İçeriğe geç

HÜKÜM

Bölüm 43 · 21 dk okuma

HÜKÜM

Bölüm 43

38 : BÖLÜM

En büyük acı kendine bir yer edinmeye çalışmak yada yer edindiğin yerde aslında hiç yerin olmadığını öğrenmektir!,

Çaresizlik, yıkılış, hatta kaybediş ne dersen de ama kimsenin yanında, kalbinde yerin yoksa,

gözlerinde gözlerin yoksa işte o zaman bir insan kaybeder ve bir kere kaybettimi ne kadar kazanırsa kazansın hiçbir şeyin önemi, hükmü yoktur!

KANER KAMİROĞULLARI

İzem delirmişti resmen, hatta delirmekle kalmayıp gözü hiç birşeyi görmüyor mantıklı düşünmüyordu!, gözlerim yerdeki bıçağa takılmasıyla kanlı gömleğe bakarken yara tekrardan belli etmişti kendini, bizimkiler benden bir cevap beklerken hiç birşey demeden İzem'in arkasından gitmiştim!

İzem tek başına giderken hızla arkasından koşmuş ve kolundan tutarak durdurmuştum

"Nereye?"

"Bırak!" İzem kolunu çekmesiyle biraz daha kendime çekerken iki kolundan'da tutmuş kendime çevirmiştim

"Sana bir soru sordum!"

"Cehenneme!, oldumu?" İzem tane tane konuşurken biraz daha yaklaşmıştım

"Unuttunmu orada ben varım!" Söylediğim cümleyle dudağımın kenarıyla gülümserken İzem öfke doluyordu!

"Senden nefret ediyorum!" İzem dişlerinin arasında konuşurken her cümlesinde nefesi yüzüme çarpıyordu!

"Yapacak birşey yok!" İzemin bakışları kanlı gömlekle buluşmasıyla yutkunurken titreyen gözlerle bakmıştı gözlerime

"Sen-" İzem cümlenin devamını getiremezken başımı hafif yan yatırıp yüzüne baktım!

"Ama madem bu kadar heveslisin benimle gelmeye tamam!" Cümlemi söylememle İzem'in kolunu bırakıp hızla elinden tutmuş ve yürümeye başladım

"Bırak beni!"

"Sus!" Hem bana meydan okuyordu hemde benimle gelmiyordu cidden anlamıyordum İzemi

"Kaner nereye?"

"Cehenneme!" Arkadan Mirşad'ın sesi duyulmasıyla arkama bakmadan cevap verirken omzumun üstünden İzem'e bakmıştım, İzem ise gözlerini aktarırken önüme dönmüş yola devam etmiştim, madem İzem'in istediği buydu olmuştu işte yalın ayak yürüsünde görsün dünya kaç bucak olduğunu, belkide bir daha patlatmazdı aracın tekerleklerini!

"Abi!" Fırat koşarak yanımıza gelmesiyle nefes nefese kalırken gözümün ucuyla bakmıştım

"Aklındaki ne?"

"Ana yola çıkmak!"

"Senin genel sıkıntın bu biliyormusun?"

"Allahalla neymiş?" İzem'e dönmemle göz kırparak soru sorarken İzem elini elimden kurtarmaya çalışıyordu

"İnsanlara cevap vermeme ve zor kullanma gibi!"

"Allahala zorunda bırakanlar benim sıkıntım olmasın!"

"Vaalla yenge sende gidip güzel biriyle evleneydin bunların hiçbiri yaşanmazdı!"

"Ne diyorsun Mirşad ya?" İzem bıkkın bir sesle koşurken Mirşad'a bakmıştı Mirşad ise koşarak gelmişti yanımıza

"Diyorumki elimizdeki malzeme bu!"

Bak işte bu doğruydu ama İzem kabullenmek istemezken değiştirmeye çalışıyordu ama atalarımız ne demişler bir insan yedisinde neyse yetmişinde'de odur!

"Doğru sen çok değiştin sanki değilmi?" sorumla birlikte omzumun üstünden arkama bakmamla Mirşad cevap vermek yerine susmuştu çünkü kendiside değişmemişti hatta daha kuralcı olmuştu!

"O yüzden uzak dur!" son cümlemle tekrardan Mirşad'a bakmamla Mirşad olduğu yerde kalırken Fırat ikimizin arasında bakışları geziniyordu

"Ya- kimden uzak duracam!" Mirşad farketmesiyle cümlesini yarıda keserken anlamamış ayağına yatmıştı!

"Kızlardan!, gerçi kim karanlığa bulaşmak ister değilmi!"

Her cümlemde Mirşad'ı biraz daha iğneliyordum aslında uyarıyordum çünkü benim yolumda yürüyordu ve benim yolumun sonu uçurum olurken o uçurumdan tek başıma düşecektim, yanımda sevdiklerim yada beni sevenlerle değil sadece ben!

"Yeter ya valla bunada karışamazsın!" İzem sitemle konuşurken bana öfkeyle bakıyordu

"Ayrıca bütün kızlar Mirşadı sever!"

"Helal be yenge!" İzem Mirşad'a göz kırpmasıyla bana bakarken dudağımın kenarı yukarı doğru kıvrılmıştı

"Anlaşıldı siz birbirinizi kurtarınca aranızda bir bağ oluşmuş ama dikkat edin o bağı size dolamayayım!"

"Oooo!" Fırat ortalığı galyana getirmek için garip garip sesler çıkarırken iki elini havaya kaldırmış ve geriye giderek Mirşad'ın yanına geçmişti

"Ateş hattından çıkıyorum!"

Mirşad Fırata omzuyla vurmasıyla Fırat yalpalarken İzem bana bakmasıyla alayla gülerek konuşmuştu

"Noldu kıskandın'mı?"

"Ben!, kıskanacam!, senimi?"

"İnsan değilsin!" İzem ne kadar fısıldayarak konuşsada duymuştum!

"Sürekli çekiştiriyorsun bırak!, yoruldum!"

"Yoruldunmu?" İzem kolunu çekmesiyle bağırırken olduğum yerde durmuş aynı tonda karşılık vermemle İzem'in kolunu bırakıp ona doğru dönmüştüm

"Senin yorulmak gibi bir hakkın yok!"

İzem konuşmaya yektenmesyle hızla elimi kaldırıp susturmuştum

"Sen aracın tekerleklerine o bıçaağı sokmadan önce düşüecektin İzem hanım!"

"Ne bu gitme isteği ya hem burası senin ikinci evin değilmi, kendini toplayana kadar kal işte!"

"Yaralısın diye getirdik buraya şimdi ne bu gitme isteği hem burası senin ikinci evin değilmi?"

"Size hastane olmaz dedim ve sizin aklınıza gelen ilk yer burasımı!"

"Ne bu tavırlar, seni gören hiç gelmiyor zannedecek hem beni ilk buraya getiren sen değilmişsin gibi konuşma!"

"Ne?"

"Ne!" Mirşad ve Fırat aynı anda bağırmasıyla bize daha doğrusu bana şaşkınlıkla bakıyorlardı

"Sen İzemi' mi getirdin buraya!"

Şaşırmalarının nedeni burayı yaptırma nedenim Aliz'di, bırak başkasını kardeşim bile adım atmazken buraya İzemi getirdiğimi öğrenmişlerdi!, şaşırmalarında haklılardı ama onuda korumam lazımdı yani mecburdum getirmeye!

"Seni buraya getirme nedenim korumak içindi, ayrıca konumuz bumu"

"Evet!"

"Hayır!" İrem'in bağırmasıyla bağırırken devam ettim "Şimdiki asıl konumuz masumlar toprağa gitmeden cehenneme gidecek kalleşlerin olması!"

Konuyu değiştirmemle herkesin yüzü düşerken vücudum sızı içinde kalmıştı!

"Aklında varmı birileri?" Fırat'ın sorusuyla Fırat'a ve Mirşad'a bakarak başımı olumlu anlamda sallamıştım

"Haraşiler!"

"Ne diyorsun abi sen?, eminmisin!"

"Her şey onlardan sonra oldu!"

"İstediklerini aldılar!, yani neden yapsınlarki?"

"Sessizce istediklerini aldıkları için"

"Eğer onlar yaptılarsa bunun hesabının sorulacağınıda biliyorlardır!"

"Bilmiyorlarsa'da öğrenecekler!" Sesin gelmesiyle yola bakmam bir olurken sonunda bir araç geliyordu, araba yanaşmasıyla hızla biri inerken bizim adamlardan Kadir'di gelen!

"Kaner ağam!"

"Kadir!"

"Fırat beyim aradı!" Omzumun üstünden bakmamla Fırat'a onay vermiştim

"Başka gelen varmı?"

"Var ağam onlar ara yoldan geliyorlar yolu kontrol etmek için!" Kadir'i onaylamamla bizimkilere tekrardan bakmıştım

"Arkadan gelirsiniz!"

"Tamamdır abi!" İzeme sadece başımla aracı göstermemle İzem Kadir'in yanında birşey dememişti ama yüzünü kırıştırmaktanda geri durmamıştı, Kadir kenara çekilmesiyle araca ilerlemiş ve hızla şoför koltuğuna geçmiştim, İzem'de yanıma oturmasıyla kemerini takarken yola çıkmıştım.

-

"Sence onlarmı yaptı!" Sessizliği İzem bozmasıyla sorusu son derece yersiz ve saçma olurken elimi direksiyona vurarak cevap vermiştim

"Başka kim yapacak bu kalleşliği!"

"Ne biliyim belki!" İzem cümlenin devamını getiremezken doğru kelimeyi arıyordu ama yoktu bunun doğru kelimesi olamazdı!

İzem bakışlarımı hissetmesiyle bana bakarken tekrardan konuşmuştu

"Belki de düşman olduğun ağalardan birisidir!"

"Saçmalamayı kes İzem orada onların akrabalarıda var hem sen gördün Aldemir ağanın eşi vardı" önüme dönmemle dışarıya bakmıştım

"Ama saldırı sonrası orada yoktu!"

"Kaçmıştır başka ne yapacak!"

"Eminmisin Kaner!"

"İzem bak tamam asla sevmem hatta ölümüne nefret ederim, ederiz ama-" cümlemi yarıda kesmemle gözlerimi kısa süreli kapatmış ve tekrardan konuşmuştum

"Bu kadar masuma kıyacak kadar insanlıktan çıkmış olamazlar!"

"İnşallah Kaner, İnşallah!" İzem cümlelerini kesik kesik söylerken kendini inandırmaya çalışıyordu!

İçimde tuttuğum nefesi vermemle direksiyonu biraz daha sıkmış ve köşeyi dönmüştüm, içimde dinmek bilmeyen öfke ve endişeye bir yenisi daha eklenirken sonunda konağa gelmiştim, hızımı azaltmadan ani fren yapmam bir olurken emniyet kemerini açmamla hızla araçtan çıkmıştım, konağa yönelmemle arkamda hiçbir hareketlilik olmazken hızla arkaya bakmıştım ama İzem aracın içinde bana bakarken gözlerimi kapatıp sabır dilemiştim zorluyordu ama benim duracak zamanım yoktu, arkamı dönmemle İzeme doğru gitmiş ve hızla aracın kapısını açıp elimle çıkmasını işaret etmiştim

"Seninle yolculumuz burda bitiyor İzem hanım"

"Sen ne yapacaksın?" İzem araçtan inmesiyle soru sorarken korumalara ardından İzeme tekrardan baktım ama İzem cevabını almadan gidecek değildi

"Öldürecekmisin onları?" İzem her sessiz kaldığımda daha fazlasını sorarken arkamı dönüp konağa yöneldiğimde korumalar kapıyı sonuna kadar açarlarken vakit kaybetmeden içeriye girmiştim

"Sana diyorum onların peşinden gideceksin değilmi?" İzem bağırarak peşimden gelirken annem avluya koşarak çıkmıştı

"Oğlum!" annem korkuyla bir bana birde İzem'e bakarken gözleri sadece bir noktada takılı kalmıştı, tahmin etmek zor değildi, bakışlarımı gömleğe çevirmemle üstümdeki kan herşeyi, tüm açıklığıyla anlatırken işlerimi zorlaştırıyordu!

"Kaner!" herkesi arkamda bırakarak merdivenlere yönelirken İzem'de arkamdan geliyordu, merdivenleri çıkmamla odanın kapısını açıp bırakmıştım, kapı duvara çarpmasıyla içeri girerken hızla dolaba ilerlememle kapakları açmış ve temiz bir gömlek almıştım, gömleği yatağa koymamla üstümdeki ceketi çıkarıp temiz gömlekten uzak olacak şekilde atmıştım

"Hmm!" Yüzümü kırıştırmamla boğazımdan kopan iniltiye engel olamazken üstümdeki gömleğin düğmelerini tek tek çözmeye çalışıyordum ama ne kadar başarılıydım orası meçhul

"Delirdinmi sen?, daha kötü olacaksın!"

"O zaman sus ve yardım et!" Düğmeleri çözmemle kollarımdan çıkarıp atmış ve yataktan yeni gömleği almıştım

"Ya onlar değilse?" İzem'in sorusuyla başımı kaldırmamla İzem'in gözlerine bakmıştım

"Onlar!"

Cümlemle gömleğin uçlarını pantolonun içine sokup dolaptan yeni bir ceket alıp giymemle birlikte yatağın yanındaki komidine gidip alt çekmeceyi açmıştım, birkaç kıyafeti kaldırmamla şarşörler gözler önüne serilirken İzem bağırmıştı

"Kaner, saçmalama sakın!" İzem sesindeki korkuyu saklamazken önüme geçmiş ve çekmeceyi hızla kapatmıştı

"Asla izin vermem Kaner bak öfkeyle hareket ediyorsun!"

"Bunun öfkesi sakinliğimi kaldı İzem!"

"Haklıysan bile haksız druma düşersin!"

"Haksızmış!, masumların kanını yerde bırakmamak haksızlıksa haksızım varmı ötesi!" son cümlemle İzem'in omzundan ittirip çekmeceyi açarken hiç düşünmeden şarjörleri almış cebime koymuştum,

"Sende onlar gibi katilmi olacaksın?"

"Gerekire evet!" İzem bana açık ve net birşey sormuştu ve bende tüm açıklığıyla cevap verirkem bir adım atıp gözlerine bakmıştım

"Ve sende hiç birşey yapmayacaksın!" İzemi uyarmıştım çünkü biliyordumki durmayacaktı!

"Arkamızdan gelmiyeceksin!, engel olmayacaksın!, kimseye haber vermeyeceksin!, burada oturup gerekirse ölüm haberimi bekleyeceksin!"

Sözümün üzerine başka bir kelam edilmeden arkamı dönmemle geçip gitmiştim, hem ne diyebilirimki İzem bana ölüme gitme diyordu ama orda yatanların hepsi benim canımdan canlardı ve Haraşiler düşünmeden almışlardı onları benden!

Odadan çıkıp merdivelere yönelmele belimdeki silahı çıkartıp mermiyi namluya sürmüştüm ama bu sefer yolumu kesen annem olurken silahı belime yerleştirip inerken merdivenlerin ortasında karşılaşmıştık

"Ana çekil!"

"Asla !"

"Bir kez daha demiyecem çekil!"

"Gözünü seveyim yapma Kaner!"

Anam yüzüme dokunmak için yeltenmesiyle kendimi geriye çekmemle eli havada kalırken yanından geçip gitmiştim

"Kaner sakın, Kaner!"

Konağın kapısını açmamla bütün adamlar hazırladıkları araçların başında bir emrimi bekiyorlardı ölüme gitmek için!, gözümün içine bakan adamlara başımla işaret vermemle herkes araçlara binerken Fırat ve Mirşad'da birlikte bende bir araca binip yola çıktık

"Nerdeler biliyormuyuz?"

"Diyarbakıra girmek üzereler!"

"Adamlara haber sal girmeden tutsunlar!" Fırat birşey demeden telefona sarılırken dikiz aynasından arkaya bakmıştım, Mirşad arkasına yaslanmasıyla cehennemi beklerken sessizliği Fırat bozmuştu

"Diyarbakır'a girmelerine müsaade etmeden durdurun!" Fırat telefonu kapatmasıyla gaza biraz daha yüklendim sonuçta ölümü bekleyenleri bekletmek ayıp olurdu!

-

Diyarbakır girişine gelmemizle ani frenle dururken yol adeta ayaklarımızın altından kaymış ve toz dumanı yükselmişti, ayaklanan tozlar yaşanacak felaketin örtüsü olurken Haraşiler öfkeyle bekliyorlardı, bizim adamlar sınırda haraşileri doğrulttukları silahla tutarlarken yardıma gelen diğer adamlarda bizim adamları kıskaca almışlardı ama ben varken bırak adamlarıma birşey yapmaya kıllarına zarar veremezlerdi heleki az adama, çok kişi asla!

Araçtan inmemle benimle birlikte gelen adamlarımda inerlerken silahlarına davranmışlardı

"Ne demek oluyor Kaner ağa!"

"Onu asıl sen diyeceksin Bervan Haraşir, ben demeden geliyorsunuz eyvallah dedim ama siz düğünü basıp kan akıttınız!" İşaret parmağımla Ömer haraşiri gösterirken bağırmıştım

"Çoluk çocuk demediniz, kadın erkek ayrımı yapmadan herkesi öldürdünüz!"

"Sen koruyamıyorsan biz ne yapalım Kaner ağa!" Ömer'in cümlesiyle hızla Ömere doğru gidip yakasından tutup kendime çekmemle herkes silahın sürgüsünü çekerken belimdeki silahı çıkartıp Ömer'in çenesine dayamış ve dişlerimin arasından konuştum

"Ettiğin kelamları ağzından çıkmadan bin kere düşün yoksa bir daha düşünecek fırsatın olmaz!"

"Öylemi?"

"Öyle!" Silahın horozunu çekmemle başıma silah dayanmıştı, gözümün ucuyla bakmamla Bervan oğlunu elimden almak için hamle yapmıştı ama yanlış kişiye!

Bervan ağa'nın da şakağına silah dayanmasıyla Ömer'e tekrar dönerken silahı bir kez daha bastırdım

"Şimdi konuş lan baskını sizmi yaptınız!"

Ömer inatla konuşmazken silahı havaya doğrultup bir el ateş edip tekrardan çenesine dayamamla bağırmıştım

"Konuş lan o kalleş sismisiniz?"

(Jandarma sireni ve korna sesi)

Jandarma sireni duyulmasıyla herkes afallasada kimse silahı indirmemişti birbirlerine karşı çünkü en ufak gaflet kendi canına maal olurdu, bütün korumalarda gözlerinde tek bir kuşku dahi olmazken bakışları etrafta ve birbirleri üzerindeydiler ama siren sesleri her geçen saniye biraz daha yaklaşırken Jandarma ve Polis araçları da gözükmüştü!

"Kahretsin!..." içimden savurduğum küfür ve lanetle birlikte Ömer'e bakarken Ömer öfkeyle bakıyordu

"Tam size yakışır bir hamle Ömer Haraşir!"

"Biz deyil ama siz buradan sağ çıkamayacağınızı anladığınız için çağırmış olabilirsiniz!"

"Kes lan sesini!" Ömer Haraşir'in boynundaki silahı bastırarak bağırdığımda jandarmaların sesleri duyulmuştu

"İndirin silahları!"

"İndir, indir!" Jandarmalar ve Polisler bağırarak dört bir tarafa dağılmasıyla herkesi toplarken Ömeri hızla itekleyerek bırakmıştım ama Jandarmanın radarındanda kaçamamıştım

"Gel buraya!" Jandarma elimdeki silahı almasıyla araca yaslarken

Ömeride almışlar ve üst araması yapmışlardı, tabikide onlarda boş olmazken buldukları silahları toplamaya başlamışlardı ama anlamadığım bir şekilde Helimin ağabeyi yoktu ortalarda ya onu baştan gönderdiler yada öldürdülerdi!

"Komutanla konuşmak istiyorum!" Jandarmaya söylediğim cümleyle asker araca yüzü gülü çevirmiş ayaklarımı aralamıştı

"Hmm!" Yaramın acımasıyla dudaklarımdan kaçan iniltiye engel olamazken yüzümü kırıştırıp zorda olsa yutkunmuştum ama Jandarma buralı bile olmazken ellerimi kaldırmış aramaya başlamıştı ve benim gibi her iki tarafın adamlarınıda ararlarken bütün her şeyi ele geçirmişlerdi

"Bizim bir suçumuz yok asker bey!"

"Madem öyle bu silahlar ne böyle!" Ömer bağırmasıyla omzumun üstünden ne kadar başarılı olsamda bakmamla asker ellerindeki silahları göstermişdi

Beni arayan asker elini cebime atmasıyla sarjörleri bulmuştu, işte şimdi kendime lanet okuyordum!, ben kolaylık olsun diye atmıştım cebime mal gibi yakalanayım diye değil!

"Komutanım!" Asker şarjörlere bakmasıyla konutanına seslenirken benide sırtım araca gelecek şekilde çevirmişti, bir nevi istediğim olmuştu ama cevabını veremeyeceğim soruyla değildi tabiki!

"Ne oldu!" Komutan gelmesiyle bana bakarken Asker elindeki şarjörleri uzatarak "Hepsi dolu" demişti

"Evet cevap alayım!"

"Iıı komutan bey!"

komutan kaşlarını havalandırarak bir açıklama beklerken bende hiçbir cevap yoktu, gözümün ucuyla bakmamla jandarmalar Mirşad'i araca yaslamasıyla üst araması yaptıklarımdan Mirşad'ın belinden iki silah çıkarmışlardı, Fırat ise direk elinde silahla yakalanmıştı

"Düğünümüz vardı ordan kalmalar yoksa niye olacak komutan bey!" Komutan dediğim cümleye inanmazken bir adım daha atıp yaklaşmış ve ceketimi kaldırarak kanlı gömleğe bakarken yüzü dehşet içinde kalmıştı

"Budamı düğünden kalma!" komutan dediğim cümleyi kendi cümlesiyle çürütürken gözünün ucuyla bakıyordu "Düğüne saldırı oldu!"

"Ne saldıırısı?, burada öyle birşey yok!"

"Mardin'de oldu!, zaten kayıtlrara bakarsanız elbet çıkar şuan herkes orada!"

"Peki siz neden buradasınız!" Komutan her şeyi en ince ayrımtısına kadar sorarken derin bir nefes verip cevaplamıştım çünkü şimdi en ufak hatam olayların sarpa sarması demekti!

"Haraşiler Mardine geldikten sonra oldu saldırı bende işin aslını öğrenmeye geldim!"

"İşin aslı yol keserekmi oluyor Kaner ağa!"

"İsmimi nereden biliyorsunuz?" Komutan' ın ismimi bilmesine şaşırırken bir cevap bekliyordum ama galiba cevap verememe sırası ona geçmişti

"Bundan önce görev yerim Mardin'di, çok misafir ağırlıyor oldunuzdan unutmuş olabilirsiniz ama o zamanlar bizde az size misafir olmadık!" Komutan'a sadece başımla onay vermemle komutan başını hafif yan çevirip tekrardan konuşmuştu

"Herkesi toplayın!"

"Komutan!" Komutan beni dinlemeden arkasını dönüp giderken bütün askerler herkese kelepçe takmaya başlamıştı "Uzat!" Asker kelepçeyi belinden çıkartmasıyla ellerimi uzatırken ellerime bir kez daha kelepçe vurulmuştu!

"Bunun hesabını vereceksin Kaner ağa!"

"Sen hele bi kendi paçanı kurtarda!"

"Kaner!" Ömer delirmesiyle bana doğru hamle yapmaya çalışsada Askerlerin elinden kurtulamamıştı ve yaptığı sadece boş gürültüden ibaret olurken asker aracına binmiştim, benimle birlikte sağlı sollu askerlerde binerlerken yola çıkmak için diğerlerini beklemiştik ama anlamadığım birşey vardı nasıl oldu da bizi ellerini koydukları gibi bulmuşlardı!

"İzem!"

"Ne diyorsun!" Askerin konuşmasıyla kendime gelirken başımı yavaşça iki yana sallamıştım gerçekten İzem şikayet etmiş olabilirmiydi, ben intikam derken bu halde peşlerine düşmüşken bu kahbeliği İzem yapmışmıydı?, Hayır!, Asla!, yemin ettik, söz verdik, sırtımızı birbirine yasladık, o yapmış olamazdı yapmamamlıydı!, derin nefes vermemle gözlerimi kapattığımda aklımı kaybedecektim artık nerde nasıl buldular bir türlü işin içinden çıkamazken, yola çıkmamızla bütün sirenler çalmaya başlarken aklımda tek bir düşünce dönüyordu, bunu yapan kimdi!, belkide bu işin altında'da Haraşiler vardı bilmiyorum ama, su çok bulanacaktı!

-

Jandarma il müdürlüğüne gelmemizle araçlardan inerken meraklı gözler üstümüzde geziniyordu tabi bu kadar kişi ne yapmışlardı'da enselenmişlerdi!, sırayla içeriye girmemizle nezerathaneye inerken Haraşilerle bizi farklı yerlere koymuşlardı ama bizde kendi içimizde ayrı düşsekte Fırat, Yaver ve Mirşad aynı nezarethanedeydik!

Elimi demire vurmamla ses yankılanırken Ömer Haraşir alayla bana bakıyordu

"Be oldu Kaner ağa yoksa kurtulamayacım diye korkuyormusun?"

"Bervan oğlunun cenesini kapa yoksa birdaha açamayacak!"

"Asıl sen bu işin içinden nasıl çıkacaksın onu düşün!"

Bervan Haraşir tehtit ederek oturduğu yerden bile kalmazken alayla gülmüştüm!

"Abi!" Fırat yanıma gelmesiyle konuşurken gözümün ucuyla bakmıştım

"Sence kim ispiyonladı?" Fırat'ın sorusuyla başımı iki yana sallarken Fırat arkasına bakmıştı, bende aynı yöne bakmamla Mirşad duvara başnı yaslamış dururken Yaver ortada dört geziyordu

"Bizimkiler olamaz çünkü kimse boş çıkmadı!"

"Doğru en hafifi ağzına kadar dolu jarjörlerle yakalandı, ağır silahlıları demiyorum bile!" gözlerimi kapatıp derin bir nefes alırken önüme dönmüş başımı tavana çevirmiştim, nezarethane yine soğuk ve keskin kokusuyla bizi ağırlarken aklım bizi satan haindeydi!

"O değilde Cahid yoktu orada?" Konuşmamla Fırat'a bakarken Fırat tüm odak Haraşilere bakıyordu

"Onu bende görmedim!" Fırat cümlesini kesip bana bakarken devam etti "Başka yerden götürdüler sanırsam!"

"Nerden biliyorlardı' da başka yolu seçtiler!"

"Jandarmaya bunlarmı ispiyonladı diyorsun!" Fırat'ı arkamda bırakarak oturmaya giderken oturanlar hızla kalkarak yer vermişlerdi, başımla işaret etmemle otururken Fırat'da oturmuştu

"İyi ama kendileride silahlılardı, sadece adamlarda olsa tamam Bervan haraşirde bile silah çıktı abi!" Fırat'ın dediğine başımla onay vermiştim, çünkü sonuna kadar dediklerinde haklıydı

"Abi başka birşeymi var?" Fırat'ın dediğine birşey diyemezken gözlerine bile bakmamıştım çünkü aklımda gitmek bilmeyen düşünce delirtiyorudu beni, belkide Haraşilere olayı yıkma çabamda bu yüzden'di sırf İzeme kondurmak istemediğim için saçmalıyordum!

"Kaner Kamiroğulları!" Jandarma nezarethaneye gelmesiyle ismimi zikrederken başımı kaldırıp belli belirsiz "Benim" demiştim, asker bana bakmasıyla gelirken bende ayağa kalkıp kapıya doğru gitmiştim ama asker nezarethanenin kapısını açarken nedenini anlamaya çalışıyordum, Karşı nezarethanede duran Ömer ve Bervan Haraşir'e bakmamla onlarda şaşırırken şimdi çıkışım onların bir oyunu değildi

"Hayırdır asker bey!"

"Avukatın geldi!"

"Avukat'mı?" sorumla Fırat'a bakarken Fırat bana anlamayan gözlerle bakıyordu

"Ben haber vermedim avukata!"

"O zaman sizin avukat kuş herşeyi duyup geliyor!" Asker dalga geçmesiyle kapıyı açarken hızla çıkmıştım!

Asker tekrardan nezerathane kapısını kapatmasıyla eliyle geçmem için işaret etmişti!, koridoru geçmemizle biraz daha yürürken bir kapıyı açmış ve başıyla içeriyi işaret etmişti!, birşey olacak yada başıma bir iş gelecek diye korkmuyordum ama bu işin altında İzem çıkacak diye deli gibi korkuyordum!

Odaya girmemle tam karşımda bana bakan bir çift gözle olduğum yerde kalırken Jandarma kapıyı kapatmıştı!, dudaklarım birşey demek için aralanırken boğazımdan ismi çıkmamıştı, çünkü tüm hayallerim ve umutlarım yıkılırken yavaşça bana doğru gelmişti ama benden en ufak bir karşılık alamazken bakışları yarama kayarken sadece ismini zikredebilmiştim

"Yade!"

"İyimisin?" Yade ceketimi kaldırmasıyla yüzünü kırıştırırken bakışları acı dolmuştu

"Avukat uğraşıyor merak etme silahların hepsi ruhsatlı zaten birşey çıkmaz diyor Avukat!"

"Ne işin var burada?" Geriye gitmemle Yade'nim eli boşa düşerken Yade başını hafif yan yatırıp gözlerime bakmıştı

"Seni merak ettim!"

"İspiyonlayan senmisin?" Yade sorumla birlikte afallarken gözlerindeki endişe yerini korkuya bırakmıştı

"Bizi satan senmisin?" sorumu tekrarlamamla Yade yutkunmuştu ama bir şey diyemezken öfkelendiğimin farkındaydı ama ona rağmen susmayı tercih ediyordu!

"Sana dedim?!"

"Be- ben anlamıyorum!"

"Analamayacak ne var!" bağırmamla Yade geriye doğru giderken üstüne doğru yürümeye başlamıştım

"Bana sakın yalan söyleme?"

"Söylemiyorumki!" Yade'nin sırtı duvarla buluşmasıyla kaçacak yeri kalmazken biraz daha yaklaşmıştım!

"Eğer sen değilsen nasıl avukatla burda olabiliyorsun?"

"Yaralı odunu söylediler o yuüzden geldim!"

"Kim?" Yade birşey demek için dudaklarını aralamasıyla yarama ardından gözlerime bakmıştı ama gözlerinin titremesine engel olamıyordu

"Kim dedim?!" elimi duvara vurmamla Yade gözlerini sıkı sıkıya kapatırken omuzlarını kendine çekerek bağırmıştı!

"İzem!" Yadeden öğrenmek istediğim ismi sonunda öğrenmştim ama bu isim bir o kadarda korktuğum isimdi!

"İzem yaralı oldunu söyledi!" Yade'den uzaklaşmamla bir kaç adım geri giderken Yade tekrardan konuşmuştu

"İzem sadece benim gelmem için söyledi zaten haber ondan önce gelmişti, bana ihtiyacın olur diye geldim, sana ihanet edenler ne ben nede karın!" Kapı açılmasıyla jandarma bize bakarken Yade'ye hiç birşey demeden arkamı dönüp odadan çıkarken Jandarmanın yanında durup gözlerine bakmıştım "Avukatla görüşecem!" Asker Yadeye ardından bana bakarken başıyla onaylamıştı

"Görüş odasında seni bekliyor!" Jandarmayı geçip koridora çıkmamla Jandarma kapıyı kapatmış beni geçerek ilerlemişti koridorda bende arkasından ilerlerken ruhtan bir farkım yoktu aklımdaki düşünce beni yiyip bitirirken engel olamıyordum!

Asker bir kapıyı daha açmasıyla içerde Avukat oturduğu sandalyeden kalkmış bana bakıyordu, kapıdan içeriye girmemle asker kapıyı kapatırken avukat bana doğru gelmişti

"Merak etmeyin Kaner bey çok tutamazlar sizi!"

"Boşanma kağıtları hazırla!" Avukat dediğim cümleyle afallarken odada sessizlik hakim olmuştu

"Anlamadım!" Yerdeki bakışlarımı kaldırıp avukata bakmamla ses tonumu biraz daha arttırmış ve bir kez daha konuştum

"Boşanma kağıtlarını hazırla, ve ben o konağa girmeden evraklar elimde hazır olacak !"

Avukatın birşey demesine müsaade etmeden arkamı dönüp kapıya ilerlemiştim

"Ama İzem hanım!" Avukatın cümlesiyle elim kapı kulpunda kalırken omzumun üstünden avukata bakmıştım

"Sizi bekliyordu!" Hiç birşey demeden kapıyı açmamla odadan çıkarken boş koridorda ilerlemiştim!

Ayak sesleri duvarlara çarpmasıyla kendini hunharca duyururken kalbimdeki acı gitmek bilmiyordu, nedendi neden böyle garip hissetmiştim bilmiyorum ama sanki içimde koca bir boşluk oluşmuştu!, belkide İzeme güvendiğim için bu hamleyi beklemiyordum ama İzem yine İzem olmuştu!, kimsenin kuralları altında kalmazken yine kendine plan kurmuş ve oynamıştı ama başarmıştı da o kazanmıştı!

Az önce geçtiğim yerleri şimdi enkaza dönmüş bir şekilde ilerliyordum, sevmiyordum İzemi oda beni sevmiyordu hatta sevmesin de ama keşke bunuda yapmasaydı birlik olduk derken kimse yıkamaz derken İzem kendi elleriyle yıkmıştı!, evet İzem kural dinlemezdi ama dinleyecekti beni!, bu sefer dinleyecekti, her şeye baş kaldıramazdı, kaldırmamalıydı!

"Haberler kötü sanırsam Kaner ağa!" Nezarathaneye gelmemle Ömer Haraşirin iğrenç sesi kulaklarımda yankılanırken Ömer'e doğru hamle yapmış ve demir parmaklıkların arkasından yakasına yapışarak kendime çekmiştim, Ömer demirlere yapışmasıyla herkes ayaklanırken Jandarmalarda beni tutmuştu

"Bana bak lan kapa o çeneni yoksa yedi süralende gelse kimse alamaz elimden!"

"Bırak Kaner ağa!" Bervan Haraşir bağırken kimseyi umursamadan biraz daha çekmiş ve kulağına eğilerek fısıldamıştım

"Andım olsun gebertirim seni!"

Ömer'i iterek bırakmamla geriye sendellerken adamları tutmuş benide Jandarmalar tutmuştu

"Bunun hesabını vereceksin!"

"Sor sorabiliyorsan!" Askerlerden biri nezarathane kapısını açmaya gitmesiyle diyer asker beni Ömer gilin kaldığı yerden uzaklaştırıyordu

"Memet dur!" Nezarathane kapısında komutan belirmesiyle askeri durdururken asker kolumu bırakmış, komutanına bakıyordu!

"Siz burayı sevdiniz galiba!" Komutan alayla konuşurken kimseden bir ses çıkmamıştı

"Bence siz çıkmak için uğraşmayın bu gidişle tekrar karşılaşırız gibi!"

Komutan tekrardan bana ve Haraşilere bakmasıyla askerlere başıyla kapıları işaret ederken askerler anlamışçasına onay vermişler ve kapılara yönelmişlerdi "Çıkıyorsunuz!" az önce tek tek kapınan kapılar şimdi açılırken komutan benle Ömer'in arasında durmuştu

"Ama bir dahaki bu kadar kolay olmaz!"

Komutan az önceki mevzuya ithafen konuşurken bizden bir cevap beklediği her halinden belliydi

"Değilmi Bervan ağa!"

"Tabi komutanım tabi hem sizide meşgul etmek istemeyiz!"

Bervan ağa'nın komutanı ikna etme çabası sürerken ben sadece başımla onay vermiştim

"O zaman bize müsaade!"

"Tabiki Kaner ağa!" Komutan önümden çekilmesiyle gidecekken Ömer'in yeltenmesiyle komutan hızla durdurmuştu "Sizi yukarda misafir edecez!"

"Nedenmiş o?" Ömer sorduğu saçma soru karşısında cevap alamazken ben arkamı dönüp gitmiştim!

Kapıda bekleyen Avukatı görmemle eylenirken "Silah!" demiştim.

"Yukarda Asker bekliyor!" Başımla onay vermemle merdivenleri çıkarken az ilerde bekleyen askeri görmem uzun sürmemişti, vakit kaybetmeden gitmiş ve kendi eşyalarımı almamla karakoldan çıkmıştım

"Abi!" Karakolun önünde Yade beklerken hızla bana doğru gelmiş ve boynuma sarılmıştı ama benden bir karşılık almazken sadece kendimi geri çekmiştim

"Yade!" Mirşad'ın ve Fırat'ın sesi duyulmasıyla Yade geri çekilirken boş etrafta geziniyordu bakışlarım!

"Ne işin var burada?"

"Sizin için geldim!"

"Bizim için'mi?" Mirşad şaşkınlıkla sorduğu soru karşısında herkesin bakışlarını üstüne toplarken Fırat Mirşad'ın koluna vurmuştu

"Ben ve Kaner için!" Fırat'ın iğneleyici sözleri karşısında Mirşad alayla gülerken bu neşeli atmosferi bozan ben olmuştum

"Taksi ayarlayın gidiyoruz!"

"Araçla geldim ben!" Yadenin sıcak bakışları buz gibi gözlerime değmesiyle solarken dişlerimin arasından konuşmuştum

"O zaman geri git!" Yade'nin tek bir cümle dahi etmesine müsaade vermeden yanından geçip gitmiştim ve herkes arkamda kalırken karakoldan çıkmış ve içimde sönmek bilmeyen öfkeye yürümüştüm

Biliyorum ne kadar inkar etselerde bana yalan söylüyorlardı çünkü beni sırtımdan bıçaklayan biri canımdan can diyeride namusum dediğim karımdı!, yoksa biz bu kadar erken enselenemezdik!

-

Mardine gelmemle taksici sürekli dikiz aynasından arkayı kontrol ediyordu, işkillenmişti ama arkadan gelen beni satan ailemden başka kimse değildi!

"Burdan sağa!" Taksici aynadan bakmasıyla başıyla onay verirken sağa dönmüştü, işte gelmiştim konağa! az sonra yangın yerine dönecek evime gelmiştim, taksici durmasıyla cebimden çıkarttığım bir tomar parayı taksiciye uzatmamla araçtan inerken bizimkilerde arkamdan inmişlerdi!

"Ağam!" Korumalardan hariç kapıda bir adam beklerken çantasından çıkarttığı dosyayla bana doğru geliyordu, boğazıma oturan koca bir yumrukla adamın elindeki dosyaya bakıyordum

"İstediğiniz evraklar!" Dosyayı elime almamla gözlerimin önüne İzem'in önüne babasının gerçeklerini attığım gelirken gözlerimi yavaşça kapatıp aralamıştım, o zamanlar İzem'in dünyasını yıkmak içindi ama bugün hayatını ona geri verecektim!

(Silah ve ağıt sesleri...)

Kulağımın çınlamasıyla göğsümdeki yara kendini belli ederken gözümün önüne saldırı da ölen kişiler gelmişti ve İzem elimden onların intikamını alma fırsatını almıştı!

Konağın açılan kapıları ses çıkartırken beynimin içinde dönen çığlıkları susturamıyordum, ve onlar susmadıkça ben deliriyor gibi oluyordum!

Adımlarımı hızlandırmamla dosyayı sıkıcana kavramıştım, kapı açılmasıyla avluya gitmiştim ama kimseler olmazken gözlerimi kapatmıştım

"İzemmmm!" Bağırmamla gözlerimi aralarken bizimkilerde konağa girmiş felaketi bekliyorlardı!

"İzeeemm!" Birkez daha bağırmamla herkes avluya çıkarken İzem'de mutfaktan çıkmıştı

"Kaner!"

"Oğlum!" Annemin sesiyle İzem'in sesi eş zamanlı duyulurken hızla İzeme doğru gitmiştim, ama İzem anlamıştı ve gözlerinde soğukluk belirirken hızla kolundan tutup sürüklemeye başlamıştım!

"Noluyor Kaner!" İzem sinirle konuşurken umurumda değildi ve her çıktığım merdivende yüreğime biraz daha bana attığı kazık yüzüme çarparken kalbimde yer edinen hainliğin bir açıklaması yoktu!

"Kaner bıraksana!"

"Abi!" Fırat bağırmasıyla hızla arkamı dönüp işaret parmağımı görecekleri şekilde sallamıştım

"Sakın!, sakın!" Tane tane konuşuyordum ama aslında sesimdeki acizlik belli olmaması için bir örtüydü, düştüğüm bataklığı gizlemek için oynadığım bir saklambaçtı!

Fırat olduğu yerde kalırken İzem'e bakmadan önüme dönmüş ve merdivenleri çıkmıştık!, odaya gelmemle kapıyı hızla açıp içeriye girmiş ve İzemide sokup kapıyı çarparak kapatmıştım aslında bu kapı benim yüzüme önceden çarpmıştı!

"Ne oluyor?"

"Neden?" İzemi odanın ortasına savurmamla bırakırken bana yalan söyleyen gözlere baktım

"Beni neden sattın?"

"Ne?"

İzem'in dudaklarından inkar çıkmıyordu ve her sustuğu içime bir çığlık olarak düşüyordu

"Sana dedim-!" Cümlemi yarıda kesmemle nefesim kesilirken başımı kaldırıp bakışlarımı tavana çevirmiştim

"Onca masumlar öldü ama senin tek derdin ben oldum, sen bir bencil gibi davrandın ve benim intikam almama engel oldun!" Son cümleyle bağırmamla İzem belli belirsiz başını iki yana sallamıştı!, ama ben durmak bilmezken İzem'in üstüne yürürken İzem geriye bir adım bile atmamıştı

"Ama sen kazandın, istediğin oldu ve ben kaybettim!" Gözümden akan yaşla gülerken elimdeki evrakları uzatmıştım, İzem bakışlarını benden kaçırmazken başımı olumlu anlamda sallamıştım

"Benden, sana zindan olan bu topraklardan kurtuluyorsun artık!"

İzem elimdeki dosyalara bakmasıyla yutkunurken gözlerime tekrar bakmıştı

"Bunlar ne?"

"Kurtuluş belgen!, imzala ve benden kurtul, boşanalım!"

İzemin gözleri gözümden akan yaşı takip ederken bana bir adım daha yaklaşırken eli belime gitmişti!, ne yaptığını anlamıyordum hatta anlamayı bırakmıştım artık ama hiçbir şey yapmadan sadece durmuştum.

İzem belimdeki silahı çıkartmasıyla silaha bakarken konuşan o olmuştu bu sefer

"Evet ben buraya ait değilim!, belkide asla karın olmamalıydım!" İzem silahın sürgüsünü çekmesiyle cümlesi bölünürken gözlerime bakmıştı

"Ama!" İzem silahı elime tutuşturmasıyla elimi tutarken silahın namlusunu kalbine doğrultmuştu

"Sana hainlik etmedim!, buraya ait olmadığımı bildiğim halde ait olmaya çalıştım!" İzem her cümlesinde gözleri yüzümde gezinirken silahın horozunu çekmişti

"Ama bundan sonra sana bir kuşku bırakacaksam, sırtını bana dayayamayacaksan şimdi çek vur!" İzemin gözleri gözlerimde dinlenirken İzem hareketlenmesiyle tereddüt ederken durmuş ardından yavaşça gözleri gözlerimden kayarak dudakları dudaklarımla buluşmuştu!

Kalbim atmayı unuturken İzem'in kalbine dayadığım silah elimden kayarak yerle buluşmuştu!

İzem kendini geriye çekmesiyle alnını alnıma dayamıştı

"Emanetime ihanet etme!"

🕊🕊

*************** 🕊🕊 ***************

Yine güzel bir bölümün sonuna geldik

Bölümü nasıl buldunuz merak ediyorum yorumlarda buluşalım.

İNSTEGRAM HESABIM : teynimg_yazar_

TİKTOK HESABI : TEYNIMG_YAZAR_06

TAKİP EDERSENİZ ÇOK SEVİNİRİM CANLARIM. (İnstagram da ve tiktok da güzel videolar var kaçırmayın derin😇🤗

SİZİ ÇOK SEVİYORUM KENDİNİZE İYİ BAKIN 💚💜

NOT : Yorumlarınızı ve oylamalarınızı bekliyorum🌷🌷

Bölüm sonu

3 yorum

  • İzem duygularına gem vurmayı bıraktı sonunda ama Kaner ne diyecek bakalım eline emeğine sağlık hayırlı günler

    2Yanıt
  • Gelde şimdi 10 gün bekle yeni bölüm için şimdiye kadar hiç bir kitabı böyle beklemedim merakla

    2Yanıt