İçeriğe geç

HÜKÜM

Bölüm 52 · 20 dk okuma

HÜKÜM

Bölüm 52

46. BÖLÜM

Hayat bu kadar basitti

gerçekler can yakarken

yalanlar avuturdu insanı!

Ama elbet gerçeklerle yüzleşilecekdi ya bu yüzleşmeden alnının akıyla

çıkardın yada altında kalırdın!

Fırat olduğu yerde afallayıp kalırken bir adım daha atıp kulağına yaklaşmıştım

"Haber sana nasıl geldi bilmiyorum ama sana kadar geldiyse bu haber, uzak durmak zorundasın Fırat!"

FIRAT KAMİROĞULLARI

Bu sefer abimin gözlerinde barınan duygu acı olurken dilinde zehir akıyordu sanki!

7 SAAT ÖNCE

"Yaver avukata bir sor bakalım ne zaman biter!" Yaver başıyla onaylamasıyla yanımdan ayrılırken karşı koridordan bizim adamlardan suçu üstlenen Ahmet askerlerle birlikte geliyordu!

Ahmet yanındaki askerlere çaktırmadan gözlerime baksa'da Ahmet'in gözlerinde ne yapacağı ve ne olacağı konusunda bir şüphe dahi yoktu, Ahmet önüne dönmesiyle yanımdan geçerlerken arkasından abim avukatıyla ve Yaverle geliyorlardı, abime ne olduğunu sormaya gerek yoktu çünkü az çok neler olduğunu biliyorduk, sonuçta başımıza gelen bu hadise ilk değildi!

"Tamam şirkete geçiyoruz!" Yaver telefonu kapatmasıyla tam karşımda dururlarken abime dönmüştü!

"Gitmemiz lazım!"

"Hayırdır!"

"İzmitteki ortaklar toplantı istiyorlar!"

"Ertele!"

"Artık durduramıyorum Kaner, neredeyse kaç haftadır bizi bekliyorlar!"

"Beklesinler!"

"Kaner!" Abim bir kaç adım atmasıyla Yaverin cümlesi olduğu yerde durmasına sebep olurken abim arkasını dönüp Yaver'e bakmıştı

"Zamanı değil biliyorum ama kabul etmek zorundasın!"

"Neyi?" Yaver birşey demezken abim bir kaç adım atmasıyla Yaver'in karşısına geçmişti

"Söylesene neyi kabul etmek zorundayım?"

"Zor durumdayız, herkes üstümüze geldiği bu zamanda milleti elimizin tersiyle itersek bu devranı yürütemeyiz"

"Öyle'mi?" Yaver başıyla onaylarken abim devam etti "Bence yanılan sensin çünkü ben onlara bağlı deyilim!"

"Malesef öyleyiz Kaner, sen ne kadar kabul etmesende zorundalıklar karşılıklı!"

Abim ne kadar istemese'de verdiği derin bir nefes cevabı olmuştu

"Gidelim!"

"Ben arkadan gelecem"

"Sebep?" Abim sorgularcasın bakarken gözleri kısılmıştı

"Gidelim diyen sensin sonra gelecem diyen yine sensin, sebep!"

"Halletmem gereken bir kaç işlerim var ama şirkete yetişirim"

"Ya havle vela kuvvete" Abim Yaver'i başıyla onaylamazken söylenerek gitmesiyle Yaver'e bakmıştım

"Bir şey yok değil mi?"

"Merak etme önemli değil!" Yaver'in omzuna vurmamla yılımsarken abimin arkasından gittim!

-

Şirkete girmemizle hızla ofise çıkarken abim kendini koltuğa atmıştı

"Ne yapacaz?" Abim sorumla sadece başını iki yana sallarken tek kelime dahi etmemişti, çünkü biliyordum ki abimde bilmiyordu, bırak kurtulmayı bu olaydan nasıl az hasarlı kurtulabilirdik bilmiyordu, bilmiyorduk!

"Abi!"

"Duydum!" Abim bağırmasıyla susarken bakışları yüzümde geziniyordu ama abime bakmazken gözlerim bana bakan öfkeli gözlerden hariç her yerdeydi

"Sağır değilim duyabiliyorum seni!"

"O zaman bir yol göster abi!"

Cümlemle abime bakarken abim gözlerini kapatmasıyla başını hafif yan çevirip sırtını arkaya yaslamıştı!

"Bil-mi-yo-rum!" Abim gözlerini aralamasıyla cümlesini hecelerken elimi hızla masaya vurmamla ayağa kalkmıştım

"Ulan bu Mirşad'ı gebertecem!"

"Nereye lan!" Abim bana karşılık bağırmasıyla elini masaya vurup kalkarken bırak gitmeyi tek bir adım dahi atamamıştım!

"Bana bak otur şuraya!" Abim işaret parmağıyla az önce kalktığım yeri gösterirken abimi dinlemek gibi bir niyetim yoktu!

"Ne oturması abi?, kim oturdu' da ben oturacam?, ne diye oturacam?"

Abim sorularıma cevap vermeyişi belki de verilecek bir cevap olmayışıydı, ne kadar tereddüt' de etsem yerime oturmuştum, evet haklı olabilirdim ama abime yüklenmeye hakkım yoktu!

Abim cama doğru gitmesiyle omzunun üzerinden bana bakmıştı!

"Soruştur bakalım etrafı, ne var ne yok!" Abimin cümlesiyle hızla cebimdeki telefonu çıkartmış Yaver'in numarasını çevirmiştim ve işte artık bizde harekete geçmiştik, madem birileri bizim yok olmamız için uğraşıyordu bizde onları yok edecektik, telefonun açılmasıyla Yaver'in nefes nefese kalmış sesi duyulmuştu!

"Efendim Fırat!"

"Yaver Ersan iti kimlere ötmüş bir bak!"

Yaverden ilk istediğim bu olurken bakalım kim neyi ne kadar biliyordu, ilk önce onu öğrelim öğrenelimki ona göre hamle yapalım ona göre keseceğimiz nefesleri bilelim!

"İlla kendisini bir sağlama almıştır o!"

Kapının açılmasıyla bakışlarım kapıya dönerken Yaver elinde'ki telefonu bana göstermesiyle içeriye girmiş kapıyı arkasından kapatmıştı

"Bizim çocukları saldım!" Yaver karşıma oturmasıyla telefonu masaya atmış bana ardından camdan dışarıya bakan ağabeyime bakmıştı

"Ben söyliyim bu iş çok can götürür!"

"Bir bildiğin'mi var!"

"Yok ama Ersan öleceğini bilerek geldiyse eğer birilerinde birşey var demektir!"

"Şeytan diyor git Mirşada'da sık!"

"Mirşad'a sıktığın an Yade'yede sıkmış olursun Fırat!"

"Ne alakası var Yaver?, Yadeye leke sürülmesine vesile olan o şerefsiz!"

"Sakin duracaksın Fırat!" Abim camın önünden çekilmesiyle masaya doğru gelirken bendeki bakışları sesindeki öfkeyi bastırmak yerine daha fazla öfkelendiriyordu!

Abimin düşündüğü bir şeylermi var yoksa Yadeye birşey olacak korkusundan' mı bilmem ama çok sakin'di! ve bu bilinmezlik beni delirtiyordu

"Abi Yadenin ne suçu var?, kız masum!"

Bakışlarımla abimi göstermemle öfke kusarken abim birşey dememişti çünkü bu sefer haklıydım, bu yaşananların tüm sorumlusu Mirşad olurken ceza suçsuz kardeşime'de kesilecekti!

Çalan telefon sesiyle abim kimin aradığına bakmadan cevaplarken Yaver bana kaş göz yapmış abimi sormuştu

"Neyi var bunun?"

"Neyi yok' ki İzem Aliz'i öğrenmiş!"

"Nee?" Yaver bağırmasıyla elimle sus işareti yapsam'da Yaver susmuyordu

"Delirdi tabi yenge!"

Yaver'in cümlesiyle kaşlarımı havalandırmış başımı aşağı yukarı sallamıştım

Telefonum çalmasıyla bakışlarımı Yaverden ayırıp telefona bakmıştım

BİLİNMEYEN NUMARA

MESAJ: Yarın Şırnak'da Abdullah Bin Zaid'in düzenlediği toplantı var

Mesajı okumamla başımdan aşağıya kaynar sular dökülmüştü, ne demekti bu şimdi?, telefonun ekranına sabitlenen bakışlarımı çekmemle Yaver'e bakarken Yaver telefonuyla uğraşıyordu!

"Dikkatli bir şekilde çık oradan!"

Abime bakmamla sesi odada yankılanırken sanki haberi yokmuşcasına davranıyordu!, gerçekten haberi varmıydı?, yoksa bilmiyormuydu?, yada haberi olmama ihtimali olabilirmiydi?, eski defterler'in bir bir şimdi gün yüzüne çıkma vakti gelmişmiydi gerçekten?

Sorular boğulmama neden olurken abim telefonu kapatmış yerine geçip oturmuştu

"Ne oldu?" Sesim belkide ilk defa abime bu kadar soğuk çıkmıştı!

"Kaner!"

"Nurullah aradı!"

"Bizim Nurullah!" Yaver'in cümlesiyle abim başını aşağı yukarı sallarken tekrardan konuşmuştum

"Ne diyor?"

"Aldemir ağa için gerekli bilgileri toplamış!"

"Sadece o kadarmı?"

"Başka ne olacak Fırat?" Başımı sadece iki yana sallarken dudağımı büzerek "Birşey olmayacak!" Demiştim, bekleyecektim abimin kendi isteğiyle bana gelmesini bekleyecektim!

Diğer zamanlarda bizi neler bekliyor, hayatın bize karşı nasıl bir planları vardı ne biliyor nede ön göre biliyordum ama şundan emindim' ki hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı çünkü Yadeyle birlikte çıkmaza girdiğimiz bu durum, üstümüze doğru koşarak gelen Abdullah Bin Zaid'in felaketi herşey ama herşey üst üste gelirken ben, biz ezilmeyecektik!

"Toplantı ne zaman?"

"Birazdan!" sanki az önce öğrendiğim olayın bir önemi yokmuş gibi hiçe sayarken kendi merak ettiğim soruyu sormuştum çünkü belkide şimdi olması gereken buydu!

"Bende sana buradan destek atacam Kaner!"

"Tamam!" Abim Yaver'in cümlesiyle bilgisiyarı hazırlarken Yaver'de oturduğu koltuktan kalkmış ve abimin yanına bir sandalye çekip oturmuştu!

"Bu toplantı önemli Kaner!"

"Biliyorum!" Abim bıkkın bir ses tonuyla konuşurken ben burnumdan soluyordum

"Şerefsizler sanki çok önemli toplantı, hayır yani o kadar beklediler biraz daha bekleyemedilermi"

"Hayatta ertelemezler Fırat!, heleki bir kere saldıracak fırsat buldularsa-" Yaver cümlesini yarıda kesmesiyle başını iki yana sallarken "Asla!" demişti!

"Biliyorum İzmit'deki şirket senin için çok önemli Kaner!, ama sakın olaki taviz verme!"

Abim'in kaşları çatılmasıyla gözleri kısılırken soru sormadan bir cevap bekliyordu ama Yaver cevap vermek yerine "Sakın!" demişti!

"Neyden?"

"Neydenmi?, Kaner her şeyden!" Abim Yaver'e ne kadar katılmak istemesede, ne kadar karşılık vermek istesede hiç birşey diyememişti çünkü kendi emeğiyle, bizimkilere karşı durarak kurduğu İzmit' teki şirket resmen sallanıyordu, yıkılmakla yıkılmamak arasında gidip gelirken abim sadece bekliyordu!

Bilgisayar' dan çağrı gelmesiyle abim Yaverdeki bakışlarını çekmiş ve son kez nefes alıp ceketinin yakalarını düzeltmişti, görüşmede kimler veya kaç kişi olduklarını bilmiyorum ama tek bildiğim saatin kaç olduğuna bakmadan destursuzca görüşme talep eden toprak sahipleriydi

"İyi akşamlar"

"İyi günler Kaner bey"

"Kaner bey merhaba"

"İyi günler beyler" seslere bakılacak olursa üç toprak sahibi katılırken abim herkese karşı gardını almış bir şekilde ciddi ve gür sesiyle selamlamıştı.

"Kaner bey, uzatmadan konuya gireceğim, olan olaylar mağlum, belimizi nerdeyse düzeltemez olduk!" Oturduğum yerden kalkmamla abimin yanına gitmiştim, onların göremeyeceği ama benim göreceğim şekilde ekrana bakmamla kişi sayısında yanılmamıştım!

"Üzülerek söylüyorum ama bu olaylar bizi alakadar eden bir şey değil Kaner bey!, biz arsa sahipleriyiz ve siz iki ortaksınız biri kaçtıysa işleri yapacak tek siz varsınız, ama sizde kaça-"

"Sakın Yavuz bey, o cümlenizin devamını bile getirmeyin yoksa iyi şeyler olmaz"

Abim Yavuz beyi sakinlikle dinlerken Yavuz haddini aşmaya yüz tutuyordu, abim Yavuz'un cümlesinin devamını getirmesine müsaade etmeden elini kaldırıp sözünü kesmişti çünkü eğer adam sözünün devamını getirirse bırak işlerin yarım kalması ortada inşaat bırakmazdı, belki' de işler çirkinleşecekti ama kazandığı itibarına laf eden olursa herkesi insan içine çıkamayacak hale getirirdi çünkü abimin işlerinden önce haysiyeti önde gelirdi!

"Tehdit' mi ediyorsunuz Kaner bey, biz size güvenip bir işe oturduk ama bakıyorum ortada iş kalmamış, şimdi siz söyleyin ne olacak?"

Abim yaslandığı sandalyeden doğrulup masaya doğru yaklaşırken her defasında burnundan soluyordu!

"Bakın beyler, sizin muhatabınız benim, benim muhatabım ise kaçan şerefsiz Nevzat, siz bu işe girerken benimle aynı masaya oturup benimle birlikte imza attınız, diyeceğim odur' ki sakın bana yanlış yapmayın"

"Madem muhatabımız sizsiniz Kaner bey, o zaman bizim iş ne olacak?"

"İşler en geç iki haftaya kalmadan başlayacak ama siz bu üslubunuz' da devam ederseniz başlamadan bitecek, Murat bey!" toplantı' da biri susuyor diğeri konuşurken abim hepsine tek tek cevap veriyordu ama şeytan diyor hepsinin başlarına silah daya bak bakalım bir dahakine konuşabiliyorlarmı!

"Bu arada Kaner bey kaçan ortağınızın kızıyla evlenmişsiniz"

Abimin bakışları Kadir beye çevrilirken arkasına tekrar yaslanıp gözünü kırarak "Olabilir Kadir bey" demişti, sonuçta suç kişiseldi ama abim cezayı İzem ve kendisine kesmişti, abimin kiminle yada niçin, nasıl evlendiği kimseyi ilgilendirmezken bunlar burunlarını olmadık işlere sokmuş üstlerine görev edinmişlerdi!

"Evlenmenizin sebebi aşk diyorlar doğrumu, yoksa?"

"Yoksa ne Kadir bey?"

"Orasını siz söyleyin"

"Yeter bu kadar saçmalamanız, burada yarım saattir alttan alıyorum işleriniz yarım kaldı diye ama sizin akıllanmaya niyetiniz yok, unutmayın beyler siz bana muhtaçsınız ben o arsanızı almasaydım eğer elinizde kaldıydı, ve orayı adam eden benim, dikkat edin' de tekrardan elinizde kalmasın yoksa"

"Yoksa ne Kaner bey?"

"Yaptığımı' da yıkarım, sonrası sizin bileceğiniz iş"

"Kaner!" Yaver fısıldamasıyla abim gözünün ucuyla bakarken Yaver kağıda yazdığı yazıyı kaldırmış abime okutuyordu

"Delirdinmi sen?" Abim kağıtta yazan yazıyı okumasıyla Yaver'e bakarken Yaver usanmadan sıkılmadan abim'in nabzını düşürmesi için eliyle yavaşlama işareti yapıyordu

"Sanırsam biz sözleşmeyi gözden geçirmemiz lazım Kaner bey!" Herkesin odak noktası tekrardan arsa sahipleri olurken onlar sözlerini esirgemiyorlardı!

"Geçirin bakalım ama şunu sakın unutmayın bedeli ağır olacak!"

"Bakın-"

Abim toprak sahiplerinin daha fazla saçmalıklarına katlanamayıp bilgisayarı hızla kapatmasıyla sinirden masanın üzerindeki bütün her şeyi elinin tersiyle yere savurup ayağa kalkmıştı, abimin hamlesiyle Yaver fırlarken ayağa ben hızla kenara çekilmiş bakıyordum!

"Allah kahretsin!" Abim'in içindeki öfke dinmek bilmezken elini masaya sertçe vurup bağırmıştı!

"Ne yaptın Kaner?"

"Ne diyorsun Yaver!" Yaver'e karşılık bağırırken Yaver bakışlarını abim'den çekip etrafa bakarak alayla nefes vermişti

"Ahh!, nemi diyorum?" Yaver soru sormasıyla abime tekrardan bakarken bir kez daha konuşmuştu

"Sana sakin ol diyorum, dur diyorum!"

"Bende diyorumki sana bana engel olma!" İşaret parmağını Yaver'in göğsüne bir kaç kez vurmasıyla yaklaşırken Yaver geri adım atmıyordu bile!

"Her şeyi mahvedince eline ne gececek Kaner de hele!"

"Birşeyler yapmayınca ne gececek elime?, bizimkilere, aşirete karşı gelmem bir işe yaramadığını, onlara karşı onlarsız bir hiç olduğumumu gösterecem?"

Abim Yaver'e biraz daha yaklaşarak sorduğu sorunun cevabını vermesini beklese'de Yaver'in tek yaptığı susmak olmuştu!

"Ben sana söyleyeyim, ölürüm gerekirse öldürürüm ama aşirete boynumu eğmem, eğdirmem!" Yaver abimden kaçırdığı bakışlarıyla dağılan etrafa bakmıştı

"Sana eğ diyen yok, yada sen yapamıyorsun da diyen yok!"

"Kimse diyemez!"

"Senden önce ben, biz müsaade etmeyiz!" Yaver cümlesiyle bana ardından abime bakarken diyeceği cümlede tereddüt etmesiyle duraksarken dişlerini birbirine sürterek abimin gözlerinde birşey arıyordu!

"Senin canını yakanları yaşatmayız ama o canı acıtan sen olursan birşey yapamayız!"

Bu sefer susan taraf abim olurken Yaver susmuyordu, durmuyordu!

"Diyeceğim odurki düşmanımız dostumuzun kalbi, aklı yada zaafları olmasın!"

🕊

"Kuşlar sadece sana ötmüyor abi!"

"Merak etme sen?, ben o kuşu buluyum bakalım bir daha ötebiliyormu?"

"Birşey yapmayacaksın!" Abime söylediğim cümleyle karşısında dimdik dururken zifiri gözlerine bakmıştım

"Adım kadar eminim haber kimden geldi sende bilmiyorsun ama sırf beni yanıltmak için elinden geleni ardına koymuyorsun Fırat!"

"Belkide benide isteyen biri var!"

"Fırat!" Abim bağırmasıyla yakamdan tutmuş kendine doğru çekmişti

"İşe bu yüzden gelmeyeceksin!, seni almadan durmazlar!"

Abim yakamı bırakmasıyla geriye doğru savururken bir kaç adımda durmuştum!

"Sende biliyorsunki zarar gören yine sen olacaksın!" Abim benden uzaklaşmasıyla gözlerine baksam'da o bana bakamazken buğulanan gözleri müsaade etmiyordu!

"Görürsem görecem sanane?" Abim ne kadar bağırsada, itekleyip kalksada kendini saklamak için yaptığını biliyordum

"Yıllar önce yaşananları hatırlıyorsun demi abi!"

"Sus!" Abim işaret parmağını gözlerimin önünde tutmasıyla yavaşça indirmiş ve elini yumruk yapmıştı!

"Yapma abi!"

Kaner abim beni duymaçtan gelirken dönüp uzaklaşmış ve araca binmişti bana ise sadece arkasından bakmak kalırken abim bir an bile düşünmeden gaza yüklenmiş ve yola koyulmuştu!, gerçek anlamda artık tükenmiş hatta bitmiştim, tam artık birşeyler bitti derken yerine yenileri çıkıyordu ve bu ciddi anlamda yıpratıyordu!

Abimin sözleri yüzüme bir tokat gibi çarpmasıyla yıllar önceki kabusun içinde bir kez daha kaybolurken adeta boğuluyordum

*

Siper aldığım araçtan uzaklaşmamla silahımdan çıkan kurşunla kulakların pası silinirken bir kaç elin sonunda silah boşa düşmüştü

"Allah kahretsin!" Bağırmamla geri çekilirken mermilerin hedefi olmuş ve araca çarpan demir parçaların sesi sağır ediyordu!

"Fırat!" Abimin bağrışları uçan mermilerin arasın da kaybolurken zorda olsa başımı doğrultup tam karşıma bakmıştım ama karşım boşken mermilerle delinen duvarların tozları ve parçaları dökülüyordu

"Fırat arkana bak!" Aldığım komutla hızla arkama bakarken Abim yere çömelmiş silahını yere koymuştu

"Nabıyorsun abi?" Abim soruma cevap vermek yerine koyduğu silahı bana doğru sürüyerek atmıştı

"Silahı al ve kendini koru!"

"Abi!"

"Fırat!, Abdullaha sakın gözükme!" Abim bana kendime gelmem için bu durumda olmamızın nedenini haykırırken silaha hızla uzanıp tutmuştum!, ne kadar abim kullandığı silahı göndersede kabzası soğuktu tıpkı gerçekler gibi!

"Abi!"

"Fırat git!"

Adamlardan bir kaçı abimin hareketiyle yerlerinden çıkarlarken bana doğru gelmiş ve güvenli bir koridor açmışlardı

"Birlikte!" Bir umutla abime bir kez daha bağırırken abim çöktüğü yerde duvara yaslanmış dururken gözlerimin içine bakıyordu sanki teslim olurcasıma oturmuş ve sırtını yaşlamıştı!

"Abi!"

"Gitmemiz lazım Fırat bey!"

Korumalar önümü kapatırken abimi göremez olmuştum ve sadece gördüğüm korumaların bedenleri olurken tek duyulan ses etrafa çarpan mermilerdi!

*

Yüzüme düşen yağmur damlalarıyla gözlerimi kapatırken kulaklarımda çınlayan silah sesleri kalbimdeki yanan ateşi körüklüyordu!

Bir kere abimi bırakmıştım ne kadar benim istediğim dışında olsa bile yarı yolda kalan ben deyil abim olmuştu!, ama bu sefer öyle olmayacaktı, gerekirse bedel ödeyen ben olacaktım ama bu sefer abimi dinlemeyecektim!

Koşar adımlarla konağa doğru giderken korumalar meraklı gözlerle bakıyorlardı bana!

"Aracı hazırlayın!"

"Fırat bey!"

"Hazırlayın dedim!" Bağırmamla korumayı göğsünden vurarak ittirirken koruma mahçubiyetle başını eğmişti

"Aracı getir!" Diğer adama bakmamla bir kez daha konuşurken koruma ikiletmeden gitmişti

Telefon sesiyle adamın yakasını bırakıp geri gitmiş ve ceketin iç cebinden telefonu aldım, arayana bakmamla İrem'in ismiyle bakışlarım boşluğa kaymıştı!

Fren sesi gelmesiyle bakışlarım telefondan kayarken karşıma bakmıştım, koruma araçtan inmesiyle kapıyı kapatmadan yan tarafa geçmiş bekliyordu!

Telefonun sesini kapatmamla sessizlik olurken korumanın yanından geçip araca binerken telefonu yan koltuğa atmıştım, abim'in nereye gittiğini gayet iyi biliyordum ama Şırnak sınırlarına girmeden ne olursa olsun yakalamam lazımdı çünkü Şırnak'a girdiği an koca bir labirente girmiş olacaktı ve orada bulmam imkansızdı!

Gaza yüklenmemle yola çıkarken bir kez daha telefon çalmıştı, yan koltuktaki telefona bakmamla arayan isim değişmezken telefonu yandan alıp telefon tutucuya takmış ve daha fazla oyalanmadan cevaplamıştım!

"Ne var İrem?"

"Nemi var?" Normalde asla böyle birşey demezdim ama bugün diğerlerinden farklıydı!

"İşim var İrem!"

"Ne işi?" Telefonu hızlı kapatabilmek için ne kadar kestirmeye çalışsamda İrem kapatmıyordu ve her defasında daha fazla soru soruyordu

"Kapatmam lazım!" Gaza yüklenmemle hızımı biraz daha arttırmıştım, sabahın erken saatleri olurken yavaş yavaş insanlar yollara düşmüşlerdi, birileri işlerine, birileri sevdiklerine giderken biz düşmanımıza gidiyorduk, ama önemli olan soru şuydu, Ölmeye'mi gidiyoruz, yoksa Öldürmeye'mi?

"Yine neler oluyor Fırat?"

"Birşeyin olduğu yok gülüm sadece telefonu kapat ve benden haber bekle!"

"Ne haberi Fırat, korkuyorum!"

"Bende korkuyorum!" Elimi direksiyona vurmamla bağırırken İrem susmuştu!

"Abime birşey olmasından, Abdullahın birşey yapmasından korkuyorum ama yerime sinip durmuyorum!"

"Abdullah kim?"

"Sen niye sürekli bunları soruyorsun İrem?"

Artık ben bile kendimi tanımazken sevdiğim kadının kalbini kırıyordum ama kendimi durduramıyordum, ne sakin kalabiliyor nede birşey yapabiliyordum, her cümlemde sesim biraz daha yükselsede İrem'den bir cevap bekliyordum ama yoktu tabiki!, her zaman olduğu gibi bunada bir cevap yoktu

"Bir cevabın yok demi?, ama madem merak ediyorsun söyliyeyim Şırnak aşiretin ağası yani damadımız olan Abdullah Bin Zaid'e gidiyorum!"

"Gitme!"

"Ben korkak deyilim!"

"Sana korkaksın demiyorum!" Kulağıma dolan ağlama sesiyle gözlerimi kapatmış ve hızla frene basmıştım, derin bir nefes almamla sesimi olabildiğince alçatmış ve başımı direksiyona yasladım biliyorum böyle olmazdı, İrem'in kalbini kırarak bir yere varamazdım

"Hayatım artık yaptığım işleri sorma olurmu?, sana yalan söylemek istemiyorum!"

"Söyleme o zaman!, ben senin herzaman yanındayım Fırat!, görmüyormusun bunu?"

"Zarar göreceksin!, sana yalan söyleyerek ihanet etmek istemiyorum!"

"Etme Fırat!"

"Bekleyeceksin İrem!, gerekirse-"

"Gerekirse ne?" Yade korkuyla konuşmasıyla cümlem yarım kalırken bakışlarım yoldan bir an bile ayrılmamıştı

"Gerekirse ne söylesene?, ne bekliyecem ben, benden ne zaman gittiğinimi?"

İrem'in cümlesiyle bakışlarım telefona kayarken aralanan dudaklarımdan derin bir nefes kaçmıştı

"Ölümümü!" Telefonu kapatmamla yola tekrardan çıkmıştım

-

ŞIRNAK

Yazıyı görmemle dururken tabelaya uzun bakmıştım

"Haydi bismillah!" kendi kendime söylenmemle eylediğim aracın el frenini çekmiş ve bir kaz daha gaza basmıştım, işte bizim buralarda böyle bir toprağın yarısı Şırnak diğer yarısı Mardin, ama bir şey vardı oda iki toprakta cehennemdi, Şırnak'a giriş yapmamla kokusu dahi değişirken yollarda tanıdık bir araç arıyordum ama gözlerim her defasında boşluğa düşüyordu sanki, her defasında görüş açıma giren başka bir araç, başka insanlar olurken hızımı biraz daha düşürmüştüm belkide bir umut gözden kaçırıyorum düşüncesiydi!

Aracı sağa çekip aşağıya inmemle etraftaki insanlar baştan aşağıya bana bakarlarken rastgele bir dükkana girmiştim

"Selamün aleyküm!"

"Ve aleyküm selam!" Adam selamımı alsada gözleri merak içindeydi

"Buralarda bir toplantı varmış nerede biliyormusun?"

"Bilmiyorum!"

"Daha ne?, kimin toplantısı olduğunu sormadın bile!"

"Bilmiyorum demek ne demek?"

"Bilmiyordan ziyade daha çok biliyor ama bilmiyor gibisin!"

Karşımdaki adam soruma cevap bile veremezken ben almıştım alacağım cevabı!

"Eyvallah!, nasıl olsa bulurum ben!" Arkamı dönüp kapıya yönelmemle az önce lal olan adam tekrar konuşmuştu

"Abdullah ağayı ne yapacaksın?"

"Hani bilmiyordunuz?" Sorumla arkamı dönmem bir olurken adam yavaşça bana doğru geliyordu

"Abdullah Ağayı herkes tanır!"

"O zaman toplantıyı da bilirsin!"

"Bilmesi gerekenler bilir!" adam sanki benim sabrımı sınar gibi konuşurken ben dormuş mantıklı bir şey demesini bekliyordum

Arkamı dönmemle kapıya doğru yönelmiştim ama çoktan kapının önü kapanırken karşımda bana meydan okuyan adamlar arkamda duran adamımın bir emrine bakıyorlardı!

"Çekilin!"

"Öyle mi aslan parçası?"

"Öyle!" Kapıdaki adamlar sırayla içeriye girmeleriyle amaçlarının ne olduğunu anlamam uzun sürmemişti, yüzümü kırıştırmamla derin bir nefes alırken bakışlarımı tavana dikmiştim, cidden neden her şey istediğimiz gibi olmuyor ve her bir şeyde bir zorluk çıkıyordu anlamıyordum!

Gözümün ucuyla adamın geldiğini görmemle yukardan aşağıya tokadı indirmem bir olmuştu!, adam aldığı darbeyle yere yıkılırken bu sefer arkasındaki adam saklanmak yerine bir sonraki hamlesini yapmış ve koşarak üzerime doğru geliyordu, ama ne yazık ki bana denk gelerek şanslı değillerdi!

Adam yumruk sallamasıyla geri adım atmıştım, arkamdaki adam rahat ya da sırasını beklemek yerine saldırmayı seçerken yana çekilmemle hamlesini boşa düşmüş ardından kolundan tutmamla öne doğru çekip karşımdaki adamın üstüne doğru bırakmıştım!, sonuçta kavganın birinci kuralı karşındaki kişinin hamlesiyle karşılık vermekti!

"Adamlığa sığarmı lan üçe bir!"

Arkamı sağlama almamla bağırırken artık İkisi de karşımdaydı!

"Sen buradam sağ salim çıkacağını'mı sanıyorsun?" Dükkan sahibi konuşmasıyla yanındaki adam hızla saldırmıştı!

Adamın attığı yumruk da bir kez daha geriye çekilirken sırtım dolaba çarpmış ve bazı şişeler yerle buluşup paramparça olmuştu ama geri durmayacaktım adama hamle yapmamla yüzüne yumruk atar gibi yapmış ve hızla karın boşluğunu vurmam bir olurken adam acıyla dizilerin üzerine çökmüş inliyordu

"Lan şerefsiz!"

"Düzgün konuş lan" ikimiz de aynı anda birbirimize hamle yapmamızla çeneme savurduğu yumruğa kolumu siper etmiş ardından bacağımla bacağına vurup biraz da olsa kendimden uzaklaştırmıştım, ama adam pes etmek yerine kenarda duran sopayı almasıyla meydan okuyarak üstüme doğru geliyordu!

Gözümün ucuyla az önce yarısı paramparça olan şişelere ardından adama bakmıştım, sadece bir toplantı sormuştum ama konuyu uzatarak ta buralara kadar gelmişti, getirmişlerdi!

Adamın biraz daha yaklaşmasını beklesem de şimdi tam zamanıydı yandan aldığım şişeyle adama doğru adım atmış elimdeki şişeyi başına vurmamla şişenin tuzla buz olması bir olurken adam kanlar içinde yere yığılmıştı, elimde kalan cam parçasını atmamla adamların arasından geçip dışarıya çıkmıştım.

Şırnak'ın rüzgarı yüzüme çarpmasıyla yavaşça ilerlemiş ve aracıma binmiştim, belki de geç kalmıştım bilmiyordum ama amacım ne olursa olsun abimi bırakmıştım kez daha yalnız bırakmamaktı, gerekirse toplantı arasında gerekirse çıkışta, yer, konum fark etmez sadece Fırat yine gelmedi demesin diyeydi çabalarım, yine yalnızlık yükü omuzlarına yüklenmesin diyeydi uğraşım!

KANER KAMİROĞULLARI

"Beni ne diye çağırdın Abdullah ağa!" cümlemle birlikte herkez'in odak noktası ben olurken Abdullah kinle bakıyordu!

"Dilda'nın yadigarı!-" Abdullah susmasıyla başımı yavaşça çevirip susarken konağın kapısı hızla açılmış içeriye adamlar girmişti, Abdullah ağa gelenleri görmesiyle eğdiği başını kaldırırken adamlara dimdik bakıyordu!

"Noluyor?"

"Ağam!"

Korumalar yanlarımızdan geçip Abdullah ağaya giderken bir kaçı başımda durmuşlardı, bakışlarım adamların üzerinden bir an bile ayrılmazken koruma Abdullahın kulağına eğilmişti!

Birşeyler dönüyordu ama ne olduğunu dahi anlamazken benimle birlikte diğer ağalarda endişeliydiler

"Yalnız geldini sanıyordum!" Koruma Abdullah ağa'da uzaklaşmasıyla Abdullah ağa ayağa kalkarak konuşurken bende hızla ayağa kalkmıştım

"Ne diyorsun sen?"

"Kardeşin Fırat Şırnağa gelmiş!"

İşittiğim kelamla hızla ceketin iç cebinden telefonu almıştım

"Sakın!" Silah sesini duymamla telefondaki bakışlarımı yavaşça çekerken başımı kaldırıp karşımdaki Abdullah'a daha doğrusu bana doğrulttuğu silaha bakmıştım

"Arama!"

"Senin amacın ne Abdullah!"

"Sen benim amacımı boşverde Fırat neden geldi Kaner?" Abdullahın her bir cümlesinde yüreğim ağzıma gelirken Fırata olan öfkem büyüyordu!

"Kendisine sormadan bunu bilemeyiz değilmi Abdullah!"

"Ben sanıyordumki senin haberin olmadan kimse adım atamaz!"

Abdullah zeki bir adamdı ve her bir cümlesini her bir adımını hesap ederek oynuyordu ama oyununa düşmeyecektim, ne olursa olsun asla!

"Yanlış!"

"Peki!" Andullah silahı indirmesiyle başını aşağı yuları sallarken ilk önce yere ardından gözlerime bakmıştı

"Git o zaman!" Abdullahın yanından geçmemle toplantı salonundan çıkarken telefonu cebime koymuştum!, Abdullahın bakışları bir an bile üstümden ayrılmazken konaktan çıkmış ve az ileride duran aracıma hızla binmiş yola çıkmıştım!

Hızımı bir an bile azatmazken telefonu alıp Fırat'ı aradım

"Nerdesin?!" Telefon açılmasıyla bağırırken Fırat sadece "Çarşıdayım!" demişti

"Bekle geliyorum!" Telefonu kapatmamla bacaklarıma bırakıp gaza yüklenirken diğer araçları acımasızca sallayarak geçiyordum

Bir kere beni dinlese şaşardım, ama anlamadığım başka birşey vardı ve oda Fırat'ın ne yapmaya çalıştığıydı! sonuçta benden önce kendisi biliyordu Abdullah'tan uzak durması gerektiğini, ama yapmıyordu ve her defasında Abdullah'ın burnunun dibine daha fazla giriyordu!

Etrafa bakınmamla Fıratın aracına benzer bir aracı görürken hızla plakaya bakmıştım

47FRT6729

Fıratın plakasını görmemle dişlerimi sıkmış ve hızla direksiyonu kırıp yan şeride geçerken Fırat'ın aracının arkasında durmuştum

Araçtan inmemle Fırat'da araçtan inmiş arkaya, bana doğru geliyordu

"Ne yaptığını sanıyorsun lan sen?" Fırat'ın yakasına yapışmamla araca yaslarken etraftaki meraklı gözler bizi bulmuştu

Ne kadar içimden Fırat'ın gırtlağını sıkmak gelsede yeri burası ve şimdiki zaman değildi, az önce sıkı sıkıya tuttuğum Fırat'ın yakasını hızla bırakırken elimin tersiyle göğsüne vurmuştum

"Konuşacaz!"

"Konuşalım!" Arkamı dönmemle aracıma giderken Fırat'da kendi aracına yeltenmişti

"Benim araçla!"

Omzumun üstünden Fırata bakmamla Fırat birşey demeden geliyordu gerçi başka seçeneğide yoktu!

Aracın kapısını açıp binmiş ve hızla çarparak kapatmıştım, kapının kapanmasıyla diğer kapı aralanırken bu sefer benim aksime kapı yavaşça kapanmıştı

"Aptalmısın sen oğlum?" Tek elimi direksiyona koymamla Fırat'a doğru dönmüş bir cevap bekliyordum

"Ne diyorsun sen abi?"

"Diyorumki sorunmu var burda!"

Uzanmamla elimle Fırat'ın şakağına işaret parmağımla bir kaç kere dokunurken Fırat kendini geri çekmişti

"Yapma şunu!"

"Sende sorunluymuş gibi davranma!"

"Ne diyorsun abi sen?, biliyormusun bilmiyorum ama ben senin aksine bugün buramla deyil!" Fırat bağırarak söylediği cümlesini kesmesiyle az önce kaçırdığı alnının şakağına kendisi işaret etmiş ardından kalbine dokunarak devam etmişti

"Buramla hareket ettim!, sana uzun zaman oldu unutmuş olabilirsin ama burası daha ağır basıyor bende!"

"Ne diyorsun lan sen?" Bağırmamla Fırat'ın yakasını tutup kendime doğru çekmiştim

"Yalanmı?"

"Yalan!"

"Bırak abi ya!, sen daha İzemi sevdiğini inkar edemiyorsun sırf aklın intikam dediği için, sırf-"

"Ben burayı öldürdüm!"

"Ölü beden can bulmaz lakin ölü kalp yeşerir!"

Tek kelime dahi etmeden önüme dönmüş ve yola çıkmıştım, belkide diyecek bir kelimem olmadığından susmuştum!

(Korna sesi)

Çalan korna sesiyle birlikte bakışlarım yoldan ayrılırken dikiz aynasından arkayı kontrol etmiştim, arkada ise sellektör yakarak son sürat gelen araç bizi sallamaya çalışırken direksiyonu kırarak engel olmuştum çünkü Mardinde bunu yapma cesareti gösteren olmazdı ever yapan olursada düşmanımdır ama burda, Sırnak'da bilinmezliğe mahal veremezdim

"Bu kim?"

Fırat yan aynadan arkaya bakarken gaza biraz daha yüklenmiştim, kim olduğunu yada amacı ne olduğunu bilmiyordum ama içim hiç rahat deyildi

"Bilmiyorum!"

Direksiyonu tek elimle tutmamla Firata doğru eğilmiş ve torpidoyu açıp silahı almıştım doğrulmamla Fırat'da beline davranırken diyoksiyonu bırakmadan silahın sürgüsünü çekmiştim

Araç içinde yankılanan sadece benim silahın sesi olmazken aynadan bir kere daha arkayı kontrol etsemde araç ara yola sapmış gözden kaybolmuştu

"Ne yapıyor bu?"

Ne kadar kendi kendime konuşsam'da Fırat'da duymuştu!

"Abi!" Fırat bağırmasıyla acı bir korna sesi duyulurken hızla önüme dönmüştüm, az önceki gibi bu sefer karşımdan araç gelirken diğerinin aksine bu öldürmeye geliyordu!

"Sıkı tutun!" Bağırmamla direksiyonu kırmam bir olurken girdiğim topraklık alan tekerleğin altında kalıyordu!

"Abi!" Direksiyon hakimiyeti kontrolünden çıkarken bastığım fren tekerlekleri kitlerken araç tepe taklak olmuştu!

Patlayan cam parçaları yüzümü çizmesiyle canım yanarken Fırat belli belirsiz Fırat'a bakmıştım ama durum değişmezken araç yere çarpmasıyla bir kez daha takla atmıştı!

*****🕊🕊******

KURŞUNLU ZİNCİR ADLI 2. KİTABIMIZA'DA ŞANS VERİRSENİZ ÇOK MUTLU OLURUM.🤍🪻

Yine güzel bir bölümün sonuna geldik

Bölümü nasıl buldunuz merak ediyorum yorumlarda buluşalım.

İNSTEGRAM HESABIM : teynimg_yazar_

TİKTOK HESABI : TEYNIMG_YAZAR_06

SİZİ ÇOK SEVİYORUM KENDİNİZE İYİ BAKIN 😍🤭

NOT : Yorumlarınızı ve oylamalarınızı bekliyorum🕊🕊

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.