Günler, Halise’nin yolunun önünde bekleyen Yakup’un sabırsız adımlarıyla geçiyordu. Artık tüm köy için sır olmaktan çıkmıştı Yakubun Haliseye olan aşkı. Herkes yeni imamin aşkı ve Polat ağanin tüfeğini konuşuyor du. "Vallah vuracak bu adam bu sebiyi" "Deme aşk galip gelir belki" "Polat ağa diyoruz... kızı diyoruz... Halise diyoruz... Bilmezmisin Ağa'nın kızına olan düşkünlüğü nu" fısıltılari köyü sarmıştı Köydeki her hareket, her çeşmeden su taşıyan kadın, her sokaktan geçen çocuk, Yakup’un gözünden kaçmıyordu. Gözlerini Halise’den ayırmıyor, her gün biraz daha onun hayatına dokunmanın yollarını arıyordu. Polat Ağa ise evinde huzursuzdu. Kızının geçirdiği travma, onu daha da katı ve dikkatli yapmıştı. Halise’nin her adımı, her nefesi onun için bir hazineydi. Öfkesini ve koruma içgüdüsünü kontrol etmek zorundaydı, çünkü köy halkı da onun tavrını yakından izliyordu. Ama gece olduğunda, gözleri hep gökyüzüne kayıyor, dualarla kâfir cinlerin köyü rahatsız etmesini engelliyordu. Bir gece, hava aniden soğudu. Sis köyü kaplamış, rüzgâr uğuldarken evlerin bacalarından çıkan duman, gökyüzünü örter gibi oldu. Polat Ağa, avluda tespihiyle sessizce dururken, gözleri uzaklarda parlayan karanlık bir ışığı fark etti. Kâfir cinler köye yaklaşmaktaydı. “Yasin!” diye seslendi zihninden Polat Ağa, yaver cinine. “Buyurun, efendim,” diye ortaya çıktı Yasin, boynunu eğerek. "Gelenleri gördün mu?" Dedi "Gördüm efendim" dedi hala elleri önünde bağlı "Sessizce takip et kimler nereye giderler niçin geldiler bi bak bakalim" dedi ama sesinde tedirginlik vardı Yasin göz açıp kapayana kadar ortadan kayboldu. Bir kaç dakika sonra geri geldi "Efendim geldim" dedi başı eğik "Köyde biri günaha bulaşmış Hafsa hatunu bilirsiniz gelini ve oğlu yıllardır çocuk sahibi olamiyorlardi her yolu denediler ama olmamış ve civar köyde kara huddam Rüstem diye birinden medet ummuşlar o da ayinle gebe kalmasına yardım etmiş ama karnındaki bebe insan değil cin çocuğu onlar da verdikleri emaneti almak için günlerdir onlara musallat olmuşlar " dedi üzüntüyle "La havle La havle insan oğlu neden Rabbinden yüz çevirir" diye kızdı "Efendim dönüşte de şeyi gördüm " "Neyi? Kötü bişey yoktur umarım " "Yakup efendi... yine gelmiş çalıların orada altına cübbesini sarmış gözleri yere sabit kalbinde aşkının kör ateşi oturur bekler" Polat Ağa ellerini açtı ve sessiz bir dua mırıldandı. Bir yandan da kendine sabir diler gibiydi. Ardından, Yakup’u çağırdı: “Yakup efendi... Çık bakalım hele" Yakup orda olduğunu nasıl anladığını bilmediği için irkildi ve olduğu yerden çıkıp mahcup şekilde kafasını eğdi "Selamün aleyküm Polat ağa... Ben ben evini dikizlemedim haramdir Allah'tan korkarım. Halise hatuna asla bakmadım sadece Allah için oturdum onun iyiliği için dua ediyorum" dedi tedirgin şekilde daha önce çok kez onu tüfekle kovalamışti Polat ağa yine aynı şekilde beklerken adam gülümsemekle yetindi "Gel, delikanlı. Bu gece farklı bir gece olacak. Öğreneceksin, iman ve cesaret birleşince neler mümkün olur.” Yakup başta tereddüt etti, ama gözlerini yerden kaldırıp cesaretini topladı ve Polat ağanin peşinden avluya girdi. Polat Ağa, omuz omuza duracakları geceyi anlatırken bir yandan da içten bir tebessümle ona baktı. Kısa süre sonra kâfir cinlerin musallat olduğu eve gittiler. Evden çığlıklar yükseliyor sanki 10 aygır evin içinde koşuyor gibi sesler geliyordu. Yakup korkuyla baktı "Korkma Allah'a sığın bu dünyada gördüğün kadar görmediğin şerli varlıklar da vardır" Birazdan içeriden 3 yaratık çıktı geldi. Yakup korkudan aklını kaybedecekti neredeyse bembeyaz olmuş elleri titremişti. Gözleri kırmızı, karanlık gölgelerle kaplı, korkutucu yaratıklardı. Polat Ağa ellerini kaldırıp yüksek sesle dua etmeye başladı. Yakup da onun yanında durdu, korku ve hayranlık içinde: hayatında ilk defa cinleri görüyordu. “Dur!” diye bağırdı Polat Ağa. “Allah’ın izniyle burada duracaksınız!” "Çamur sen işimize karışma bu kadın bize bebe vermesi için anlaşma yapıldı sen kimsin ki bize karşı gelirsin" "Ey aciz ateş parçası asil siz kim oluyorsunuzda size haram kilinana el uzatır siniz bilmezmisiniz adem oğulları ve havva kızları size haram kılındı yaklaşmanız yasaklandı sonunuz sonsuz cehennem ateşi olacak" Kâfir cinler kahkaha atıyorlardi. "Çamur sen kendini ne sanıyorsun da bize kafa tutuyor sun seni hemen burada 10 parçaya ayiracam ve kendime ziyafet çekecem" dedi iğrenç kahkaha atarak Tam saldıracakken Polat ağa "Yasin şimdi" dedi ve görünmez bir el göz açıp kapayana kadar 2 yaratığı parçalara ayırıp 3uncusunu diz üstü çöktürerek Polat ağanin önüne attı "Büyüyü yapana geri dön ve Polat ağanin selamını iletmeyi unutma o beni iyi bilir ve sizi bile bile benim pençeme attı size ihanet etti" Gökyüzü bir anda aydınlandı, kâfir cinlerin gölgeleri savrulmaya başladı. Yakup, ellerini açıp dua etmeye çalıştı ama gücünü tam olarak bilmiyordu. Polat Ağa’nın duasıyla birleşince, kâfir cin geri çekildi ve içeriden gelen korkunç sesler durulmaya başlamıştı. İkisi birlikte yüksek sesle Kur'an okurken Yakup’un dizleri titremeye başladı, nefesi kesildi. Sonunda, kâfir cinler geri çekildi ve köy sessizliğe gömüldü. Yakup, tüm güçsüzlüğünü hissetti ve ayakta duramadı; gözleri karardı ve bayıldı. Polat Ağa, yakındaki taşın üstüne oturmuş gülümsedi “Ah, delikanlı… Bu haline bak! İlk defa görüyor tabi, biraz fazla hevesli…” Yasin, Yakup’u nazikçe yerden kaldırdı. Devasa güç ve saygıya sahip olan yaver, onu Polat Ağa’nın evine taşıdı. Halise’nin evine vardıklarında, ezan sesi ufukta yükselmeye başlamıştı. Yakup hâlâ baygındı; Yasin sessizce onu sedire yatırdı. Polat Ağa, Yakup’un hâlini görünce başını salladı, gülümsedi ve gözlerini göğe kaldırarak sessizce dua etti. Köy, bir kez daha güven altındaydı; ama artık Yakup’un hayatında bir şey değişmişti: Halise’ye olan aşkı kadar, artık cinlerin varlığını ve bu dünyayla olan bağlantıyı da biliyordu.
Bölüm 3
Büyü
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.