İçeriğe geç

HİSSİZ

Bölüm 5 · 2 dk okuma

HİSSİZ

Bölüm 5

Bölüm 5

Uçurumun yamacına kurulan halatlar gerildikçe gecenin soğuğunda metal ve insan çığlıkları birbirine karışıyordu. Ekipler teker teker, büyük bir dikkat ve telaşla bedenleri yukarı taşıyordu.

Önce üzerleri siyah torbalarla örtülen iki sedye çıkarıldı asfalta; Demir Bey ve Leyla Hanım için artık sirensiz, sessiz bir yolculuk başlamıştı. Ardından Tomris’in sedyesi çekildi yukarı. Boyunluğu takılmış, üzeri termal battaniyeyle örtülü bedeni hiçbir sarsıntıya tepki vermiyordu. Gözleri yarı aralık, gökyüzündeki kara bulutlara dikiliydi; ne yağan ince yağmuru ne de üzerini örten görevlilerin fısıltılarını algılıyordu.

Hemen arkasından gelen sedye ise bambaşka bir dehşeti taşıyordu.

Pamir... Ailenin hemen peşinden yola çıktığı sonradan anlaşılan, kaza anında onları kurtarmak için arabasından fırlayıp o kör kurşunların ortasında kalan Pamir de ağır yaralanmıştı. Göğsündeki sargı bezi saniyeler içinde kızıla boyanıyor, oksijen maskesinin altından hırıltılı, kesik nefesler alıyordu. Nabzı hızla düşüyordu; bilinci tamamen kapalıydı. Çocukluğundan beri Tomris’in attığı her adımın gölgesi olan çocuk, şimdi onunla aynı ölüm çizgisinde uzanıyordu.

"İki kritik vaka! Hemen sevk ediyoruz!"

Ambulansların kapıları art arda sertçe kapandı. Kırmızı ışıklar asfaltı boyayarak acil servise doğru ölümcül bir hızla ilerledi.

Şehir hastanesinin acil servis kapıları açıldığında içeriyi kaotik bir gürültü kapladı. Beyaz önlükler, koşuşturan hemşireler, serum torbaları...

"Yirmi yaşında erkek hasta, ateşli silah yaralanması, toraks travması, tansiyon 70'e 40! Doğrudan ameliyathaneye!"

Pamir’in sedyesi hızla koridorun sonundaki kırmızı ışıklı kapılara doğru sürülürken, Tomris’in sedyesi yanındaki travma odasına alındı. Doktorlar Tomris’in etrafını sarmış, el fenerleriyle göz bebeklerini kontrol ediyordu. Bacaklarına batırılan iğneler, sert refleks çekiçleri... Hiçbir tepki yoktu. Sinir uçlarında sadece derin, sağır edici bir boşluk uzanıyordu.

O sırada acil servisin otomatik kapıları bir kez daha sertçe açıldı.

İçeriye nefes nefese giren kişi Uzay’dı. Üzerindeki salaş deri ceketi dağılmış, o her zamanki alaycı ve umursamaz yüz ifadesi yerini kireç gibi bir dehşete bırakmıştı. Arkasından annesi Handan Hanım’ın feryatları yankılanıyordu ama Uzay hiçbirini duymuyordu.

Gözleri kanlar içindeki koridorda sadece iki şeye kilitlendi: Biri ameliyathane kapısından içeri hızla sokulan Pamir’in sedyesi, diğeri ise cam bölmenin ardında doktorların hissiz bacaklarına müdahale ettiği, gözleri tavana boşlukla bakan Tomris.

Uzay donup kaldı. Hayatında ilk defa ne söyleyeceğini, nasıl kaçacağını ya da hangi şakayla durumu hafifleteceğini bilemedi. O an acil servisin florasan ışıkları altında, üçünün hayatı da eski haline dönmemek üzere geri dönülmez bir şekilde parçalandı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.