İçeriğe geç

HİSSİZ

Bölüm 44 · 2 dk okuma

HİSSİZ

Bölüm 44

BÖLÜM 44

Yalıdaki karmaşa cehennemi aratmıyordu. Alt katta Handan Hanım, kocasının yakasına yapışmış halde Hazım Dayı’nın adamlarına emirler yağdırıyor; Sadık deniz polisinin ve liman hatlarının peşine düşüyordu. Fakat Uzay ile Pamir için bekleyecek tek bir saniye bile yoktu.

Uzay, garajdaki spor arabasının anahtarlarını kapıp arka bahçeden gizlice fırladı. Yan koltuğa, göğsündeki taze kan sargı bezine sızan Pamir yığılmıştı. Pamir’in elinde, Cevdet’in ezilen telefonundan son anda kopyaladıkları o gizli numaranın sinyal verici kaydı vardı; konsorsiyumun eski tersane bölgesindeki terk edilmiş bir antrepoyu işaret ediyordu.

Gece yarısını geçen ayazda, araba sahil yolunu yırtarcasına ilerliyordu.

İçerideki hava o kadar gergindi ki solunan oksijen ciğerleri yakıyordu. Uzay direksiyonu sıkmaktan parmak boğumları beyazlamış halde gaza yükleniyor, göz pınarlarında biriken yaşları yanağına dökülmeden elinin tersiyle siliyordu.

"Yetişemeyeceğiz..." diye fısıldadı Uzay aniden. Sesi bir çocuğun çaresizliğiyle titriyordu. "Babam sattı onu Pamir... Kendi öz babam o kızı o canavarların önüne attı. Eğer Tomris’e bir şey olursa... Ben nasıl yaşarım? Ben bu utançla nasıl nefes alırım?!"

Direksiyona sert bir yumruk indirdi, hıçkırığı boğazında patladı. Araba hafifçe yalpaladı.

Pamir acısını unutup sol elini uzattı, Uzay’ın direksiyondaki titreyen parmaklarının üzerine koydu. Parmaklarını Uzay’ın parmaklarına kenetledi; dokunuşu sert ama yakıcı bir güven taşıyordu.

"Bana bak Uzay," dedi Pamir, sesi çatallı ama çelik gibi sarsılmaz bir kararlılıkla. "Kendini suçlamayı kes. O senin baban olabilir ama sen o değilsin. Sen Tomris için canını ortaya koydun."

Uzay başını bir saniyeliğine yoldan ayırıp Pamir’e çevirdi. Gözleri kan çanağı gibiydi. Pamir’in elinin sıcaklığı, içindeki o kontrolsüz fırtınayı bir anda dindirmeye yetmişti.

Pamir gözlerini Uzay’ın gözlerinden kaçırmadı. Aralarındaki o haftalardır adını koyamadıkları, yasın ve korkunun gölgesinde bastırdıkları çekim, bu ölüm kalım sınırında bütün duvarlarını yıktı. Pamir elini Uzay’ın ensesine kaydırdı, onu kendine doğru hafifçe çekti; alınları birbirine değecek kadar yaklaştı.

"Tomris’i oradan alacağız," diye fısıldadı Pamir, nefesi Uzay’ın dudaklarına çarparken. "Sonra ne olacaksa olsun... Ama şimdi dağılamazsın. Sana ihtiyacım var. Anladın mı? Benim... Sana ihtiyacım var."

Uzay yutkundu. Göğsündeki o buz kesmiş panik, Pamir’in gözlerindeki o saf teslimiyetle bir anda yandı. Pamir’in yanağındaki kanlı sıyrığa parmak uçlarıyla hafifçe dokundu.

"Seni de kaybetmeyeceğim," dedi Uzay kısık bir sesle. "Tomris’i de, seni de o cehennemden çıkaracağım."

Aralarında kelimelere dökülmeyen o sessiz itiraf, karanlık arabanın içinde mühürlendi. Uzay vitesi sertçe ileri itti, gaza sonuna kadar bastı. Tersanenin paslı vinçleri ve antreponun soluk ışıkları sisin arasından görünmeye başlamıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.