İçeriğe geç

HÜKÜM

Bölüm 13 · 16 dk okuma

HÜKÜM

Bölüm 13

11. BÖLÜM

FIRAT' TAN

Ne kadar kararsız' da kalsam sonunda abime seslenmiştim

"Abi!"

"Neden Fırat?" Abimin sorusuyla aniden abime bakarken abim sadece camdan dışarıya, bembeyaz bulutlara bakıyordu, ilk ben seslenmiştim ama abimin soru sormasını beklemiyordum

"Nasıl abi?"

"Neden berdel, yani neden kana kan değil' de neden berdel?"

"Herkes yaralı abi" abim verdiğim cevapla öfkeyle bana bakarken başını hafif yan çevirmişti

"Ne saçmalıyorsun Fırat?"

"Herkes dökülen kanların azabıyla yaşıyor, kaybedilen, yitip giden evlatlarına bir yenisini eklemek istemedikleri için berdel abi"

Abim bakışlarını benden çevirip önüne bakarken kararan gözleri tekrar beni bulmuştu

"Kan diyenler biliyor berdel' in zorluğunu, bir insanın üzerine gelebilecek kumanın, aşağılanmanın ne demek olduğunu biliyorlar, kendi kızlarının başına geldikleri için kan diyorlar tıpkı sana arka çıkan tek tük ağaların kızlarının, eşlerinin, yakınlarının başlarına geldiği gibi"

Abim hiçbir şey demeden beni dinlerken kömür gözlerini, öfkeli bakışlarını benden kaçırıp bomboş önüne bakmıştı

"Berdel diyen kişiler ise onlarda bir canın yitip gitmesinin zorluğunu, acısını, bir düzenin alt üst olması ne demek olduğunu bildikleri için berdel diyorlar tıpkı sana karşı gelen onca Ağa'nın bu acıları bildikleri gibi"

"Madem öyle neden Aliz'i kurban ettiler?"

Abimin buzdan farksız sorusuna cevapsız kalırken abim benim yerime vermişti asıl cevabı

"Ben sana diyeyim, çünkü kendilerini kurtarmak için, yaşanılacakları yaşamamak için, o kız yaşasın dediler ve kurban ettiler"

Abimin cevabıyla başımı eğip sessiz kalırken abimin artık sessiz kalmaya tahammülü yoktu

"Gök yüzünün eteklerinde ve gök yüzüne komşu bir şehiriz Fırat, elimizi kaldırsak gökyüzünü tutacak kadar yakınız ama bir o kadarda uzağız, toprakları ise aç, ne yapsan ne etsen doymuyor, belkide insanlar doymuyor ama ben onları kana doyuracağım ve sadece doymakla'da kalmayacaklar kan kusturacağım, bu topraklar bizden çok kolay sevdiğimizi alırken ben hiç istemedikleri kişileri göndereceğim, işte o zaman bir can daha istemeyecek, bırak istemeyi gelecek diye korkacak"

Abim soluklanıp tekrardan öfkeyle "Ama bana yaşatılan acının mislisini yaşatacağım" demişti, abimin gözlerinin içine bakarken abim bakışlarını eteklerinde olduğumuz gök yüzüne bakmaya başlamıştı.

"Bizim buraların taşları dile gelse konuşur abi, her bir taş acı kusar' da susarlar, herkes olacakları görürde görmezler, bizimde kaderimiz buya sevdiklerimizi bir bir kaybediyoruz."

abim sözlerimle birlikte hızla bana bakarken yakamı tutmuş kendine doğru çekerek içindeki öfkeyi gözleriyle kusmuştu

"Kaybetmeyeceksin Fırat, boyun eğmeyeceksin, kader diye bir şey yok sadece bizim çizdiğimiz ve seçtiğimiz yol var, yaşanmaması gerekenler yaşanınca kader diye arkasına saklanamayız, yaşanan bunlar kader değil sadece bize görülen revağ , ama ben onlara göstereceğim, ve sende adam ol elindekine, gönlündekine sahip çık!"

abim hızla yakamı bırakıp önüne dönerken bende hiçbir cevap vermeden önüme döndüm, belki' de dediği doğruydu bize reva görülen sonların karşısında durmamamız lazımdı!

-

İzmit'e indiğimizde saat beş olurken abim tüm yol uyumamış, sadece bulutlara bakıp durmuştu, yol boyunca sadece tek bir sefer konuşmuştuk ve sonrasında ise ölüm sessizliğine bürünmüştük, aslında abim denilecek her şeyi demişti zaten bundan başkada denilecek bir söz'de yoktu, abimin üzerinde sayısını bilmediğim günlerin yorgunluğu varken üstündeki yüklerin ağırlığında eziliyordu ve abim ezilirken biz hiçbir şey yapmıyor sadece izlemekle yetiniyoruz ama bu duruma el atmazsam eğer bırak işleri yapmayı bir yerde yığılıp kalacaktı, yolculuk ne kadar sessiz geçse' de aslında çok şey anlatarak geçiyordu ve bitmek bilmeyen çığlıklarla geçmişti yol, uçaktan inerken' de ölüm, intikam, gelecek kötü günlerin habercisi olan sessizlik devam ederken Yaver hızla yanımıza gelip selamlaşmıştık.

"Hoş geldiniz kardeşim" abim Yaverin cevabına sadece başını eğerek cevap verirken hiçbir şey demeden sadece ölüm saçan ve kan çanağına dönen gözleriyle Yaverin koluna dokunup yanından geçip gitmişti ama bu halde olmazdı, buna izin veremezdim.

"Abi yarın şirkete geçeriz, herkes çok yorgun zaten"

Abim cevabımla birlikte bir adım bile atmadan olduğu yerde dururken derin bir nefes alıp bir iki adım ilerleyip Yaver'in yanında durduğumda hiçbir şey demeden bekledim, abim ilk önce omzunun üstünden baksa' da yüzündeki öfke ikiye katlanmış bir şekilde hızla bana arkasını dönerken anlamsız bakışlarla bana bakıyordu, abim ilk önce Yaver' e daha sonra bana bakarak tam konuşacakken müsaade etmeden sözüme devam ettim.

"Abi bizden önce sen kendine bak, kaç gündür tek bir gram bile uyumuyorsun"

"Ben iyi-"

"İyi falan değilsin!, hiçbir halt değilsin abi!, şu haline bir bak kaç gün oldu?, yıkılıp kalacaksın bir yerde"

Abimin yüzüne karşı tüm içimde olan birikmişliği tek tek söylemiştim çünkü bu kadar kendini suçlaması yeterdi gün geçtikçe gözümün önünde yok oluyordu

"Abi git dinlen, daha sonra gel, lütfen"

Lütfen kelimesini yalvarır cinsten söylemiştim çünkü daha fazla buna katlanamazdım, abimin böyle çökmesine göz yumamazdım ve sonunda resmen abime karşı verdiğim savaşı kazanmıştım çünkü abim kafasıyla onaylayarak ve yüzüne küçük bir tebessüm yayarak

"Tamam, yarın görüşürüz" demişti

Abimi İzmit 'teki bizim otellerden birine bırakınca bende kendi işlerimi halletmek için geri gittim, ağabeyim kabul etmesine etmişti ama adımın Fırat olduğuna emin olduğum kadar otele gidince yatıp uyumayacağını' da emindim ama en azından kimse abimin ne halde olduğunu görmezdi.

Tüm gün dışardaki işleri halletmekle uğraşsam' da aklım sürekli yıkılan ama asla yıkılmayan abimdeydi, akşamın olmasıyla birlikte otele gittim

"İyi akşamlar benim odanın anahtarını alayım"

"Buyurun Fırat bey" kız hızla anahtarı verirken başımla onay verip lobiden ayrılmak için adım atmamla birlikte aklıma gelen düşünceyle dursam' da ve ne kadar resepsiyondaki kişilere sormak istemesem' de geriye dönüp abimi sordum.

''Ağabeyim Kaner Kamiroğulları nerede?''

''Odasında Fırat Bey''

"Peki, otelden çıkış yaptı mı?"

"Hayır efendim"

"Emin misin?"

"Eminim Fırat Bey tüm gün ben buradaydım"

"Eyvallah kolay gelsin"

"Sağ olun Fırat Bey, iyi istirahatler"

Odaya çıkıp kapıyı arkamdan kapatırken kendimi yatağa attıp uyudum, tabi ne kadar uyumak denirse o kadar uyumuştum, sürekli parça parça uyuyup uyanmıştım .

-

Sabah abimi alarak ilk önce güzel bir kahvaltı' ya götürdüm biraz ısrar

etse' de gelmemek için, Miğdem' in kötü olduğunu söyleyerek kandırmıştım, kahvaltı boyunca hiç kimse konuşmazken çatal sesleri durmuyordu, bizim sessizliği bozan ama ortamın sesine yeni bir ses eklenen telefon sesi olurken çok fazla çalmasına müsaade etmeden cevaplamıştım.

"Efendim?"

"Fırat bey iyi günler, bazı adamları konuşturmayı başardık ne yapmamızı emredersiniz?"

Kadir' in vermiş olduğu güzel haberle "Bir dakika" deyip sessize almıştım telefonu, dirseğimi masaya koyup abime baktım, abim ise sadece manzaraya bakıp çayını içiyordu.

"Abi, Kadir bazılarını konuşturmuş ne yapalım?" Abim sorumla birlikte bardağı masaya koyup gözünün ucuyla bana bakarken gözlerini kırıp çenesini oynatıp yutkunurken

"Sana verdiğim zarflarla birlikte herkesi ait olduğu kapıya bırakın" demişti.

Abimin dediğinden bir şey anlamasam' da telefona geri dönerken Kadir' e "Ait oldukları kapıya bırakın, zarfları' da verin" deyip kapatmıştım telefonu

"Kimlerin olduklarını

sormayacak' mısın?"

"Bana lazım olan kişiler daha konuşmadı Fırat, ben onları bekliyorum" abimin vermiş olduğu cevapla şaşırsam' da diğer merak ettiğim soruyu sordum

"Zarflarda ne var abi?" Abim derin bir nefes verirken kısılan bakışları daha fazla kısılmıştı

"Herkesin rahatını bozacak ve korkmaya başlamaları için gerekli yazı ve Flash disk var" abimin kendinden emin sözleriyle gözlerimi kırarak abime bakmıştım.

"Flash disk' de ne var?"

abim bana kızaran gözlerle bakarken yutkunarak "Orası' da sürpriz olsun ha" demişti abimin sözünden sonra yutkunup önüme dönerken başımla onay vermiştim, başlamıştık başlamasına ama bu tehlikeli bir başlamaydı ve böyle' de devam edecekti, restorandan çıkıp şirkete gittiğimizde Yaver çoktan gelmiş işe bile girişmişti ama belliydi her halinden felaket tellalleri cirit atıyordu odada.

Abim hızla kapıyı açıp girerken bende arkasından girip kapıyı arkamdan kapatırken abim daha fazla oyalanmadan gür sesiyle konuşmuştu

"Hayırdır Yaver ne dolanıp duruyorsun?"

Yaver bana ve abime bakarak sıkıntılı bir nefes eşliğinde volta attığı yerde adımları kesilirken durup bize bakmıştı

"Hiç hayır değil Kaner, hem' de hiç"

"Söyle bakalım ne oldu?"

Abim o kadar bıkmış ses tonuyla sormuştu' ki ne olduğunu, en ufak pürüze bile tahammülü kalmamıştı sadece abimin değil artık kimsenin en ufak bir kötü haberi kaldıracak hali yoktu ama felaket tellallarının' da vaz geçeceği yoktu.

"Şirketin ortağı Nevzat Özdemir, ailesini' de alarak kaçmış"

"'Ne diyorsun lan sen!?" abim Yaverin cevabıyla biraz yüksek sesle bağırırken şok olmuş gözlerle bakıyordu

"Abi valla bizde anlamadık nasıl olduğunu, sabah arayım şirkete gelsin bir oturalım konuşalım şirketle ilgili dedim ama açmadı telefonu, müdür yardımcısını aradım en son iş seyahatine çıktıydı hala yok ortada gelmemiş bir daha"

"Bana bak Yaver, bizden biri yok mu şirkette, adam burayı kendi malı gibimi işletiyor?"

"Yok, abi biz geliyoruz Fırat' la, zaten sende biliyorsun bir ayağımız sürekli İzmit' te''

Yaverin dediklerinden sonra ağzım açık kalkmıştı, elimle sakalımı sıvazlarken gözlerimi kapatıp bir şaka olduğunu diledim ama değildi, abimin öfkesine her dakika bir yenisi eklenirken her sözlerinde Yavere bir adım daha yaklaşıyordu

"Bu ne lan o zaman!?"

Abim her tarafa, herkese, kim olduğuna bakmadan ateş saçarken biz birazda olsa bu ateşin sönmesi, durulması için elimizden gelenin fazlasını yapmaya çalıyorduk ama bu iş daha fazla harlıyordu, abim deliye dönmüş gibi önüne gelene bağırmaya başlarken kimsenin verecek tek bir cevabı bile yoktu

"Nasıl kaçıyor adam peki Yaver!, Fırat!"

"Abi son olaylardan biraz boşladık ama sürekli irtibat halindeyiz"

"Sürekli irtibat halinde olduğunuz halinde' mi koskoca şehirden adam kaçıyor, biran açığımızda böyle çökerler tepemize işte"

Daha fazla ağabeyim Yaveri dinlemeyerek ceketin cebindeki telefonu alarak birilerini aramıştı

"Hemen bana Nevzat Özdemir' in kaçtığı deliği buluyorsun!"

Abim cevap vermesine bile müsaade etmeden telefonu kapatırken herkesi öldürecek gibi bakıyordu ve en sonunda elini masaya vurmasıyla ateş püskürmüştü

"Bunu yaptığına pişman edecem!"

Abimin öfkesine bizden bir cevap gelmezken Kaner ağa bir hışımla odadan çıkıp gitmişti.

İşte bu olmamalıydı her şey olabilir ama bu olmamalıydı, onca sıkıntının üstüne birde bu abimi iyicene sinirlendiriyordu, Nevzat nasıl bir cesaret gösterip kaçabilirdi hele' ki süren işler varken, adam gibi ben bırakıyorum deseydi ne olurdu sanki, aklıma gelen başka fikirleri dile bile getirmek istemiyorken beynime hücum ediyorlardı, Allah verede sadece kaçmayla kalsaydı eğer olurda şeytana uyduysa işte o zaman bittiydi.

************************************

İSTEGRAM HESABIM : teynimg_yazar_

TİKTOK HESABI : TEYNIMG_YAZAR_06

TAKİP EDERSENİZ ÇOK SEVİNİRİM CANLARIM. (İstegramda ve tiktokta güzel videolar var kaçırmayın derin😉😇🤗)

SİZİ ÇOK SEVİYORUM KENDİNİZE İYİ BAKIN 💞❤♥😇

FIRAT' TAN

Ne kadar kararsız' da kalsam sonunda abime seslenmiştim

"Abi!"

"Neden Fırat?" Abimin sorusuyla aniden abime bakarken abim sadece camdan dışarıya, bembeyaz bulutlara bakıyordu, ilk ben seslenmiştim ama abimin soru sormasını beklemiyordum

"Nasıl abi?"

"Neden berdel, yani neden kana kan değil' de neden berdel?"

"Herkes yaralı abi" abim verdiğim cevapla öfkeyle bana bakarken başını hafif yan çevirmişti

"Ne saçmalıyorsun Fırat?"

"Herkes dökülen kanların azabıyla yaşıyor, kaybedilen, yitip giden evlatlarına bir yenisini eklemek istemedikleri için berdel abi"

Abim bakışlarını benden çevirip önüne bakarken kararan gözleri tekrar beni bulmuştu

"Kan diyenler biliyor berdel' in zorluğunu, bir insanın üzerine gelebilecek kumanın, aşağılanmanın ne demek olduğunu biliyorlar, kendi kızlarının başına geldikleri için kan diyorlar tıpkı sana arka çıkan tek tük ağaların kızlarının, eşlerinin, yakınlarının başlarına geldiği gibi"

Abim hiçbir şey demeden beni dinlerken kömür gözlerini, öfkeli bakışlarını benden kaçırıp bomboş önüne bakmıştı

"Berdel diyen kişiler ise onlarda bir canın yitip gitmesinin zorluğunu, acısını, bir düzenin alt üst olması ne demek olduğunu bildikleri için berdel diyorlar tıpkı sana karşı gelen onca Ağa'nın bu acıları bildikleri gibi"

"Madem öyle neden Aliz'i kurban ettiler?"

Abimin buzdan farksız sorusuna cevapsız kalırken abim benim yerime vermişti asıl cevabı

"Ben sana diyeyim, çünkü kendilerini kurtarmak için, yaşanılacakları yaşamamak için, o kız yaşasın dediler ve kurban ettiler"

Abimin cevabıyla başımı eğip sessiz kalırken abimin artık sessiz kalmaya tahammülü yoktu

"Gök yüzünün eteklerinde ve gök yüzüne komşu bir şehiriz Fırat, elimizi kaldırsak gökyüzünü tutacak kadar yakınız ama bir o kadarda uzağız, toprakları ise aç, ne yapsan ne etsen doymuyor, belkide insanlar doymuyor ama ben onları kana doyuracağım ve sadece doymakla'da kalmayacaklar kan kusturacağım, bu topraklar bizden çok kolay sevdiğimizi alırken ben hiç istemedikleri kişileri göndereceğim, işte o zaman bir can daha istemeyecek, bırak istemeyi gelecek diye korkacak"

Abim soluklanıp tekrardan öfkeyle "Ama bana yaşatılan acının mislisini yaşatacağım" demişti, abimin gözlerinin içine bakarken abim bakışlarını eteklerinde olduğumuz gök yüzüne bakmaya başlamıştı.

"Bizim buraların taşları dile gelse konuşur abi, her bir taş acı kusar' da susarlar, herkes olacakları görürde görmezler, bizimde kaderimiz buya sevdiklerimizi bir bir kaybediyoruz."

abim sözlerimle birlikte hızla bana bakarken yakamı tutmuş kendine doğru çekerek içindeki öfkeyi gözleriyle kusmuştu

"Kaybetmeyeceksin Fırat, boyun eğmeyeceksin, kader diye bir şey yok sadece bizim çizdiğimiz ve seçtiğimiz yol var, yaşanmaması gerekenler yaşanınca kader diye arkasına saklanamayız, yaşanan bunlar kader değil sadece bize görülen revağ , ama ben onlara göstereceğim, ve sende adam ol elindekine, gönlündekine sahip çık!"

abim hızla yakamı bırakıp önüne dönerken bende hiçbir cevap vermeden önüme döndüm, belki' de dediği doğruydu bize reva görülen sonların karşısında durmamamız lazımdı!

-

İzmit'e indiğimizde saat beş olurken abim tüm yol uyumamış, sadece bulutlara bakıp durmuştu, yol boyunca sadece tek bir sefer konuşmuştuk ve sonrasında ise ölüm sessizliğine bürünmüştük, aslında abim denilecek her şeyi demişti zaten bundan başkada denilecek bir söz'de yoktu, abimin üzerinde sayısını bilmediğim günlerin yorgunluğu varken üstündeki yüklerin ağırlığında eziliyordu ve abim ezilirken biz hiçbir şey yapmıyor sadece izlemekle yetiniyoruz ama bu duruma el atmazsam eğer bırak işleri yapmayı bir yerde yığılıp kalacaktı, yolculuk ne kadar sessiz geçse' de aslında çok şey anlatarak geçiyordu ve bitmek bilmeyen çığlıklarla geçmişti yol, uçaktan inerken' de ölüm, intikam, gelecek kötü günlerin habercisi olan sessizlik devam ederken Yaver hızla yanımıza gelip selamlaşmıştık.

"Hoş geldiniz kardeşim" abim Yaverin cevabına sadece başını eğerek cevap verirken hiçbir şey demeden sadece ölüm saçan ve kan çanağına dönen gözleriyle Yaverin koluna dokunup yanından geçip gitmişti ama bu halde olmazdı, buna izin veremezdim.

"Abi yarın şirkete geçeriz, herkes çok yorgun zaten"

Abim cevabımla birlikte bir adım bile atmadan olduğu yerde dururken derin bir nefes alıp bir iki adım ilerleyip Yaver'in yanında durduğumda hiçbir şey demeden bekledim, abim ilk önce omzunun üstünden baksa' da yüzündeki öfke ikiye katlanmış bir şekilde hızla bana arkasını dönerken anlamsız bakışlarla bana bakıyordu, abim ilk önce Yaver' e daha sonra bana bakarak tam konuşacakken müsaade etmeden sözüme devam ettim.

"Abi bizden önce sen kendine bak, kaç gündür tek bir gram bile uyumuyorsun"

"Ben iyi-"

"İyi falan değilsin!, hiçbir halt değilsin abi!, şu haline bir bak kaç gün oldu?, yıkılıp kalacaksın bir yerde"

Abimin yüzüne karşı tüm içimde olan birikmişliği tek tek söylemiştim çünkü bu kadar kendini suçlaması yeterdi gün geçtikçe gözümün önünde yok oluyordu

"Abi git dinlen, daha sonra gel, lütfen"

Lütfen kelimesini yalvarır cinsten söylemiştim çünkü daha fazla buna katlanamazdım, abimin böyle çökmesine göz yumamazdım ve sonunda resmen abime karşı verdiğim savaşı kazanmıştım çünkü abim kafasıyla onaylayarak ve yüzüne küçük bir tebessüm yayarak

"Tamam, yarın görüşürüz" demişti

Abimi İzmit 'teki bizim otellerden birine bırakınca bende kendi işlerimi halletmek için geri gittim, ağabeyim kabul etmesine etmişti ama adımın Fırat olduğuna emin olduğum kadar otele gidince yatıp uyumayacağını' da emindim ama en azından kimse abimin ne halde olduğunu görmezdi.

Tüm gün dışardaki işleri halletmekle uğraşsam' da aklım sürekli yıkılan ama asla yıkılmayan abimdeydi, akşamın olmasıyla birlikte otele gittim

"İyi akşamlar benim odanın anahtarını alayım"

"Buyurun Fırat bey" kız hızla anahtarı verirken başımla onay verip lobiden ayrılmak için adım atmamla birlikte aklıma gelen düşünceyle dursam' da ve ne kadar resepsiyondaki kişilere sormak istemesem' de geriye dönüp abimi sordum.

''Ağabeyim Kaner Kamiroğulları nerede?''

''Odasında Fırat Bey''

"Peki, otelden çıkış yaptı mı?"

"Hayır efendim"

"Emin misin?"

"Eminim Fırat Bey tüm gün ben buradaydım"

"Eyvallah kolay gelsin"

"Sağ olun Fırat Bey, iyi istirahatler"

Odaya çıkıp kapıyı arkamdan kapatırken kendimi yatağa attıp uyudum, tabi ne kadar uyumak denirse o kadar uyumuştum, sürekli parça parça uyuyup uyanmıştım .

-

Sabah abimi alarak ilk önce güzel bir kahvaltı' ya götürdüm biraz ısrar

etse' de gelmemek için, Miğdem' in kötü olduğunu söyleyerek kandırmıştım, kahvaltı boyunca hiç kimse konuşmazken çatal sesleri durmuyordu, bizim sessizliği bozan ama ortamın sesine yeni bir ses eklenen telefon sesi olurken çok fazla çalmasına müsaade etmeden cevaplamıştım.

"Efendim?"

"Fırat bey iyi günler, bazı adamları konuşturmayı başardık ne yapmamızı emredersiniz?"

Kadir' in vermiş olduğu güzel haberle "Bir dakika" deyip sessize almıştım telefonu, dirseğimi masaya koyup abime baktım, abim ise sadece manzaraya bakıp çayını içiyordu.

"Abi, Kadir bazılarını konuşturmuş ne yapalım?" Abim sorumla birlikte bardağı masaya koyup gözünün ucuyla bana bakarken gözlerini kırıp çenesini oynatıp yutkunurken

"Sana verdiğim zarflarla birlikte herkesi ait olduğu kapıya bırakın" demişti.

Abimin dediğinden bir şey anlamasam' da telefona geri dönerken Kadir' e "Ait oldukları kapıya bırakın, zarfları' da verin" deyip kapatmıştım telefonu

"Kimlerin olduklarını

sormayacak' mısın?"

"Bana lazım olan kişiler daha konuşmadı Fırat, ben onları bekliyorum" abimin vermiş olduğu cevapla şaşırsam' da diğer merak ettiğim soruyu sordum

"Zarflarda ne var abi?" Abim derin bir nefes verirken kısılan bakışları daha fazla kısılmıştı

"Herkesin rahatını bozacak ve korkmaya başlamaları için gerekli yazı ve Flash disk var" abimin kendinden emin sözleriyle gözlerimi kırarak abime bakmıştım.

"Flash disk' de ne var?"

abim bana kızaran gözlerle bakarken yutkunarak "Orası' da sürpriz olsun ha" demişti abimin sözünden sonra yutkunup önüme dönerken başımla onay vermiştim, başlamıştık başlamasına ama bu tehlikeli bir başlamaydı ve böyle' de devam edecekti, restorandan çıkıp şirkete gittiğimizde Yaver çoktan gelmiş işe bile girişmişti ama belliydi her halinden felaket tellalleri cirit atıyordu odada.

Abim hızla kapıyı açıp girerken bende arkasından girip kapıyı arkamdan kapatırken abim daha fazla oyalanmadan gür sesiyle konuşmuştu

"Hayırdır Yaver ne dolanıp duruyorsun?"

Yaver bana ve abime bakarak sıkıntılı bir nefes eşliğinde volta attığı yerde adımları kesilirken durup bize bakmıştı

"Hiç hayır değil Kaner, hem' de hiç"

"Söyle bakalım ne oldu?"

Abim o kadar bıkmış ses tonuyla sormuştu' ki ne olduğunu, en ufak pürüze bile tahammülü kalmamıştı sadece abimin değil artık kimsenin en ufak bir kötü haberi kaldıracak hali yoktu ama felaket tellallarının' da vaz geçeceği yoktu.

"Şirketin ortağı Nevzat Özdemir, ailesini' de alarak kaçmış"

"'Ne diyorsun lan sen!?" abim Yaverin cevabıyla biraz yüksek sesle bağırırken şok olmuş gözlerle bakıyordu

"Abi valla bizde anlamadık nasıl olduğunu, sabah arayım şirkete gelsin bir oturalım konuşalım şirketle ilgili dedim ama açmadı telefonu, müdür yardımcısını aradım en son iş seyahatine çıktıydı hala yok ortada gelmemiş bir daha"

"Bana bak Yaver, bizden biri yok mu şirkette, adam burayı kendi malı gibimi işletiyor?"

"Yok, abi biz geliyoruz Fırat' la, zaten sende biliyorsun bir ayağımız sürekli İzmit' te''

Yaverin dediklerinden sonra ağzım açık kalkmıştı, elimle sakalımı sıvazlarken gözlerimi kapatıp bir şaka olduğunu diledim ama değildi, abimin öfkesine her dakika bir yenisi eklenirken her sözlerinde Yavere bir adım daha yaklaşıyordu

"Bu ne lan o zaman!?"

Abim her tarafa, herkese, kim olduğuna bakmadan ateş saçarken biz birazda olsa bu ateşin sönmesi, durulması için elimizden gelenin fazlasını yapmaya çalıyorduk ama bu iş daha fazla harlıyordu, abim deliye dönmüş gibi önüne gelene bağırmaya başlarken kimsenin verecek tek bir cevabı bile yoktu

"Nasıl kaçıyor adam peki Yaver!, Fırat!"

"Abi son olaylardan biraz boşladık ama sürekli irtibat halindeyiz"

"Sürekli irtibat halinde olduğunuz halinde' mi koskoca şehirden adam kaçıyor, biran açığımızda böyle çökerler tepemize işte"

Daha fazla ağabeyim Yaveri dinlemeyerek ceketin cebindeki telefonu alarak birilerini aramıştı

"Hemen bana Nevzat Özdemir' in kaçtığı deliği buluyorsun!"

Abim cevap vermesine bile müsaade etmeden telefonu kapatırken herkesi öldürecek gibi bakıyordu ve en sonunda elini masaya vurmasıyla ateş püskürmüştü

"Bunu yaptığına pişman edecem!"

Abimin öfkesine bizden bir cevap gelmezken Kaner ağa bir hışımla odadan çıkıp gitmişti.

İşte bu olmamalıydı her şey olabilir ama bu olmamalıydı, onca sıkıntının üstüne birde bu abimi iyicene sinirlendiriyordu, Nevzat nasıl bir cesaret gösterip kaçabilirdi hele' ki süren işler varken, adam gibi ben bırakıyorum deseydi ne olurdu sanki, aklıma gelen başka fikirleri dile bile getirmek istemiyorken beynime hücum ediyorlardı, Allah verede sadece kaçmayla kalsaydı eğer olurda şeytana uyduysa işte o zaman bittiydi.

************************************

İSTEGRAM HESABIM : teynimg_yazar_

TİKTOK HESABI : TEYNIMG_YAZAR_06

TAKİP EDERSENİZ ÇOK SEVİNİRİM CANLARIM. (İstegramda ve tiktokta güzel videolar var kaçırmayın derin😉😇🤗)

SİZİ ÇOK SEVİYORUM KENDİNİZE İYİ BAKIN 💞❤♥😇

Bölüm sonu

3 yorum