İçeriğe geç

HÜKÜM

Bölüm 37 · 23 dk okuma

HÜKÜM

Bölüm 37

33. BÖLÜM

Kapıyı açmamla respsiyon görevlisiyle karşılaşmam bir olurken adam bana sorgularcasına bakıyordu

-Buyrun

-Odanızın yedek anahtarları hanım efendi

"Teşekkürler" yüzüme kondurduğum tebessümle resepsiyon görevlisinden ahahtarları almıştım

"Çıkın y.. çabuk!" belli belirsiz sesler duyulmasıyla hızla resepsiyon görevlinin yanından geçip dışarı çıkıp korkuluklardan aşağıya bakmamla

"Onu bana getirin!" Haşir ağa'nın acımasız sesi ve ölüm barındıran cümlesi duyulurken hızla korkuluklardan uzaklaşıp odaya geri girerken resepiyondaki adam merak ve korkuyla bana bakıyordu, ama benim duracak gibi bir lüksüm yoktu yatağın üzerindeki hırkamı almamla kapıya tekrar çıkmıştım

"Beni görmedin tamam'mı?" Adam'ın birşey demesine bile müsaade etmeden odadan çıkmış ve kapıyı arkamdan kapatmıştım çünkü kapıyı açık gördükleri an anlarlardı kaçtığımı!

"Başka boş oda varmı?"

Resepsiyon görevlisi korkuyla bir aşağı bir bana bakarken gözlerinde korku yer edinmişti

"Hadisene, bak beni söylemessen sana birşey olmayacak!" Resepsiyon görevlisi sadece başını iki yana sallamasıyla hızla uzaklaşırken kala kalmıştım bir başıma

"Allah kahretsin" koşar adımlarla yukarı merdivenlere yönelirken bütün kapıları denemiştim ama bütün kapılar duvardı, biliyordum bunların olacağını yaşanacakları az da olsa tahmin edebiliyordum ama bu kadar çabuk değil, elim kolum bağlanırken son merdivenleri'de koşar adımla çıkmıştım

*Çamaşırhane* Duvar'da yazan yazıyı görmemle hızla dururken arkama bakmış kimsenin olmadığını görmemle çıkış yolum olan yere zaman kaybetmeden girmiştim, içerde ağzına kadar çarşaflar olurken üstlerinden geçip en dibe gitmiş ve çarşafların altına girmiştim, çarşafları üstüme çekmemle diğer taraflarıda görebildiğim kadar çekmiş kapatmıştım şimdi artık beklemekten başka çarem olmazken beni bulmamaları için dua etmekten başka elimden gelen bir şey yoktu ama anlamamıştım bu kadar çabuk nasıl olabilirdi?

"Nerde bu?"

"Temiz!"

"Yok!"

"Bana onu bulun!, çabuk!" Herkesten tek tek olumsuz yanıt gelirken Haşir ağa adata delirmişti delirdiğini gözlerimle görmeme gerek yoktu sesi bile herşeyi anlatmaya yetiyordu!, Haşir ağanın gözü'nü kan ve nefret bürürken tek gaylesi öldürmekten başka birşey değildi!, nasıl olurda bir insan birini öldürmek için bu kadar uğraşırdı, nasıl göz dönmedirki aldığım nefes onlara bu kadar zor geliyordu?, bilmiyordum, evet bende elime silah almış ve ölüme baş koymuştum ama en azından benim bir nedenim vardı, canımdan bir parçayı kaybetmiştim ama onların evlatları yanında olduğu halde Haşir ağa asla ama asla vazgeçmiyordu, kapının açılmasıyla

elimi ağzıma götürürken gözleri mi sıkı sıkıya kapatarak bekledim, ayak sesleri yaklaşmaya başlamasıyla adeta kalbim yerimden çıkacarken çok iyi bildiğim ses yankılanmıştı çamaşrhane'de

"Aaa!, Yok allah kahretsin yok"

"Ağam!" Haşir ağa'nın namı yankılanmasıyla ayak sesleri uzaklaşırken gözlerimi aralamış dışardaki konuşmaya dikkat kesilmiştim

"Çanta...." adamın sadece ilk cümlesini anlamam yeterken kendime lanet okumuştum, nasıl olurda onu orda bırakırdım gerçi alsam ne yapacaktım, ama bütün param, telefonum çantamda kalmıştı off iki çıkmaz yol iki saçma olay alsam bir dert almasam başka bir dertti peki hangi denrt başımı daha büyük belaya sokardı işte orası meçhul!

"Nasıl bizden erken davranabilir?"

"Çıkıyoruz!" Peşi sıra Haşir ağa'nın cümleleri duyulmasıyla kendimi teprik etmiştim çünkü belkide ilk defa yaptığım yanlış bir işe yaramıştı!

Yavaş yavaş sesler kaybolmasıyla sıkı sıkıya ağzımı kapattığım elimi çekmiş ve derin bir nefes vermiştim

"Allahım şükürler olsun, şükürler olsun!"

Çarşafı korkarak açmamla bom boş osayla karşılasmam bir olmuştu işte bu kadardı atlatmıştım onları ama şimdilik asıl aşirete haber verdileri zaman ne olacaktı?, asıl o zaman nasıl kaçacaktım bilmiyorum!

KANER KAMİROĞULLARI

En son telefon sinyalininin kesildiği yere gitmemle otelin önünde kalabalık araçlarla karşılaşmam bir olmuştu, araçtan inmek için kapıyı açmamla dışarıya çıkan korumaları görmem bir olurken inmekten vaz geçmiş kapıyı kapatmıştım, kimsenin dikkatini çekmemek için aracın farlarınıda kapatmış karanlığa teslim olmuştum, herkesin ellerinde silah varken içerden gelecek kişiyi yada kişileri bekliyorlardı ama içinden çıkamadığım bir soru vardı babam nasıl benden önce bulmuştu!

Korumalar hareketlenmesiyle kapıya dikkat kesilmiştim

"Hadi!" Tek başıma olmama rağmen fısıldadığım cümle aracın içinde yankılanırken sonunda içerden Haşir ağa çıkmıştı ama yanında kimse olmazken bu sefer bakışlarımı arkasına çevirip gelenlere bakmıştım ama bütün korumalar tek başına gelirken yanlarında İzem yoktu!

Telefonun çalmasıyla hızla ceketin iç cebinden alıp kimin aradığına bile bakmadan cevapladım

"Konuş!"

"Ne yapdın abi bulabildin'mi?"

"Benden önce babamlar gelmiş otele!"

"Ne?, ne diyorsun sen abi!" Fırat dediğim cümleyle şaşırırken sorularını peşi sıra ulayarak sormuştu

"Duydun, nasıl benden önce bulduysa bulmuş oteli!" Öfkeyle Fırat'ın sorusunu cevaplarken elimi direksiyona vurmamla aracı çalıştırmış ve hızla ayrılmıştım

"Ama İzem yoktu!"

"Nasıl yoktu en son telefon sinyali oradan geliyordu"

"Demek ki çıkmış ordan Fırat, ama iyiki çıkmış!" Gözümü devirerek son sözümü söylerken derin bir nefes vermiştim, çünkü onların benden önce bulması demek ölüm demekti, ve benim elimden hiç birşey gelmezdi kurtaramazdım onu Aliz gibi onunda ölümüne şahitlik ederdim!

Fıratla konuşurken arkadan çalan telefonla telefonu kulağımdan çekmiş arayanın kim olduğuna bakmıştım, arayan Yaver olurken hızla telefonu kulağıma götürmüştüm

"Fırat Yaver arıyor sonra dönerim sana"

"Tamam bizde devam ediyoruz aramaya"

Fırat'ın cümlesiyle telefonu kapatırken hızla Yaver'in aramasına cevap vermiştim

"Buldun mu birşey?"

"Bizim çocuklar çıkışları tuttular Kaner ama bizden önce çıktımı bilmiyorum"

"Hayır o hala burada, Mardin Midyat'ta!"

"Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?"

"Bu kadar çabuk çıkamaz!"

"Bence dışarlarıda aramamız lazım"

"Hayır Yaver!" Elimi direksiyona vurmamla bağırken durmuş dişlerimin arasından tekrardan öfke konuşmuştum

"Harken Mardinde arayacak kimse başka yönlere sapmayacak"

"Tamam kardeşim" Yaver başka birşey demezken telefonu kapatmış yola devam etmiştim

"Nerdesin be İzem nerde?" Elimle yüzümü sıvazlarken yan aynadanda 'da arkayı kontrol etmiştim ama bir araç sinyalleri yakmış son sürat geliyordu ilk başta anlamamıştım ama araç yaklaştıkça Mirşad'ın olduğunu anlamam uzun sürmezken bende sinyalleri yakmış hızımı yavaşlatmıştım Mirşad peşinde dört beş araçla durmasıyla araçtan inerken bende inmiş Mirşad'a doğru gitmeye başlamıştım

"Hayrola ateşe düşmüş gibi geliyorsun?"

"Tüm aşiretin haberi oldu Kaner herkes aramaya çıktı!"

İşte her şey bitmişti babam bile bulamasa illa bir aşiret bulacaktı!, tek kişiye onca kişi!

"Allah kahretsin!" Bağırmamla elimi aracın kaportasına vurmuş başımı eğmiştim

"Alah kahretsin!"

"Ne yapacaz Kaner?"

Başımı kaldırmamla Mirşad'ın gözlerine bakmıştım

"Bulacaz!"

Çalan kornayla bakışlarımı yola çevirirken bize yaklaşan araçlar yavaşlamaya başlamışlardı ve tabikide araçtan inen Botan ağa olurken yüzündeki iğrenç tebessümle yanıma gelmişti

"Bizim kızın yuvasını kurayım derken kendi yuvanmı dağıldı Kaner ağa!"

"Ne diyorsun lan sen?"

"Diyorum ki bizimle uğraşacağına kendinle, karınla uğraşsaydın biraz" Botan ağa'nın cümlesiyle boğazına yapışmam bir olurken hızla araca yaslamıştım

"Karım hakkında düzgün konuş, ismini sıfatını bile ağzın alma!"

"Kaçan kişiye karım'mı diyorsun hala?"

Botan ağa'ın boğazını sıkmamla dişlerimin arasından fısıldamıştım

"Seni öldürürüm!"

"Kaner!" Bildiğim sesle ismim zikredilirken omzumun üstünden arkama bakmamla babamla karşılaşırken arkasında onca adam vardı,

"Bırak!" Babam her zamanki gibi derdi bana karşı olanları kurtarmak olurken oğlunu, beni ezip geçmeye çalışyordu ama bu sefer onun istediğini verecektim ona!, Botan ağayı bırakmamla kenara savurup atmış babama dönmüştüm

"Karının bedelini kimlerden sorarsın?"

"Ne o gözünü bu kadar'mı bürüdü?" Babam dediğimi anlamazken başını belli belirsiz çevirmiş gözleri boş bakıyordu

"Yine kan akıtmak için dokmüşsün onca adamı!"

"Bizim namusumuz, serefimiz önemli başkasının nefes alması değil!"

"Başkası dediğin benim karım!"

"Kaçan karın!" Babam bana karşılık aynı ses tonuyla bağırırken işaret parmağını gözlerimin önünde sallamıştı

"Sakın kaçan bir kişiye karım diyerek düşürme kendini!, sakın!"

"Benim karım kaçmadı!"

"Nerde o zaman?" Babam iki elini yana açarak konuşurken yüzünde beliren iğrenç tebessümle gülmüştü

"Yok!, kaçtı!"

"Sadece dilinizde ölüm belinizde silah, dikinizde kin var, gerçekleri göremeyecek kadar körsünüz!"

"Biz değil sen kör olmussun oğlum!"

"Sakın!" Bu sefer işaret parmağımı babamın gözleri önünde sallayan ben olurken bir adım yaklaşmış ve dişlerimin arasından fısıldamıştım

"Sakın bana oğlum deme, çünkü o cümle ağzına hiç yakışmıyor!" Babamı arkamda bırakarak uzaklaşırken Mirşad'da adamlarına işaret ederek benimle birlikte gelerek araca binmiş ve yola koyulmuştuk.

"Aaaaa!" Direksiyona peşi sıra durmadan elimi vurmuş ve deli gibi bağırmıştım

"Allah kahretsin!, kahretsin!"

"Kaner sakin"

"Nasıl sakin olayım Mirşad nasıl?"

Öfke saçan bakışlarımı Mirşad'a çevirmemle cümleme devam ettim

"Gitmişti benden gitmişti!, ya onu öldüreceklerdi yada herşeyden herkesten önce ben bulacam"

"Bulacaz!" Mirşad belkide beni sakinleştirmek için konuşuyordu belki oda inanmıyordu ama çabalıyordu en azından içimdeki umudu öldürmüyordu!

"Bizim buralarda kaçmak yoktur varsada sonu ölümdür ama o bunu bilerek kaçmıştı, gitmişti!"

"Kimse öğrenmeyecek Kaner ve herkese rağmen bulacaz!" Sadece başımı aşağı yukarı sallarken önüme dönmüş gaza yüklenmiştim çünkü ölüme aç ve kana susamış çakal çoktu onlardan önce benim bulmam lazımdı, zaman kaybetmeden telefondan Yaver'i aramış ve hızla cevaplanmıştı telefon

"Varmı bir haber?"

"Var kardeşim var bende seni arayacaktım!"

"Çabuk söyle!"

İZEM KAMİROĞULLARI

Gitmişlermiydi yoksa hala buradalarmı en ufak bir fikrim bile olmazken saklandığım yerden çıkmış ve tereddütle ilerlemiştim kapıya ama en ufak ses bile gelmezken yavaş adımlarla ilerlemiştim boş koridorda bomboş merdivenlerden yavaşça inmiştim, kaldığım odaya gelmemle kapı sonuna kadar açık olurken etrafı kolaçan etmiş ve yavaş girmiştim, ne yapabilirim başka elimden ne gelirdiki belki bir daha gelmez umuduyla girmiştim içeriye!

"Hanım efendi!"

"Hi!" Dudaklarımdan kaçan sesle arkamı dönmüş ve seslenene bakmıştım, karşımdaki resepsiyon görevlisi olurken derin bir nefes vermiş ve alt dudağımı dişlerimin arasında ezerek başımı yavasça yana çevirmiş bir cevap bekliyordum!

"Burada kaçamazsınız!"

"Ne demek bu?"

"Az önce olanlardan bahsediyorum!"

"Paranı aldın ve sus!" Aslında böyle biri değildim ama olmak zorunda kalmıştım yoksa barınacak bir yerim olmayacaktı ve dışarısı demek benim için yok olmak demekti!

"Hanım efendi üzgünüm odayı boşaltın!"

"Bakın -!"

"Polisi çağırmak zorunda bırakmayın!"

Resepsiyon görevlisi cümlemi yarıda kesmesiyle konuşurken hiç birşey demeden susmuş ve dinlemiştim ama o beni dinlemezken sadece gitmemi söylüyordu!, gitmesine giderdim ama nereye gidecektim'ki, hadi Haşir ağa bulamadı ama diyerleri illaki bulurdu

"Allah kahretsin!" Sitemimle birlikte odadan çıkmamla merdivenlere yönelirken resepsiyon görevlisi'de beni takip ediyordu, sanki otellerini yiyecektim

"Tamam gidiyorum beyefendi!"

Resepsiyon görevlisi ses tonumdan sitemimi anlasasa ses etmemiş arkamdan gelmeye devam ediyordu, avluya gelmemle tereddürtle kapıya ilerlemiş etrafa bakınmıştım ama kimselee yoktu, bu biraz daha rahat nefes almamı sağlasa'da hala kalbim durmak bilmiyor ve deli gibi atıyordu!

Mardin sokakları insan kaynarken içlerine kaynamış ve yavaş adımlarla ilerliyordum ama üstümdeki bakışlar beni tedirgin ederken anlam veremiyordum acaba hepsi benim kuşkularımmıydı, yoksa üzerimde gezinen gözler ölmem için takip edilen gözlermiydi bilmiyordum!, üstümde bakışlarla sürekli etrafı kol açan ederken çarpmanın verdiği etkiyle geriye sendellemiştim

"Allahalla!"

"Önüne baksana!" Sistemlerin ardı kesilmezken sadece elimi kaldırarak işaret etmiş yoluma devam etmiştim!, nalet ediyordum içinde olduğum durumdanda düştüğüm bu hale'de lanet okuyordum, sonunu bilerek çıkmıştım bu yola ama bu kadar çabuk değil'di!

Ara yola sapmamla yolculuğuma sarı taş duvarlarla birlikte tek tük insanlar eşlik ediyordu, peki nereye kadar?, bana biçtikleri zaman ne zaman bitecekti?, işte bu soruların cevabını bende bilmiyordum!

Kolumdan tutulmasıyla kenara çekilmem bir olurken yarım yamalak gördüğüm siyahlar içindeki kişi hızla beni omuzlarımdan tutup duvara yapışırmasıyla üzerime abanırken diğer eliyle'de ağzımı kapatmış ve duvar kenarından arkayı izliyordu!

"İşte buldum seni!"

Beni tutan kişinin yüzünü göremesem'de genzime dolan kokusu ve duyduğum ses kim olduğunu bağırırken yerinde durmayan kalbim adeta çıkacak gibi atıyordu!

Ne kadar beni tutan kişinin ismini zikretmek istesemde ne buna dilim ne de yerinden çıkmak için atan kalbim izin veriyordu, gözlerime öfkeyle bakan kişinin eli hala ağzımda olurken zifiri gözleri gözlerime değiyordu ama o gözlerde bitmek bilmeyen öfke vardı!,

Bu öfke öyle bir öfkeydiki, ne yapsan ne etsen bir türlü dinmeyen bırak dinmeyi hafiflemeyen bir öfkeydi,

Bana karşı bir türlü bitmek bilmeyen öfkeyimi düşünsem yoksa şu kısacık zamanda beni nasıl bulduklarınımı düşünsem bilemezken ağzıma kapanan el yüzüme daha fazla baskı yapmasıyla üzerime ağırlığını o kadar vermişti

"Ne sandın seni bulamıyacağımı'mı?"

Kulağıma dolan tiz ses tenime çarparken dolan gözlerime daha fazla engel olamamıştım

"Ama sana birşey söyliyeyim'mi?, ölümü kabullenip gitmen sadece bir aptallık!"

Canımı yakmak için tek tek söylenen cümlelerle baktığım zifiri gözler beni suçlarken bana bırakılan başka seçenek yoktu!

"Beni cehenneme atıp kendin çekip gidemezsin İzem Kamiroğulları!" Kulağıma dolan cümleyle ağzımdaki el çekilirken dudaklarımdan sadece ismi dökülmüştü

"Kaner!" Kaner zifiri gözlerini gözlerimden çekmesiyle omzunun üstünden arkama ardından gözlerime tekrardan bakmıştı

"Mevcburdum!"

"Sende çareyi kaçmada buldun öylemi?"

"Sen mutlu ol diye!"

"Kes!" Kaner bağırmasıyla elini yanıma, duvara vurmuş gözlerini kısarak bakmıştı

"Ne saçmalıyorsun?" Kaner'in bağırmasıyla göz yaşlarım daha fazla akmaya başlamıştı

"Ne mutluluğu?, ne senin içini?"

"Kolye'yi gördüm!"

Kaner peşi sıra sorusunu sormasıyla cevabını vermem bir olurken Kaner boş gözlerle bana bakıyordu

"Sevdiğin kadına aldığın kolye eve-!"

"Siz ikiniz şuraya, sizde diyer tarafa bakın!"

Duyulan seslerle birlikte cümlem yarıda kesilirken Kaner omzumun üstünden hızla arkaya bakmıştı

"Buldular!"

"Ne?, nasıl?"

"Ben nasıl bulduysam onlarda öyle buldular!"

Aslında Kaner'e nasıl bulduklarını sormamıştım çünkü öyle bir soru sorma hakkım bile olmazken Kaner beni farklı anlamış ve sitemle cevap vermişti

"Ne yapacaz?" Kaner elimden tutmasıyla hızlı adımlarla sokakta ilerlemeye başlarken omzunun üstünden bana ardından önüne bakmıştı

"Düşünüyorum!"

Kaner düşünmekten ziyade tek yol kaçmakta bulurken benim hatama ortak oluyordu, Kaner elimi asla bırakmazken diğer eliyle' de belindeki silahı çıkartmış arkasını kontrol ederek ilerliyordu, Kaner en sonunda ara sokağa sapmasıyla beni arkasına alırken sırtını duvara yaslamış silahın sürüsünü çekmişti

"Kaner!" Kaner bana bakmasıyla başını hafif yan çevirmişti

"Bize bırakılan başka çare yok!"

Kaner'e sadece başımla onay verirken zorda olsa yutkunmuş ve silaha bakmıştım, Kaner silahı öyle bir sahiplenmişti'ki nerdeyse silah demek Kaner demekti!

Ayak sesleri ger geçen saniye daha fazla yaklaşırken Kaner başını yan çevirmesiyle siyah takım elbiseli adam gözükmüştü, adamın arkası dönük olurken Kaner zaman kaybetmeden hamle yapmış ve adamın ensesinden tutup geriye çekmesiyle Kaner'le aramızdaki duvara yaslamış silahı başına dayamıştı

"Sakın!, aklın varsa sessini çıkartmazsın!" Adam Kaner'in tehtidiyle susmak zorunda kalırken sadece başını aşağı yukarı sallayabilmişti

"Şimdi bize yardım edeceksin!"

Adam Kaner'in cümlesiyle konuşmaya yeltenirkem Kaner tek kaşını kaldırarak adamın başına dayadığı namluyu biraz daha bastırmısıyla susturmuştu

"Şşş!, sakın!, sen bize yardım edeceksin bende seni öldürmeyeceğim!"

"Haşir ağa beni yaşatmaz!"

"Ben yaşatırmıyım sanıyorsun?"

Adam gözlerini kaçırmasıyla bana bakarken benden bir yardım bekliyordu ama Kaner benim için kendini yakarken Kaner'in sözünün üzerine söz söyleyemezdim!, aďam bakışlarını benden çekmesiyle tekrardan kaner'e bakmıştı

"Bizim buradan çıkmamızı sağlayacak ve susacaksın sadece bu kadar sonra hayatına devam edeceksin hiç

bir şey olmamış gibi!"

Adam'dan tek bir ses dahi çıkmazken Kaner silahın horozunu indirmesiyle adam konuşmaya başlamıştı

"Tamam ağam!, istediğini yapacan!"

"İşte böyle!" Kaner silahı adamın başından çekmesiyle adam ceketin iç cebine hamle yaparken Kaner tek tek adımlarını izliyordu,

"Hopörlere al!" adam telefondan birini aramasıyla Kaner'in ikazıyla kulağından çekmiş ve hopörlere almıştı

"Alo"

"Varmı bir şeyler?"

"Temiz burası!" Adam Kaner'in gözlerinin içine bakarak konuşurken Kaner başıyla onay vermiş ve devam etmesini işaret etmişti

"Sizde varmı gören!"

"Sorduk ama yoklar buradan hiç geçmemişler"

"Gören bir kaç kişi var bende!" Adamın sözlediği cümleyle Kaner hızla boğazına yapışmasıyla adam tekrardan konuşmaya başlamıştı

"Ama saatler önce çarşıya dogru gitmiş!" Adamın cümlesine anlam veremezken Kaner kaşlarını çatmış sorgularcasına bakıyordu

"Tamam toparlan gidiyoruz!"

"Derdin ne lan senin!" Kaner koruma telefonu kapatmasıyla konuşurken koruma ilk önce bana ardından Kaner'e bakmıştı

"Sizi başka çıkaramam buradan!"

Kaner hiç birşey demezken sadece başıyla onay vermiş omzunun üstünden bana bakmıştı

"Buda aracın anahtarı iki sokak arkada!" Kaner aracın anahtarını almasıyla adam hareketlenmişti

"Benden bu kadar Kaner ağa gerisi sizde, ne size yardım ettım nede beni gördünüz!"

Adam son sözünü söylemesiyle etrafı kolaçan edip çıkıp gitmişti

"En azından bir aracımız oldu!" Kaner anahtarı gözlerimin önünde sallamasıyla dudağının kenarıyla gülümsemişti

"Ama ana yolumuz kapandı!"

"Kim demiş?"

"Çarşıyı tutacaklar Kaner!"

"Ooo İzem hanım siz buraları bilmezsiniz ama ben söyliyeyim çıkışlar çoktan tutuldu!".

"Ne?"

"Ya hani sen soruyorsun ya nasıl bu kadar çabuk buldular diye ben sana söyliyeyim heryerde bir adam, bir tanıdık bir aşiretden birileri var yani burasi bizim, benim, Kamiroğulları aşiretin!"

Kaner'in dediklerine tek kelime edemezken Kaner "Gidiyoruz!"demiş ve elimden tutarak peşinden sürüklemeye başlamıştı, hadi şimdilik bir yol bulmuştuk peki ya bundan sonra neler olacaktı?, ne yapacaktık?

Adamın dediği gibi iki sokak arkaya gelmiştik ama burada peşi sıra arabalar park edilmiş halde duruyordu

"İşte burada!" Kaner'in cümlesi yankılanmasıyla Kaner'in baktığı yöne bakmamla dörtlüleri yanan aracı görmem bir olurken hızla ilerlemiş ve zaman kaybetmeden binmiştik

"Şimdi ne yapacağız?"

"Gideceğimiz yeri biliyorum!" Kaner aracı çalıştırırken bana bakmadan sorumu yanıtlamış ve zaman kaybetmeden yola çıkmıştık!

-

Kaner çocukluktan beri gezdiği, bildiği sokaklarda aracı son hız kullanırken savrulmamak için sımdıkı tutunmuştum

"Çıkışlar tutulduysa biz nereye gidecez Kaner!"

"İkinci evime!" Kaner'in cümlesiyle boş ama öfke dolu gözlerle bakmıştım aslında öfkelenmem yersizdi biliyordum daha doğrusu anlamıştım takıdan, evd gelmeyişlerinden ama ona en başta demiştim!

"Sen ne dediğinin farkındamısın!" Kaner'den hiç bir cevap gelmezken ben bir cevap vermesi için yüzüne bakıyordum

"Ben başka biriyle olan evine gidecek kadar alçalmadım Kaner durdur aracı!"

"Saçmalamayı kes İzem!"

"Sana dedim gerçek evli olmasakta sakın beni aptal yerine koyma dedim!, ve şimdi durdur şu aracı!"

"Kes artık!" Kaner elini direksiyona vurmasıyla benim gibi bağırırken omzunun üstünden gözlerime bakmıştı

"Kimse hayatımda falan yok neyini anlamıyorsun sen?"

"İkinci evi olan sensin ben değil!" Kaner aracı sağa çekmesiyle ani fren yapıp durmuş ve bana doğru dönmüştü

"Şimdiye kadar lazım olmamıştı ama laf dinlemez ve sürekli sorun çıkartan bir karım olduğu için kafa dinlemeye gidiyorum!" Kaner eliyle başını göstermesiyle dişlerini deli gibi sıkarken gözümden akan yaşa engel olamamıştım,

"Ayrıca merak etme !" Kaner cümlesini söylemesiyle önüne dönmüş aracı çalıştırmasıyla omuzunun üstünden son kez bakmıştı

"Senin gibi ikinci biriyle uğraşamam!"

-

Kaner'den sonra araçta ses seda çıkmazken Kaner ara yolları kullanarak ilerliyordu

"Buldunmu birşey!"

"Bulmadım İzem!"

"Niye kızıyorsun sen ya kızmadan konuşamıyormusun?"

"Sende susamıyormusun?"

Kaner dümdüz ve otoriter olduğu için benimde ona uymamı ve onun gibi olmamı istiyordu ama ben Kaner değilken olmadığım biri gibi hareket edemezdim, etmezdim!

"Soranda kabahat!"

"Sorma sende o zaman!"

Kaner ara yola sapmasıyla istemsizce savrulurken "Düzgün kullan sende o zaman!" Dememle Kaner bana bakmış ve sabır çekmişti!

"Geldik!" Kaner'in cümlesi aracın içinde yankılanmasıyla yavaşlarken etrafa bakınmıştım ama araç mezarlığın arkasında olurken ürpertici ve karanlıktı!

Kaner araçtan inmesiyle bende araçtan inmiş Kaner'i takip etmeye başlamıştım ama Kaner beni bekleme lüksünü bile göstermiyordu

"Burayı bulmak için çok uğraştın'mı?"

"Çok konuşuyorsun"

"Gerçı ölüme ve mezara aşık biri olduğun için zor olmamıştır!" Kaner ani bir hareketle arkasını dönmesiyle Kaner'in koca bedenine çarparak durabilirken Kaner öfke saçan gözleriyle gözlerime bakmıştı!

"Kes sesini!" Kaner öfkesini kusarken arkasını donmesiyle geri bana bakarken bir kere daha bağırmıştı

"Ayrıca hızlı yüru!"

"Ta-tamam!" Neden kekelediğimi anlayamazken Kaner benden uzaklaşıp yola devam etmişti, Kaner'i takip etmekten başka seçenek hakkım olmazken Kaner kapıyı açmasıyla sıradan bir ev karşılarken İzmit'te olan evle alakası yok ve tamamen siyah ve gri ağılıklı döşenmişti, Kaner İzmittekinden farklı olarak eve ayakkabıyla girerken arkasından eve girmiş kapıyı arkamdan kapatmıştım, yavaş adımlarla koridorda ilerlerken evde ne bir çerçeve nede bir çicek daha doğrusu yaşama dair hiçbir şey yoktu!

Kaner mezarlığın arkasında neden bir ev tuttuğunu bile amlamazken kensiside durgunlaşmıştı burası ona iyimi geliyordu kötümü geliyordu bilmiyorum ama Kaner salonda kendini koltuğa atmasıyla başını arkaya yaslamış gözlerini kapatmıştı!

"Ya burayı bulurlarsa?"

"Bulamazlar!" Kaner duraksamadan sorumu cevaplarken istifini bile bozmazken kendinden gayet emin konuşuyordu gerçi yalanda değildi bir insan neden mezarlığın arkasında kendine bir hayat kursunki neden kendine bunu yapsın!

"Açmısın?" Kaner ikinci sorumla gözlerini aralarken yavaşça yattığı yerden doğrulmuş bana bakmıştı

"Niye yemek'mi yapacaksın?"

"E-evet!" Neden şimdi kızmıştıki yanlış birşey'mi demiştim!

"İlk önce kaçıyorsun sonra hiç birşey olmamış gibi yemek'mi yapacaksın?" Kaner'in bağırmasıyla önünde ki sehbayı tekmelemiş ve hızla ayağa kalkmıştı, dudaklarımdan kaçan sesle ister istemez bir adım geri gitmiş öfkeden deliren Kaner'e bakıyordum

"Sen ne yapmaya çalışıyorsun İzem?, amacın ne senin?"

"Hiç bir şey değil!" Kaner her bir cümlesinde bir adım yaklaşırken benim sesim onun yanında bir hiçti sanki!

"Kendini öldürmekmi istiyorsun?, yoksa benim haysiyetimi herkesin gözünde yokmu etmek istiyorsun?, ne istiyorsun sen?"

Başımı yavaşça iki yana sallasam'da Kaner bir kez daha elini duvara vurmasıyla bağırmıştı

"Cevap ver!"

"Senin hayatından çıkmak istiyorum, sana daha fazla zarar vermemek için!"

Cümlemi bir çırpıda söylerken akan göz yaşlarıma engel olamamıştım!

"Ben yoruldum artık, sadece seni sürüklüyorum hatalarımın peşinde!, hayatını mahvediyorum!"

"Birimizin hayatı diye birşey yok İzem sen bunu anlamıyorsun!, sadece bir hayat var ve bu hayatı ikimiz paylaşıyoruz!"

Kaner'in cümlesiyle gözlerine bakmış ve yavaşça başımı iki yana sallamıştım

"Ben bu kadar uğraşırken sen neden sürekli her şeyi mahvediyorsun?"

"Sevdiğin kıza aldığın kolyeyi gördüm!" cümlemi söylerken bağırmış ve elimi duvara vurmamla Kaner'de aynı hızla kulağımın yanından duvara vurmasıyla yavaşça

kayarak oturmuştum

"Hala kolye diyorsun lan hala kolye diyorsun!" kulağımı omzuma bastırmamla göz yaşlarıma engel olamazken Kaner dizlerinin üzerinde eğilerek dengime inmiş çenemden tutup gözlerine bakmamı sağlamıştı

"Bir kez daha diyorum başka demeyeceğim!, o si... kolyesi bana ait değil Fırat'ın halt yemesi ve sakın bana bir daha sevdiğin kadın, sevgilin deme, sakın!"

Kaner yüzümü hızla bırakmasıyla ayağa kalkarken bakışlarımla onu takip etmiştim ama o burnundan solurken arakasına bakmadan salondan çıkıp gitmişti!

KANER KAMİROĞULLARI

İzem sabrımı sınamaktan asla geri durmazken şimdi olduğu durum benim yüzümden değil sadece kendi'nin halt yemesiydi ve yaptığı yanlışların bedelini ödüyordu!

Salondan çıkmamla kapı önüne çıkmış kendimi koltuğun üzerine atmıştım, tam karşımda mezarlık varken hava kararmak üzereydi artık, sevdiğim tam karşımda yatarken

kime alabilirdim ki o kolyeyi?, nasıl bana ait olabilirdi o gerdanlık?, sadece elimden gelen tek bir şey vardı oda sevdiğim kadına yakın olmak ve onu karanlık ve gürültülü gecelerde yalnız bırakmamaktı! çünkü korkardı o gök gürlemesinden ve her gece arardı beni birbirimizi sanki bu dünyadan alıp başka gezegende hayat

sürerdik ama artık o bu dünyada olmazken lanet dünyada, herkesin tek derdi kan akıtmak olan bu zamanda ben vardım!, Alize'den sonra kaç gece kaç gündüz oldu bilmiyorum ama benim için o günden sonra gün doğmamıştı, o günden sonra gündüzler haram olurken karanlığa hapsolmuştum!, şimdi İzem diyor ya bana ne işimiz var burada diye aslında benim hiç bitmek bilmeyen işlerim, hayatım burasıydı!

"Offf!" sıkıntıyla verdiğim derin bir nefesle dirseklerimi dizlerime yaslamış durmuştum, her şey sarpa sarıyor ve ben hiç bir şey yapamıyordum ne İzem'i zapdede

biliyordum ne evdekileri nede aşireti hiç bir şey yolunda gitmezken sadece tek hayatımda olan bir şey vardı oda kaos, İzem içerde ağlıyordu onu aldattığımı sanarken onu hiçe saymışım gibi davranıyordu ama öyle birşey yapmazken İzem'den önce Aliz'e ihanet etmezdim edemezdim, Aliz'in şimdiye kadar tek baktığı ben olurken benim ondan başka kimsem olamazdı ve olmayacaktı'da!

Onca yaşanan olaylar beni çıkmaza sokarken gerçekten akıl sağlığımı yitirecektim artık, başımı arkaya atıp gökyüzüne baktığımda küçücük görünen ayın etrafını milyon tane yıldız kaplamıştı

Ayın görüntüsü küçük olurken ister istemez etrafına yaydığı ışığı azdı ama ona yardımını esirgemeyen yıldızlar varken ne ay yetersiz kalırdı nede yok olmaya mahkum olurdu!, gözlerimi kapatıp kendimi karanlığa hapsederken sıkıntıyla nefes vermiş ve gözlerimi aralayıp yıldızlara bakmıştım, normalde hayatım boyunca yapmamıştım ama bu kez yapıp kalbimin sesini dinleyecektim!yavaşça oturduğum yerden kalkıp az önce burnumdan soluyarak geçtiğom eşikten bu sefer sakince geçip salona gitmiştim, İzem salonda yerde oturur vaziyette yüzünü dizlerime yaslamış duruyordu

"Kalk!" Sesim boş salonda yankılanmasıyla İzem başını kaldırıp bana bakmıştı!

"Kalk hadi!"

"Neden?" İzem sürekli sorgularken benim verecek bir cevabım yoktu ve olmadığı gibi sürekli benden bir cevap bekliyordu!

"Ben açım!" İzem gözlerini kısıp başını hafif yan yatırırken anlamsız ve boş gözlerle bakıyordu

"Soruyordun ya şimdi açım!"

İzem gözlerini gözlerimden çekmesiyle yavaşça indirirken alt dudağını ıslatmış etrafa bakınıyordu, konuşmaya daha doğrusu kızmaya yeltenmemle İzem oturduğu yerden yavaşça kalkmış dolu olan gözleriyle gözlerime bakmıştı

"Tamam!" İzem asla itiraz etmezken yanımdan geçip gitmişti mutfağa!, böyle yıkıp döken değildim ve biliyordumki İzemde tanıdığım gibi bir kız değildi ama hayat böyle olmamızı sağlarken kaderimiz birbirimizin üzerinde hakimiyetini kurmuştu!

İZEM KAMİROĞULLARI

Kaner'in bir anda değişen ruh hali şaşırmama neden olurken ona itiraz etmemiş ve yemek hazırlamaya gitmiştim, artık ne hissetmem gerektiğini yada nasıl davranmam gerektiğini bilmiyordum, bilemiyordum gerçi doğru bildiklerimde beni yarı yolda bırakıyordu ya!, mutfakta bir iki dakika soluklanmamla buz dolabını açıp domatesleri çıkarmıştım

-

Melemene iki yumurta kırıp biraz çevirmiş ocağın altını kapatmış ekmek için dolapları açarken ilkde bulmuş hızla melemenide alıp mutfaktan çıkmıştım, salonun eşiğinde belirmemle Kaner beni görmüş ve oturduğu koltuktan kalkıp ortadaki sehbayı küçültmüştü, melemeni ortaya koymamla çatal ve ekmeğide koymuş mutfaktan kestiğim salatalığı'da alıp geri dönmüş elimdekileri masaya koymamla koltuğa oturmuştum

"Sağolasın"

"Afiyet olsun"

"Sen yemeyecekmisin?"

"Tokum!"

"Sende ye!" Kaner dediğimi dinlemezken tek lokma koymamıştı ağzına anlamıyordum açım diyen kendisi ama yemeyende kendisiydi, Kaner'e sadece başımla onay verirken koltuktan kalkıp Kaner'in çapraz'ına yere oturmuştum.

Ekmekten bir parça bölüp melemene uzanmıştım, ilk lokmayı almaya yeltenmemle Kaner hızla kolumdan tutmasıyla durdurmuştu beni, uğradığım şaşkınlıkla Kaner'e sorgularcasına bakıyordum

"Ne oldu?"

"Bak İzem, tamam sen Mardinli değilsin belkide hiç gelmedin buralara, görmedin, tanımıyorsun ama sen artık benim karımsın"

Kaner her zamanki gibi çatılan kaşlarının altında konuşurken bu sözleriyle nereye varacaktı merak ediyordum

"Uyman gereken kurallar var, her zaman herşeye aykırı davranamazsın"

"Neye uymam gerekiyor?"

"Mesela benden erken yemeğe başlayamazsın başlamamalısın"

"Burası konak değil Kaner sende şimdi ağa değilsin!"

"Evet konak değil ama senin kocanım!, ve şu anki sıfatım ağalıktan önce bana saygı duymanı gerektirir"

"Merak ediyorumda Kaner sizde hiç kadınların bir değeri varmı?" Bu sorumun sebebi gayet açıktı ama vereceği bir cevap varmı işte onu bilmiyordum

"Bizde kadınlar'da önemli tabiki ama yerine göre İzem, kadınlarımız bizim namusumuzdur siz düşerseniz bizde düşeriz, o yüzden koruruz, sakınırız yeri gelir gözümüzden bile ama sizde üzerinize düşen vazifeyi yapacaksınız"

"Kaner!"

"İzem!" Kaner konuşmama bile fırsat vermezken hafif bana dönüp gözlerimin içine bakmıştı

"Biz sizden başlarız yükselmeye, gücümüzü sizden alırız hani derlerya bir söz adamı vezirde eder piyonda eder işte o söz sizlersiniz siz varsanız, güçlüyseniz bizde güçlüyüz, şah oluruz ama siz piyon olmayı seçerseniz biz yenilmeye mahkümuz ve bu sadece Mardin için geçerli değil"

"Bitmeyecek değil'mi?" Kaner sorumun üzerine yavaşça başını iki yana sallamıştı

"Hayır herşey daha yeni başlıyacak, o yüzden sen vezir olacaksınki ben şah oluyum!, sen benim için ben'de senin için savaşıyım, biliyorum bu zaman zor zaman sığmak istiyorsun sığamıyorsun, taşmak istiyorsun taşamıyorsun ama kazanmak için durulman gerekiyor!"

"Sen hiç duruldunmu Kaner?" Kaner cümlemle sadece susarken gözlerindeki bakış değişmişti çünkü oda çok iyi biliyorduki yapmadığı bir şeyi söylüyordu

"Senin savaşın bittimi'de bana bitir diyorsun?"

"Bitmedi, bitmiycek!" Kaner öfkeden simsiyah olan gözlerle dişlerini deli gibi sıkıyordu

"Ben üstesinden gelirim ama sen gelemezsim İzem!" Kaner ismimi söylemesiyle bana bakarken gözleri yüzümde ardından gözlerimde gezinmişti

"Senin üzerine daha çok gelirler, acımadan yıkıp geçerler beni ise senden vururlar" gözlerimi kaçırıp başımı eğdiğimde Kaner elini kaldırıp çenemden tutarak zifiri gözlerine bakmam için zorlarken daha fazla direnmeden o karanlık gözlere kendi isteğimle baktım, başımla Kaner'in dediklerini onayladığımda devam ettim

"Arkamda olursan gelirim, sorgusuz sualsiz güvenirsen kimse seni benden vuramaz, evet belki zor olacak bana güvenmem yaşanan onca şey var ama gücümün sebebi sen, gücümde senindir Kaner ağa!" Kaner dudağı memnuniyetle kıvrılırken aklını kurcalayan birşeyler olduğundan adım kadar emindim

"Ne yapılırsa yapılsın, ne olursa olsun sebep sormak yok!"

"Tamam!" Kaner'in bu sözüne şaşırsamda gözlerinin içine bakarak başımla onay vermiştim çünkü bunu Kaner'e borçluydum, beni kurtarmış yetmezmiş gibi yıllardır içinde olduğum rüyadan uyandırmıştı, Kaner onay vermemle başını dikleştirmiş gözlerime bakıyordu!

"O zaman yolumuzu göstereyim sana İzem Kamiroğulları!" Kaner önceden soyadıma vurgu yapmasının tek nedeni beni delirtmekti ama şimdi öyle değildi benide davasına kattığına ve bir olduğumuza vurgu yapmıştı

"İpi çekilen biri var!"

"Kim?"

"Şiwan!" Kaner adamın ismini söylemesiyle masadaki silaha bakmıştı

"Adama ihtiyaç varmı?" Kaner bana bakmasıyla başıyla onay vermiş önüne geri dönmüştü

"Ölüme gidecek her bir insan bütün yolu dener buda deniyecek" Kaner cümlesini yarıda kesmesiyle bana bakmış ve devam etmişti

"Herşeye hazırlıklıyız ama biraz daha olursa iyi olur"

"Hakan ve Uğur sana fazlasıyla yardımcı olurlar"

Kaner dudağının kenarıyla alayla gülerken başını iki yana sallamıştı

"Onlar'mı yardım edecekler bana?"

Kaner'e sorgularcasına bakarken Kaner gözlerini kısmış bana bakıyordu

"Daha kendilerine hayrı olmayan ve bir işi bile yapamayan Hakan'mı?"

"O yüzden'mi Ahmet ağa'nın iki yüz dönüme yakın tarlasını yaktın!" Kaner söylediğim cümleyle şok olurken tek kaşımı kaldırmış ve tekrardan konuşmaya başlamıştım

"Heleki oğulları Tan ve Emirkan içindeyken!"

Kaner benden bunları beklemediği her halinden belliydi heleki onun aleyhine birşey öğreneceğimi asla!, ama öğrenmiştim, Kaner Hakan'ın kendisini, memleketinde araştırdığını öğrenince bütün yolları kapattığını sanıyordu ama bilmiyorduki açığa çıkmaları sadece bir planın parçasıydı ve şimdi bunları söylememin tek sebebi ise bundan sonra onun arkasından iş çevirdiğimi sanmaması içinde çünkü biliyordumki gerçekler er yada geç ortaya çıkıyordu!

"Sen nerden biliyorsun bunları?" Kaner az önceki rahat adam olmazken öfke doluydu ama bu öfke bana değil kendilerine olan öfkesiydi ve bu onu delirtiyordu!

"Yani Kaner! Hakan gil boş adam değiller, tamam bazı hataları oldu ama onlarda bilemezdiler, kardeşim dedikleri kişinin ailesini araştırmak onlara yakışmaz!"

"Ne zaman öğrendin!"

"Yeni, daha doğrusu konaktan gitmeden önce!"

Kaner ben içerdeyken yaktığı şömidine bakmasıyla yüzünü daha iyi inceleme fırsatım olmuştu, Kaner dişlerini sıktığından dolayı yüz hatları daha belirgin olurken baktığı yere bakmıştım

"Seviyorsun!"

Kaner cümlemle zifiri gözleriyle birlikte gözlerime bakmıştı

"Neyi?"

"Ateşi!"

Tek kelime yetmişti herşeyi, neyi kast ettiğimi ve tek kelime etmeden önüne dönmüş tanımadığım bakışlarla bakmıştı

"Ateşte yana ateşe doymaz derlerdi demek doğruymuş!"

"Ateşte yanan etrafinı cehennme çevirir derler bunuda biliyormusun?" Kaner'in cümlesiyle sadece başımı iki yana sallamış ve dudaklarım yukarıya doğru kıvrılmıştı

"Bilmiyorum ama o cehennem yavaş yavaş senin girdabın oluyor!"

Cehennem, Ateş, Acı, Girdap hangisinden kurtulmak yada hangisinde yanmak daha kolay?, hangisi daha az acı verir?, hangi bedel yaşanmışlıkların kefaleti olurdu?

************************************

İSTEGRAM HESABIM :

teynimg_yazar_

&

Kitaplar_Meclisi

TİKTOK HESABI : TEYNIMG_YAZAR_06

TAKİP EDERSENİZ ÇOK SEVİNİRİM CANLARIM. (İstegramda ve tiktokta güzel videolar var kaçırmayın derim)

🔥BÖLÜMÜ NASIL BULDUNUZ?🔥

SİZİ ÇOK SEVİYORUM KENDİNİZE İYİ BAKIN 💞❤♥😇

Bölüm sonu

2 yorum

  • Emeğine skalemine sağlık yazarım 👏 keşke bölümler çok geç kalmasa heyecanla bekliyorum bölümleri 😍

  • Emeğine skalemine sağlık yazarım 👏 keşke bölümler çok geç kalmasa heyecanla bekliyorum bölümleri 😍