İçeriğe geç

Hudut

Bölüm 23 · 3 dk okuma

Hudut

Bölüm 23

Bölüm 23: Vadi İçindeki Cehennem

142 rakımlı tepenin sırtına ulaştıklarında fırtına şiddetini daha da artırmıştı. Aşağıdaki boğazda, çamura saplanmış iki askeri kamyon ve önlerinde mevzilenmiş tedarik konvoyu görünüyordu. Telsiz parazitlerinin arasından yardım çığlıkları yükseliyordu.

"Komutanım! Sol kayalıklardan üzerimize roket atıyorlar! Bastırıldık, çıkamıyoruz!"

Defne tepeye çömelip gece görüş gözlüğüyle boğazın sol kanadındaki dik kayalıkları taradı. Fırtınanın ve yağmurun arasında termal kamera izleri belirdi. Teröristler yüksek noktayı ele geçirmiş, aşağıyı çapraz ateşe tutuyordu.

"Sinan, Görkem! Ağır makineliyle sağ kanada baskı ateşi kurun, dikkatleri üzerinize çekin!" dedi Defne, çelik gibi keskin bir sesle. "Mert, Hakan, Burak! Benimle geliyorsunuz. Sol kayalıkları arkadan dolanıp temizleyeceğiz!"

"Anlaşıldı komutanım!"

Sinan ve Görkem tepeye yerleşip BORA-12 ve PKM ağır makineliyle ateş açtığı an, boğazdaki silah seslerinin yönü değişti. Düşman odağını sağ kanada kaydırdığı sırada Defne, bir gölge gibi kayalıkların arasından süzüldü. Mert hemen bir adım arkasında, her zamanki gibi onun açısını kapatıyordu.

Karanlıkta ıslak kayalara tırmanırken barut ve fırtına kokusu genizlerini yakıyordu. En tepedeki mağara ağzına benzer kayalık oyuğa ulaştıklarında, üç teröristin aşağıya roketatar hazırlığı yaptığını gördüler.

Defne hiç tereddüt etmedi. Namluyu kaldırdı.

*PATA-PATA-PATA!*

Susturuculu MPT-76’nın tok sesleri fırtınada kaybolurken, ilk iki hedef anında yere serildi. Üçüncü terörist arkasını dönüp tetiğe basmaya çalışırken Mert fırladı. Tek bir bıçak darbesi ve sert bir hamleyle tehditi anında etkisiz hale getirdi.

"Bölge temiz!" dedi Mert nefes nefese.

Ancak tam o an, kayalığın derinliklerindeki bir oyuktan bir el bombası ayaklarının dibine doğru yuvarlandı.

*Tık... Tık...*

Ateş alan pimi gecenin zifiri karanlığında bir kıvılcım gibi parladı. Zaman birden yavaşladı. Bombanın menzili hem Defne’yi hem Mert’i içine alıyordu.

Mert tek bir salise bile düşünmedi. Defne’yi belinden kavradığı gibi kayalığın arkasındaki derin çamura doğru fırlattı ve kendi gövdesiyle kadının üzerini tamamen kapattı.

*GÜMMMM!*

Patlamanın kulak tırmalayıcı basıncı ve sıcaklığı üzerlerinden geçti. Taş, çamur ve şarapnel parçaları Mert’in sırtındaki hücum yeleğine ve kaskına sertçe çarptı. Mert’in ağzından boğuk bir acı hırıltısı döküldü.

Toz ve duman hafifçe dağılırken Defne, üzerindeki devasa ağırlığın altında gözlerini açtı. Kulakları gürültüden uğulduyordu. Mert’in yüzü tam tepesindeydi; gözleri sıkıca kapalıydı, kaskından aşağı kanla karışmış çamur süzülüyordu.

​"Mert!"

​Defne elini hızla adamın boynuna, şahdamarına koydu. Nabzı güçlü ama düzensiz atıyordu. Yüzünü kavrayıp hafifçe sarstı. Yıllardır sahada soğukkanlılığıyla bilinen Üsteğmen Defne Yalçın’ın sesine, hayatında ilk kez kontrol edemediği bir panik sızmıştı.

​"Mert, aç gözlerini! Baza bak!"

​Mert acıyla derin bir nefes alıp yavaşça göz kapaklarını araladı. Şrapnel parçaları sırtındaki hücum yeleğini parçalamış, zırhın korumadığı omzuna ve yan tarafına saplanmıştı. Yine de Defne’nin yüzündeki o nadir görülen endişeyi fark ettiği an, acısını bir kenara itti. Yüzünde o bildik, alaycı ama bir o kadar da sıcak tebessümü belirdi.

​"Sesiniz... kulağımın dibinde çok güzel çıkıyor komutanım," dedi Mert, boğuk ve güçsüz bir fısıltıyla.

​Defne derin bir nefes verdi. Göğsündeki o amansız baskı hafiflerken, bakışları ciddileşti. İki elini de adamın çamurlu ve kanlı yanağına bastırdı, gözlerini bir saniye bile kaçırmadan doğrudan gözlerine dikti.

​"Laf kalabalığı yapma Korkmaz," dedi Defne. Sesi titriyordu ama her bir kelimesi kaya gibi sertti. "Bana bak. Bana odaklan. Sakın o gözleri kapatayım deme."

​Mert, zırhının altındaki sızıya rağmen sağlam kalan kolunu uzatıp Defne’nin bileğini sımsıkı kavradı. Parmaklarını kadının tenine kenetledi.

​"Merak etmeyin Üsteğmenim..." dedi Mert, gözlerindeki o sarsılmaz ışıkla. "Sizi bu dağda tek başınıza bırakmaya hiç niyetim yok. Daha borçlu olduğunuz o çayı içmedik."

​Defne’nin dudakları hafifçe titredi, içindeki o sert komutan kabuğu bir anlığına çatladı ama hemen kendini topladı. Mert’in elini daha sıkı tutarak, "O zaman ayakta kalacaksın," dedi. "Bu bir emirdir."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.