İçeriğe geç

HİSSİZ

Bölüm 43 · 2 dk okuma

HİSSİZ

Bölüm 43

BÖLÜM 43

Alt kattan yükselen bağrışmalar ve Uzay’ın babasına savurduğu o kahredici haykırışlar koridordan yukarı sızarken, Pamir odanın kapısına doğru iki adım attı. İçerideki kargaşanın ne olduğunu anlamak için başını koridora uzatmıştı ki arkasında balkon kapısının menteşelerinden gelen o tekinsiz sürtünme sesini duydu.

Boğaz’ın sert poyrazı tülleri odaya doğru savurdu.

Pamir arkasını döndüğünde hayatının en karanlık kabusuyla burun buruna geldi. Kar maskeli, iri yarı iki adam balkondan içeri süzülmüştü bile. Biri elindeki susturuculu silahın kabzasını Pamir’in henüz tam iyileşmemiş göğüs yarasına, dikişlerinin tam ortasına var gücüyle indirdi.

"Ah!"

Pamir’in ciğerlerindeki bütün hava bir anda boşaldı. Göğsünde patlayan o kör edici acıyla dizlerinin üzerine çöktü; gözleri kararırken diğer saldırgan yatakta çaresizce geri çekilmeye çalışan Tomris’in üzerine çullandı.

Tomris çığlık atmak için dudaklarını araladı ama adamın eter kokulu kalın deri eldiveni ağzını ve burnunu acımasızca kapattı. Tomris’in cansız bacakları yataktan kaydı; kollarını debelenerek adamın yüzüne savurmaya çalıştı, tırnaklarını maskenin kenarına geçirdi ama gücü yetmedi. Kimyasal koku ciğerlerini yaktıkça göz kapakları ağırlaştı, başı yana düştü.

Saldırgan baygın kızı omzuna attığı gibi balkon tırabzanına yöneldi.

Yerde nefes almaya çabalayan Pamir, can havliyle adamın paçasına yapıştı. Parmakları kumaşı yırttı. "Bırak... onu..." diye inledi, ağzından sızan kanla birlikte.

Diğer saldırgan Pamir’in şakağına sert bir tekme savurdu. Pamir’in parmakları çözüldü, başı parkeye çarparak hareketsiz kaldı.

Birkaç saniye sonra Uzay, kütüphanedeki o iğrenç gerçeğin öfkesiyle basamakları üçer üçer tırmanarak odaya daldı. "Pamir! Babam... Babam her şeyi—"

Cümlesi boğazında düğümlendi.

Oda darmadağındı. Rüzgâr savrulan tüllerin arasından içeri doluyor, komodindeki lambader yerde kırık dökük yatıyordu. Pamir, halının üzerinde kanlar içinde, göğsünü tutarak baygın yatıyordu.

Ve yatak... Yatak bomboştu. Yorganın üzerinde sadece Tomris’in az önce üzerinden sıyrılan o pembe tavşan tulumunun başlığı, boynu bükük bir şekilde duruyordu.

"Tomris?!"

Uzay’ın feryadı yalının bütün camlarını zangırdattı. Balkona koştu; bahçenin arka duvarından bir sürat teknesinin Boğaz’ın karanlık sularına açılarak hızla uzaklaştığını gördü. Teknenin arkasında bıraktığı beyaz köpükler gecenin siyahında kayboluyordu.

Uzay odaya dönüp dizlerinin üzerine yığıldı. Yerdeki Pamir’in yüzünü iki eliyle sarstı, ağlayarak feryat etti: "Pamir! Aç gözünü, Tomris yok! Götürdüler onu!"

Pamir gözlerini güçlükle araladı. Boş yatağa baktığında gözlerinden dökülen yaşlar şakağındaki kana karıştı. Yalıya çöken bu sessizlik, çatışmanın gürültüsünden bin kat daha ölümcüldü; Tomris gitmişti ve kale içten çökmüştü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.