Hastanenin yoğun bakım bekleme koridorundaki ağır koku, ölümün soğukluğuyla harmanlanmıştı. Duvar saatinin çıkardığı her saniye sesi, beton zeminde adeta balyoz gibi yankılanıyordu.
Koridorun sonundaki yeşil kapı aralandı; başhekim ve operasyon ekibi yorgun adımlarla dışarı çıktı. Maskesini çenesinin altına indiren cerrahın bakışlarındaki donukluk, söylenecek sözlerin ağırlığını önceden haykırıyordu.
Teyze Handan Hanım ellerini göğsüne bastırarak ileri atıldı. "Demir? Leyla? İyiler değil mi? Çıktılar mı?"
Doktor derin bir nefes alıp başını hafifçe öne eğdi.
"Başınız sağ olsun. Demir Bey ve Leyla Hanım olay yerinde... Maalesef kurtarılamadılar. Hastaneye ulaştıklarında çok geçti."
Handan Hanım’ın dizlerinin bağı çözüldü; feryadı koridorun tavanında yırtılırken enişte Cevdet Bey onu güçlükle tuttu. Cevdet Bey’in yüzü kireç gibiydi fakat gözlerindeki o karanlık, çözülemeyen ifade donup kalmıştı.
Uzay ise tek bir adım bile atamadı. Sırtını yasladığı duvardan aşağı kaymamak için tırnaklarını boyası dökülen duvara geçirdi. Çocukluğundan beri onun laubaliliklerine gülen dayısı ve her bayram elini öptüğü yengesi... Artık yoktu. Boğazına koca bir kaya oturmuştu, nefes alamıyordu.
Doktor yutkunup devam etti:
"Çocuklara gelince... İkisi de şu an hayati tehlikeyi atlatmış değil, yaşam savaşı veriyorlar."
Cevdet Bey titreyen sesiyle araya girdi. "Tomris? Yeğenim nasıl?"
"Tomris Hanım’ın kafa travması stabil hale getirildi fakat omurilikte çok ağır bir bası ve ezilme var. Belden aşağısında şu an hiçbir refleks alamıyoruz. Hayatta kalması için önümüzdeki 48 saat kritik; ancak uyansa bile... Bacaklarını bir daha kullanabilmesi tıbben bir mucizeye bağlı."
Uzay’ın gözleri büyüdü. "Yürüyemeyecek mi yani? Saçmalamayın! O yerinde duramaz ki, o delirir..." Sesi çatallandı, cümlesini bitiremedi.
"Diğer genç, Pamir..." dedi doktor, bakışlarını Uzay’a çevirerek. "Göğsünden kurşun çıkarıldı. Sol akciğere çok yakın bir hasar var, aşırı kan kaybetti. Ameliyatı tamamlandı ama kalbi iki kez durdu, zor geri getirdik. Şu an entübe edildi, yoğun bakımda makineye bağlı."
Koridora mutlak ve boğucu bir kabus çöktü.
Cenazeler morgun soğuk katına çoktan indirilmişti. Tomris ve Pamir ise yan yana düşen yoğun bakım odalarında, vücutlarına bağlı sayısız kablo ve solunum cihazlarının kesik sesleri arasında, hayatla ölüm arasındaki o incecik ipin üzerinde tutunmaya çalışıyordu.