İçeriğe geç

Hudut

Bölüm 24 · 2 dk okuma

Hudut

Bölüm 24

Bölüm 24: Kan ve Barut Kokusu

Defne bir an bile tereddüt etmeden telsiz mandalına bastı. Sesi telsiz frekansında bir kamçı gibi patladı:

"Hakan! Burak! Sol kanattaki kayalığa acele destek! Sıhhiyeyi de alıp gelin, Mert yaralandı!"

Telsizden Hakan’ın endişeli sesi yükseldi: "Anlaşıldı komutanım, geliyoruz!"

Defne, Mert’in omzundaki kanamayı durdurmak için hücum yeleğindeki acil müdahale paketini çıkardı. Gazlı bezi Mert’in omzundaki yaraya sertçe bastırdı. Mert dişlerini birbirine kenetledi, çenesi kasıldı ama tek bir şikayet kırıntısı bile çıkarmadı. Sadece gözlerini Defne’nin gözlerinden ayırmadı.

"Biraz canın yanacak," dedi Defne, gözlerinin içine bakarak. Parmakları beze baskı uygularken aralarındaki o yakınlık dumanlı havanın ortasında yine yakıcı bir hal almıştı.

"Sizin elinizden olsun da..." dedi Mert, boğuk bir sesle gülümsemeye çalışarak. "Canımızın yandığına değsin komutanım."

"Hâlâ çene çalıyorsun Korkmaz," dedi Defne, sesi sert görünmeye çalışsa da gözlerindeki o yoğun şefkati gizleyemeyordu. "Enerjini ayakta kalmaya sakla."

Birkaç dakika içinde Hakan ve Pars Timi’nin sıhhiyecisi Görkem soluk soluğa kayalığa tırmandı. Görkem hızla Mert’in yanına çöktü, çantasını açıp profesyonel bir serilikle müdahaleye başladı.

"Şarapnel derine inmemiş komutanım, ama tampon yapıp hemen tahliye etmemiz lazım," dedi Görkem.

"Aşağıdaki pusu tamamen kaldırıldı mı Hakan?" diye sordu Defne ayağa kalkarak.

"Evet komutanım! Sağ kanadı bastırdık, konvoy emniyete alındı. Araçlar hareket edebilir durumda. Albay’a durum bildirildi, skorsky helikopter fırtınaya rağmen rüzgar altı bir noktaya inmek için yaklaşacak."

"Güzel," dedi Defne. Bakışlarını Görkem’in omzuna sargı bezi sardığı Mert’e çevirdi. Mert, Hakan’ın yardımıyla ayağa kalktı. Yüzü solgundu ama duruşundan bir milim bile ödün vermiyordu.

Defne, Mert’in yanına adımladı. Göğüs göğüse geldiklerinde, diğer askerlerin görmeyeceği bir açıyla Mert’in koluna hafifçe destek oldu.

"Yürüyebilecek misin Korkmaz?"

Mert başını hafifçe eğip Defne’nin gözlerine baktı. Dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.

"Sizinle cehenneme kadar yürürüm komutanım. Helikoptere kadar yürümek çocuk oyuncağı."

Defne başını iki yana salladı ama yüzündeki o gururlu, sıcacık tebessümü gizleyemedi. "Önce karargaha gidiyoruz. Sonra o laflarının hesabını hastanede vereceksin."

Parse Timi yaralı uzmanını ortalarına alarak, zafer kazanmış ama yaralanmış bir kurt sürüsü gibi dağdan aşağı, bekleyen helikoptere doğru süzülmeye başladı. Fırtına dinerken, aralarındaki o gizli bağ artık sarsılmaz bir çeliğe dönüşmüştü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.