FIRAT' TAN
Bu saatten sonra abimin bize güvenmesi zordu, hele' ki her yaptığımız işin arkasını kontrol ede ede bizi mahvedecekti, aslında hak etmedik' de değiliz, abimin bu zor zamanlarında bize her şeyi emanet etmişken bu son olay olmamalıydı, Kafamdan geçen bin bir düşüncelerle odaya geçip şirketin toplantısı olduğu için biraz çalışmaya başladım şirketin son beş yılın giderlerini hesaplarken yüklü miktarlarda harcama yapıldığını görünce telefondan sekreteri arayarak yanıma çağırdım.
"Buyurun efendim?"
"Gel Serpilay gel, şirket' in son beş yılın gelir gider ekstralarını istiyorum"
"Emredersiniz efendim"
Serpilay kafasıyla onay vererek odadan çıktıktan sonra aradan yarım saat geçmeden Serpilay elinde dosyalarla içeri girdi.
"Efendim istediğiniz dosyaları getirdim"
"Hah zamanlaman çok iyi Serpilay gel"
Serpilay elindeki dosyaları masaya bırakınca direk ilk yılın dosyasını alıp bakmaya başladım serpilay' ın hala başımda beklediğini görünce
Serpilay' a bakmadan konuştum.
"Çıkabilirsin"
Sekreter odadan çıktıktan sonra kahvemden bir yudum alarak dosyaları incelemeye başladım, dört beş kere gelirleri ve giderleri karşılaştırsam' da uyuşmayan yerler vardı, toplantı saati geldiğinde sekreteri, insan kaynakları uzmanı ve dahası mali işler sorumlusunu alarak toplantı salona giderken omzumun üstünden gözümün ucuyla arkamdakine bakıp önüme dönerken içimdeki öfkeyle konuştum.
"Herkes geldi mi?"
"Geldiler efendim sizi bekliyorlar"
"Pekâlâ, başlayalım bakalım"
Toplantıya girdiğimde herkes ayağa kalkınca arkamdan gelenlerde yerine geçip işaretimle tekrardan herkes oturdu ve konuşmamla salonu sessizlik bürüdü.
"Evet, beyler Nevzat Bey kaçmış, benim öğrenmek istediğim ise işlerin durumu nasıl?"
"Fırat Bey önünüze sunduğum dosyada' da mevcut, Nevzat Bey yüklü bir miktarda otelin inşaatı için harcama yaptı ama!"
"Aması ne Ali Bey?"
"Yaptığı harcama asılsız çıktı" demesi ile Ali bey başını eğip konuşmasına devam etti "Şimdiye kadar inşaat önceden alınan malzemelerle yürümüş şimdiye kadar
şantiyeden' de kimse bize bir şey demedi, inşaat uzun zamandır aksamış ve şuan durma noktasında, bizimde yeni haberimiz oldu elimizden bir şey gelmiyor her yerde borç var, Nevzat Bey her yeri birbirine bağlamış"
karşımda konuşan adamın lafından sonra hızla masaya vurarak oturduğum yerden kalkıp karşısındaki adamın lafını böldüm.
''Kes!''
"Efendim"
"Siz ne yapıyordunuz lan, ha! adam onca şeyleri yaparken siz ne halt ediyordunuz!, Ali bey siz inşaat şefi değil' misiniz ne halt ediyorsunuz orada?!"
Derin bir nefes alarak tekrar yerime geçip dinlemeye devam ettim ama olmuyordu her duyduğum hiç ama hiç iç açıcı değillerdi
Toplantı yarım saat' tir sürerken sinir katsayılarım artıyordu ulan, ya uzun zamandır gelmeseydik şirkete o zaman neler olacaktı herhalde şirketi bulamazdık, peki ben bunları
Kaner' e nasıl anlatacaktım adamın gittiğini öğrendiğinde etmediği kalmadıydı peki inşaatın durduğunu nasıl söyleyecektim, herkes yeni bir şey anlatıyordu, her defasında anlatılanlar Aklı hayalime sığmaz oldu, peki adamın şirket kasasından yüklü miktar para alıp eşine hediye almasına ne demeliyiz, herkes tek tek bir şeyler söylerken odada sesler yükselmeye devam ediyordu, toplantıda küçük bir kahkaha attıktan sonra ciddileşerek elimi masaya vurup "Yeter çıkın" diye bağırmamla sesler bıçak gibi kesilmişti
"Emredersiniz efendim"
Çalışanlar olanlara şaşırsa' da ikiletmeden masadaki dosyalarını toplayarak çıktılar, rezilliklerine ne diyebilirlerdi ki, Nevzat iti, çalışanlar işleri anlamasınlar diye uzak tutmuş bunlarda yan gelip yatmak için üstüne bile olmamışlardı, peki bundan sonra biz nasıl toplayacaktık işi, koskoca site, inşaat yarım kalmış dahası Antalya' da olan üç inşaat ne olacak hepsinde durum aynı kasa' da para yok ama borçlar kapıya dizilmişti.
Peki, ben bunları nasıl anlatacaktım yâda nasıl yumuşatarak anlatacaktım gerçi yumuşatsam neresini yumuşatacaktım orası da şüpheliydi ya, abim Yaver' le beni lime lime edecekti hem' de kimse görmeden, yada bizi ölmekten pişman edecekti, abimin bunca derdi sıkıntının içerisinde birde bizim dikkat etmediğimiz şirketi üstlenecekti sayemizde derdi birken beş olmuştu.
Dirseklerimi masaya koyup elimle alnımı ovuşturuyordum ama ne başıma saplanan ağrı gidiyordu nede bu işin içinden nasıl çıkacağımızı biliyordum cidden kötü sıkışmıştık.
Masajı biraz daha bastırarak
yapsam' da olmuyordu geçmek bilmiyordu ağrı, sandalyeyi geri çekip kalkarken masanın üzerindeki suyu alıp içtim bir iki yudum aldıktan sonra onu' da karşımdaki duvara fırlatıp odadan ayrıldım, gerçekleri saklasam bile daha fazla saklayamayacağım için abime gidip her şeyi anlatmam lazımdı, odadan çıkarken Serpilay'ın adını bağırarak söylemiştim etraftaki çalışanlar bana bakarken tek beklediğim Serpilaydı oda hemen gelmişti zaten
"Odayı toplayın geldiğimde yerde tek bir şey bile istemiyorum"
"Tamam Fırat bey" Serpilayı arkamda bırakarak abimin odasına doğru gittim, odaya geldiğimde ise elimi sekreterin masasının üzerine koyarak "Abim odada mı?" Demiştim bakışlarım sadece kapıdaydı çünkü bu sefer iyi karışmıştı işler "Evet Fırat bey odada" başımı sallayıp kapıyı bir kaç kere tıklatıp içeriye girerken abim arkası kapıya dönük telefonla görüşüyordu, kapının açılmasıyla abim sandalyeyi çevirip kapıya bakmıştı ve beni görmesiyle
"Tamam sen hallet, daha sonra bana haber et" deyip direk kapatmıştı.
"Hayırdır bir sıkıntımı var?"
"Yok bir şey aslan parçası"
"Tamam" deyip karşı koltuğa geçip oturdum ama abim hala toplantıyla ilgili tek bir soru bile sormamıştı abimin bakışları bendeyken benim bakışlarım karşı duvardaydı boğazımı temizleyip arkaya doğru yaslanırken hala bir şey sormamıştı
"Neden bir şey sormuyorsun?" ve ilk soruyu yöneten bendim, abimin olması gerekirken bendim, başımı abime çevirmeden bakışlarımla abime bakmıştım ama abim ilk kez hiç bir şey demiyordu daha sonra başımı' da tereddüt ederek çevirmiştim abim ise derin bir nefes verip arkaya yaslanmıştı
"Biliyorum çünkü Fırat, neyin ne olduğunu"
"Sen nasıl biliyorsun?, ben daha yeni öğrendim" abim gülerek
"Odayı dağıtmandan anlayabiliyorum" ellerini masanın üzerinde birleştirirken bana doğru yaklaşıp "Haberin geldi, bende seni bekliyordum" başımı aşağıya yukarıya sallarken "Peki" deyip kabullenmiştim
"O zaman?" alt dudağımı dişlerimin arasın da ezerken dudağımı silip konuşmama devam ettim
"Direk söyleyeyim, bu it paralarla birlikte kaçmış ve bu şirkete bağlı bütün olan işler durmuş"
"Tamam boş ver sen şimdi, hallederiz, Mardin' deki ortaklarla bir toplantı ayarladım bu akşam için, ona
katılır' mısın?"
abimin benden istediği şeye şaşırmıştım daha sabah esip gürleyen adam şimdi hiç bir şey olmamış gibi beni Mardine'mi gönderiyordu
demek'ki abim benimde cezamı böyle kesmişti belli' ki bu işten elimi ayağımı çektirecekti, işte bu ağrıma gitmişti, esip gürlese daha iyiydi ama bunu yapmasaydı bana, avudumun içini kemirirken kanatmıştım ama hiç bir şey demeden başımı eğip çıkmak için kalkmıştım, abime karşı baş eğmem zoruma gitmedi ama beni kendinden, işlerden uzaklaştırması gücüme gitmişti, oturduğum koltuktan kalkıp ceketimi düzeltirken baş sallayıp kapıya doğru ilerledim.
"Seni uzak tutmuyorum işlerden Fırat, sadece şu anlık-"
Abim konuşmaya başlayınca hafif bir şekilde arkamı dönüp baktım cidden dediklerinde ciddimiydi, gerçekten böylemi düşünüyordu
"Mardin' e dönmek istemiyorum, yani, şu anlık" diyerek yarım kalan cümlesinide beni kırmamak için böyle tamamlamıştı.
"Tamam sıkıntı değil" önüme dönüp çıkarken abim son kez arkamdan
"Mekanın adresini atarım" demişti, abime karşı hiç bir şey demeden odadan çıkıp gittim, şirketten ayrılırken yanıma hiçbir dosya almadım çünkü gerekte yoktu, uçağın kalkmasına daha iki saat olduğu için biraz sahil kenarına gidip yürüdüm asıl kızdığım kendimdi, benim, bizim düştüğümüz gaflet yüzünden bu iş bu şekil olmuştu bu yüzden de abimin bize yaptığı her şey, abimin en doğal hakkıydı, elimize yüzümüze bulaştırdığımız işten beni dışarda tutuyordu, ama olmuyordu işte kendime kızıyordum, bu hatanın en büyük sorunlusu hatta tek sorunlusu bizlerdik, banka oturup uzun uzadıya düşünsem' de boşaydı, olan olmuştu ve artık tek düşüneceğim şey ise bunu nasıl toplamam gerektiğiydi, belki' de şansım olmayacaktı ama bir yolunu bulmam gerekiyordu ne kadar oturup denizi seyrettim bilmiyorum ama artık kalkıp havalimanına gittim üç saatin sonunda Mardin' e indiğimde abimden mekanın konumu gelmişti Mardin' e gelene kadar akşam olduğu için direk mekana geçiş yaptım.
İZEM'DEN
Sürekli doktorlarla iletişim halinde bir oraya bir buraya sürüklensem' de kendi çapımda doktorlar çağırıp baktırmıştım ama hepsinin söylediği tek bir şey var "Kanser ilerlemiş" aklım hayalim almıyor, bu illeti yenmişken nasıl olurda yeniden başlıyor ve de ilerliyor olmasıydı, doktorun odasından çıkarken sadece kulaklarımda doktorun sözleri vardı odadan nasıl çıktığımı anlamazken beni kendime getiren arkamdan kapattığım kapıydı ve oda yüzüme tüm acımasızlığıyla çarpmıştı, ailem bir bir dağılıyordu ve ben kimseyi tutamıyordum nefes almamla yere diz çökmem bir olurken hıçkırıklarımı serbest bırakmıştım artık, koskoca dünyada bir başıma kalmıştım ne babam nede yanımda kardeşim vardı, kardeşime ben haber vermemiştim ama babam ortada bile yoktu son kez telefonu elime alıp zorda olsa babamı arasam' da kuru çalışın ve meşgule düşen telefonun sesinden başka bir şey değildi, sevdiği kadın burada canıyla cebelleşirken, kızı, canının bir parçası olan ben annemin acısıyla burada kaybolurken babam ortalarda yoktu ve umurunda bile değildik, her bir düşünceyle kalbim daha fazla sıkışırken benim elim kolum bağlanmıştı.
"Bu kadarı çok fazla!" Hıçkırıklarımın arasından zorda olsa kelimler boğazımı yırta yırta çıkıyordu şu koskoca koridorda yalnız başıma ben kalmışken sadece bana yoldaşlık eden hıçkırıklarım ve göz yaşlarımdan başka birşey yoktu, tek sığınağım yaslandığım duvar olurken saklanabileceğim bir yerim yoktu vede olmayacaktıda, sadece yaslanabileceğim bir soğuk duvar vardı, ve oda tüm soğukluğuyla bedenimi sarıp sarmalıyordu, zorda olsa kendimi sakinleştirirken düştüğüm yerden tek başıma kalktım ve yine kendi elimden sadece ben, kendim tutmuştum, göz yaşlarımı silip derin bir nefes alırken ayaklarımı sürüyerekte olsa, boş koridordan geçip ve bana bakan insanların bakışları altında hastaneden çıkarak bahçeye çıktım, peki bundan sonra ne olacaktı, nasıl yeniden bu hastalığı aşacaktık, anneme tekrar bu gücü nasıl toplatacaktım bilmiyorum ama sadece tek bildiğim bir şey vardı oda bu durumu kardeşime söylemem lazımdı, dışarının esintisi yüzüme çapmasıyla içim ürperirken bakışlarımı gök yüzüne sabitleyip derin bir nefes alıp telefonu alırken elime omzuma dokunan elle hızla arkama baktım.
"Ne yapıyorsun, burada?"
"Kardeşime ne diyeceğimi düşünüyorum" Hakan her zamanki gibi yine yanımdayken yüküme ortak olmaya çalışıyordu ama yükler tek kişilik olduğundan sadece yanımda durabiliyordu, ben yükün altında ezilirken ayağa kalkmam için beni ayakta tutmaya çalışıyordu
"Doktor geldi anneni muayene etmek için" Hakan'ın cümlesiyle hızla içeriye girerken yüreğim ağzımda atıyordu, hızla annemin yattığı koridora gelirken odaya yeltenmemle bir elle durdurulmuştum, hızla elin sahibine baktığımda ise bir hemşire bana bakıyordu
"Doktor bey muayene ediyor burada bekleyin lütfen" hemşireye sadece başımı sallamakla yetinirken hemşire benim yanımdan geçip benim giremediğim odaya girmişti, boş hastane koridorunda sadece ben varken gözlerim sadece kapıdaydı, annemin hastalığı için hastane neredeyse ikinci evimiz olurken hastane her defasında kanımı çekmeyi başarıyordu, bir gün annemi benden alacak korkusuyla adımladığım koridor sokaklarında bu sefer annemi çıkarmak için adımlıyordum, artık ezbere bildiğim ses koridorda yankılanırken hızla arkama baktığımda doktor içeriden çıkmıştı, doktoru görmemle adımlarımın yönünü değiştirip hızla doktorun yanına gitmemle doktorda bana gelmişti.
Doktorla bakışmak, en zoruda buya sen umutla bakıyorsun ama doktor bilmediğin bir bakışla bakıyor ve sen umut etmeyi unutuyorsun, doktorun yüzünden bir çıkış yolu arasamda yoktu, bulamıyordum, sop soğuk bakıyordu bana, doktorlar bile duygularını kaybediyorlardı kim diyebilirki anneni kurtaramıyoruz!, deli gibi korktuğum cevaplar olsada zorda olsa yutkunarak konuştum, her şeye rağmen gördüğüm ışığa çıkmak için sordum
"Durum nedir doktor hanım?"
"Durumlar iyi İzem hanım, bugün çıkabilirsiniz" doktorun verdiği cevapla şok olurken kalbim yeşermişti solan umutlarım tekrardan çiçek açmıştı, doktorun cümleleri kulağımda yankı etmesiyle yüzüme tebessüm yayılırken göz yaşlarım artık beni dinlemez olmuştu, alt dudağımı dişleyerek zorda olsa "Teşekkür ederim" kelimeleri boğazımdan dökülmüştü, doktorun bu cümlesini bir aydır nasıl beklediğimi bir ben birde Allah bilirdi, sadece beş cümle her şeyi değiştirmeye yetmişti ya, her şeyi yok edecekti yada her şeyi yeniden yazacaktık ve bu seferde bize yeniden her şeyi yapma, düzeltme şansı verilmişti, gözlerimi kapatıp ne kadar dua etsemde azdı çünkü biliyorumki bu bize verilen en büyük şanstı!
"Rica ederim ne demek, ama size verdiğim reçetedeki ilaçları mutlaka aksatmadan kullanın"
Doktorun cevabıyla gözlerimi aralayıp başımla onay verirken hızla annemin, tek yoldaşımın yanına gittim. Göz yaşlarıma yüzümdeki gülümseme eşlik ederken oda'nın kapısı hızla açılmasıyla annemden ayrılıp gelene bakarken içeriye tüm neşesiyle Cansu girmişti içimdeki mutlulukla hızla Cansu' ya sarılırken oda sımsıkı bana sarılmıştı
"Ne oldu?, sonuçlar nasıl?" Cansu beni kendinden çekerek merak ve korkuyla sorusunu sorarken ben ona mutlulukla bakıyordum
"Çok iyi, hatta hastaneden çıkabiliriz"
Cansu derin bir oh çekerken tekrardan beni tutup kendine çekmesiyle sarılırken gözlerimi kapatıp uzun süre içimde tuttuğum nefesi verdim.
************************************
İSTEGRAM HESABIM : teynimg_yazar_
TİKTOK HESABI : TEYNIMG_YAZAR_06
TAKİP EDERSENİZ ÇOK SEVİNİRİM CANLARIM. (İstegramda ve tiktokta güzel videolar var kaçırmayın derin😉😇🤗)
SİZİ ÇOK SEVİYORUM KENDİNİZE İYİ BAKIN 💞❤♥😇
NOT : Bölüm biraz geç kaldı canlarım ama güzel bir bölümle karşınızdaydım yorumlarınızı ve oylamalarınızı bekliyorum. İyi okumalar😇😊