"Senin amacın ne?" Haşir ağa son kez konuşmasıyla başımı yavaşça iki yana sallamıştım
"Benim amacım kirletmeye çalıştığınız namusumu temizlemek!, tıpkı sizin yaptığınız gibi!"
İmalarım aslında her şeyi açıklarken tetikteki parmağımı yavaşça bastırmaya başlamıştım, ama hala Haşir ağa'dan bir cevap yoktu!, biliyorum beni deniyordu ve onunla birlikte kimse yapacağımı beklemezken boş bir gürültü sanıyorlardı ama koca bir yanılgıydı!, bu zamanda bile beni yüz üstü bırakmayan Kaner için, şerefim için burayı cehenneme, kan gölüne çevirebilirdim!
Haşir ağa silaha ardından zerre pişmanlık barındırmadığım gözlerime öfkeyle bakarak konuşmuştu!
"Senin derdin namusunu temizlemek değil sen baştan beri planın beni ödürmek!"
"İster plan de ister kararı uyguladı de umurumda bile değil!!
"Sen kimsinde kararı uygulayacaksın!" Haşir ağa bağırmasıyla namluyu göğsüne dayamış ve bir adım daha yaklaşarak bakmıştım gözlerine
"Kaner Kamirogullarının karısı İzem Kamiroğulları yani sizin anlayacağınız Kaner ağa'nın geliniyim!, sizin ölüp bittiğiniz törelerin hanım ağasıyım!"
Haşir ağa karanlık gözerle bana ardından Kaner'e birşey yapması için bakarken Kaner gururla bakıyordu
"Sen benim gözümde zaten namussuzssun!" herkes Haşir ağa 'nın cevabıyla şok olurken uğultular yükselmişti
"Ne?"
"Ne yapıyor bu!"
Gözümden bir damla yaş düşmesiyle bir an bile düşünmeden tetiğe basmıştım!
Herkes silahın sesiyle irkilirken anlamayan gözlerle birbirlerine dahası Haşir ağa'ya bakıyorlardı ama Haşir ağa yüzünde oluşan acıyla gözlerime, az önce namussuz dediği yüzüme bakıyordu!
"Bu dediğin kelamın bedeli Haşir bey!"
"Baba!" Fırat hafif bana çarparak geçerken Haşir ağa çoktan yere yıkılmıştı bile, olay neyken ne olmuştu belkide bunlar olmasaydı az önce namlunun ucunda ve yerde yatan ben olacaktım ama Hayat, Kader, Alın yazımız kim ne derse desin hepsi ama hepsi başka yazılmıştı!
Fırat babasının yarasına bastırmasıyla ertrafa bağırırken Kaner yavaşça yaklaşmış ve elimdeki silaha uzanmıştı, Kaner silahlı elime dokunmasıyla Kaner'e bakarken Kaner başıyla onaylamıştı, silahı ona bırakmamla Haşir ağa'ya bakmıştım, herkes birşey yapmaya çalışırken içeriye giren çıkanın hatti hesabı yoktu!
"Neden yaptın İzem!" Fırat babasının başından kalkıp bana gelmesiyle omuzumdan vurarak ittirmişti
"Neden?"
"Bir kadının namusuna laf edilmesi nedemek bilirmisin, nasıl bir duygu biliyormusun?"
Fırat hiçbir cevap vermezken bu sefer Fırat'a yaklaşan bendim ve işaret parmağımı Fırat'ın göğsüne vurarak gözlerimi gözlerinden ayırmadan konuştum
"Çünkü sen erkeksin değil' mi oldu da biri laf etti çeker vurursun!"
Fırat ellerinde babasının kanı varken gözleri babasını vuran kadının gözlerinde sabitlenmişti
"Biz kadınlar sizin istediğiniz zaman yerle bir edip öldürecek yada size uymadığı zaman namusuna laf edip insan içine çıkamayacak kişiler değiliz Fırat!, hem bilirmisin bir söz vardır erkek yumruğunu masaya vurduğu zaman kadın ise topuğunu yere vurduğu zaman söz biter ama bilirmisin neden kadın topuğunu yere vurduğu zaman biter!" Fırat sadece susarken ses tonumu bir kez daha artırarak devam ettim
"Çünkü biz gerekli olmadığı yerde kendinimizi yormaya tenezzül bile etmeyiz, meydanı size bırakırız' ki siz yiyin birbirinizi ama oldu da erkek başaramadı o zaman devreye biz kadınlar gireriz halletmek için!"
"Sende girdin öylemi?"
"Aynen öyle!"
"Ambulans geliyor"! Abdulkadir beyin cümlesiyle bakışlarımı Fırat'tan çekip Abdulkadir beye ardından Haşir ağa'ya bakmıştım
"Ayrıca ben tüm hakareti işitip susup oturacak değilim!" Cümlemi yarıda kesmemle Fırat'a tekrardan bakmamla ambulans siren sesi duyulurken Fırat arkama bakmış ardından gözlerime bakmıştı
"Dua et dediklerin bir iftira olmasın yoksa senin sonun ben olurum!" Fırat öfkesini kusmasıyla beni arkasında bırakarak hızla babasına gitmişti!
"Dayan baba!" Fırat babasının yarasına bastırasıyla Haşir ağa acı içinde kalırken Kaner sadece babasına bakıyordu ama bir farkla dişlerini ve yumruğunu sıkarak!
Emindim gitmek, bir el uzatmak istiyordu ama yapamıyordu baba ile oğul arasındaki bu savaşın nedeni neydi bilmiyorum ama Kaner'i durduran şey çok büyüktü!
Sağlık personelleri konağa girmesiye hızla Haşir ağa'nın yanına çökerken herkes çekilmişti kenara!
Ölüm zamanı geldiyse ölürdü ama gelmediyse daha yapacaklarım bitmemişti!, Ne olursa olsun Haşir ağa ağalıktan çekilecekti!
"Bir, iki, üç kaldır!" Sağlık personelleri Haşir ağa'yı sedyeye yatırmasıyla kaldırmaları bir olurken kimseyi beklemeden salondan çıkmışlardı, herkes konaktan bir bir ayrılırlarken Kaner'de zaman kaybetmeden arkalarından çıkmışdı!
KANER KAMİROĞULLARI
Öfke doluydum hemde deli gibi ve bu içimdeki öfke sadece bu günlük, iki günlük değildi, aylar süren koca bir öfke!, şimdi ise o sedyede, ben ise onun arkasından takip eden oğluydum, peki ne istiyordum ölmesinimi yoksa yaşamasınımı ilk defa bilmediğim sorular arasın da sıkışıp kalmıştım aslında hayatımda asla eksik olmayan bilinmez cevaplar vardı ama ilk defa Aliz' imden sonra babama karşı belirsizdim!
"Bende geliyorum!" Aracın kapısı açılmasıyla İzem'in sesi yankılanırken ön koltuğa oturan İzem'e bakmış ve sadece başımla onay vermiştim, ambulans hareket etmesiyle herkes yola çıkmıştı!, babamın seveni çoktu, zevmekten ziyade yılların ağasıydı!, peki ya nasıl koruyacaktım bundan sonra İzem'i!, babamdan, diğer ağalardan zaten herşey güçken şimdi ise imkansızdı!, cevabını bilmediğim soru aklıma, düşmesiyle bir an bile düşünmeden konuşmuştum
"Neden yaptın?" İzemden asla bir cevap gelmezken ilerleyen ambulanstan bakışlarımı ayırıp yanıma bakmıştım ama İzem'in bakışları asla yoldan ayrılmazken devam ettim
"Neden yaptın!" Cümlemi yenilememle omzumum üzerinden bir kez daha bakmıştım
"Gereken ne ise onu yaptım!" İzem'in cümlesi sabır sınar cinsten olurken gözlerimi kapayıp sabır dilemiştim ama olmuyor, her defasında daha ileri gitmekten asla geri durmuyordu
"Sende vurdun öylemi!, babamı herkesin ortasında, konakta göğsünden vurdun!" İzem konuşmaya yeltenmesiyle elimi hızla kaldırıp susturmuş ardından ben konuşmuştum
"Seninle hir anlaşma yaptık! Ama sen sınır tanımıyorsun!, her defasında kendi bildiğini okuyor ve düşünmeden uyguluyorsun!"
Direksiyona vurarak bağırmamla cümlelerimi bir bir söylemiş öfkeyle İzem'e bakmıştım
"Bencilsin!" Son cümlemi söylememle İzem'in kaşları çatılırken bakışları öfke dolmuş ve tüm siniriyle bağırmıştı
"Senin için yaptım!" İzem'in dediği cümleyle şok olurken mal gibi kalakalmıştım, ne demek benim için'di?, İzem'in cümlesinin üstüne ne bir şey yapabiliyor nede birşey diyebiliyordum!,
"Sen görmüyorsun yada görmek istemiyorsun ama baban senin sonunu hazırlıyor!"
Bu sefer sessiz kalan ben olurken İzem gözlerimin içine bakıyordu
"Seni herkes içinde yeriyor!, yeriyorki kim kimin emrini dinlemesi gerekiyor herkese gösteriyor ama sen böyle gidersen ağalar sana değil babana itimat edecek!"
"Uyandığı an senin sonun olacak biliyorsun değilmi?" İzem benimle ilgili konuşurken ben onun düşünmediği canını düşünüyordum!
"O an aklıma geleni yaptım!" İzem'in cümlesiyle alayla dudağımın kenarıyla gülümsememle devam ettim
"Çok güzel!" İzem'e başka tek bir kelime etmeden önüme dönmüş ambulansı takip etmiştim
-
Hastaneye gelmemizle birlikte onca aşiret ağası hastaneye akın etmiş herkes endişeyle bekliyorlardı ama biri hariç!, İZEM KAMİROĞULLARI asla ama asla endişe etmiyor yada korkmuyordu, benim koruyacağımdan mıdır yoksa başka nedenden'mi bilmiyorum ama sadece tek beklediği içerden gelecek Ölüm haberiydi!, belki bende de böyle beklemişti ama kurtarmıştı'da belki kurtarmasa ikimizda çoktan kara toprak olmuş ve şimdi olduğumuz bu halde olmayacaktık, ben şimdi hastaneye değilde tüm ailem mezarıma gelecekti!
"Nerde Haşir bey nerde!" Yakarışların yükseldiği koridorda hızla başımı çevirip bakmamla anam ve kız kardeşim belirirken ikiside beter durumdaydılar, koşar adımlarla annem gile ilerlerken Yade annemi zor tutuyordu!, gerçi kendisi de çok sağlıklı durmuyordu
"Oğlum!" Annemi tutmamla annem hızla yere çökerken bende çökmüştüm, bizim çökmemizle hastane ayaklanırken hızla amcamlarım gelmiş ve annemi kaldırmaya yeltenmişlerdi ama elimi kaldırmamla kimse daha fazla ileriye gidemezlerken kalakalmışlardı, çünkü yardıma heleki onların yardımına ihtiyaç yoktu!
"Ana sakin ol!"
"Nasıl oldu bu?, İyimi?" Anam bir bir sorularını sıralarken konuşmama bile müsaade etmiyordu!
"İyi ana babam amaliyatta!"
"Birşey olmayacak değilmi?"
"Olmayacak ana!" Fırat konuşarak yanımıza gelmesiyle annemin kolundan tutarken bende çöktüğüm yerden doğrulmuştum ama Şehnaz hanım İzemi görmesiye kitlenirken "Sen!" Dudaklarından tek bir kelime dökülmüştü
"Bu bakışını hatırlıyorum ben!" Anama çevirdiğim bakışlarımı dedikleriyle İzem'e çevirdiğimde anam' ın bahsettiği gözlerde boşluk vardı, İzem'e diyeceğim tek kelime buyken derin bir nefes vermektende öteye gidememiştim, hiçbir duygu barındırmayan, küçücük bir öfke dahi belirmeyen o gözler!
"Oğlum' da da böyleydin" Anam yerde otururken tüm gücüyle bağırmıştı
"Sen yaptın!" Anamın baktığı yere bir kez daha bakmamla anam yerden kendi isteğiyle kakkmıştı
"Sen yaptın değilmi?" Şehnaz hanım ellerimin arasında sıyrılmasıyla İzem'e hamle yapması bir olurken Refleksle anamım belinden tutup geri çekmiştim
"Yav ana bir dur!"
"Bırakta şu soysuzun nefesini keseyim Kaner!" Anam canının yanmasının bedelini sorgusuz sualsiz kesme derdinde olurken İzem öfke doluydu
"Ne diyorsunuz siz!" İzem kimseyi umursamayarak bağırırken bize doğru geliyordu
"Dediğim gayet aşikar ilk önce oğlum şimdi ise kocamı vurdun soysuz!"
"Haddinizi bilin Şehnaz hanım!"
"Bilmezsem ne olacak benidemi vuracaksın?"
"Gerekirse evet!"
"İzem!"
"Ne İzem'i Kaner anneni duymuyormusun?"
"Anne yeter!!" İzem annemin üzerine yürümesiyle Fırat bağırmış ve ikisinin ortasına geçmişti, Fırat annemi ben ise İzem'i susturmaya çalışırken ikimizin çabasıda, uğraşıda boşaydı
"Ana ne yeri nede zamanı?"
"Yeri neresi?, zamanı ne zaman Fırat?, mezarlıkmı?!" Annem ağlayarak konuşurken Fırat dişlerini sıkarak susmak zorunda kalmıştı
"Benimde yerim pavyon değil!" İzem bağırarak konuşmasıyla herkes şok olurken İzem dediği cümlesinin sonuna kadar arkasında duruyordu
"Acınız var diye susuyorum ama yeter kocanız bana attığı çamurun bedelini ödüyor!"
"Ne diyorsun sen be?" Bu sefer Yade annemin kolundan çıkmasıyla İzem'e hamle yaparken Mirşad'ın durdurmasıyla bir adım dahil atamamıştı, Yade tereddütle Mirşad'ın gözlerine bakarken az önceki öfkeli Mirşad gitmiş yerine mülaim bakan Mirşad gelmişti
"Sen karışma" Mirşad dişlerinin arasında sessizce konuşsa'da duymuştum ama şimdilik buna takılacak değildim heleki ortada bu denli büyük bir mevzu varken asla!
"Doğru duydun Yade hanım, baban beni ölüm kararı için götürdüğü konakta kendisinin kararı çıktı!"
"Yeter İzem!" İzemi uyarmamla annemi bırakmış İzem'in elinden tutup peşimden sürüklemeye başlamamla bırak aşiret ağlarını hasta yakınların ve korumaların bakışları bile bizim üstümüzde toplanırken İzem asla bağırmaktan çekinmiyordu!
"Bırak beni!" İzem elini elimden çekmeye çalışırken ben daha sıkı tutmuştum, biliyorum İzem korkusuzdu, gözü karaydı ama onu, oracıkta öldürmek isteyen insanların arasına gönderemezdim!
Hastaneden çıkmamızla biraz daha uzaklaşmış ve İzemi öne doğru fırlatarak bırakmıştım
"Ne yapıyorsun sen?"
"Ben'mi ne yapıyorum?, bu soruyu cidden soruyormusun?"
"Başka kural dinlemeyen kim varda kime soracam?!" Elimi iki yana açarak bağırdığımda İzem de aynı ses tonuyla cevap vermişti
"Sen onu ailene sor Kaner!"
"Yav İzem-" cümlemi yarıda kesmemle etrafı kolaçan etmiş ardından biraz daha yaklaşmıştım
"Yalan söyleyen sen, ardından deliren sen, vuranda sen!"
"Allahın cezası yalan söyledimde keyfim içinmi söyledim senin için söyledim!"
"Boynuna atılmamı'mı bekliyorsun yoksa sana teşekkür yada minnet etmemi'mi bekliyorsun, hangisi?"
İzem'in saçma sapan sorularına dalga geçmemek elde değilken herhalde İzem hanımın beklentileri başkaydı
"Aa estağfurullah canım olurmu öyle hadda biliyor musun sana iyilik yapmak büyük aptallık!"
"Hah işte şunu bileydin!"
"Öğrendim!" İzem son cümlesini söylemesiyle yüzünü kırıştırırken gözlerini kısarak bakmıştı
"Ayrıca yalanım gerçek olup öyle birşey yapsaydı alnından vururdum!"
İzem'in dedikleri akıl alır cinsten değildi!, ne demek alnından vururdum cidden delirmişti bu kız!
Gözlerimi kapatmamla derin bir nefes verirken aklımı kaybetmemek için sabır dilemekten başka birşey yapmıyordum
"Gidiyorsun!" Gözlerimi aralamamla cümlemi söylerken İzem'in kaşları çatılmış gözleri küçülmüştü, ayrıca neden şaşırıyorduki sanki bilmediği tahmin etmediği birşey söylemiştim
"Niye?"
"Babam uyandığı an burası karışacak!"
"Korkmuyorum!"
"Sen salakmısın?" Ne kadar bağırmak ve İzemin omuzlarından tutup silkelemek istesemde yapamazken dişlerimin arasında konuşarak bir adım daha atıp yaklaşmıştım
"Sence yalan söylediğin açığa çıkmayacağınımı sanıyorsun!"
İzem sadece susarken bakışlarını kaçırmıştı
"Ne demişler yalancının mumu yatsıya kadar!, yatsıda olmak üzere!"
İzem derin bir nefes vermesiyle bakışlarını gösterdiğim kol saatime sabitlemiş dudağının içini kemiriyor ve birşeyler düşünüyordu ama o bu gidişle daha çok düşünürdü izahı olmayacak şeyleri!
İZEM KAMİROGULLARI
Kaner Ortalığı verdiğim cehennem ateşinde benim yanmamam için uzaklaştırmaya çalışsa'da nafileydi çünkü ateş cemberinde ikimiz vardık ben ise sadece onu bırakıp çekip gidemezdim, evet yanacaktık ama birlikte!
Hem nasıl öğrenebilirlerki, gerçekleri sadece ben ve Kaner biliyordu!
Kaner çalan telefonuyla sorgulayıcı bakışlarını üstümden çekmiş ve telefonu cevaplamıştı
"Konuş!" Kaner her zamanki gibi emredici otoritesiyle konuşurken duyduğu cümleyle kaşları daha faza çatılmış ve hızla yanımdan uzaklaşıp gitmişti, Kaner'in sadece arkasından bakakalırken Kaner kimsenin olmadığı yere geçmiş sessizce konuşuyordu ama belliki ciddi bir konuşmaydı çünkü Kaner hiç mutlu olmazken öfke kusuyordu resmen!
Gözümün önüne Kaner için beklediğim an gelirken burukta olsa gülümsemiş etrafa bakmıştım, aynı o günde böyle hastane kalabalık ve herkes korkuyla içerden gelecek haberi beklerken olayın faili bendim ve bugünde hastane kalabalık herkeste korku ve edişe varken faili yine bendim!, onlar hayatımı mahvetmişti ama ben Kamiroğulları ailesinin başına bir felaket gibi çökmüştüm!
Ama benimde yaşadıklarımı, kaybedişlerimi göz ardı edemezdim, özgürlüğüm, benliğim dahası her şeyim gitmişti elimden!
"Gebertecem lan seni!" Abdulkadir bey hastane kapısından bağırarak çıkmasıyla üstüme doğru yürürken arkasında'da Fırat gil koşarak geliyorlardı!, belliki Abdulkadir beyin bana geldiğini anlamışlardı, daha ne olduğunu bile anlamazken ilerde telefonla konuşan Kaner hızla gelmişti
"Amca!"
Son anda Kaner amcasını karşılamasıyla bir adım geri atarken Kaner önümde duvar olmuştu resmen!
"Sakın!"
"Koruduğun bu kadın benim kardeşimi öldürüyordu az daha!"
"Senin kardeşinse bizimde babamız"
"Hahaha!" Abdulkadir bey alayla gülmesiyle Haşir ağa'nın diğer kardeşleri bana öfkeyle bakıyordu
"Bırak Kaner ne babası ne oğulu birtek çekip bir birinizi vurmadığınız kaldı!"
"Amca!" Kaner dişlerinin arasında konuşmasıya bir adım atarken Abulkadir beyin durmaya niyeti yoktu
"Herkes biliyorki siz baba oğuldan ziyede düşmansınız! ve eminim ölmesi için dua ediyorsundur"
"A-"
"Amca!" Kaner konuşmaya yeltenmesiyle Fıratın tok sesi duyulurken Kaner'e bırakmadan kendisi geçmişti amcasının önüne
"Zaten canım burnumda, birde sizinle uğraşamam!" Fırat kızaran gözlerle bana adından Kanere bakmıştı
"Gerçek illaki ortaya çıkacak işte o zaman size gerek kalmadan ben halldecem"
Fırat açıkça bana meydan okumasıyla herkes ayrılırken Kaner sadece Fırat'a bakıyordu ama Fırat öfke dolu gözlerle bana bakmış ardından arkasına bakmadan hastaneye girmişti biliyorum Fırat'ın içerden beklediği cevap gelene kadarda asla rahat etmeyecekti!
Saat dakikayı dakikalar ise saniyeleri kovalarken zaman geçmek bilmiyor hatta duruyordu, cidden hep böylemi olmak zorunda hayatımızın en kötü zamanlarında zaman ilerlemezken sanki bize garazi var gibi mutlu olduğumuz zamanlar durmak bilmiyordu!, mutlu olduğumuz zamanlar ellimizden kayıp giderken unutmak istedigimiz zamanlar kalıyordu elimizde!
FIRAT KAMİROĞULLARI
Bu kapının önünde ikinci bekleyişimdi ama benimle birlikte endişelenen üç kişi daha vardı ama bu sefer öyle değildi sadece yanımda iki kişi varken ağabeyim yoktu, bilmiyorum babamın ölmesini istiyormuydu ama istemediğini'de bilmiyordum belkide ağabeyime haksızlık ediyordum ama!, devamı gelmeyen cümleler aklımda yer edinirken kalbimde boşluklar açılmıştı, çalan telefonumla volta attığım hastane koridorunda durmuş ve hızla cevaplamıştım telefonu
"Fırat'ım!" İşte ihtiyacım olan ses tamda buydu, sevdiğim kadının sesi kulaklarıma dolmasıyla kalbimdeki sızı bir an durmuş hatta dünya dönmeyi durdurmuştu
"Ordamısın!"
"Buradayım krizantem!" Cümlemi kısık söylemeye çalışırken etrafıda kolaçan etmiştim çünkü bizim buralarda sevgiye yer yoktu heleki biz ağa çocuklarına asla izin vermezlerdi ama sevmiştim hiç deli gönüle söz geçer'miydi!
"Hastane arkasındayım gelirmisin?"
"Ne?" İrem'in cümlesiyle şaşırırken istemsizce yüksek sesle konuşmuştum, farkına varmamla bir kez daha etrafa bakmıştım ama herkes kendi derdinde olurken yavaşça çıkışa yöneldim, her yerde, her koridor başında ikişerli korumalar varken sessizce "Geliyorum!" demiş ve daha fazla dikkat çekmemek için hızla kapatmıştım telefonu.
Hastaneden çıkmamla kimseye görunmeden hızla arkaya yönelmişmiş ve koşar adımlarla ilerlemiştim, çünkü birinin görmesi demek onca emeğin, sevgimizin yok olması demekti!
"İrem!" İrem'i görmemle seslenmem bir olurken İrem hızla arkasını dönmüş beni görmüştü daha fazla vakit kaybetmeden İrem'e doğru gitmemle İrem bana doğru koşmuş ve boynuma sarılmıştı, sevdiğim nede güzel sarılıyordu, İrem sanki hiç bırakmayacakmış gibi boynuma sıkı sıkıya sarılırken başımı aşık olduğum saçlara gömmüş kokusunu içime çekmiştim
"Nasılsın?" İrem sorusunu sormasıyla kendisinden uzaklaştırıp gözlerime bakmıştı, aslında bu sorunun cevabı belliydi çok kötüydüm ama şimdi her şey silinmişti sanki, başka ne isteyebilirimki sevdiğimin gözleri gözlerimde, elleri elimde!, başımı aşağı yukarı sallamamla "İyiyim!" demiştim
"Nasıl oldu bu olay?"
"Gel şöyle oturalım!" İremin ellerinden tutup çekmemle ilerdeki banka oturmuş yönümü İrem'e çevirmiştim
"Belliki babana bunu yapan güçlü birisi, arkasına güveniyor yoksa Haşir ağa'yı vurma cürretini kim gösterir!" İrem babamı vuran kişiler başkaları sanarken aslında en yakın hatta arkasında hiçbir güç olmayan İzem yapmıştı!
"Biri yada birileri değil İrem babamı vuran İzem yengem!"
"Ne?" İrem bağırmasıyla ayağa kalkarken hızla etrafa bakmış İremi geri oturtturmuştum
"Şşşş sakin ol!"
"Bir dakika!, ben anlamıyorum ne demek Haşir ağa'yı İzem vurdu!"
İrem cümllerini yavaş yavaş söylerken bir yandan'da sindirmeye çalışıyordu, sindirmesi ne kadar güç olsada gerçekler bunlardı!
"Doğru duydun İremim birileri yada arkasındaki kişilerden güç alan değil babamı vuran bil hassa abimin karısı ve arkasında hiçbir güç olmayan ama elinde sağlam kozu olan yengem vurdu!"
"Nasıl olur böyle birşey"
"Biliyorsun biz Helimi istemeye gittiğimiz zaman İzem evden kaçmıştı" cümlemi söylememle İrem başıyla onaylamasıyla devam etti
"Biz İzem'i bulduk bulmasına da"
"Dası ne?"
"İzem ben kaçmak zorunda kaldım, kaçmasaydım Haşir ağa adamlarına bana saldırması emrini verdi, namusumu korumak için kaçtım diyor!" İrem dediklerime karşılık tek bir kelime etmezken anlamsız gözlerle bakarken devam etti
"Peki İzem nerde saklanıyor, yani amcanların İzemi yaşatmaz!" İrem'in cümlesine gülerken İrem bana delirmişcesine bakıyordu, cidden sinirlerim bozulmuştu, doğrulmamla öksürürken ciddiyetimi toplamış İrem'e bakmıştım
"Burda, hastanede!"
"Ne!" İrem bağırmasıyla ayağa kalakrken bende hızla kalkmış kolundan tutmuştum
"Kızım niye bağırıyorsun?"
"Bana bak sen benimle dalgamı geçiyorsun?" İrem dediğimi asla kabullenmezken saçma sapan düşüncelere girmişti
"Niye dalga geçeyim İrem, inanmıyorsan git bak, içerde!"
"Siz ne yapıyorsunuz Fırat yaşatmazlar , ne amcan, ne anan nede diğer ağalar!"
"Onlardan önce ben yaşatmam!"
"Ne diyorsun sen Fırat, sen ne zaman onlardan oldunda İzem için onların ağzıyla konuşuyorsun!"
İrem isimlerini ağzına almazlarken kimleri kast ettiğini anlamıştım ama içerde yatan'da benim babamdı!"
"İnsan oğlu anasını'da babasını'da seçemez, tamam babamın yanlışları oldu ama!"
"Aması ne Fırat?" İrem ne kadar sorgulasada devamı yoktu işte, günahıyla sevabıyla babamdı, kötü zamanlarımızın olduğu kadar güzel zamanlarımızda vardı!
"Neyse bunları konuşmayalım"
"Ama Fırat!" İrem beni reddederken başımı iki yana sallamış aşkla bakan gözlerine bakmıştım
"İrem bunları konuşmayalım!" İrem'in elinden bir kez daha tutmamla geriye bir adım atmış üstüne bakmıştım
"Sen ne güzel oldun böyle!"
"Olmuş'mu?" İrem tereddütle üstüne bakarken ben aşkla bakıyordum
"Hemde ne, şu işler bir düzelsin alışverişe ikimiz çıkalım"
"Ya tabi çıkabilirsek" İrem umutsuzca konuşurken oturmuş İremide yanıma otutturmuştum
"Çıkacaz Allahın izniyle!"
İZEM KAMİROĞULLARI
Herkes hastanenin dört bir yanında içerden gelecek haberi beklerken az önce esip gürleyen Fırat ortalarda olmazken sessizliği Kaner'in telefonu bozmuş ve hastane bahçesinde Haşir ağayı bekleyen kişilerin bir kısmıda olsa bakışları Kaner'e kaymıştı, Kaner kimseyi umursamazken ceketin iç cebinden çıkarttığı telefonu cevaplamış ve hızla bahçeden uzaklaşmıştı, cidden ne yapıyodu?, önemli olan neydide sürekli Kaner telefonla konuşuyordu!
"Şu olayı atlatalım ipi çekilen biri var!" aklıma Kaner'in daha önce söylediği cümle gelmesiyle bakışlarım istemsizde olsa çatılmıştı, gerçekten ortalık yangın yeriyken Kaner Şerwan dediği adamlamı uğraşıyordu?
"Ah Kaner ah!" Kendi kendime söylenmemle hastaneye girerken ilk önce Fıratı bulmam ve herşey çok geç olmadan durdurmam lazımdı!, ne kadar etrafa bakınsamda hiçbir yerde bulamazken en sonunda amaliyathanenin önüne gelmiştim ama burdada yoktu!
"Nerdesin Fırat, nerde?" Ayak sesleri duyulmasıyla Fırat gelirken hızla durdurmak için önüne geçmiştim
"Konuşmamız lazım"
"Benim seninle konuşacağım birşey yok!" Fırat asla dinleme taraftarı olmazken ben bir kez daha konuştum
"Senin yok ama benim var!"
"Umrumda -!" Ameliyathane kapısı aralanmasıyla Fıratın odak noktası kapı olurken cümlesini yarıda kesmiş ve beni arkasında bırakarak çekip gitmişti, Fıratla birlikte herkes kapıya ilerlerken Fırat içerden çıkan doktoru hızla durdurmuştu
"Babam nasıl doktor bey!"
"Amaliyat iyi geçti!" Doktorun cevabıyla herkes derin bir nefes verirken doktor bey gülümseyerek cümlesine devam etmişti
"Birazdan odaya alacaz!" Doktor bey gitmesiyle Fırat duvara sırtını yaslamış derin bir nefes vermişti ama Kaner ortada bile yoktu!, arkamı dönüp gitmeye geltendiğimde duyduğum sesle durmak zorunda kalmıştım
"İstediğin olmadı gelin hanım!" Kaner'in diğer bir amcası Abdullah bey söylediği cümlesiyle herkes bana bakmıştı
"Birdaha ki sefere!"
"Ne diyorsun lan sen hala!" Ferhat ağa bağırmasıyla Fırat bana şok içinde bakıyordu
"Haşir ağa bu durumdaysa dediği kelamdan ve bu olayın bir suçlusu var ise oda kendisi!"
Aslında tüm plan farklı olurken Haşir ağa'yı hiç vurmayacaktım sonuçta ortada olmayan birşey yüzünden adam vurcak heleki Haşir ağa'yı vuracak değildim ama herkesin ortasında dediği kelamıda hazmedecek de değildim!
"Beyfendi sessiz olurmusunuz?, hastane burası?" Hemşire hanım uyarmasıyla sesler birazda olsa alçalırken hemşire hanım tekrardan konuşmaya başlamıştı
"Fırat bey hanginiz?"
"Buyrun benim!"
"Haşir bey sizi görmek istiyor!"
"Tamam!"
"Sizi şöyle alayım" Fırat hemşire hanımın arkasından gitmesiyle koridordaki koltuğa oturmuş beklemeye başlamıştım, herkes bana değişik gözlerle bakarken Haşir ağa için beklemediğimide herkes biliyordu, benim sadece tek bir amacım vardı oda Kanerle Fırat'ın birbirine düşmemesiydi!
-
Fırat içerden bir hışımla çıkarken Şehnaz hanım oturduğu yerden fırlayarak kalkmış oğluna koşmuştu
"Birşey'mi oldu Fırat!" Fırat üstündeki önlüğü çıkartık yere savurmasıyla bana bakarken annesine tek kelime etmemiş ve hızla bana doğru geliyordu, beklediğim bu öfke değildi ama kabulumdü!, ayağa kalkmamla Fırat bir an bile düşünmeden işaret parmağımı gözlerimin önünde sallayarak konuşmaya başlamıştı
"Yalanların hükmü doğrular ortaya çıkana kadar, doğrular ortaya çıktığı an ise zorundalıkların bir hükmü yoktur.!"
Fırat cümlesini söylemesiyle tek kelime dahil anlamazken beni bilinmezliğin içinde bırakarak yanımdan çekip gitmiş ve kalakalmıştım arkasından!
"Ne demek şimdi bu!"
"İzem!" Kendi kendime söylenmemle ismim yankılanırken hızla arkama, sesin geldiği tarafa bakmıştım, Kaner Fıratın eserek gittiği koridordan bana bakarken belliki görmüştü kardeşini!
"Efendim!"
"Neler oluyor?"
"Baban uyandı" Kaner'in yüzünde hiçbir tebessüm belirmezken en ufak hüzün dahil belirmemişti, sadece sop soğuk gözlerime bakarken benden Fıratla alakalı bir cevap beklediği her halinden belliydi
"Fıratı çağırmış, ne oldu bilmiyorum ama Fırat içerden delirerek çıktı!"
"Sana ne dedi?" Kanerin sorusuyla omuzlarımı kendime çekmiş dudağımı büzmüştüm
"Bilmiyorum!" Kaner başını hafif yana eğmiş çatılan kaşlarıyla bana bakarken tek kaşımı kaldırarak bakmıştım
"Yalanlar ortaya çıkana kadar gibi birşeyler söyledi, yani cümlesi ne amlama geliyor bilmiyorum! Kaner cümlemle kaşları daha fazla çatılırken gözlerimdeki gözleri ayrılmış boş yere bakıyordu
"Neler çeviriyorsun Fırat!"
"Kaner Fıratı durdurman lazım!"
"Hayır!" Kaner başını iki yana sallarken yavaşça konuşmuş tekrardan gözlerime bakmıştı
"Beni karşısına alacakmı görmek istiyorum!"
"Değmez Kaner!, ortaya attığım bir yalan için değmez!"
"Söylediğin yalan hayatını kurtaracak!"
"Aynı zamanda da babanın haysiyetini yerle bir edecek!" Kaner'in cümlesinin hemen arkasına kısıkta olsa Kaner'in duyabileceğı bir şekilde sitemle söylemiştim
"Yapma!, birbirinizin kalbini kırmayın"
"Ne yapmamı istiyorsun İzem? ölüm kararın çıkmasını ve benim hiç birşey yapmayarak beklememimi istiyorsun?"
"Başka seçeneğin varmı?" Kaner sorduğum soru karşısında tek kelime edemezken sadece susmuştu ama gözleri, öfkesi asla susmak, durmak bilmiyordu!
"Var!"
"Abi!" Fıratın sesi duyulmasıyla Kaner cümlesini yarıda kesmiş Fırata bakıyordu
"Babam çağırıyor, herkesi!" Fırat son sözünü bana bakarak söylerken başımla onaylamıştım
"Ağları'da!" Fırat önüne dönmesiyle bir kez daha yüksek sesle konuşmuştu, demek o zaman bu zamandı!, ne olacaksa şimdi olacaktı!
Kaner'e bakmamla Kaner bana umutsuzca bakarken yüzüme yalanda olsa bir tebessüm kondurmuş gözlerimi yavaşça kapatıp aralamıştım
"Hadi!" Kaner onayımla ağalara ve kardeşi ne bakarken zorda olsa yutkunmuştu, biliyorum ağrına gidiyordu ama yapacak birşey yoktu, benimde gücüm buraya kadardı, Kanere verdiğim sözü buraya kadar tutabilmiştim!
Yavaş adımlarla yürürken gözümün önüne hayatım flim şeridi gibi geçiyordu resmen, çocukluğum, gençliğim, yalan ve boş bekleyişlerim, elimden alınan hayatım hepsi ama hepsi bir bir filim şeridi gibi geçiyordu!
Kapıdan içeriye girmemle karşı yatakta hafif doğrulmuş bir şekilde Haşir ağa karşılarken diğer ağalarda sırayla yerlerini almış bekliyorlardı, arkamdan Kanerin'de girmesiyle belime yerleştirdiği eliyle herkese meydan okuyordu duruşuyla, bakışıyla!
Odak noktam sadece belimdeki Kaner'in eli olurken ardından gözlerine bakmıştım ama Kaner asla bana bakmazken babasına bakarak ilerlemiş bende ilerlemiştim, Haşir ağanın diğer bir yanında durmamızla Fırat'da yerini almış bekliyordu, Haşir ağa beklediğimden'de iyi durumda olurken Fırata bakarak konuşmuştu
"O gece konaktaki bütün adamlar gelsin"
Haşir ağa'nın cümlesiyle olduğum yerde çakıla kalmıştım resmen bırak hareket etmeyi tek bir cümle konuşamazken Fırat hareketlenmişti, bakışlarım Fırat'a kaymasıyla Fırat başıyla kapıdaki adama işaret etmiş ve kapı aralanmıştı!, Neler oluyor anlamıyordum ama konağın tüm adamları içeriye girmeye başlamışlardı!
Önüme ardından omzumun üstünden Kanere bakmamla Kaner içeriye girenlere bakıyordu, Kaner'in bakışları kaymasıyla bana bakarken yavaşça yutkunmuştu belliki oda bunu beklemiyordu, yada en azından şimdi!, kimseye çaktırmadan başımı hafif yan çevirip ne yapacağımızı sorarken Kaner'den hiç bir cevap yoktu
"Hayrola gelin beni vurunca oldu bittimi sandın?" Haşir ağa cümlesini tüm ciddiyetiyle söylerken Fırat yavaş adımlarla bana doğru gelirken belindeki silahı çıkartmış tam yan çaprazımda durmuştu, sanırsam artık kaçacağım bir yol yoktu ve buradan ancak ölüm çıkardı!
Kanerde belindeki silaha yeltenmesiyle hızla kolundan tutmuştum
"Sakın Kaner!"
"Görmüyormusun İzem!" Gözümden bir damla yaş düşmesiyle gülümseyerek bakmıştım
"Kardeş kanımı akıtacaksın, heleki benim gibi biri yüzünden!" Kaner cümlemi asla dinlemezken sıkı sıkıya kavradığı silahı çıkartmış mermiyi namluya sürmüştü, bu olamazdı, planım tamamen tersine dönerken ki iki kardeş benim yüzümden birbirine düşeceklerdi, ne için? arkasını düşünmeden, sonucunu hesaba katmadan söylediğim yalan yüzünden!, Kaner'e yalvarırcasına bakarken Kaner yavaşça başını iki yana sallamış ardından Fırat'a bakmıştı
"Şimdi sıra sizde!" Haşir ağa cümlesini yarıda keserken bütün adamlar Haşir ağa'nın kendilerine hitap ettiğini anlamış ve herkes pür dikkat dinliyordu!
"Kim benimle konuştuda İzem gelinin namusuna göz diktim, kime emir verdim ben!" Haşir ağa cümlesini yavaşça söylerken herkesin bakışları Haşir ağa'ya ardından adamlara dönmüştü, korumalar Haşir ağa'nın cümlesiyle yere eğerken başlarını kimseden tek bir çıt bile çıkmıyordu!
"Konuşun kime emir verdim ben!"
Haşir ağa'nın bir kez daha uyarısıyla adamlar peşi sıra başlarını iki yana sallayarak reddediyorlardı iftirayı!
"Merak etmeyin kimse doğruyu söylediniz diye sizi vuracak değil !"
Haşir ağa cümlesiyle Kaner'i kast ederken Kaner
"Ben öyle bir emir almadım ağam!"
"Bende ağam"
"Almadım!"
"Bende almadım" Adamlar bir bir konuşurken dişimi sıkarak başımı eğmiş ve gözlerimi kapatmıştım
"Bende almadım!"
"Bende almadım!"
"Sizinle hiç konuşmadık ağam"
"Bana söylediniz!" Korumanın cümlesiyle hızla gözlerim aralanırken başımı kaldırıp bakmıştım, koruma ise Bana ardından Haşir ağaya bakmıştı
"O gün sizinle konuştuk ve o kız insan içine çıkamayacak dediniz!"
"Nediyor bu adam?"
"Cidden yaptımı Haşir ağa!"
"Ne diyorsun lan sen?" Uğultular yükselmesiyle Haşir ağa öfkeyle bağırırken yüzümde gülümseme belirmişti, gözümün ucuyla Kaner'e baksamda Kaner bana bakmıyor boş ve anlamsız gözlerle adama bakıyordu, nasıl yani bunu Kaner yapmamışmıydı?
"Meydan senin yenge!" Kulağıma dolan sesle hızla diğer yanıma, beni öldürmek için bakan Fırat'ın gözlerine bakmıştım, anlamıyordum, yani ne demekti?, nasıl yani babası için ortalığı ateşe veren, tehtitler savuran Fırat'mı bana arka çıkmıştı!
"Ne!"
"Babamı abimin önünden çekebilirsin artık!" Fırat bir yandan babasını kontrol ederek benimle konuşurken Haşir ağa öfkeden deliriyordu resmen!
Haşir ağaya dönmemle Haşir ağa silaha yeltenirken Kaner hızla babasının önüne geçmiş ve başını yan çevirip gözlerini babasından ayırmadan öfke ve alayla bakıyordu
"Şşşş sakın baba, doğruyu söyledi diye vuracak değilsin ya!" Kaner Haşir ağayı kendi sözleriyle vururken babasının silahını almış ve bir an bile düşünmeden sürgüsünü, içinde ki parçasını ve kabzasını çıkartıp atmıştı öne doğru!
"Heleki karımın masumiyetini söyledi diye asla!"
"Hepsi yalan bunların!"
"Neresi yalan baba!" Kaner babasına bağırmasıyla bütün korumalar başlarını eğerken diğer ağalar kendi aralarında bakışıyorlardı!
"Karıma attığın iftiramı yoksa karımın namusuna diktiğin gözmü yalan, ne yalan!"
"Senin karım dediğin kadının planı görmüyormusun Kaner!"
"Kimse senin Fıratla işbirlik yapıp planladığın bu olayı bilmiyordu baba! ama bakıyoruzki kendi ellerinle güvenerek getirdiğin adam söylüyor, ben yada bir başkası değil!"
"Hepsini bu yılan planladı!"
"Yeter Haşir ağa!" Haşir ağa asla iğnelemek ve aşağalamaktan geri durmazken en sonunda bağırmış ve kendimi belli edercesine bir adım öne atmıştım
"Sizin adamlarınızı bile bilmezken nasıl planlayabilirim!" Artık acımayacaktım ve planımı gerçekleştirmek için önümde hiçbir engel kalmazken Fırat'ın dediği gibi artık meydan benimdi!
"Asıl senin planın iki kardeşi birbirine düşürmekti, ve az daha bunu başarıyordunuz, iki kardeşi birbirine kırdıracaktınız! Haşir ağa!"
"Sen gibi biri olunca kardeş kanıda, baba kanıda, oğul kanıda akar!"
"İşte orası yanlış!" Başımı yavaşça iki yana sallayarak devam ettim
"Bu topraklar alışık olabilir aynı kana bulanmaya ama bu toprağa Kaner ve Fırat düşmeyecek!"
"Gözlerini bile kırpmadan silahları birbirleri için çektiler ama, kardeş kanı akıtmak doğalarında var!"
Haşir ağa gözlerindeki karanlıkla oğullarına bakarken tekrardan bana bakmıştı
"Kanımızda olan kan Sultan 3.Mehmedin kanı, o nasıl 19 kardeşini gözünü kırpmadan bir taht için öldürdü bizde, bize bırakılan bu töre için değil 19, 29 da olsa gözümüzü bile kırpmayız!"
"Canilikten yana bir sınırınız yok orası belli Haşir ağa!"
"Bir insan yaşadığı yeri kendine rol bilir, ve o kanı asla değiştiremezsin!"
"Ben değiştiririm baba!" Kaner yüksek sesle konuşmasıyla elindeki silahı babasının göreceği şekilde göstermişti
"Sürgüyü Fırat için çekmedim! asla çekmem, kardeş kanı akıtacağıma kendi kanımı akıtırım, ve benim kanımda 3.Mehmetin caniliği yok benim kanımda merhamet var!"
Kaner buruk bir şekilde babasına söylediği cümleyle herkes sessizliğe bürünürken Kaner'in gözünden bir damla yaş düşmüştü
"İki kere beni karşına aldın, birinde canımdan can aldın, ikincisinde ise yoldaşımı almaya çalıştın!"
"Ben-"
"Yeter!" Kaner babasının cümlesini yarıda kesmesiyle bağırırken işaret parmağını babasının gözleri önünde sallayarak konuşurken kendini zor tutuyordu
"Artık yeter!, bir daha aynısı olmayacak buna izin vermiyeceğim ve evet İzem bir konuda haklı!"
Haşir ağa sessizliğini korurken Kaner yandan bana bakmıştı
"Ağalıktan çekileceksin?"
"Ne diyorsun sen Kaner?"
"Dediğimi duydun, artık benden birşeyler alamana müsaade etmiyeceğim!"
"Karının sözünden çıkmazmı oldum sen!" Abdulkadir bey Fıratı geçip Kaner'e doğru gelmesiyle Kaner amcasının göğsünden vurmasıyla Abdulkadir bey durmak zorunda kalırken yarım kalan cümlesine devam etti
"Ağalıktan çekilecek!, çekilecekki bir daha benden birşey almaya kalkmasın!" Belliydi Kaner'in canı çok yanmış ve babasına olan bu öfke bitecek gibide değildi
"Haddini aşma Kaner!"
"Madem öyle!" Haşir ağa kardeşi Celaleddin'in sözünü çiğnerken kendi cümlesine başlamıştı
"Madem bana tek bir güvenen yok!" Haşir ağa cümlesinin devamını getiremezken oğluna, daha doğrusu doğru tabir olurmu bilmem ama düşmanına bakıyordu
"Kaner'de istediğine göre ağalıktan çekiliyorum!, artık Kamiroğulları aşiretin tek ağası Kaner ağadır!"
İşte bu kadardı, onca uğraşım, onca uğradığım hakaretler sonuç vermişti, asla kendi çabalarımla değil ama sonunda ben kazanmıştım, Kaneride kendimide bu sefer ezdirmemiştim!, yüzüme yerleşen tebessümle Kaner'e bakarken Kanerin yüzünde tek bir mimik yoktu, Kaner arkasını dönmesiyle hastane odasından çıkarken bende arkasından çıkmış Kaner'i takip etmiştim, sonuçta artık yerim kocamın yanıydı!
-
Yol boyunca asla Kanerden tek bir çıt bile çıkmazken sadece sessizlik vardı, uzun zaman hasret kaldığımız sessizlik bu sefer bize ızdırap oluyordu.
Kaner araçtan inmesiyle arkasından inmiş konağa girmiştim!
"Canımdan can aldın dedin!"
Kaner sorumla birlikte olduğu yerde dururken arkasına bile bakmıyordu
"Kim o!"
"Kimse kim?" Kaner bir an bile düşünmeden beni terslerken arkamı dönüp merdivenlere yönelmiş merdivenleri yavaşça çıkmıştım, Kaner'de arkamdan gelmesiyle merdivenleri çıkmış odaya gelmiştim, kapıyı aralamamla hiçbir şey demeden yatağın kenarına oturmamla kendimi arkaya bırakmıştım, sırtım yatağa çarpmasıyla arkamdan Kaner'de odaya girmiş önümden geçip yatağın diyer ucuna gitmişti, Kanerde benim gibi yatağın diğer tarafına oturmuş ve kendini bırakırken başı yan çaprazımdaydı
"Senin baştan beri planın babamı önümden çekmekti deyilmi?"
Kaner'in cümlesiyle başımı yan çevirip Kaner'e bakarken Kaner'de başını yan çevirip bana bakmıştı
"Baştan beri planım çekip gitmekti!böylelikle ikimizde yeni bir hayat kuracaktık ama sonra sen beni buldun!" Tavana bakmamla gözümden bir damla yaş akmış ve şakağımdan kayarak saç diplerime karışmıştı
"Ben sana inandım Kaner, sende bana inan!"
Tekrardan bakmamla Kaner söylediğim cümleyle şok olurken afallamış ve boş bakışlarla bakarken cümleme devam ettim!
"Ve sen beni bırakmadığın sürece ben seni yarı yolda bırakmam, bırakmama ise müsaade etme!"
****************❤❤***************
Yine güzel bir bölümün sonuna geldik canlar, bölümler daha sık gelmeye başlayacak artık. 😉😉
Bölümü nasıl buldunuz merak ediyorum yorumlarda buluşalım.
İNSTEGRAM HESABIM : teynimg_yazar_
TİKTOK HESABI : TEYNIMG_YAZAR_06
TAKİP EDERSENİZ ÇOK SEVİNİRİM CANLARIM. (İnstagram da ve tiktok da güzel videolar var kaçırmayın derin😇🤗
SİZİ ÇOK SEVİYORUM KENDİNİZE İYİ BAKIN 💞❤♥😇
NOT : Yorumlarınızı ve oylamalarınızı bekliyorum 😉😉
❤❤❤❤❤💘❤❤


