İçeriğe geç

HİSSİZ

Bölüm 41 · 2 dk okuma

HİSSİZ

Bölüm 41

BÖLÜM 41

Silah sesleri camları titrettiği anda Pamir tek bir saniye bile beklemedi. Tomris’i oturduğu sandalyeden kucağına aldığı gibi odanın en kör noktasına, duvara sabitlenmiş masif gardırobun yanındaki güvenli girintiye indirdi.

"Burada kalıyorsun, sakın kıpırdama!" dedi Pamir nefes nefese.

Tomris’in gözleri dehşetle büyümüştü. Kulakları sağır eden yaylım ateşi, zihninde o kaza gecesinin karanlığını, metalin metale çarptığı o ölümcül anı yeniden patlatıyordu. Tir tir titreyen elleriyle Pamir’in koluna yapıştı, "Gitme..." diyebildi sadece, sesi boğazında yırtılarak. "Yalvarırım gitmeyin!"

Uzay ise çoktan kapının yanındaki antika komodini sürüyerek kapının pervazına siper etmişti. Yüzündeki çocuksu neşeden eser kalmamıştı; çenesi kilitlenmiş, gözlerine çelik gibi bir soğukluk oturmuştu.

"Onu yalnız bırakamam," dedi Pamir, sırtını duvara yapıştırırken Uzay’a dönerek.

"Sen burada kalacaksın zaten!" diye çıkıştı Uzay, komodinin ardından koridora bakmaya çalışırken. "Aşağıda annem var Pamir! Ne olduğunu görmem lazım!"

Aşağıdan gelen cam kırılma sesleri ve Sadık’ın kükremesi üst kata kadar yankılandı.

Güm! Çat-çat-çat!

Bahçenin deniz tarafındaki camlı kış bahçesi infilak eden bir sis bombasıyla dağılmıştı. Sadık ve Hazım Dayı’nın siyah paltolu adamları, içeri sızmaya çalışan maskeli saldırganları antrenin mermerlerinde karşılamıştı. Namlulardan çıkan alevler, yalının asırlık tablolarını ve tavan süslemelerini aydınlatıyor, mermiler alçıpan duvarları delik deşik ediyordu.

Uzay kapıyı aralayıp merdiven başına doğru bir adım attı. Tam o anda alt kattan bir kurşun sekerek merdivenin tırabzanını paramparça etti; ahşap kıymıkları Uzay’ın yanağını sıyırıp geçti.

"Uzay, eğil!"

Pamir can havliyle fırladı; Uzay’ı belinden kavradığı gibi yere, halının üzerine çekti. İkisi de sırt sırta duvara yapıştı. Uzay’ın yanağından incecik bir kan sızıyordu. Pamir nefes nefese kalmış, eli gayriihtiyari Uzay’ın boynuna, oradan da yanağındaki kana uzanmıştı. Parmakları titriyordu; gözlerinde sadece ölüm tehlikesi değil, Uzay’a bir şey olma ihtimalinin yarattığı saf bir panik vardı.

"İyi misin? Bak bana, iyi misin?!" dedi Pamir, sesi çatallanarak.

Uzay başını salladı. Aralarındaki o nefes nefese yakınlık, patlayan mermilerin gürültüsünde bir anlığına dünyayı durdurdu. Uzay, Pamir’in elini tuttu, göğsüne bastırdı. "İyiyim... İyiyim, bırakma beni."

"Bırakmam," dedi Pamir kısık bir sesle, gözlerini Uzay’ın gözlerinden ayırmadan. "İkinizi de bırakmam."

O sırada alt kattaki yaylım ateşi tek tük tabanca seslerine dönüştü ve Sadık’ın gür sesi duyuldu: "Geri çekiliyorlar! Bahçeyi tarayın, canlı bırakmayın!"

Saldırganlar yalının iç savunmasını aşamamıştı ama bu sadece bir yoklamaydı; kapıdaki zırhın ne kadar güçlü olduğunu test etmişlerdi.

Odanın köşesinde tulumun içinde büzülen Tomris, titreyen ellerini kulaklarına bastırmış, gözlerini kapattığı yerde duruyordu. Çatışma şimdilik dinmişti ama duvarlara sinen barut kokusu, yalının artık aşılamaz bir kale olmadığını hepsine acımasızca göstermişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.