen araca bakmıştım, araç az ilerimizde durmasıyla telefon açılmıştı
"112 buyurun"
"Alo-!" Cevap vermeye yeltenmemle karşı araçtan İrem inerken tek kelime dahi edememiştim, aldığım nefes sanki boğazımda düğüm olurken kalbime oturan yumruk nefessiz bırakmıştı!
"İrem!" cümlemle telefon elimden kayarken yerle buluşmuştu, abim ise zorda olsa doğrularak sırtını duvara yaslamış benim baktığım yere bakmıştı
"Ne işin-" cümlem yarım kalmasıyla İrem'in arkasında inen kişiye bakışlarım kayarken oturduğum yerden kakmış İrem'e doğru bir adım atmıştım
"Fırat iyi misin?" İrem korkuyla yanıma koşarken eliyle yüzüme dokunmuş başımdan akan kana bakmıştı
"Çok kanıyor Fırat!" İrem endişeyle konuşurken ben anlayamıyordum olan bitenleri
"Ne işin var bununla!" kendimi geriye çekmemle İrem'in eli boşa düşerken sadece elinde bana ait olan kan vardı!
"Fırat!"
"Oğlum!" İrem bir kez daha konuşurken arkasında babamın sesi yankılanmıştı, belki de ilk defa tiksinti duymuştum bu sesten, ilk defa iliklerime kadar nefret etmiştim!
"Ne işin var İrem babamla?" İrem soruma cevap vermezken babama doğru dönmüştüm
"Sen ne yapıyorsun İrem le?, siz ikiniz ne alaka?"
"Uzatma Fırat bir şeyin olduğu falan yok!"
"Yok öylemi?!"
"Fırat yeter!" babam aynı tonda karşılık vermesiyle gülmemi sonlandırmış ve babamın yanına gelirken bir kez daha bağırmıştım
"Ne yeteri?!"
"Fırat!" Az önceki endişeli İrem'den eser yokken omzumun üzerinden arkama bakmıştım ama bakmaz olaydım çünkü İrem'in gözlerindeki ifade tanımadığım bir ifadeydi!
"Nereye gidiyorsun Fırat!, senin için endişeleniyorum benden bir şey saklıyorsun!"
Sorumla İrem'in sözleri kulaklarıma dolması bir olurken ne demekti bu şimdi?, daha her şeyi yeni yeni anlarken gerçekler can yakıyordu!, gerçekten İrem'in, sevdiğim kadının beni merak edişleri yalanmaydı yoksa?
"Sana tek bir soru sordum!" İrem in gözlerinin içine bakmamla soru sorarken İrem sadece yutkunmuştu
"İkinizin burada, birlikte ne işi var?"
"Burada olduğunuzu öğrendik geldik!"
"Kimden?" İlk defa İrem'e bakarken gözlerimde sevgi yerine hayal kırıklığı vardı ve bunu sağlayan İrem'in ta kendisiydi!
"Sen söyledin demi?!" Bağırmamla İrem'e doğru giderken işaret parmağımla yandan babamı göstermiştim
"Tıpkı diğerleri gibi bunu da söyledin demi?"
"Beni dinle !"
"Kes!" İrem başını iki yana sallamasıyla inkar ederken artık ona karşı güvenim yerle bir olmuştu!
"Fırat açıklama yapmama izin ver lütfen!"
"Neyi açıklayacaksın İrem?, beni nasıl salak yerine koyduğunu mu açıklayacaksın?, ne anlatacaksın?"
"Asla!"
Şimdi bile İrem'in yere düşen göz damlaları canımı acıtırken o acımadan beni sırtımdan bıçaklamıştı, şimdi bile daha fazla ileriye gitmemek, kalbini kırmamak için kelimelerimi yutarken İrem bana acımadan arkamdan iş çevirmişti hem de yıllardır ayrı kalmamızı sağlayan adamla yapmıştı bunu!
"Neden yaptın bunu bana?" Göz yaşımı içime akıtırken İrem bakışlarını sadece yere indirmişti, yüzüme bakma cesareti gösteremeyen sevdiğim kadın bir an bile düşünmeden beni satmıştı, peki hiç düşünmemiş miydi bana ne açıklama yapacağını!
Belki de yapacağı bir açıklamaya kanıp yine tutacaktım elini ama İrem yapmamıştı, İrem'e kızıp bağırmamın nedeni de buydu ya beni yine sözlerine kandırmasıydı ama İrem bana bir açıklamayı bile çok görmüştü!
"Ben istedim çünkü!" Babamın sesi yankılanmasıyla bakışlarım babama kayarken İrem bana bakmak yerine yavaşça başını çevirmiş belli belirsiz arkasına bakmıştı
"Sakın!" Abim konuşmasıyla başını duvara yaslarken gözlerini zor açık tuttuğu her halinden belliydi
"Eminim ben çıkmamam için her şeyini verirdin öyle dimi?"
babam cümlesini kesmesiyle arkamdaki abime bakarken tekrardan bakışları beni bulmuştu
"Sana sevme dedim, tıpkı yıllar önce dediğim gibi tekrardan hataya düşme dedim Fırat, ama sen ne yaptın?"
Babam sorduğu soruyla başını iki yana sallarken "Sen beni yine dinlemedin!" demişti, anlamıyordum neden babam benim, abimin, kızının mutlu olmasını istemiyordu!
Ben burada ihanet içinde boğulurken abim acı içinde ölüyordu resmen, Yadeyi söylemeye bile hacet yoktu, kendi kızını, korunaksız kızını dört tarafı kapalı odaya kitlenmiş zindan hayatı yaşatıyordu resmen!
"Benden nefret ediyorsun ama sana istediğini vermeycem Kaner!"
"Karşındaki oğlun değilmiş de düşmanınmış gibi konuşuyorsun!"
"Beni düşman seçen sensin!"
"Sende hakkını veriyorsun!" Babam abimin her cümlesini hakkıyla boşa çıkarmazken gözlerime bakmasıyla abimin dediğini hiçe saymış ve dudaklarını aşağıya doğru büzmesiyle kaşlarını havalandırmıştı
"Abin ve sen bir işe kalkıştınız ve istediğinizde oldu ama benim rızamla, ben müsaade ettiğim için oldu!" Gözümden düşen yaşla zorda olsa gülümserken sesimi çıkarmamak için kendimi deli gibi sıkıyordum ama başarılı olamazken gözlerim kısılmış ve buğulanan gözlerim net görmemi engellerken babamın imalı sözleri karşısında yerle bir olmamla resmen yerin dibine giriyordum, az önce cevap bekleyen ben olurken şimdi verecek bir cevabım yoktu yada duyacaklarımdan kortuğum için soramıyordum
"Başlarda İrem'in geldiğini öğrendiğin an delirmen, yıkıp dağıtman da bir roldü öylemi?"
BÖLÜM MÜZİĞİ
AHMET KAYA: PENCERESİZ KALDIM ANNE
"Eğer baştan izin verseydim bu aşk gerçek olmazdı!"
Kalbim sanki yerle bir olmuş ve cam parçası gibi tuzla buz olmuştu, yaşadığım peri masalı gibi aşk gerçekten masaldan ibaretti ve her masalın olduğu gibi kötü sonla bitmişti ama neden bendim?, neden babam beni kullanmıştı?
Önceden koşarak babasına giden çocuk şimdi ayaklarını sürüyerek gidiyordu ve o çocuk büyümüştü hem de babasının ihanetiyle ve artık çocuk olmayı bırakmıştı
"Sen baba olmayı hak etmiyorsun, bunu biliyorsun değil mi?"
KANER KAMİROĞULLARI
Nasıl olurda İrem Fırat'a ihanet edebilirdi, ben kardeşime iyilik yaptığımı sanarken aslında en büyük kötülüğü ben yapmış ve Fırat'ı kendi ellerimle cehenneme atmıştım, İrem kendini açıklamak dan vaz geçmiş bir şekilde susarken artık babamla Fırat yüzleşiyordu!
Ben yıllar önce beni ilk bıraktığı, terk ettiği zaman yüzleşmiştim ama Fırat babasının gerçek yüzünü şimdi görüyordu!
"Sen baba kelimesini hak etmiyorsun!" Fırat cümlesini bir kez daha yenilerken babamın yüzüne bir tokat gibi çarpıyordu gerçekler ama ne kadar anlıyordu, ne kadar anlamak istiyordu emin değildim!
Babam elini kaldırmasıyla Fırat'a tokat atmaya yeltenirken Fırat hızla tutmuştu o eli!
"Sadece babalar kaldırır evlatlarına el!" Fırat babamın elini zorda olsa indirmiş ve hızla savunup bırakmıştı
"Sen artık benim hiç bir şeyim değilsin!"
Fırat'ın cümlesiyle araç sesi duyulurken bakışlarım istemsizce arkaya kaymıştı ama gelen kişi yabancı olmazken araçlardan inen adamlar ve arkasından Abdullah ağa inmişti
"Madem gerçekleri konuşuyoruz başka ne dedin babama?" Fırat yandan İrem'e bakmasıyla bakışlarım Fırat ve Abdullah arasında mekik dokuyordu
"Babama karşı yaptığımız işlerimi, onun arkasından seninle buluştuğumuzu' mu anlattın?" Abdullah ağa bize doğru gelirken Fırat adeta kontrolden çıkmıştı!, duvara tutunarak zorda olsa ayağa kalkarken dengemin dağılmasıyla gözlerimi kapatmış biraz da olsa müsaade istemiştim her şeyden herkesten ama öyle bir hakkım olmazken yavaşça cehennemin kapıları aralanıyordu!
"Peki babam sana ne söyledi İrem?"
"Fırat!" Bağırmamla gözlerimi aralarken babamın gözleri Abdullah ağayı bulmuş ve az önce intikam ateşiyle yanan gözleri şimdi endişe ve korku içinde yanıp tutuşuyordu!
"Ne söyledi yada söyleyecekte senin ihanetin daha karşılamadı bedelini!"
"Bir şey söylemedi Fırat, ben sadece!"
"Sen sadece ne İrem?, bir cevabın yok demi?, ama dur ben daha büyük bir şey söyleyeyim sana, hani hep diyordun ya benden bir şey saklama diye madem istediğin bu söyleyeyim!"
"Oğlum yapma!" Babamın sesi ilk defa titrerken Fırat gözünü karartmış bir şekilde duymuyordu kimseyi!
"Fırat sus!" Fırat'a bir kaç adım atmamla Fırat bana dönerken yanda duran Abdullah ağayı görmüştü!
"Cinayet işledim!"
"Hayır Fırat, Hayır!" Başımdan akan kana göz yaşlarım eşlik ederken ellerimle birlikte başımı iki yana sallıyordum
"Sus, ne olursun sus!"
"Belki de İrem benim geçmişimin günahı abi!"
"Haşir ağa yalan söylüyor Fırat!" İrem hıçkırıklarına karışan cümlelerle yere diz çöküp başını yere eğerken Fırat'ın bakışlarında hala İrem'e karşı sevgi ve aşk vardı!
"Dildanın katili benim!"
"Ne?" Abdullah Bin Zaid dudaklarının arasından fısıldamasıyla Fırat gülümserken Fırat'ın en güzel gülüşüne akan gözyaşları eşlik ediyordu, ayaklarımı sürüyerek Fırat ve Abdullah'a doğru gitmiştim ama Fırat ellerini iki yana açmış tekrardan konuşmuştu
"Dilda'yı ağabeyim değil ben öldürdüm, o tetiği ben çektim!"
"Yalan söylüyorsun Fırat, hayır?"
Fırat ellerini indirmesiyle bakışları beni bulurken başını yavaşça iki yana sallamıştı
"Özür dilerim!"
"Kes özür dilemeyi çocuk gibi sızlanmayı da kes, bir kadın için kendine iftira atıyorsun!"
"Bence sende uzatma ağabey çünkü buradaki herkes gerçekleri biliyor"
"Doğrumu bunlar?"
"Asla!" bağırmamla Abdullah Ağa'ya dönmüştüm işaret parmağımı gözleri önünde sallayarak konuşmuştum
"Sakın öyle bir yanılgıya kapılma Abdullah!"
"Madem öyle Fırat ne diyor Kaner?!" Abdullah ağa kızaran gözlerle delirmiş gibi bağırmasıyla belindeki silahı çıkarırken hızla Fırat'ın önüne geçmiştim
"Sakın Abdullah Bin Zaid!, sakın!"
"Çekil!" Abdullah ağa silahı doğrulmasıyla namlunun ucunda ben dururken asıl namluda olan Fırat'tı
"Bu mu aldı kadınımın canını?!"
"Hayır!"
"Evet!" cümlemin arkasına Fırat'ın sesi duyulurken kaşlarım çatılmış ve arkama bakmamak için kendimi zor tutuyordum
"Ne demek evet lan?"
"Hiç düşünmedin mi Abdullah ağa!, sen geldiğin zaman ağabeyimin elinde neden silahın yerine Dilda'nın cansız bedeni vardı!"
"Kes artık" arkamı dönmemle Fırat'ın göğsünden ittirmemle uzaklaştırmaya çalışırken Abdullah ağanın adamları hızla gelirken Fırat'ın kollarından tutmuşlardı
"Bırak lan, bırak, çek elini, çek" etrafa saldırmamla Fırat'ı adamların elinden kurtarmaya çalışırken adamların biri çekilirken diğeri yerini alıyor ve Fırat'ı abluka altına almaya çalışıyorlardı, Abdullah'a dönmemle bir kez daha bağırmıştım
"Ağalık için öldürdüm kardeşimi anladın mı?!, sırf babamın gözüne girebilmek için yaptım, bana ağalığı versin diye!"
"Sen asla öyle bir şey yapmazsın Kaner!"
"Yaptım!"
"Dildanın canını kurtarmak için ilk önce sen geldin bana!" Abdullah çok güzel bir yerden gelirken nasıl beni köşeye sıkıştıracağını çok iyi biliyordu!
"Kardeşimi nasıl kapına getirdiysem öylede aldım!"
"Yalan!" Nefret ediyordum Abdullah'ın zekasından ve taşları bu kadar yerine çabuk oturtması öfkelendiriyordu!
"Ben aptal değilim Kaner ve biliyorum sende değilsin, değilsin çünkü beni nasıl kandıracağını çok iyi biliyorsun!"
"Abdullah!" Babam Abdullahın ismini zikretmesiyle Fırat yandan bakarken gözlerindeki ifade bilinmezlikti ama bu ifade işlerin nasıl olacağı yada kendine ne olacağı değildi bu ifade sadece babasının onun için ne yapacak merakıydı!
"Oğlumun bir suçu yok!"
"Oğlunun yoksa kimin var Haşir!"
"Abdullah yapma!" Babamın sesi titrerken Abdullah'ın gözünden bir damla yaş düşerken Fırat'a bakmıştı
"Sen benim karımı karnında bebesiyle öldürdün!"
"İndir silahı konuşalım!" Silaha yeltenmemle adamlar başıma silahı doğrulturken Fırat son kez bana bakmıştı
"Her şey için teşekkür ederim abi!"
"Bende seni kalbinde sevdiğin kadının sevdasıyla, ihanetiyle öldürecem!"
"Fırat!" İrem Fırat'a bağırmasıyla silah sesi yankılanırken sanki kalbim atmayı durdurmuştu, ne nefes alabiliyor nede verebiliyorum, Mardin Midyat'a, koca dünyaya hükmetme gücüm vardı ama bir tek silaha hükmedemezken her defasında canımdan can alıyordu!
"İrem!" Fırat'ın sesi duyulmasıyla bakışlarım Fırat'a kayarken İrem acı içinde Fırat'ın kucağına yığılmıştı
"Hayır!" Fırat her bir cümlesinde inkar ederken yavaşça yere diz çökmüş İrem'i yere yatırmıştı
"Aç gözünü İrem, olmaz sen olmaz!"
"Özür dilerim!"
"Hayır, hayır dileme!"
"Karşına çıktığım için, kalbini kirlettiğim için özür dilerim!"
(Öksürük sesi) İrem öksürmesiyle kan kusarken Fırat yüzünü avuçları arasına almış kendisine doğru çekmişti
"Ben daha senden nefret edecem İrem, beni böyle bırakamazsın, kalbimde sevgin olurken olmaz, kalk hadi!"
"Yemin ederim sana ihanet etmedim, hiçbir şey söylemedim!, sadece-"
"Yorma kendini!"
"Sadece korktum ve ona gittim!"
"Sus ne olursun!, sus!" Fırat bağırmasıyla İrem acıdan bedeni titrerken Fırat sarıp sarmalamıştı
"İstediğini yapacam!, .. Seni seviyorum!" İrem son kez Fırat'a gülümserken gözlerini yavaşça kapatmış başı yavaşça düşmüştü Fırat'ın kucağına!
"İremmm!" Fırat İrem'in ismini avazı çıktığı gibi bağırmasıyla acısını gök yüzüne haykırırken gözümün önüne Abdullah ağanın Dilda için bağırdığı an gelmişti!
"Dildaaaa!" Acı aynı acı ama kişiler farklı olurken yine ve yeniden bedel ödeyen kadınlar olmuştu!
(Ağlama sesi) Fırat ne kadar İrem'e nefret ve kin kussa da kalbinde hala ona karşı sevgisi vardı ve İrem bunu bilerek sevdiği adamı ızdarap ateşine atıp gitmişti!
"Neden yaptın?" Fırat Abdullah ağaya bakmasıyla hesap sorarken Abdullah ağa silahı indirmemişti
"Neden kıydın ona?" Fırat İrem'i yere yatırmasıyla ayağa kalkarken üzerinde ve elinde sevdiği kadının kanı, dilinde öfke vardı
"Onun yerinde senin olman lazımdı!"
"Hayır Abdullah!" Bağırmamla silah sesi bir kez daha patlarken Fırat geriye sendelemesiyle Fırat dizlerinin üzerine ardından yana, omzunun üzerine düşmüştü!
Fırat'ın yanına gitmemle hızla yere çökmüş başını kucağıma almıştım "Olmaz Fırat sen de olmaz!" Fırat yarı yamalak gözlerime bakabilirken Abdullah Bin Zaid başını dikleştirmiş gururla bakıyordu
"Bence tamda olması gereken Kaner!, sadece geç kaldı!"
"Abdullah!" bağırmamla Abdullah ağa arkasını dönüp giderken adamları da peşlerinden gitmiş araçlara binmişlerdi
"Babaa!" Etrafa en ufak bir yardım umuduyla bağırırken bırak yardım gelmeyi etrafta kimseler yoktu, ne bir araç nede başka bir şey, ıssız bir yerde tek başımıza kalırken Fırat başını çevirmiş İrem'e bakmıştı!, Fırat eline değen taş ve toprağa rağmen sürüyerek uzatırken sevdiği kadının elini sımsıkı tutmuştu
"Fırat bana bak!" Fırat'a ne kadar bağırsam da beni dinlemezken gözleri yavaşça kapanıyordu, İrem gerçekten ihanet etti mi bilmiyorum ama bu son onlara yakışmamıştı, ilk birbirlerine kavuştuklarında gözlerinde mutluluk olurken şimdi acıdan başka bir şey yoktu!
"Sakın kapatma gözünü!"
"Özür dilerim İrem!" Fırat son kelimesiyle gözlerini kapatırken başı avuçlarımın arasından kayıp gitmişti
"Fıraatttt!" bağırmamla Fırat'ın yüzünü bir kez daha kendime doğru çevirsem de değişen bir şey yoktu, Fırat'ı kucağımdan indirmemle yere koymuş ve hızla ayağa kalkıp koşarak araca gitmiştim, araca yaklaşmamla araç patlarken geriye düşmüş ve üzerime gelen alevler adeta yüzümü yalıyordu!
Kulaklarımda oluşan çınlamayla belli belirsiz başımı kaldırıp bakmamla babam az ilerde yere çökmüş bir şekilde sallanıyordu
"Oğlunu kurtar!' Yavaşça kapanan gözlerimin ardından başımı artık dik tutamazken alnımı yavaşça yere koymuştum!
YADE KAMİROĞULLARI
Dört duvar arasında sıkışıp kalırken avluda gelen sesler her saniye yükseliyordu ve asla susmak bilmezken annem, koca Şehnaz ana öfkesiyle konağı yerle bir ediyordu, o kadar çok isterdim ki benim için karşı çıkmasını yada benim acım ona öfke verdiğini bilmeyi hatta her şey den çok bunu istiyordum ama hiç biri olmazken oturduğun yerden kalkmış kapıya bir kez daha gitmiştim
"Anne!" Kapıya vurmamla seslensem de sanki herkes bana karşı sağır olmuş gibi gelen kimse yoktu
"Annee!"
"Yade hanım boşuna seslenmeyin!" Kapıya peş peşe vurmamla ses tonumu bir kez daha yükseltmiştim yükselmesine ama amacıma ulaşamazken korumalar susturmuşlardı bile!
"Allah kahretsin!" Kapıya tekme atmamla bağırırken bir kez daha uzaklaşmış ve yatağa gidip oturmuştum, başımı bom boş tavana kaldırmamla gözlerim başı boş gezinirken derin bir nefes vermiştim ama bu nefes bana acıdan başka bir şey vermezken bakışlarımı bir an bile kerpmeden tavandan çekip aynaya baktım, aynada gördüğüm yüzle önceden kendine bakmaya doyamayan kadından eser yoktu!, sanki aynadan gördüğün Yadeyle benim tanıdığım Yade bam başka kişilerdi!, rujsuz gezmeyen kızın dudağında şimdi kan vardı evet buda kırmızıydı ama bir fark vardı bu can yakıyordu!, diğeri gibi mutlu etmezken kendini beş para etmeyen insan gibi hissettiriyordu, gözümün kenarındaki morluk ise bambaşka bir şeydi, bakışlarımı kaçırmamla aşık olduğum aynaya küsmüş bakma cesaretim yoktu!
(Silah sesi) silah sesi patlamasıyla cama korkuyla bakmış ve hızla yerimden fırlayarak cama koşmuştum
"Açın kapıyı!" Kopan bağrışla konağın kapısı kırılırken içerideki adamlar ellerindeki silahlarla koşarak kapıya doğru gitmişlerdi
"Sşş!" Mirşad önüne siper aldığı bizim adamlar dan biri olurken diğerleri hiçbir şey yapamıyorlardı
"Ne işin var senin?" Bana sağır olan annem Mirşad'a karşı sağır olmamıştı!
"Yade'yi görmeye geldim!"
"Sen kim oluyorsun da gelebiliyorsun lan it!"
"Şehnaz hanım!, düzgün konuşun!"
Mirşad bağırmasıyla tetiği çekmiş ve hızla anama doğrultmuştu namluyu "Beni sakın başkalarıyla karıştırmayın, ben laf işitip oturmam!"
"Öylemi?, ya ne yapacaksın?"
"Bu konağı yakarım ve yemin olsun içinde sizlerle birlikte!" elimi ağzıma götürmemle dehşet içinde bakarken İzem koşarak merdivenleri iniyordu
"Mirşad!"
"Yade nerde yenge?" İzem anneme bakmasıyla yutkunurken eliyle gel işareti yapmasıyla merdivenleri koşarak çıkarken Mirşad vakit kaybetmeden elinde esir tuttuğu korumayla merdivenlere yönelmişti "Çık!" Mirşad akıllıca davranırken sırtını İzeme vermiş ve her ihtimale karşı adamı önünde siper etmişti ama anlamadığım bir şey vardı Mirşad ne cüretle buraya gelmeyi göze almış ve her şeyi yıkıp gelebilmişti anlamıyordum, sonuçta her an ağabeyim gelebilirdi ve eminim onlar önündeki adamı hiçe saymadan vururlardı peki neden gelmişti?
Mirşad bakışlarını benim cama çevirmesiyle camın önünden çekilmemle beni göremezken yavaş adımlarla geriye doğru gitmiştim "Burada!" kapı önünde seslerin gelmesiyle bakışlarım kapıya kayarken Mirşad' dan kaçarım olmadığını anlamam gerekiyordu
"Aç!" sesler ne kadar boğuk gelse de Mirşad'ın tok sesi duyulmama ihtimali yoktu
"Gelin bu yaptığını kocana nasıl hesap vereceksin?"
"İlk önce bir gelsin de bakarız!" kapının arkasında neler oluyor bilmiyordum ama kimse kimseye boyun eğmezken annem kapının açılmaması için elinden geleni yapıyordu
"Ölmesini mi istiyorsun Şehnaz hanım!"
"Açın!" annemin sesiyle birlikte kilit sesi duyulurken aralanan kapıyla Mirşad'ın yüzünü görmem bir olmuştu, abim Aliz'in son zamanlarında yanına gidememişti ama Mirşad yanıma gelirken ikimizin sonu da yazılıyordu!
"Anahtarı al!" Mirşad'ın bakışları yüzümde gezinirken söylediği cümle karşısında sadece dursam da Mirşad bakışlarıyla anahtarı göstermişti, onu dinlememem mi yoksa dinlememem mi gerekiyordu bilmiyorum ama kalbimin dediğini yapacaktım, kapıya doğru bir kaç adım atıp anahtarı alıp geri çekilmiştim, Mirşad kapıya yavaşça yaklaşmasıyla tuttuğu adamı diğer adamların önüne savurup bırakmış ve kendini içeriye atmıştı!
"Tutun kapıyı!" bağrışların kopmasıyla Mirşad kapıya sırtını yaslamış ve zorla ittirerek kapatırken bana bakmıştı
"Anahtarı ver!"
"Ne?"
"Çeyizine sakla diye al demedim Yade!" anahtarı uzatmamla Mirşad hızla elimden anahtarı alırken kapıya tekrar dönmüş ve kilitlemişti
"Ne yapıyorsun?"
"İyi misin?" Mirşad soruma soruyla cevap verirken eminim o bile bilmiyordu ne yaptığını
"Bak bakalım iyi gibi miyim?" Mirşad'ın gözleri dudağımın kenarındaki yarada takılı kalırken zorda olsa yutkunmuş ve hızla arkamı dönüp ilerlemiştim
"Ben bu haldeysem senin yüzünden"
"Bana bak!" Mirşad kolumdan çekmesiyle kendisine bakmamı sağlarken bir kez daha konuşmuştu
"Her şeyi halledeceğim"
"Bugün hallettiğin gibimi?" Sorumla birlikte kapıya vurma sesleri gelirken Mirşad omzunun üstünden arkasına bakmıştı.
"Benim yüzümden sana bir şey olmasına müsaade etmeyecem!"
"Hahah!" gülmemle dişlerimi sıkarken gözümden akan yaşa engel olamamıştım
"En son ağabeyimde öyle diyordu Aliz için!" Mirşad Aliz'in ismini duymasıyla kaşları çatılırken neden kendimi Alizle kıyasladığımı merak ediyordu, o unutmuş olabilirdi buraları ama ben unutmamıştım!
"Ne demek o?"
"Demem o ki sonumuz yakın!"
"Saçmalıyorsun?
"Öylemi?, sence babam yaşatır mı bizi, beni!"
"Sen bir şey yapmadın!"
"Maalesef kimse öyle demiyor!"
"Ama ben diyorum!" Mirşad benden uzaklaşmasıyla kısık sesle konuşurken ne demek istediğini anlamamıştım
"Ne demek o?" cümlemle Mirşad kilidi açarken kapı hızla aralanmış ve adamlar çoktan çökmüşlerdi tepesine, Mirşad'ı dizlerinin üzerine çöktürmeleriye başına silah dayarlarken Mirşad en ufak bir karşılık vermiyor ve zorluk çıkarmıyordu
"Sakın bir delilik yapma!" bağırmamla Mirşad'a doğru hamle yapsam da daha fazla ileri gidemezken adamların engellemesiyle olduğum yerde kalmıştım
"Duydun mu beni?"
"Haşir beyle görüşecem!"
"Sen bu saatten sonra hala istediğinin olacağını mı düşünüyorsun?"
"Düşünmüyorum!, çünkü olacak!"
"Kes sesini!" Annem bağırmasıyla tokat atması bir olurken Mrşad'ın başı yana düşmüştü, "Anne!" bağırmamla Mirşad bakışlarını yerden kaldırmış tereddüt ederek bana bakmıştı, başımı iki yana sallamamla "Sakın!" diyerek fısıldamıştım ama Mirşad beni dinlemek yerine anneme bakmayı tercih ederken yüzünde tebessüm vardı!
"Benim için olsa eyvallah lakin siz kızınız için yapacaksınız bunu!"
"Ne demek o?"
"Ancak Haşir bey ve Kaner ağa'yla konuşurum!" Annem bana bakmasıyla gözlerimiz kesişirken baktığım gözlerde en ufak bir merhamet dahi yoktu!
"Çıkartın!" Annemin emriyle adamlar Mirşadı odadan yaka paça çıkartırlarken İzem önlerine geçmişti
"Ne yapıyorsunuz?"
"Sana hesapmı verecem gelin!"
"Mirşada elleyemezssiniz!"
"Öylemi?" Annem İzemin karşısına geçmesiyle ikisi de kozlarını paylaşırken biri ağa karısı diğeri ağa anasıydı peki kim kazanırdı bu savaşta?, ben kaybetmişken kim galip gelecekti?
"Tutun!"
"Ne?"
"Anne sakın!" Admlar sadece annemi dinlerken İzem'in kolundan tuttukları gibi geri çekmişler ve Mirşad'ı kaldırıp odadan çıkmışlardı
"Anne!" Mirşad direnmeden kendine hükmeden adamlara ayak uydururken İzem için aynı şeyi söyleyemeyecektim
"Bırak beni, Kaner'e ne hesap vereceksiniz ha!" İzem emir ve korku yağdırsa da kimse dinlemiyordu hem asıl cellatları başlarındayken nasıl dinlesinler!
"Çekil!" Adamların ellerinden kurtulmamla odadan çıkmış Mirşad ve İzem'in arkasından merdivenleri inmeye başladım
"Ana dur ne yapıyorsun!"
"Bu kadar acımasız mısınız Şehnaz hanım!"
Avluya inmemizle Mirşad tek kaşını kaldırmış anama bakarken bir kez daha konuşmuştu
"Kızınız için Haşir ve Kaner ağa'yı çağırmıyorsunuz!" Annem adamlara bakmasıyla başıyla Mirşad'ı işaret etmiş ve kapıdan elinde sopayla gelen adamlar vurmaya başlamışlardı
"Durun!" Ne kadar bağırsam da asla durmazlarken Mirşad kapanmış kendini korumaya çalışıyordu ama adamlar acımak yerine sanki onlara karşı yapılan bir yanlış varmış gibi öfkeyle vuruyorlardı!
"Çekilin!" İzem bir şey demek yerine gözlerindeki korku ve gördükleri karşısında sadece olduğu yerde dururken adamları çekmeye çalışıyordum, adamlar bana mısın demezken bırak aralarına girmeyi bir koridor dahi açamamıştım!
"İzem bir şey yap yoksa öldürecekler!" İzem adamların ellerini üzerinden çekmesiyle hızla giderken merdivenleri koşarak çıkıyordu
Ne yapacaktım ben?, resmen çıkmaza girmiş orada boğulmamak için çırpınıyordum ama her çırpınmamda daha fazla dibe batıyordum.
"Sen bu adam yüzünden bu haldesin Yade ve sen bu adamı kurtarmak için yalvarıyorsun öylemi?"
"Ben onun yüzünden değil ben bana inanmayan babam, bize düşman olan ama bir sözüne inanılan adamın yüzünden bu haldeyim ana!"
"Sen yoksa!" Annem sözünün devamını getiremezken gözlerindeki ifade bambaşka ifadeydi!
"Sende mi?" Sesim kırık dolu olurken gözümden akan yaşa engel olamamıştım, hani derler ya kızların dayanağı annedir diye işte bugün annem o dayanağı almıştı elimden, kırmıştı dalımı, kanadımı!
Adamlar geri çekilmesiyle Mirşad acı içinde kıvranırken "Bitir!" Annemin cümlesi duyulmuştu
"Ne?" Belli belirsiz konuşmamla az önce Mirşad'a acımasızca vuran adam şimdi silahını çekmişti
"Anne sakın, Anne onun bir suçu yok!"
"Senin de bir suçun yoktu!"
"Şehnaz hanım!" Annemin bağrışıyla İzem'in sesi duyulurken herkesin bakışları İzem'e dönmüştü!, Mirşad yerden doğrulmasıyla kanlar içinde kalırken İzem merdivenlerin başında bize bakıyordu ama bir farkla elinde abimin silahı olurken merdivenleri yavaşça iniyordu
"Ne yapıyorsun?"
"Mirşad'ı bırak!"
İzem Annemin karşısına geçmesiyle gözlerini bir an bile ayırmazken Annemin bakışları İzem'in elindeki silahtaydı!
"Bakıyorum elinden bırakamıyorsun!"
"Sizler sağ olsun!"
"Peki gelin kullanmaya yüreğin yetiyor mu?"
Annem İzem'e doğru adım atmasıyla İzem elindeki silahı Mirşad'a namluyu doğrultana doğrultmuştu!
"Deniyelim'mi?"
"Gebert!" Annemin cümlesiyle İzem omzumun üstünden anama bakarken adam silahın horozun indirmiş tetiğe yavaşça basıyordu!
(Silah sesi)
Silah sesi duyulmasıyla irkilmem bir olurken nefessiz kalmıştım cidden annem yapmış mıydı bunu, onca edilen kelamlara rağmen öldürtmüş müydü Mirşad'ı, bakışlarım yavaşça kaymasıyla Mirşad kanlar içinde yığılması gerekirken yere yıkılan diğer adamdı!
*****🕊🕊******
KURŞUNLU ZİNCİR ADLI 2. KİTABIMIZA'DA ŞANS VERİRSENİZ ÇOK MUTLU OLURUM.🤍🪻
Yine güzel bir bölümün sonuna geldik
Bölümü nasıl buldunuz merak ediyorum yorumlarda buluşalım.
İNSTEGRAM HESABIM : teynimg_yazar_
TİKTOK HESABI : TEYNIMG_YAZAR_06
SİZİ ÇOK SEVİYORUM KENDİNİZE İYİ BAKIN 😍🤭
NOT : Yorumlarınızı ve oylamalarınızı bekliyorum🕊🕊