İçeriğe geç

HÜKÜM

Bölüm 41 · 22 dk okuma

HÜKÜM

Bölüm 41

37. BÖLÜM

MÜZİK : Murat Kurşun Mardinli Güzel Yarim

MEZOPOTAMYANIN KADERİ ACI, KAN VE ÖLÜM'MÜYDÜ YOKSA KADER DİYEN İNSANLARIN GÜNAHIMIYDI?

Düğündeki herkes tatlı telaşla bir sağa bir sola koştururlarken sırayla yemekler dağıtılmaya başlamıştı ama Kaner elini bile sürmezken etrafta Helimin babası Botan ağa'yı arıyordu ama hiçbir yerde aradığını bulamazken bir adam koşarak Kaner'e gelip kulağına fısıldarken Kaner'in yüzünde gülümseme belirmişti!, ama neler döndüğü konusunda en ufak bir fikrim bile yoktu, adamı tanımıyordum ama bende etrafta birşey görebilme umuduyla bakarken halay çekenlerden başka kimse yoktu, Helim Jiyan'ın gözleri içine bakarak gülümserken belkide hayatı boyunca Kaner'e kin güdecekti belkide şükran duyacaktı bilmiyorum ama ağabeyini yaka paça götürmüşler ve onun bundan en ufak bir bilgisi bile yokken her şeyden bir haber hayatının en güzel gününü yaşıyordu!

"Selamün aleyküm herkese!" Sesin geldiği yöne bakmamla İrem bir adamla birlikte gelmişti, sanırsam bu kişi ağabeyiydi peki bunlara bu iyiliği yapan Kaner neden Helime bunu yapmıştı?, off düşünmekten cidden beynim ağrımıştı artık, İrem kadınlar tarafına gelmesiyle beni görmüştü ama yanıma oturmazken uzağıma, masanın en uç köşesine oturmuş gözleri Fırat'ı arıyordu, sanırsam aşk tam olarakda buydu sadece bakarak uzaktan sevmek ama vazgeçmemek demekti!, ne olursa olsun her zorluğa, gerek maddi gerek manevi herşeye katlanılıp da yinede sevmek demekti aşk, zor zamanlarında gözün kapalı sığınacağın bir limanın olurdu ama benim yaşadığım aşk değildi, kaçıp gidenden, yarı yolda bırakandan liman olmazdı sadece olsa olsa kumdan bir kale olurdu oda en ufak bir suda yıkılırdı!? kendi çıkarları için yanında duran'dan ne aile olunur nede seni sonsuza kadar severdi!

Ve bu sonu kendime reva görüp oturmuştum yerime en önemlisi ise kabullenmiştim, İrem ve Fıratın'da hayran olduğum tarafları tamda buydu gelecek felaketi el ele birlikte bekliyorlardı!

"Kaner ağam buyrun!" Cotkar Kaner'e doğru giderken eliyle halayı göstermişti, Kaner ilk başta reddetsede daha fazla karşı gelememiş ve ayağa kalkıp halay çekenlere doğru gitmişti, Kaner gitmesiyle halay başı yerini hızla Kaner'e verirken mendili Kaner almıştı, kendi düğününde bile oturan Kaner şimdi halay çekiyordu, önceden bana biri dese asla inanmazdım ama şimdi şahit oluyordum, Kaner hep sert dik başlı olurken Halay çekmeyi yakıştıramıyordum gerçi sadece halay olsa neyse gülmeyi, mutlu olmayı bile yakıştıramıyordum!

Herkes uyum içinde omuz omuza halay çekerken davulcu Kaner'in önünde diz çökmüş davul çalıyordu, Kaner elini çekmesiyle cebinden çıkardığı parayı davula sıkıştırıp geri halaya dönmüş ve ilerlemeye başlamışlardı!

"Sizin planda işe yarıyor İzem gelin"

İsmim zikredilmesiyle bakışlarım ayrılmış refleksle yanıma bakmıştım öfkeyle bana bakan kadını görmemle kimin söylediğini anlamak uzun sürmezken başımı hafif yan çevirip baştan aşağıya süzmüştüm

"Ne demek istiyorsunuz?"

"Diyorum ki ilk önce vur, sonra kaç sonrada kendine aşık et!"

Kadın iğrenç ithamlarını saklamadan söylerken sadece susmuştum

"Anlamadı ayaklarına yatmayın İz-"

"Anladım lakin bakmamın nedeni anlamamam değil ettiğiniz kelamları göz ardı edilebilecek kudretiniz varmı diye bakıyorum!"

Cümlemi yarıda kesmemle afallayan gözlere bakmış ardından tekrardan konuştum

"Ama bırak kutretinizin olmasını laflarınızın bedelini ödeyecek cesaretiniz bile yok!"

"Sen kim oluyorsunda benimle böyle konuşabiliyorsun?"

"Asıl siz kimsiniz?" Sanki az önce saçma sapan ithamda bulunan kendisi değilmiş gibi bana kim olduğumu soruyordu!

"Aldemir ağa'nın karısıyım!"

"Siz kendinizi tanıtacak kadar önemsiz yada tanınmıyor olabilirsiniz ama ben değilim!" Son cümlemle önüme dönerken Kaner'e tekrardan bakmıştım, Kaner ise büyük bir coşkuyla halay çekerken yanımda hareketlilik olmasıyla göz ucuyla yanıma bakmıştım, Aldemir ağanın karısı kalkarken önüme dönmüş ve tekrardan kocama bakmaya başlamıştım!

İçimden'de olsa dediğim cümleye gülerken sabır dilemiştim, gerçekten herkes benim sabır sınavım olurken konak ayrı dışarı ayrı bir olaydı ve sanki herkes benim delirmem için el birliği olmuşlardı

Kaner halaydan çıkmasıyla yerine geçerken bir adam hızla durdurmuş selamlaşmışlardı, adamı bilmiyordum ama Kaner'in sakin konuşmasına bakılarak dostuydu, gerçi burada olanların çoğunu hatta hiçbirini bilmiyordum ama dost ve düşman kendini belli ediyorlardı, refleskle Aldemir ağanın karısına bakarken kadın benden uzak bir yere oturmuş etrafa öfkeyle bakıyordu!, Kaner bana bakmasıyla başıyla gelmem için işaret verirken bende onaylamış ve yavaşça ayağa kalkmıştım, bizim hareketlenmemizle halay son bulurken herkeste yerine geçmişler odak noktaları biz olmuştuk, Kaner'in yanına gitmemle Kaner belimden tutarken hareketlenmiş Helim ve Jiyan'a doğru gitmemizle Jiyangil ayağa kalkarak öne geçmişler ve bizi beklemeye başlamışlardı, Yaver elinde büyük bir kutuyla yanımıza gelirken Kaner'e bakmıştım ama Kaner bakmazken damada gülerek bakıyordu

"Hayırlı olsun kardeşim!"

"Sağolasın ağam sizin sayenizde!" Kaner Jiyanla tokalaşmış Helim'in ise sadece elini sıkmıştı

"Hayırlı olsun Helim"

"Sağolun ağam"

Kaner'i geçerek Helime sarılırken Helim'de sarılmıştı

"Çok mutlu ol canım"

"Sağolasın hanım ağam, sizde çok mutlu olun!" Ne kadar Helim içten söylesede dediği şey çok zordu!, Helime sadece gülümserken Jiyanda bize bakıyordu

"Hayırlı olsun Jiyan"

"Kaner ağam sağolsun hanım ağam, az uğraşmadı bizim için" Jiyan'ın cümlesiyle Kaner'e bakarken Kanerde bana bakmıştı evet az uğramadığı aşikar ama Helimin kardeşini düşmanların eline verirkende çok uğraşmamıştı!

Yaver elindeki kutuyu açmasıyla Kaner bakışlarını benden çekerek Yavere doğru dönerken bende Kanerle birlikte kutuya bakmıştım, kutuda altın kemer ve urfa akıtma kolye seti olurken yanımızda silahlar ateşlenmişti, irkilmemle Fırat bana doğru bir adım atmıştı

"Sakin ol ve belli etme korktuğunu!"

Fırata belli belirsiz onay verirken Kaner kemeri Helimin annesine vermesiyle Jiyan konuşacakken hızla Kaner engellemiş ve tek kelime etmesine müsaade vermemişti, Helimin annesi kemeri takmasıyla Kaner Urfa akıtmasını'da Jiyan'a verirken Jiyan mahçubiyet ve mutluluk karışımı duyguyla alırken Helime bir adım atmış ve arkasına geçerek kolyeyi takmıştı, silah sesleri asla susmazken zılgıtlarda eşlik etmeye başlamıştı

"Başımızdan eksik olma ağam!" Jiyan Kaner'in eline hamle yapmasıyla Kaner hızla Jiyan'ın omuzlarından tutup doğrultmuştu

"Sakın aslan parcası sakın!"

Kaner Jiyan'in elinden elini cekmesiyle belime koyarken son kez Jiyan ve Helim'e gülümseyerek yanlarından ayrılmıştık

"Kaner ağam"

Arkamızda Jiyan'ın seslenmesiyle dururken belliki Helim'in yanında söyleyememişti söyleyeceklerini

"Ben yerime geçiyim" Kaner başıyla beni onaylamasıyla yanlarından ayrılarak oturduğum yere geçmemle Kaner ve Jiyan'a bakarak yerime oturmuştum

Jiyan içten gülümseyerek Kaner ile konuşurken Kanerinde Jiyandan farkı yoktu, Jiyan Kaner'e saygı duyuyordu yada daha çok Kaner ağasını seviyordu ve bu sevgide ona saygı duymasını sağlıyordu, kimseye belli etmeden etrafa göz gezdirdiğimde Kaner ağaya bakışlar hep sevgi ve saygı doluydu onca kişi sebepsiz bir şekilde Kaner'i sevip sayarken anlamadığım birşey vardı onca kişinin koşulsuz şartsız sevdiği kişiyi neden kendisi sevmiyordu

Gerçekten koskoca Mardin Midyad'ın ağası neden kendini sevip saymıyordu!

Derin bir nefes verip Kaner'e geri baktığımda Kaner bana bakıyordu

Kaner erkek tarafına geçtiğinde bir kaç kadın bana selam vermesiyle başımla kadınlara karşılık vermemle kadınlar yan tarafıma oturmuştu

Hareketlilik olmasıyla tekrardan erkek tarafına bakarken Kaner bir adama işaret yapmasıyla adam hızla giderken Kaner ve Fırat ayaklanmışlardı!, bunlar ne yapıyor ve nereye gidiyorlardı şimdi, heleki herkes avludayken ve bakışları onların üstündeyken cidden çıldırmışlardı!, Fırat abisine yol vermesiyle başı Kaner çekerken halay müziğide bitmiş herkes dağılmaya başlamıştı, Kaner bizim ve kendi masaların ortasına gelmiş beklemeye başlarken herkesin odak noktası Kaner olmuştu, işte şimdi başlıyorduk birazdan etraf curcuna yeri olacaktı çünkü Kaner ağamız düğün'nün bitmesini bekleyememiş ve kudretini gösterecekti, Aniden başlayan müzikle etrafa bakarken herkes birbirine ardından şaşırarak Kaner'e bakmışlardı, Kaner ellerini yavaşça iki yana açmış beklerken müziğin ritmi git gide yükseliyordu ve en sonunda Kaner ellerini kıvırarak bir iç bir dış yaparken gözlerinde barındırdığı duygu her zamanki öfke değildi, ve ben bu duyguyu bilmezken Kaner'in kendisi'de yabancıydı!, Kaner ellerini çevirmesiyle ayaklarını sağlı sollu öne doğru uzatırken elleri'nide eş zamanlı çeviriyordu, her hareketini dikkatli ve özenli yaparken gözlerini asla gözlerimden ayırmamıştı ve alkış tufanı kopmasıyla Kaner ayaklarınıda kırarken eğilip kalkıyor ve az da olsa bedenini yana çevirip geri önüne dönüyordu, Kaner'in herkesin içinde, bana karşı bu oyunu oynamasına şaşırmıştım ama belliki yöresel oyunlarıydı ve herkes her şeyi bilirken bana ve Kaner'e hayran gözlerle bakıyorlardı!

Sanki kalbim yerinden çıkacak gibiydi ama neden şimdi bunu yapmıştı heleki bana karşı!, tamam birlik olmuştuk ama kalplerimiz birbirimize karşı boştu heleki Kaner'in kalbinde sadece intikam varken benim olmam imkansızdı!, yollarımız böyle kesişmeseydi belki, bir ihtimal, ama bizim yolumuz kanla çizilen bir yoldu!, akan kanların ve nefretin üstüne bir sünger çekilebilirmiydi?, yada biz çekebilirmiydik?, sanmıyorum çünkü her geçen zaman yeni bir kan bize bir yol çizgiyordu!

Alkış sesleri asla susmazken Kaner ağır hareketlerle bir kez daha eğilmiş yere dizini çökmeden oturmuştu, Kaner bir elini dizine koymasıyla gözleri gözlerimle buluşurken elini yavaşça kaldırmasıyla gözlerimin içine bakmıştı, cidden inanamıyordum Kaner'in önümde diz çökmesini asla ama asla beklemezken şimdi ağzım açık izliyordum, yanımdaki kadınlar konuşmaya başlarken seslerinde heyecan ve saşkınlık anlaşılmaz cinsten değildi!, Kaner elini hızla indirmesiyle yere vururken elini yavaşça sürüyerek yerdeki toprağı almış ve tekrardan elini havalandırmıştı, Kaner parmaklarını aralayarak toprağın dökülmesine müsaade verirken gergin yüzüyle toprağa ardından bana bakmıştı yüzümde oluşan tebessüme engel olamıyordum ama Kaner tüm ciddiyetiyle bakarken toprak tamamen dökülmüş ve elini hızla göğsüne vurarak durmuştu!

Kaner göğsüne vurduğu eliyle alnına dokunurken eli açık olacak şekilde hızla bana doğru iki kere sallamıştı, Kaner tekrar elini göğsüne koymasıyla kulakları sağır eden silah sesleri duyulmuştu!

Müzik : Kıvırcık Ali Gül Tükendi Ben Tükendim

Kaner yüzünü kırıştırmasıyla geriye savrulurken ortalık karışmıştı!

"Aaa!" Bağrış sesleri asla eksilmezken silah sesleri daha fazla artmıştı, hızla eğilerek önümdeki masayı alaşağa etmemle kendime siper ederken herkes masaları devirmiş saklanmaya çalışıyorlardı, Kaner'in adamları ve düğündeki nerdeyse bütün erkekler silahlarına davranmış ve onlarda karşılık vermeye başlamışlardı,

"Kaner!" Kaner'e seslensemde asla ses gelmezken avluda tek bir ses vardı oda silah sesleriydi!

"Kim bunlar!" Azda olsa etrafa bakmamla yerde kanlar içinde yatan insanlar olurken bazıları yardım istiyor bazılarından ise ses bile gelmiyordu

"Allahım, Hayır!" Sesim'in titremesine engel olamazken gözümden akan yaşla hızla Kaner'e bakmıştım ama Kaner yerde yatarken belli belirsiz hareket ediyordu

"Kaner!" Kaner'in ismini bir kez daha zikretmemle konakta olan bir kaç kişinin bakışları Kaner'i bulmasıyla bu kez kurşunların hedefi ben olurken bırak çıkmayı başımı bile kaldıramıyordum, resmen aklım durmuştu ama şimdi olmazdı onca insan kurşuna dizilirken aklım duramazdı, ellerimle başımın iki yanına bir kaç kere vurmamla az ilerde olan İreme baktığımda abisi yanında olurken elinde silahla karşılık veriyordu!

Önüme düşen saçları geri atmamla aklıma bir fikir gelirken hızla masaya bakmış ve itmeye başlamıştım masa yerinden oynarken biraz daha ittirmiştim ama şimdi olduğu yerden bir milim bile oynamıyordu

"Lanet olsun niye gitmiyorsun!"

"İzem önündeki masaya sıkıştı!" İrem'in bağırmasıyla içimden bir kere daha lanet okurken hızla yer değiştirmemle yandaki masayı devirmiştim, masa yere çarpmasıyla gürültü çıkarken masayı çaprazlı çevirip Kaner'e siper etmiştim

"Kaner bana bak, Kaner!" Kaner gözlerini belli belirsiz aralarken korkuyla gözlerine bakıyordum

"Kendine gel Kaner!" Son kez Kaner'i sallamamla Kaner kendine gelmesiyle yüzü acı içinde kalırken vücudundaki kurşun kendini belli etmişti!, Kaner elini omzuma koymasıyla doğrulmaya çalışırken hızla durdurmuştum

"Delirdin'mi sen?"

"Bırak İzem!" Kaner sesindeki acıya aldırış etmeden bakışlarındaki öfke her saniye büyürken doğrulmuş ve sırtını masaya dayamıştı

"Yaralısın!"

Kaner etrafa bakmasıyla yerdeki insanları görürken diyeceği söz boğazında kalmıştı

"Ha- hayır!" Kaner kesik kesik konuşurken gözünden bir damla yaş düşmesiyle belindeki silahı çıkartmıştı

"Kaner!"

"Sakın!"

Silahı tutmamla Kaner omzunun üstünden bana bakmasıyla kızaran gözleri gözlerime sabitlenmişti!

"Sakım, engel olma!" Kaner silahın namlusunu çekmesiyle yutkunarak ve dişlerinin arasında konuşurken sadece başımı aşağı yukarı sallamıştım, gerçi bırakmasan ne diyecektim, dur herkesi bırak kendini düşün'mü diyecektim ne diyecektim?

Kaner önüne dönmesiyle silahın namlusundan destek alarak ayağa kalkarken masaya yaslanarak karşılık vermeye başlamıştı, koca konakta silah ve ağıt sesleri aynı anda yükselirken bunu kim yada neden yapmışdı ve ne istiyorlardıda onca masuma kıymışlardı!, gerçi böyle bir sorunun cevabı'da var mıydı bilmiyordum?, kulağı sağır eden silah sesi git gide susmaya başlarken masanın kenarından bakmıştım bakmasına ama saldıran kişiler onca kıydıkları canları arkalarında bırakarak kaçarlarken konaktan çıkıp araçlara binmeleriyle silah sesleri tamam susmuştu!

"Şerefsizler!" Kaner bağırmasıyla ayağa kalkmış ve bir kez daha şarjörü boşaltmıştı!

Kaner'in arkasından ayağa kalkmamla gördüklerimle olduğum yerde kalakalmıştım!, herkes yerde kanlar içinde yatarken zorda olsa Kaner'e bakmıştım, Kaner ise şok olmuşcasına bakıyor ve gelmekle gelmemek arasında kalırken ayaklarını sürüyerek gelmişti yanıma, ne denebilir yada ne yapılabilirdi bilmiyorum ama elden hiç birşey gelmezken sadece susmuştum!, Kaner onca uğraşıp didindiği ve herkese, aşirete, babasına rağmen yaptığı düğünü cenazeye çevirmişlerdi, ölen kişiler Kaner'in akrabası, dostu belkide arkadaşı, sırdaşıydı her birinin Kaner için sıfatları neydi bilmiyorum ama yediden yetmişe, yaşlı, genç, kadın, erkek, suçlu yada suçsuz, çocuk yada büyük ayrımı yapmadan herkese kıymışlardı!

"Hayır!, hayır!" Kaner etrafında yavaşça dönerken belli belirsiz konuşuyordu!

"Bune lan?, bune?" Kaner bağırmasıyla bir kaç adım daha atıp yanımdan geçerken en sonunda yere çökmüş ve avazı çıktığı kadar bağırmıştı

"Aaaaaa!"

Kim olduklarını bilmiyorum ama istediklerini başarmışlardı düğünü cenazeye Kaner'i de enkaza çevirmişlerdi!, ama içlerinde hala insanlık kaldımıydı bilmiyorum çünkü bunu yapanlar içlerinde merhamet diye birşey yoktu!, Fırat koşarak İrem'e giderken hızla İremi kendine çekip sarılmıştı, gördüklerimden sonra artık bilmiyordum kime üzüleceğimi kime acımayacağımı blmiyordum bana insanlığımı unuttururlarken bir yanda sevdiği kadınla sınanan Fırat bir yandan kan ve ölümle sınanan Kaner vardı!

Ama nedendi?, neden insan gibi yaşamak varken ölüm vardı?, bu topraklar yetmiyormuydu hepimize, aldığımız hava herkese yetmiyormuydu!, sürekli birilerini öldürüyorlar yada ölüyorlardı, insanlığın geldiği nokta bumuydu?, bu sefer ayaklarını sürüyen ben olurken yavaşça Kaner'in yanına gitmiş ve hizasına eğilirken Kaner gibi yere diz çökmüştüm çünkü bu saatten sonra tek bir şey gelirdi elden oda ölenlere saygı duymaktı!

"Kaner!" Kaner sadece ağlarken elimi yaranın üzerine koymuş ve kana bakmıştım, bakışlarım ellerimden ayrılmasıyla az ilerde olan Fırat'a bakmamla Fırat elimdeki kanı görürken elinde silahla yanımıza gelen Yaver'e bakmıştım, Yaver tek kelime dahil edemezken Fırat koşarak gelmişti!

"Kaner yaralısın!"

"Abi!"

"Bulacaksınız!" Kaner bağırmasıyla ayağa kalkarken arkada duran korumayı görmüştü

"Ne yapıyorsunuz lan siz hangi cehennemdeydiniz oğlum?"

Koruma tek bir cevap bile vermezken sadece başını eğmiş susuyordu

"Lan cevap versene nerdesiniz siz!"

"Burdayız ağam!"

Koruma kısık konuşsada Kaner şaşkınlıkla dudakları aralanmıştı

"Buradasınız öylemi?"

"Lan siz buradaysanız bu insanlar neden..!" Kaner cümlesinin devamını getiremezken gözlerini kapatıp kendini eylemişti!

"Neden siz değilde suçsuz kadınlar, masum çocuklar yerde yatıyor!" Kaner gözlerini aralamasıyla adamı iteklerken koruma bir adım geri gidmesiyle olduğu yerde durmuş ve başını hafif yan çevirip etrafa bakmıştı ama ihtimaller çok olurken gerçekler tekti!

"Affedin ağam!"

"Siz gidin!, kanlı dünyadan gidenler masumlardan af dileyin!"

Kaner son sözünü söylemesiyle geriye sendellerken hızla Mirşad ve Fırat koşmuşlardı

"Kaner!"

"Abi!" Fırat ve Mirşad hızla Kaner'in kolundan tutmuşlardı ama Kaner asla kabullenmezken kollarını çekmesiyle Fırat ve Mirşad'ın elinden kurtulmuştu

"Kaner!" Bu sefer adım atan ben olurken Kaner eliyle durdurmuş ve gelmemi engellemişti, Kaner gitmeye yeltenmesiyle bir adım dahil atamadan yıkılırken Fırat ve Mirşad tekrardan tutmuşlardı

"Tut tut!"

"Kaner!" Kaner'in yanına koşmamla Kaner baygın bir şekilde yatıyordu!

"Hastaneye çabuk!"

"Kaldır Fırat!" Mirşad'ın uyarısııyla Kaner'in iki kolundan tutup Fırat bir taraftan Mirşad bir taraftan kollarını omuzlarına atmış sürükleyerek araca götürüyorlardı, ben ise sadece arkalarından gitmek düşmüştü

"Araç nerde Fırat?"

"Dışarda yenge uzakta!" Fırat'ın cümlesiyle hızla onları geçip giderken Fırat'ın bağrışıyla durmuştum

"Yenge anahtar ceimde!" Fırata koşmamla Fırat sağ cebini işaret ederken zaman kaybetmeden cebinden anahtarı almış ve kapıya doğru koşmuştum, konaktan çıkmamla etrafa bakınsamda heryerde bir sürü araçlar varken koşan insanlar vardı!

"Nerde bu?" kendi kendime söylenmemle gelişi güzel yürümeye başlarken aklıma gelen fikirle olduğum yerde durmuş ve hızla anahtarlı elimi havaya kaldırıp aracı açıp kapatmaya başlamıştım, çünkü ışıkları yanıp sönen aracı duran araçtan daha çabuk bulurdum!

"İşte burdasın!"

Biraz uzakta ışıkları yanan aracı görmemle sevinirken hızla koşmuş ve zaman kaybetmeden binip aracı çalıştırmıştım!

Konağın önüne gelmemle Mirşad hızla arka kapıyı açıp araca binmişti

"Tamam ver!" Fırat ve Yaver Kaner'i araca otutturmasıyla Mirşad kendine çekmiş dizlerine yatırmıştı

"Hadi hadi" Fırat ön tarafa binmesiyle Yaver aracın kapısını kapatmış araca vurarak bağırmıştı, frene basmamla yola çıkmış tekrardan konuşmuştum

"Hastaneyi tarif et Fırat"

"Hastane olmaz!" Kanerin acı sesi duyulmasıyla dikiz aynasından bakıp sadece dudaklarımdan tek bir kelime dökülmüştü

"Ne?"

"Duydun hastane olmaz!"

"Abi yaran derin olabilir!"

"İstemiyorum dedim Fırat siz halledersiniz!"

"Kaner saçmalama!"

"Birdaha ikilemiyecem!" Fırat ve mirşad Kaner'i kararından vaz geçiremezlerken hızla firene basıp durmuştum

"Hopp!" Fıratın sesi aracın icinde yankılanırken herkes öne savrulmuştu, hızla arkamı dönüp Kaner'e bakmamla yüksek tonda konuşan ben olmuştum

"Delirdinmi sen anladığım kadarıyla ölmek istiyorsun hatta ölebilirsin hiç sorun değil ama bizim elimizde değil üstümde senin aldığın kıyafet varken değil!"

Herkes dediğim cümleye şok olurken kimse tek bir kelime edemezken önüme dönmüş ve yola tekrar çıkmıştım, dikiz aynasından Kaner'e bakmamla Kaner zorda olsa doğrulurken Mirşadın desteğiyle kalkmışu, ne yapmaya çalışıyordu anlamıyordum yada kendiyle zoru neydi onuda bilmiyorum ama canına kastı olduğu aşikardı!

"Aracı durdur!"

Kaner'in ikazını kulak ardı ederken Kaner bir kez daha seslenmişti

"Sana dur diyorum!"

"Bende durmayacağım diyorum!"

"Sen kimsinde senin dediğin oluyor!, kimsinde bana karşı geliyorsun!" Kaner her cümlesinde canımı yakmaya ve benim pes etmem için çalışıyordu ama unuttuğu birşey vardı oda benim onun hayatında hiçbir yere sahip olmadığımı bildiğimi unuturken bütün uğraşı boşaydı

"Senin karın oluyorum!"

"Bende senin kocanım ve ben dur diyorsam duracaksın!"

"Sen kocamsın sahibim değil!" Dikiz aynasından Kaner'e bakmamla Kaner gözlerini kapatmış sabır diliyordu!, Kaner'in düşüncesi umurumda bile olmazken hastaneye gelmiş ve ani firenle durmuştum!

Araçtan inmemle Fırat ve Mirşad'da inerken Kaner'de inmişti ama hastaneye doğru gitmezken çıkışa doğru gidiyordu

"Abi!"

"Allahını seversen nereye gidiyorusn?" Fırat'ın arkasından bağırmamla Kaner durmazken arkasından bakakalmıştım

"Bu adam ruh hastası!"

"Kesinlikle katılıyorum!"

"Yalnız bunu duysun ikinizide oraya tıkar biliyorsunuz değilmi?" Fırat bizi uyarmasıyla göz aktarırken Mirşad eliyle git işareti yaparak arkasını dönmüştü

"Biliyormusunuz?" Herkes sorumla bana bakarken gözlerimi yavasça kapatıp aralamıştım

"Kurşun çıkarmayı!

"Yani bir kaç kere yaptım, önceden!" Fırat ve ben Mirşad'a bakarken Mirşad iki elini yana açarak tek kaşını kaldırmıştı

"Hiç öyle bakmayan Mardinden sürgün edilen kişiyim tabiki güzel bir hayatım olmadı!"

Mirşad'ın cevabıyla Fırat'a bakarken Fırat'da bana bakmıştı, Fırat'a başımla onay vermemle arkamı dönüp araca binerken herkes binmiş ve hastane çıkışın yolunu tutmuştum.

Müstakbel kocam az ilerde yürürken aracı yanına çekmiş camı açmıştım, Kaner aracın yanaşmasıyla bakarken beni görmesiyle hafif eğilmişti

"Bin hadi!"

Kaner derin bir nefes vermesiyle doğrulurken sinirlenmeye başlıyordum, ne istiyordu ondan rica minnet etmemimi istiyordu!

"Ne is-" cümlem yarıda kalırken Kaner aracın kapısını açmış arkaya oturmuştu

"İyimisin abi?"

"Başımın belası!" Dikiz aynasından bakmamla kendi kendi kendime söylensemde Kaner dediğimi duymuştu ama hiç birşey demezken sadece bana bakıyordu!

-

Yollarda Polis arabası ve ambulanslar olurken Kaner'in gözleri yavaş yavaş kapanıyordu

"Mirşad sakın uyutma!"

"Kaner bana bak!" Mirşad Kaner'e bakmasıyla hızla yüzünden tutup sallarken Fîrat arkasını dönmüş endişeyle bakıyordu!

"Abi sakın kapatma gözlerini!"

"Sen daha burnunun dikine git Kaner ağa!"

Dikiz aynasından sürekli kontrol ederken Kaner yarı uyanık duruyordu!, gaza biraz daha yüklenmemle mezarlığın arkasindaki eve sürmüştüm aracı çünkü tek güvenli ve uzak yer orasıydı!

-

"Geldik!"

Araçtan inmemle Fırat ve Mirşad'da inerken Fırat hızla arka kapıyı açmış Kaner'i araçtan indirmişlerdi, Mirşad ve Fırat Kaner'in kollarından tutup omuzlarına almasıyla belinden tutarak götürüyorlardı eve!

"Yenge anahtar"

"Nerde?"

"Camın kenarında!" Fıratı geçerek cama gitmiştim ama anahtar felan olmazken "Yok" diye bağırmıştım

"Nasıl yok yenge abim oraya bırakır her zaman!"

Fırat'ın bağırmasıyla tekrardan etrafa bakınsamda nalet olasaca anahtar yoktu işte

"Yok işte Fırat, yok!"

"Mirşad tut!" Fırat Kaner'i bırakmasıyla kapıya tekme atması bir olurken kapı büyük bir gürültüyle kırılırken hızla arkaya çarpmıştı!

"Geldim!" Fırat bağırmasıyla hızla Mirşad'a koşarken Kaner'i tekrardan tutlaşarak içeriye girmişlerdi.

Fırat ve Mirşad Kaner'i koltuğun üzerine bırakmasıyla bana bakarken

konuşmuştu

"Yenge bize bezle bıçak bul!"

"Ne bıçağı?" Saşkınlıkla sorduğum soru karşısında Fırat ve Mirşad bana sorgularcasına bakıyorlardı ama hiç öyle bakmaya hakları yoktu bu yolu onlar seçmişlerdi ve kendileride katlanacaklardı

"Kurşunu çıkartacaklar!" Kaner kısık ve acı dolu sesiyle konuşurken nefes nefese kalmış bir şekilde bakmasıyla yavaşça gözlerini kapatıp başıyla bıçağı getirmem için onay vermişti!

"Bu böyle olmaz, tamam hastaneye gitmedik o zaman doktor çağıralım!"

"Doktorun gelmesi neredeyse yarım saati bulur!" Kaner asla beni dinlemezken sürekli karşı geliyordu ama şimdi zıtlaşacak yada ağalık taslayacak zaman değildi

"Bulursa bulur saçmalamayın Allahınızı severseniz!"

"Abi yengem doğruyu söylüyor!, bak bu böyle olmaz!" Fırat abisini ikna edebilmek için sürekli birşeyler söylerken Kaner doğrulmaya çalışmıştı

"Ne yapıyorsun?" Şaşkınlıkla bağırırken Kaner başını kaldırarak bana bakıyordu

"Madem!, siz bana yardım etmiyorsunuz bende başımın çaresine bakarım!"

"Yav gözünü seviyim Kaner saçmalama!" Mirşad eliyle Kaner'i göstererek konuşurken "Tamam!" Demiştim çünkü Kaner bana başka seçenek hakkı bırakmamıştı!

Hiçbir şey demeden mutfağa gitmiş ve çekmeceden bir bıçak almıştım geri salona dönmemle Fırat Kaner'i yaslandığı koltuktan doğrulturken Mirşad düğmelerini açıyordu "Allahım sen yardım et!" Kaner bana bakmasıyla dediğimi duyma imkanı yoktu ama yüzüne zorda olsa tebessüm kondurmuştu, Mirşad Kaner'in gömleğin düğmelerini çözmesiyle kollarıından sıyırırken Kaner'in vücudundaki yaraları görmüştüm bunlarda neydi böyle!

"Isıttın'mı İzem?"

"İzem!"

"Yenge kendine gel!" Fırat'ın beni sallamasıyla odak noktam dağılırken Fırat sorgularcasına bakıyordu ben ise ne Fırat'ın nede Mirşad'ın sorusuna tek bir cümle bile edemezken bakışlarım Kaner'e kaymıştı

"Şu kurşunu çıkartacakmısınız artık?!"

Kaner'in bağırmasıyla Fırat bir kez daha kolumdan salarken Fırat'a bakmış ve başımı iki yana sallamıştım

"Ha-hayır"

"Isıt!" hiçbir şey demeden tekrardan mutfağa gitmemle unuttuğum nefes kendini hatırlatırken derin bir bir nefes vermemle gözlerimi kapatıp yutkunmuştum, kendi kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum ama olmuyordu, Kaner'in vücudundaki yaralar gözümün önünden gitmezken ocağı yakmış ve bıçağı tutmuştum, insan en ufak elini kestiğinde bile canı yanarken Kaner bu acıya nasıl dayanacaktı!, bütün ihtimaller ve düşünceler saçma olurken saçtikleri yol çok tehlikeliydi!, içimin sıkılmasına engel olamazken bıçak iyicene kızmıştı ocağı kapatıp tereddütde etsem salona gitmiştim gerçi gitmekten başka ne çare vardıki içerde söz dinlemeyen ve kendi canını düşünmeyen aptalın biri vardı ama hayret ediyordum Kaner bu gözü karalıkla nasıl bu yaşına gelmişti anlamıyordum, salona girmemle Fırat elindeki bezle beklerken Mirşad kollarını sıvamış bekliyordu

"Hadi bak iyisin beni o kadar büyüttün, buralara kadar getirdin bir yardımım dokunuyor sana!"

"Ahaha!, bunun için zamanmı kolluyordun Mirşad!" Kaner acıyla gülerken Mirşada laf yetiştirmekten'de geri durmuyordu

"Bilirsin borçlu kalmayı sevmem!"

"Sen borçlu kalmıyacam diye beni borçlandırıyorsun!" Mirşad Kaner'in sözüyle kaşlarını çatarken Kaner kaşlarını havalandırarark "İki oldu bu" demişti, Kaner cümlesiyle birlikte bana bakarken Mirşad'da bana bakmış başını olumlu anlamda sallamıştı, nasıl yani beni kurtardığınıdamı kendine can borcu biliyordu?

"Ne yapalım siz karı koca manyaksınız!" Kaner'in dediği cümleyle allak bullak olurken Mirşad cevap vermekten asla geri durmamıştı

"Bitirelim artık şu işi!" Mirşad elimden bıçağı almasıyla konuşurken Fırat'da kanepeye dizini koymuş elindeki bezi Kaner'e vermişti!

"Bir dakika?"

"Ne oldu?" Herkes bana bakarken aklıma gelen ilk soruyu sormuştum

"İlk yardım çantası felan yokmu biz bıçak kullanıyoruz yani-"

"İzem ben cerrah değilim hele doktor hiç deyilim yani anlayacağın ben onları kullanmayı bile bilmem!" Mirşad cümlemi yarıda kesmesiyle konuşurken dediğine hiçbirşey diyememiştim

"Doğru diyorsun çünkü siz sadece ahkam kesmek yada adam öldürmeyi bilirsiniz değilmi?"

"Çok yoruldum artık yeter!" Kaner bir kez daha bağırmasıyla susarken Kaner bezi ağzına almış ve sıkıcana bastırmaya başlamasıyla Mirşad'a başıyla onay vermişti, Mirşad aldığı onayla bıçağı Kaner'in omzuna sokmasıyla Kaner bağırmamak için kendini sıksada iniltileri duyulmayacak cinsden deyildi!

"Az kaldı!" Kaner ayağını yere vurmasıyla dişlerimi sıkarken bu olacak iş deyildi!, göz göre göre kendine ızdırap çektiriyordu!

"Iıııı!"

Fırat Kaner'i tutarken Kaner gözlerini sıkı sıkıya kapatmış başını arkaya atmıştı, daha fazla burada boş boş duramayıp hızla Kaner'in yanına gidip elini tutmuştum, Kanerde elimi tutmasıyla sıkarken Mirşad tekrardan konuşmuştu

"Tamam bitti" Mirşad bıcakla birlikte kurşunu çıkartırken Kanerin tuttuğu elim gevşerken hızla elime ardından Kaner'e bakmamla Kaner'in başı yana düşmüştü

"Kaner, Kaner!"

"Sakin ol yenge sadece bayıldı!" Fırata ardından Kaner'e bakmamla başımla onay verirken Mirşad elinde bıçakla tekrar gelmişti

"Dağlayalım yoksa mikrop kapar!" Mirşad bıçağı yaranın üzerine bastırmasıyla gözlerimi kapatıp başımı yan çevirmiştim!

Çünkü bu saçmalığı artık kaldıracak gücü kendimde bulamıyordum.

-

"Sizce kim yaptı bunu?"

"Bilmiyoruma ama Kaner bulduğu zaman asla yaşatmayacağı kesin!"

"Kaner bulmayacak!"

"Ne?"

Mirşad bağırırken arkamı dönüp Kaner'i kontrol etmiştim ama allahtan baygındı yoksa burayı başımıza yıkardı "Duydunuz Kaner öğrenmeden biz öğreneceğiz ve polise teslim edecez!"

"Eğer böyle birşey yapalım Kaner derimizi yüzer!"

"Ne yapalım bırakalımda katilmi olsun!"

"Sence intikam peşinden koşan kişi, elini kana bulamaktan çekiniyor gibi bir halimi var yenge?"

"Ama daha bulamadı öyle değilmi?"

Fırat ve Mirşad bana bakarlarken ben tek tek ikisinin gözlerine bakarark tekrardan konuştum

"Tamam Helimin abisini verdi ama öldürmedi!"

"Ama onlar öldürecekler!"

"Kaner yapmadığı sürece katil değil değilmi?"

Fırat bana katılmak istemesede doğru söylediğimi oda biliyordu

"Nedenini bilmiyorum ama Kaner çok öfkeli tamam ama katil olmak, bir yaşama son vermek kolay değil!"

"O zaman sen neden vurdun?"

Mirşad'ın sorusuyla hiç bir cevap verememiştim, haklıydı madem kolay değildi neden ben yapmıştım!

"Benim babam öldü Mirşad bende yaşamıyordum!, bilmiyordum ne yaptığımı?"

"Kaner yaşıyormuki?"

"Ne demek o?"

"Yeter!"

"Hiç birşeyden haberin yok senin"

"Mirşad!"

Fırat ne kadar Mirşad'ı susturmaya çalışsada başarılı olamıyordu!, tamam birbirimizi kurtarmıştık ama karşısındaki kişide kardeşiydi!

"Mirşad!, git hava al!"Fırat son kez bağırmasıyla Mirşad masadan kalkıp gitmişti

"Fırat ne demek istedi Mirşad!"

"Birşey demek istemedi saçmaladı sadece!"

"Hiçte saçmalamadı gayet imada bulundu!"

"Mirşadın ne dediği ne imada bulunduğu önemli değil!"

Kaner'in sesi duyulmasıyla ikimizde arkamıza bakmıştık ama Kaner yataktan doğrulmaya çalışırken Fırat koşarak gitmişit

"Abi dur gözünü seveyim!"

"Bırak!" Kaner kolunu Fırat'dan çekmesiyle ayaklarını kanepeden indirmiş oturur vaziyete geçmişti, oturduğum sandalyeden kalkmamla Kaner'e doğru ilerlerken bu sefer konuşan ben olmuştum

"Hastaneye gitmeyelim dedin tamam dedim ama yeter artık Kaner!"

"Asıl sana yeter!" Kaner ayağa kalkmasıyla bağırırken karşıma geçmiş hesap soruyordu

"Az önce neler oldu sen farkındasın değilmi?, onca insan vruldu!"

"Sende vuruldun orda!" bağırarak Kaner'e yaklaşırken elimle göğsünün üzerine vurmuştum ama banamısın demezken acısını bile belli etmemişti

"Acıdan bayıldın sen!, ateşin var!"

"Umurumda bile değil!" Kaner yanımdan geçip gitmesiyle gözlerimi kapatmış dişlerimi sıkmıştım

"Ama benim umurumda!" sesimi Kaner'e duyurmak için bağırırken gözlerimi aralamış yavaşça omzumun üstünden bakmıştım ama Kaner bakmazken hiç düşünmeden kapıyı açmış ve çekip gitmişti

"Allah kahretsin!" Nefret ediyordum heleki Kaner'in beni her defasında es geçip gitmesi, çiğnemesi deli ediyordu ama kısasa kısastı birlik olduk diye kedimi ezdirecek değildim Kaner ağaya!

"Yenge hadi!"

"Nereye Fırat!" Fırata çıkışmamla birlikte Fırat oflarken tekrardan konuştum

"Ayrıca ben anlamıyorum biz neden hastaneye gitmedik söylesene sen?, buraya geldik!, polislerden kaçtık?"

"Birincisi kaçmadık, ikincisi hastane halberi çıkartmayacağı için buraya geldik"

"Aferin size, size aferin, alkış!" Son cümlemle birlikte alkış yaparken Fırat bana ters ters bakıyordu ama hakkı yoktu ne ters bakmaya nede bir şey demeye en ufak hakkı olmazken sanki suçlu benmişim gibi davranıyorlardı!

"İzem haydi!" Kaner bağırmasıyla geri dönerken yerimden bile kımıldamamıştım

"Ne yaparsanız yapın gelmiyorum ben"

"Ne demek gelmiyorsun! bak bırakır giderim yürüyerek gelirsin konağa"

Kaner gözlerimin içine bakarak tehdit ederken başımla onay vermiş ve ona doğru yürümüştüm

"Gidersin öylemi?"

"Giderim!" Kaner tüm ciddiyetiyle konuşurken dudağımın kenarıyla gülümseyerek Kanerin yanından geçip mutfağa gitmiştim, demek beni bırakıp arkasına bakmadan çekip gidecekti, işte orası zordu!

Rezgahta duran kanlı bıçak'tan bir an bile bakışlarımı ayırmazken yutkunmuş ve hızla tezgaha ilerleyip bıçağı alıp mutfaktan çıkmıştım!

"İzem!" salonun önünden geçmemle Kaner bağırırken kapıyı hızla açıp bırakmıştım, kapı duvara çarmasıyla yankı olurken arkamdandan Kaner çıkmıştı

"Ne yapacaksın o bıçağı!" Kaner'e tek bir kelime etmezken Kaner çıldırıyordu ama bu gidişle bana bir hiçmişim gibi davranmayı sürdürürse her zaman çıldıracaktı!

Ben mülayim oluyum derken Kaner bana acımıyordu!, Kaner acımazken ben niye acıyayım ki?, enayimiyim, salakmıyım?

Bana sadece bir kere iyi davrandı diye yarabbi şükür diyip oturacak keriz heleki aptal hiç deyildim!,

"Gideceksin öylemi?" Bir kez daha bağırmamla aracın yanına gelmiş iki elimi yana açarak cevap bekliyordum ama cevap yoktu, gerçi o cevabını bana az önce içerde vermişti!

Kaşımı kaldırmamla Kaner'e başımla onay vermiş ve hızla bıçağı tekere saplamıştım

"İzem!"

"Ne yapıyor bu kız ya!" Fırat ve Mirşad bağırmasıyla Kaner birşey demek için dudakları aralanmış ama geri susmuştu, bıçağı tekerden hızla çıkarırken Kaner'e geri baktım

"İster gelirim ister gelmem umurunda değil öylemi?" İkinci sorumla aracın diğer tarafina geçmiş ve bir cevap beklemeden bıçağı tekrardan tekere saplamıştım çünkü verilecek bir cevap yoktu! Bıçağı öfkeyle çıkardığımda devam etdim

"Umurunda bile değilim öylemi?" Doğrulmamla Kaner'e bakarken Kaner bana doğru öfkeyle adımlamıştı adımlarını ama Kaner'den kaçacak değildim, elimde bıçakla Kaner'e doğru gitmemle ortak yerde buluşmuştuk

"Ne yaptığını zannediyorsun delirdinmi sen?"

"Şimdi defolup gidebilirsin!" Elimdeki bıçağı Kaner'in önüne fırlatıp atmamla Kaner'in bakışları yerdeki bıçağı ardından gözlerime kayarken yanından geçip gittim.!

*************** 🕊🕊 ***************

Yine güzel bir bölümün sonuna geldik

Bölümü nasıl buldunuz merak ediyorum yorumlarda buluşalım.

İNSTEGRAM HESABIM : teynimg_yazar_

TİKTOK HESABI : TEYNIMG_YAZAR_06

TAKİP EDERSENİZ ÇOK SEVİNİRİM CANLARIM. (İnstagram da ve tiktok da güzel videolar var kaçırmayın derin😇🤗

SİZİ ÇOK SEVİYORUM KENDİNİZE İYİ BAKIN 💚💜

NOT : Yorumlarınızı ve oylamalarınızı bekliyorum🌷🌷

Bölüm sonu

1 yorum

  • Güzel bir bölümdü sonunda Kaner izemi çilefen çıkardı eline emeğine sağlık hayırlı akşamlar

    1Yanıt