İçeriğe geç

HİSSİZ

Bölüm 9 · 2 dk okuma

HİSSİZ

Bölüm 9

Bölüm 9

Pamir derin bir nefes almaya çalıştı ama ciğerlerine batan o kurşun yarası değil, zihnini kemiren o korkunç şüpheydi. Uzay’ın bileğini kavrayan parmakları titriyordu.

"Demir Bey..." dedi fısıltıyla, gözlerini Uzay’ın yüzündeki en ufak bir kıpırtıya dikerek. "Leyla Hanım... Onlar nerede Uzay? Neden sadece Tomris’ten bahsediyorsun? Başka bir hastanedeler, değil mi? Tedavideler de bana yalan söyleme!"

Uzay cevap veremedi. Gözlerini kaçırdı, başını hafifçe öne eğdi. Bu sessizlik, dünyadaki bütün haykırışlardan daha ağırdı.

"Kabul etmiyorum," dedi Pamir inatla, serum hortumunu çekiştirip bacaklarını yataktan aşağı sarkıtırken. "Yalan söylüyorsun. Göreceğim. Kendi gözlerimle göreceğim."

"Pamir, dur! Dikişlerin patlayacak, kalkamazsın," dedi Uzay panikle ama Pamir çoktan ayaklarının üzerine basmaya çalışmıştı bile. Bacakları titredi, dizlerinin bağı çözüldü; yere kapaklanmak üzereyken Uzay atılıp onu göğsünden ve belinden kavradı.

Pamir’in başı Uzay’ın omzuna düştü. İkisinin de nefesleri düzensizdi; aralarındaki o çocukluktan kalma yabancılık, aynı acının sıcaklığıyla buhar olup uçmuştu. Uzay, Pamir’in kolunu kendi boynuna doladı, diğer eliyle de belini sımsıkı destekledi. Pamir’in vücudunun bütün ağırlığı Uzay’ın üzerine bindi ama Uzay bir milim bile geri adım atmadı.

"Yavaş," dedi Uzay kısık bir sesle, göğsü Pamir’in sırtına yaslanırken. "Adım at. Tutuyorum seni."

Pamir her adımında kaburgalarına saplanan keskin sızıyla inledi. Koridorun soğuk zemininde, birbirine kenetlenmiş iki gölge gibi ağır ağır ilerlediler. Birkaç metre, Pamir için kilometreler kadar uzun sürdü.

Sonunda yan odanın geniş cam bölmesinin önüne geldiler.

Uzay durdu, Pamir’in düşmemesi için onu cama doğru hafifçe yaslayarak tuttu. Bakışları içeriye çevrildi.

Tomris, yatağın üzerinde sırtı hafifçe dikleştirilmiş halde oturuyordu. Üzerindeki hastane önlüğüyle her zamankinden çok daha ufak tefek, çok daha kırılgandı. Karşısındaki duvarda asılı duran siyah çerçeveli iki fotoğrafa bakıyordu; Demir Bey ve Leyla Hanım’ın gülümseyen yüzlerine... Odanın köşesinde Handan Hanım sessizce hıçkırıyor, elindeki siyah matem şalını sıkıyordu.

Tomris ise ağlamıyordu. Gözleri kupkuru, ifadesi mermer gibiydi. Teyzesinin uzattığı suya, başını okşamak isteyen ellerine tepkisiz kaldı; sadece bıkkın, acı dolu ve donuk bir ifadeyle gözlerini tavana doğru devirdi.

Pamir camın soğuk yüzeyine elini dayadı. Göğsündeki dikişler değil, ruhu paramparça olmuştu o an. Anne ve babasının yokluğu, Tomris’in o hissiz sessizliğinde somut bir duvara dönüşmüştü.

"Gittiler..." diye mırıldandı Pamir, camın üzerinde buğulanan nefesiyle. Sesi tamamen kırılmıştı. "Gerçekten gittiler."

Uzay arkasından tek bir kelime etmedi; sadece Pamir’in sarsılan omzundaki tutuşunu biraz daha sertleştirdi. Aralarındaki o tarifsiz elektrik, odaya yansıyan ölümün ve kimsesizliğin ortasında ikisini birbirine biraz daha mühürledi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.