İçeriğe geç

HÜKÜM

Bölüm 34 · 17 dk okuma

HÜKÜM

Bölüm 34

30. BÖLÜM

Mardin'in üzerine doğmaya başlayan güneşle konağın kapısı aralanırken başımı kaldırıp gelene bakmıştım ve tabi ki de Yaver akşam dediğim gibi elinde dosyayla gelmişti!

İşte şimdi kıyametler kopacak ve artık eskisi gibi olmayacaktı, gerçi bundan sonra her şey daha mı beter olacak yoksa daha mı güzel olacak bilmiyorum ama İzem eski İzem olmayacağından adım kadar emindim!

"Hayırdır Kaner ağa neden istedin bunu, hem de buraya, bu saatte!"

Yaver son cümleleriyle konağa bakmıştı daha doğrusu benim odanın penceresine, çünkü bir zamanlar İzem'in haberi olmaması için sıkı sıkıya tembihleyen benken şimdi, bu gün ateşi cehennemin yuvasına getirmiştim, Yaver elindeki dosyaya son bir kez daha bakıp bana uzatmasıyla alırken bende dosyaya bakmıştım

"Abi!"

Fırat'ın sesi avluda yankılanmasıyla omzumun üstünden merdivenlere bakmıştım, aslında onu bu saatte çağırmamın nedeni başkayken şimdi başka olmuştu , Fırat da olan bakışlarım yavaşça kendi odamın penceresine kayarken Fırat'ın bakışları benimle Yaver arasında mekik dokuyordu

"Biliyor mu?"

Yaver'in sorusuyla önüme dönmemle sadece başımı iki yana sallamıştım "Hayırdır Yaver!" Fırat benden bir şey öğrenemeyeceğini anlamasıyla Yaver'e yöneltmişti sorusunu

"Kıyameti getirdim!"

"O ne demek?" Fırat yanımıza gelmesiyle kaşlarını dürüp gözlerime ardından elimdeki dosyaya bakmıştı ama ben bakmazken verdiğim nefesle hızla arkamı dönmüş bir iki adımla merdivenleri çıkarak odaya çıkmıştım, kapının önüne gelmemle cebimden çıkardığım anahtarı yerine takmış ve kilidi çevirmiştim, açılan kapı kilidi ses çıkartırken kapı kulpunu indirmemle odaya girmiş kapıyı arkamdan yavaşça kapatmıştım, başımı çevirmemle yatakta yatan İzem'i görmem bir olurken yavaş adımlarla baş ucuna gidip beklemiştim, birazda olsa izlemiştim, onu anlamaya çalışıyordum birazda hareketlerini kestirip erken önlem almak için ama olmuyordu, ne yapacaklarını kestirebiliyor nede onu anlayabiliyordum çok değil dedikleri bir gün öncesini tutmazken çok çabuk alevleniyordu, şimdi ise dün beni delirten kendisi değilmiş gibi masum her şeyden habersiz uyuyordu ama artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktı, elimdeki dosyaya son bir kez bakmamla seslenmiştim

"İzem!, İzem!"

İzem'in adını bir kaç kez zikretmemle sonunda uyanmış ve uykunun vermiş olduğu sersemlikle gözlerini yavaşça aralayarak bana bakmıştı "Ne oldu?"

"Kalk konuşacağız!" İzem bakışlarını gözlerimden çekmesiyle boşluğa bakmış kaşlarını dürerek tekrardan gözlerini gözlerimle buluşturmuştu "Ne istiyorsun benden Kaner"

"Senden ne isteyebilirim ben?" İzem'e küçümsercesine bakıp başımı iki yana sallarken İzem derin bir nefes vererek elimdeki dosyaya bakmış ve gülümseyerek yüzüme bakmıştı "Vay demek dünkü sözlerim bu kadar etkili oldu" İzem hala dik başlılığında ilerlerken elimdeki dosyayı onun istediği hisseler sanmıştı dudağımın kenarıyla bu kez gülümseyen ben olurken derin bir nefes vererek başımı dikleştirdiğimde arkamı dönerek yataktan uzaklaşmıştım

"Demek gecen güzel geçti Kaner ağa!" İzem'in cümlesiyle başımı hafif yan çevirip omzumun üstünde arkama bakmamla gözümün önünde boş boş avlunun ortasında oturduğum gelirken dişlerimi sıkmış ve öfke yavaş yavaş benliğimi ele geçirirken hiç bir şey yapmadan müsaade etmiştim ama İzem her şeyden habersiz bir şekilde her zamanki gibi şuursuzca konuşuyordu İzem sırt üstü yatıp tavana bakarak kahkaha atmasıyla devam etti

"Sonuçta erkeklik bu değil mi?, evde bana zindan hayatı yaşat git dışarda sen geceni gece et! İzem bakışlarını bana çevirip elimdeki dosyayı gözleriyle göstermesiyle tavana bakıp ellerini iki yana açarak devam etti "Ve final, eğlenceli geçen gecenin sonunda bana hisselerimi vererek iyilik yaptın demek"

"Kes sesini!" İzem'e dönmemle İzem ayağa kalkıp bir adım atarak bana yaklaşmıştı "Senin derdin ne Kaner?"

"Benim derdim sensin" İzem'in gözlerinin içine bakarak bağırmam bir olurken İzem kaşlarını çatarak bana bakıyordu "Senin sözlerin, itamların, yaptığın hareketlerin!"

"İtamlarım öylemi?, onlara itam denmez gerçekler denir Kaner ağa" İzem bir adım uzaklaşıp karşımda dimdik durarak devam etmişti "Ve ayrıca sen gerçeklere bu kadar deliriyorsan ben ne yapıyım?, annen sayesinde kalmayan namusum, şerefim ne olacak?" İzem haklı olduğunu sonuna kadar savunurken asla geri adım atmıyordu

"Ayrıca seninle bir anlaşma yaptık ve buna uymayan sensiz, ben değil!, hem artık hakkım olanı da istemiyorum çünkü ortada bir anlaşma falan kalmadı" İzem yanımdan geçip gitmeye yeltenmesiyle elimdeki dosyayı İzem'e doğru fırlatıp atmıştım İzem kendisine çarpan dosyayla olduğu yerde kalmasıyla şaşırarak bana bakarken "Bu ne?" demişti alayla tek kaşımı kaldırıp indirmemle bir şey demezken İzem istifini bozmadan bakışları yerdeki dosyaya kaymasıyla ben onun soluklaşan yüzüne bakıyordum

"Al bak, kendin gör" İzem bana bakmasıyla yere eğilirken dosyaya tekrar bakmış ve baştaki NEVZAT ÖZDEMİR yazısını görmüştü, İzem titreyen eliyle uzanmasıyla dosyayı yerden alırken bu sefer acımadan konuşan bendim

"Baban öylemi?, sen babanın kim olduğunu biliyor musun cidden?!"

"N- Ne demek o?"

İzem titreyen sesiyle bana bakarken ben öfkeyle bakıyordum "Cesaretin varsa dosyayı açar bakarsın!"

İZEM KAMİROĞULLARI

Kaner'in ne saçmaladığını anlayamıyordum, sözleri ne demek oluyordu bilmiyorum ama kalbim sıkışıyordu, Kaner'in gözlerinde şimdiye kadar görmediğim bir duygu varken korkarak dosyayı açmış ve bakmıştım, dosyada şirketin son bir kaç yıl gelir ve giderleri vardı, çatılan kaşlarımla biraz daha baksam da altta faturaların açıklamalarına gözüm takılmıştı!....

Kuyumcu = Altın bilezik..... Kuyumcu = Gerdanlık..... Kuyumcu = İnci kolye.....

Ve bunun gibi bir sürü faturalar vardı, faturalar peşi sıra sıralanırken kalbime oturan sıkıntı her geçen saniye daha fazla büyüyordu "Bu saçmalıkta ne?" Zorda olsa konuşurken bana yukardan bakan Kaner'e bakmamla ayağa kalkmış ve gözlerinin içine bakmıştım ama o elimdeki dosyadan bakışlarını ayırmamıştı, "Bunlarda neyin nesi oluyor Kaner!" Elimdeki dosyayı Kaner'in gözleri önünde sallamamla Kaner gülerek bana bakmıştı "Devam et!"

"Yeter artık!" Dosyayı Kaner'in göğsüne vurmamla bırakmaya yeltenirken Kaner hızla kolumdan tutup gitmemi engellemişti "Nereye?"

"Bırak beni?" Korkuyordum sebebini bilmesem de korkuyordum içime sebepsizce ateş düşmüştü ve Kaner'de beni bu duygudan kaçmamı engelliyordu, duyacaklarım ve göreceklerim kalbimin deli gibi atmasına neden olurken titreyen gözlerimle Kaner'in zifiri gözlerine bakıyordum "Sana git dediğimi hatırlamıyorum!"

"Bırak beni, bu saçmalıkları okumak bile istemiyorum!"

"Öylemi?" Kaner kolumu bırakmasıyla göğsüne yasladığım dosyayı elimden almış ve son sayfayı açmasıyla dosyayı bana çevirmişti

"Al bak!, madem senin cesaretin yok ben göstereyim sana!" Dosyada babamın resminin üzerinde başka bir kadın ve çocuk resmi zımbalıyken altında isimler yazıyordu sarışın kız çocuğun resminin altında ADA, hafif kumral kız çocuğun resminin altında ise GÜLENAY yazıyordu, babamın resminin üzerinde olan kadının ise altında YASMINA yazıyordu resimdeki çocuklar daha küçük, kadın ise genç bir kadın olurken sadece Kaner'e bakabilmiştim ama Kaner'in gözlerinde bilmediğim bir bakış vardı, Öfke, nefret hayır bunlar Kaner'in bakışlarına yer edinen bakışlardı o duyguları tanıyordum ama bunu tanımıyordum peki Kin' mi? kesinlikle evet bu bakışlarındaki yatan duygu Kindi

"Bunlar ne?" Kaner hiçbir soruma cevap vermezken sabrımın sonuna gelmiştim artık, Kaner den uzaklaşmamla yanda duran masanın üstündeki her şeyi devirip bağırdım

"Sana bir şey dedim cevap ver artık''

"Ne o aklına gelen ihtimaller bile delirtiyor seni değil mi?"

Gözümden akan yaşa engel olamazken Kaner'in göğsüne vurarak ittirmiştim "Kes sesini!, kes!"

"Baban pek sadık bir adam değilmiş be İzem!" Kaner'in her cümlesi beynimin içinde beş altı kez yankılanırken Kaner durmuyordu ve her defasında daha fazla ileriye gidiyordu "Kendini sakın bir şey zannetme İzem hanım babanın ikinci bir ailesi varmış o yüzdende sana, size zaman bile ayırmamış yani anlayacağın babanın onca çabası sevgili karısı ve çocuklarına hediyeler alabilmek için seni uzak tutmak içinmiş, hayatından, şirketten''Kaner'in dedikleri beynimde tekrar ederken, aldığım nefes bile haram olmuş ve boğazıma bir yumruk gibi oturmuştu, sadece bir umutla dudaklarımı aralarken kararan dünyaya teslim olmamak için gözlerimi yavaşça kapatıp açmıştım! Artık bacaklarım bedenimi taşımadığı için olduğum yere düşmemle Kaner'in ayaklarının dibine çökmüştüm, yüreğimdeki ateşin asla bir tarifi olamazken göz yaşlarıma hakim olamıyordum, ne demek babamın başka hayatı vardı bu yüzden mi bizden gitmişti, her şeyden vazgeçmişti?

"Hadi ben töre için yaşıyorum, ne gerekirse onu uygular onun için hesap sorarım, peki sen ne için yaşayacaksın bu saatten sonra!" Kaner bir adım geri gidip hizama eğilmesiyle gözlerimin içerisine tüm acımasızlıĝıyla bakmıştı

"Uğruna hayatını kararttığın adam aslında bir hiçmiş değil mi?, bunun altından kalkabilecek misin?" Kaner' e diyecek hiç bir sözüm yoktu, ne diyebilirdim ki, hayatımı, geleceğimi önemsemeden gözümü bile kırpmadan intikam uğruna elime silah almış kan akıtmıştım ama ne içindi?, beni öldürmeden öldüren babam için miydi?, aylar öncesinde elime silah alan ben namlunun ucunda Kaner olsa da asıl gerçek olan babam o silahla kızını yok etmişti!

Şimdi ne diye savunacaktım?, ne diye babam diyecektim? bilmiyorum, onun için yanıp tutuşan karısı, çocukları varken aslında o başkası, başkaları için yanıp tutuşuyor muştu ama biz anlamamışız!

*

"Ada!"

"Ada' mı?" babam elindeki çatalı yavaşça masaya bırakmasıyla yüzüne tebessüm yerleşmiş ve gözlerini kapatarak derin bir nefes vermişti

"Ah yine size sürpriz yapmayı beceremedim!" herkes babama meraklı gözlerle bakarken annem babamın elini tutmuş ve başını iki yana sallayarak gülmüştü "Yine ne geçiyor aklından hayatım?"

"Sırf sizinle bugün Büyükadalara gideriz diye işe gitmeyecek size süpriz yapacaktım ama yine yapamadım"

Babam yılımsamasıyla başını hüsrana uğramış bir şekilde yavaşça iki yana sallamıştı

*

Kulağıma önceden ailecek sofra masasında otururken babamın bana Ada diye seslenişi kulaklarımda yankılanmasıyla dünyam dönmeyi durdurmuştu ama nerden bilebilirdim ki babam çocuklarının ismini karıştırdığını!,

Sürpriz yapmak için yalan söylemeyi beceremeyen adam hayatının yalan olduğunu nereden bilebilirdim, gözlerimin önüne babamın yalancı gülümsemesiyle miğdem bulanırken yavaşça yerden toparlanarak dizlerimin üzerinde doğrulup ayağa kalkmaya çalışmıştım ama başarılı olamamış ve arkaya sendellememle yatağa tutunarak düşmüştüm, yatağın örtüsü benimle birlikte gelmesiyle dizlerimin üzerine hızlı bir iniş yapmıştım ne kadar dizlerim acısa da kalbimin acısını geçmiyordu, geçemiyordu Ben Kaner'e törelerin, kuralların içinde sıkışıp kalmış derken bilmiyordum yalanlarla çevrili hayatın içinde sıkışıp kaldığımı

"Hayır hayır!" sadece başımı iki yana sallayabilirken titreyen vücudumla başımı zorda olsa kaldırmış Kaner'e bakmıştım "Yalan söylüyorsun!"

"Asla!" bu sefer kabullenmeyen Kaner olurken aramızdaki fark o kaybetmemiş kazanmış olmasıydı ama ben kaybetmiştim bu hayatta verdiğim savaşı, umutlarımı, önceden babama olan sevgimi, saygımı kaybetmiştim, babam sığındığım limanı, örnek aldığım adamı her şeyi elimden tek tek kopararak almıştı, peki bana ne kalmıştı koca bir boşluk, bir hiç!, Kaner yüzündeki öfke ve kinle yavaşça ayağa kalkarken bir kez daha konuşmuştu

"Yani eğer o gün baban gitmeseydi!" Kaner cümlesini yarıda kesmesiyle Kaner'in gözlerinin içine bakmıştım, Kanerin eli ceketin iç cebine gitmesiyle beyaz bir zarf çıkarmış gözümün önünde sallayarak konuşmuştu "Baban çoktan ailesiyle yeni bir hayat kurmuştu!" Kaner'in önüme attığı zarfa bakmak istemesem de korkarak bakmıştım! zarf bile canımı yakarken içindekileri görmeye tahammül edemezdim gözlerimi kapatarak bu gerçekle kaçmaya çalışsam da Kaner' in sesi buna izin vermiyordu

"Birazcık cesaretin varsa bakarsın" Kaner asla acımazken zorda olsa kapattığım gözlerimi aralamış ve bir kez daha korkarak zarfa uzanıp almıştım!, Korkuyordum hem de deli gibi, bu sözlerin gerçek olmasından ölesiye korkuyordum!, zarfı açmamla babamın ismi gözükmesi bir olurken nefesim kesilmişti, buğulanan gözlerim görüş açımı bulanıklaştırsa da zarfın içinde olan diğerlerini de çıkarıp bakmıştım ama resmin üzerindeki isimlerin aynısı uçak biletlerinde' de yazıyordu!

"Yani baban senin için önemli olabilir ama aynısı baban için geçerli değil sen onun için hiç bir şeysin!"

"Sus!" Bağırmamla ayağa kalkmış Kaner'i ittirmiştim, Kaner ise geriye sendellemesiyle dudağının kenarındaki gülümseme yayılmış ve kapıya yönelmişti

"Yalan bunlar!" Kaner yanımdan geçmesiyle bağırırken kapının arkasındaki kilidi alıp çıkarmış ve kapıyı acımadan yüzüme kapatıp kilitlemişti, kilit sesi odada bir kaç kez yankılanmasıyla hırsımı alamayarak tam karşımda duran Kaner'in çalışma masasını elimin tersiyle devirmiş ve her şey yere serilmişti, dosyalar, kalemler, saat her şey ama her şey yeri boylarken içimdeki öfke dinmiyor tam aksine daha fazla kor gibi yanıyordu.

"Aaa!" Bağırmamla birlikte arkama dönmüş ve yatağın üstündeki pikeyi hızla kavrayıp odanın ortasına savurup atmış ardından yastıkları da atmıştım "Nefret ediyorum senden!" Son bir kez daha bağırmamla geriye sendellemiş ve sert bir şekilde sırtım duvara çarpmasıyla duvara sürterek oturmuştum!

KANER KAMİROĞULLARI

Artık kendi yoluma bakma zamanıydı, ayağıma dolanan onca gereksiz olaylardan kurtulmuştum ve sadece ben ve intikamım vardı artık, merdivenlere yönelmemle aşağıdan bakan Fırat ve Yaver bakışlarını kaçırmalarıyla başlarını eğmişlerdi, çünkü onlarda biliyordu kıyametin koptuğunu, İzem odayı yıkıp dökerken herkes sese çıkmışlardı ama onlar Fıratların aksine bana bakıyorlardı

"Bu kapı ne olursa olsun açılmayacak!" Herkes yüzüme bakarlarken bir kez daha konuşmuştum ama bu diğerinden farklı olurken bağırmıştım "Anlaşıldı mı?" Anahtarı kapının üzerindeki anahtarı almamla arkamı dönmüş merdivenleri inmiştim, kapıya yönelmemle Fırat ve Yaverde koşulsuz şartsız arkamdan gelmişlerdi, benim için hazırlanan araca binmemle bizimkilerde diğer araca binmiş ve arkalı önlü çıkmıştık yola.

Yarım saatin ardından her zamanki meyhanenin önünde durmuş araçtan inerek, kimseyi beklemeden içeriye girmiştim, beni gören herkes ayağa kalkarak selam verdiklerinde, selamlarına başımla karşılık verdikçe herkes yerine oturmuştu, bir masaya geçip oturduğumda Yaver zaman kaybetmeden sorusunu sormuştu "Neden yaptın?" Yaver sandalyeyi çekmesiyle otururken Fırat' da oturmuştu ama ben cevap vermek yerine elimle garsonu masayı donatması için işaret etmiş yüzümü sıvazlamıştım

"Abi saklayalım diyen sen değil miydin?, şimdi ne oldu da acımayan taraf oldun!"

"Durmayacaktı yoksa!"

"Ne?" Her ikisi de dediğim cümleye şaşırırlarken başımı yavaşça iki yana sallamış masaya dirseğimi yasladığım elimle sakalımı sıvazlamıştım

"Gidecek yada intikam alabileceği bir ailesi olmadığını öğrenince durur belki!"

"Durması için sende hayatını elinden aldın?" Yaver'in cümlesiyle kaçırdığım bakışlarımı Yaver'in zifiri gözlerine sabitlemiştim

"Sen sadece onu durdurmadın Kaner, ölmeden öldürdün!"

"Öldürmedim sadece gerçek hayatla tanıştırdım!"

"Gerçek öylemi?, sen sıkışıp kaldığı şu hayatta onu çıkmaza soktun!" Yaver son cümlesinde bakışlarıyla etrafı gösterirken aslında Mardin' i, benim hayatımdaki çıkmazı kast etmişti!

"İster ölür, ister ölmeden ölür umurumda değil ama o benim haysiyetimi ayaklar altına alabilecek hatta dillere düşürebilecek adam değil!"

"Başkaları düşürebilir mi yani abi?" Fırat dediğim cümleye karşı gelirken hızla elimi masaya vurmuş ve eğilmiştim

"Asla, bunu herkesten çok siz iyi biliyorsunuz yelteneni bile gebertirim!" Arkama yaslanmamla başımı dikleştirmiş son cümlemi söylemiştim" Hatta İzem'e en büyük iyiliğimi bile yaptığımı düşünüyorum!"

"Neymiş o iyilik?"

"Yaşamasına izin vererek!" Benimle asla aynı fikirde olmak zorunda değillerdi, fikirlerini istedikleri gibi beyan edebilirlerdi, hatta bunu bildiklerinden bu kadar rahat konuşuyorlardı ama asla ben kendimden ödün vermeyecek ve kendi bildiğimi uygulamaktan' da asla geri durmayacaktım "Kaner sen ne kadar haklı olsan da o kızı' da anla babası ya babası"

"Merak etme dünyanın sonu değil hem her babalar düzgün olacak diye bir kaiyde yok!"

"Abi!"

"Ne var yanlış mı sanki?, bak kendi babana!" Fırat'a karşı söylediğim cümleyle Fırat derin bir nefes vermiş Yaver'e bakmıştı, Fırat'la babamız aynı olsa da ben silmiştim babalıktan çünkü hak etmiyordu baba kelimesini, gerçi benim silmeme gerek bile kalmadan bizzat kendisi bir oğlunu çoktan öldürmüştü, sanki hatalıymışım gibi bana bakan gözlere bakmıştım

"Ben ambulansın ağırlığını, acısını bilmezdim ama öğrendim, öğrettiler ne zaman ambulans benden bir can, sevdiğimi aldı, ne zaman içinde yatan canımdan öte biri oldu işte o zaman öğrendim acısını ve her siren, her kırmızı mavi renk korkum oldu!!!" Bizimkiler bakışlarını kaçırmalarıyla başlarını eğmiş susmuşlardı

"Hele ki ışıkları yanmayan ama acı siren çalan ambulanslar ölmeden öldürüyordu!, neden bilir misimiz?, ben diyeyim çünkü o ambulansta ölen kişi vardır tıpkı Aliz'in cenazesini taşıyan ambulans gibi!" Sözler boğazımda düğüm olurken zorda olsa yavaşça yutkunmuştum, gerçi Alizimi kollarımın arasında üstündeki kanlı gelinliği, kefeniyle taşımıştım ama rüyalarıma giren ambulansların içinde hep Alizim vardı

"En azından İzem bu acı içinde yaşamaz, her ambulansa korkuyla bakmaz!"

"Demenin nedeni cidden bu mu yoksa onu yaralamak mı?"

"Nedeni her neyse ne?, sen sonucuna bak"

"Sonuç yıkıntı!" Yaver'de ne olursa olsun İzemin yaptıklarını yanlış buluyordu ama kıyamıyordu da hele ki bu son olanlardan sonra asla yaptığımı doğru bulmuyordu, Yaver'in cümlesiyle

"Bir şey olmaz ben onca acıya rağmen ölmediysem kimse ölmez" demiştim

"En azından sen intikamını alacaksın ama o?" Yaver sorusunu sormasıyla başını hafif yan çevirip bakmış ardından yavaşça iki yana sallamıştı "Kimden intikam alacak?"

"Kendinden" evet yanlış dememiştim, intikamı kendinden alacaktı, babasını bu kadar koşulsuz şartsız sevmesini, sorgusuz sualsiz güvenmesinin bedelini kendi ödeyecekti "Peki abi sen neden beni sabah çağırdın?" Fırat'ın sorusuyla gözlerimi kapatmış başımı arkaya atmıştım, doğruya birde o mesele vardı, amacım neydi neler olmuştu, "Sonra hallederiz Fırat" meseleyi sonraya ertelerken şuan başka bir şeyle uğraşamayacaktım hele ki yeni bir sorunla asla!

Belki de İzembde böyle bir hayatı hak etmemişti ama tercihleri ve yaptıkları ona böyle bir hayat sunmuştu, peki ben ne yapmıştım da böyle bir hayat sunulmuştu?, ne yanlışım olmuştu da bende bu girdabın içinde boğuluyordum bardağı bir kez daha doldurmamla içmiş boşalan bardağı masaya koymuştum, normalde içkiler kafa bulandırmak yada uyuşturmak için içilirdi ama bugün boşalan bardakların nedeni tam tersiydi uyuşan beynimi biraz da olsa ayıltmak içindi aklım ne kadar yaptığımı doğru bulsa da kalbime çöken ağırlık yanlış bulmaya başlamıştı, cidden yanlış bir şey mi yapmıştım, öfkem beni elemi geçirmişti, Yaver'in "Durması için sende hayatını elinden aldın?" Cümlesi kulaklarımda yankılanmasıyla dirseğimi masaya yaslamamla gözlerimi kapatıp alnımı ovuşturmuştum, belki de yine zalimliğimi, acımasızlığımı konuşturmuş bir can daha yakmıştım ama bunu yapmamak içinde çok sabretmiştim, bir çok kez kendimi durdurmuş hatta İzem'i bile durdurmaya çalışmıştım ama o bunu seçmemişti her zaman durmayı yenilmek saymış yaptıklarını katlaya katlaya ilerlemişti peki bu olanlardan sonra kendimi mi sorumlu tutmalıydım?, Allahın imtihanını geçememiş miydim, bu sefer alnımdaki elimi kaydırmamla saçlarımı karıştırırken telefon çalmıştı ama açmayacaktım her kim ise bugün değildi, sessizliğe daha doğrusu içimle verdiğim savaşa telefon sesi eşlik etmeye devam ederken en sonunda doğrulmuş ceketin iç cebinden telefonu çıkartıp kimin aradığına bakmadan cevaplamıştım "Ne var?"

"Ağam koşun!" Kulağıma dolan Ayşe hanımın sözleriyle kaşlarım çatılırken hızla konuşan ben olmuştum "Ne oldu Ayşe hanım" cümlemi söylememle Fırat'a baksam da onlarda bana merakla bakıyorlardı "Gelin hanım ses vermiyor ağam!" Duyduğum cümleyle hızla ayağa kalkmamla sandalye yerle buluşmuştu "Ya yine kıydıysa kendine?" Ayşe hanım ın sözleriyle telefonu kulağımdan çekmemle kimseye bir şey demeden arkamı dönmüş meyhane' den çıkmıştım, Allah kahretsin ki yine İzem'e gidiyordum daha az önce umurumda değil dediğim kız için, belki' de onu bir kez daha kurtarmak için gidiyordum, kapı önündeki aracıma binmemle yolumu tekrardan az önce kaçtığım konağa çevirmiştim, ne kadar kaçmak istesem de her defasında geri dönüyordum belki' de Aliz'in lanetiydi bu üstümde olan, belki de ben ne yaptım' da bu hayatı yaşıyorum dediğim Alizimin ahıydı, ondan sonra dönmemem gereken konağa döndüğüm içindi her şey, bütün çıkmaz yollarımın kapısıydı bu konak, hak ettiğim cehennemin yoluydu bu konak, gaza biraz daha yüklenmemle sonunda konağa gelmiştim hızla araçtan inmemle, açılan konağın kapısından koşar adımla girmiş merdivenleri ikişerli ikişerli çıkmıştım, odanın önünde kalabalık varken korku dolu gözler beni bulmuş geçmem için yol açmışlardı,

"Çekil"

Kapıyı açmaya çalışan Bahtiyar cümlemle geriye bir adım atıp çekilmişti, pantolonun cebinden anahtarı çıkartmamla kapıya gelmiş "İzem!" seslenmiştim, anahtarı yerine yerleştirmemle hızla kapıyı açmış ve içeriye girmiştim, yine kendine zarar verdi düşüncesiyle endişeyle yatağa ardından yerlere bakmıştım ama İzem yoktu, gözüme banyonun kapısı ilişmesiyle hızla banyoya yönelmiş ve kapıyı açmaya yeltenmiştim ama açılmıyordu, kapı sanki duvar olurken kapıya vurmuş ve bir kez daha "İzem!" diye bağırmıştım ama asla karşılık gelmezken geriye bir adım atıp omzumla kapıya vurmuştum ama nafile ne açılıyor nede ses geliyordu, kapıya bir kez daha yüklenmemle kapı sonunda kırılmasıyla gürültüyle arka duvara çarpıp geri gelirken hızla elimi kapıya vurarak geri açtığımda banyonun bir köşesinde yerde oturan İzem'i görmüştüm, onca gürültüye rağmen İzem bu tarafa bakmazken, tam aksine gözünü bir an bile kerpmeden eline bakıyordu,

Bakışlarım İzem'in baktığı yere ilişmesiyle avucundaki ilaçları görmüş ve koşar adımla yanına gidip elini yana savurarak attım "Ne yapıyorsun sen?" İzem savrulmasıyla ilaçları düşürürken etrafa dağılan ilaçlara ardından İzem'e bakmıştım ama İzem bana bakmazken ilaçlara bakıyor ve ağlaması her geçen saniye daha fazlalaşıyordu

"Delirdin' mi?"

"Evet delirdim!" İzem bana beklemediğim bir çıkış yaparken öfkeyle bağırmış ve kan çanağına dönen gözlerle bakıyordu "Anlıyor' musun delirdim!" İzem son cümlesini söylemesiyle kendine vurmaya başlamıştı!

"Delirdim!" İzem'in haykırışları devam ederken hızla İzem' doğru gidip dizlerimin üzerine çökmemle tutmaya çalışsam da başarılı olamıyordum!, omzumun üstünden arkama bakmamla herkes korkuyla bize bakıyorlardı "Çıkın!" Kimseler beni dinlemezken bir kez daha bağırmıştım"Çıkın dedim size!" Bağırmamla Ayşe hanım ve Berfin gözden kaybolurken bizimkiler terettüt etseler'de çıkmaktan başka çareleri olmadığından çıkmışlardı"Dur artık" İzem'e dönmemle bir kez daha hamle yapmış ve bu sefer tutmuştum, Izem'i biraz' da olsa zapt edenilmek için göğsüme çekmiş sıkıcana sarılmıştım"Kaner yalvarıyorum yalan de!" İzem kollarımın arasında çırpınışları git gide yavaşlarken boğazından kaçan hıçkırıkla konuşmuş alnını göğsüme yaslamıştı

"Sana yalvarırım Kaner benim canımı acıtmak için yaptığını söyle!" Her zaman karşımda dik durmaya çalışan İzem bu sefer yerle bir olmuş bir şekilde duruyor ve yalvarıyordu herşeyin bir yalan olması için ama değildi, ne yalan nede eksik herşey göründüğü gibiydi ve onun var olduğu ailesi aslında yoktu hiç bir şey diyemezken sadece başımı iki yana sallamış ve yutkunmuştum, ilk defa İzem için zor yutkunurken onun için üzülmüştüm biliyorum ben yapmıştım her şeyi, benim yüzümden bu haldeydi, susmam gerekiyordu ama yapmamıştım, ona asla acımamıştım babası İzem'i düşürmüş bende bir tekme atmıştım halbuki elinden tutup kaldırmam gerekiyordu ama İzem bunu istememiş bende sormaya bile tenezzül etmemiştim!

"Kaner nolur!" İzem aslında anlamıştı beni, cevabımıda çok iyi biliyordu ama inkar edip kabullenmek istemiyordu "Bana bak İzem" İzem'in omuzlarından tutup göğsümden çekmemle yüzüne bakmıştım ama o bana bakmazken çenesinden tutup yüzünü kaldırmamla gözlerime bakmasını sağlamıştım

"Dur artık" İzem dolu gözlerle bakarken deli gibi titriyordu "Senden bir şey istiyorum!, tek bir şey!" İzem tireyen vücudu ve sesiyle konuşurken akan göz yaşları yanağından dudağına ardından çenesine akmıştı"Beni İzmite götür" İzem'in isteğini anlayamazken kaşlarım çatılmıştı ama İzem bana konuşma fırsatı vermeden itiraz etmeye başlamıştı "Ne olursun bunu benden esirgeme"

"İzem!"

"Yemin ederim seni zora sokacak bir şey yapmıyacağım" İzem sözleriyle ikna etmeye çabalarken iki kolumdan tutmuş gözlerime bakarken başını iki yana sallayarak devam etmişti

"İnan bana"

"Hazırlan!" İzem söylediğim cümleyle ilk başta anlayamazken bocallamıştı bakışları gözlerimin arasında gidip gelirken başımla onaylayarak İzeme baktığımda gözleri parlarken yüzüne acıda olsa bir tebessüm yerleşmiş ve hızla boynuma sarılmıştı "Teşekkür ederim!" İzem'in bu hareketiyle ne yapacağımı bilemezken, ellerimi kaldırarak durmuştum İzem' e sarılmalımıydım yoksa gardımı düşürmemem mi lazım dı bilmiyorum ama kalakalmıştım hiç bir karşılık vermeden!

***********************************

İSTEGRAM HESABIM : teynimg_yazar_

TİKTOK HESABI : TEYNIMG_YAZAR_06

TAKİP EDERSENİZ ÇOK SEVİNİRİM CANLARIM. (İstegramda ve tiktokta güzel videolar var kaçırmayın derin😉😇🤗)

SİZİ ÇOK SEVİYORUM KENDİNİZE İYİ BAKIN 💞❤♥😇

Bölüm sonu

3 yorum