İçeriğe geç

HİSSİZ

Bölüm 39 · 2 dk okuma

HİSSİZ

Bölüm 39

BÖLÜM 39

Salondaki itirafın yankısı duvarlara çarpıp dururken, Tomris için etraftaki sesler bir anda boğuklaştı. Teyzesinin intikam yeminleri, Uzay’ın öfkeli solukları, eniştesinin ezilmişliği... Hiçbiri zihnine tam olarak ulaşamıyordu. Göğsünün ortasında ne tam bir öfke, ne saf bir keder, ne de korku vardı; tarifini koyamadığı, insanı uyuşturan devasa bir boşluğun içine yuvarlanmıştı.

Teyzesinin elini tutan parmaklarını yavaşça geri çekti. Kimseden yardım istemedi, tek bir kelime dahi fısıldamadı. Joystick’i sertçe geriye kırarak sandalyeyi döndürdü. Arkasından Pamir’in "Tomris, dur..." diyen endişeli sesini de, Uzay’ın telaşlı adımını da geride bırakıp asansöre yöneldi.

Üst kata çıktığında koridor ölüm kadar sessizdi. Odasına girdi, tekerlekli sandalyenin arkasını kapıya verip ağırlığıyla iterek meşe kapıyı kilit sesi duyulana kadar örttü. Kimseyi görmek, kimsenin tesellisini ya da bahanelerini duymak istemiyordu.

Kazadan sonraki o ilk haftaların sağır edici, buz kesmiş dilsizliği bütün ağırlığıyla üzerine çökmüştü.

Sandalyeyi ağır ağır pencerenin önüne doğru sürdü. İnce tülleri eliyle bir kenara itip alnını serin cama yasladı. Aşağıda, bahçede devriye atan uzun siyah paltolu adamlar, kapıya çekilen zırhlı araçlar ve Boğaz’ın kurşuni sularına vuran rüzgâr görünüyordu. Birkaç saat önce gülerek baktığı, çakıl taşlarında tur attığı o bahçe şimdi bir açık hava cezaevinden farksızdı.

Üzerindeki o pespembe, yumuşacık tavşan tulumunun içinde büzüldü; kumaşın sıcaklığı bile içindeki o buz dağını eritmeye yetmiyordu. Gözlerini bahçe kapısına dikti, dudakları kıpırdamadan içindeki o zehirli fısıltıyla baş başa kaldı.

Ben sağ çıkmasaydım...

Göğsüne bir hançer gibi saplanan bu düşünce zihninin her köşesini sardı. Anne babasının bedenleri o hurdaya dönen araçta can verirken, kendisi neden o enkazdan nefes alarak çıkmıştı? Eğer o gece o da gitseydi, Demir’in soyu tamamen silinmiş sayılacak, bu karanlık adamlar doyacaktı. Yalıya silahlar yığılmayacak, teyzesi ailesinin kanlı köklerine sarılmak zorunda kalmayacak, Uzay kendi evinde bir namlunun ucunda yaşamayacaktı. Pamir dikişlerini patlatırcasına onun peşinde tükenmeyecekti.

Ben ölseydim, bu aileye asla bulaşmayacaklardı...

Bacaklarındaki hissizlikten çok daha derin, çok daha sakat bırakan bir suçluluk duygusu bütün benliğini ele geçirdi. Gözlerinden yanağına tek bir damla yaş süzüldü; cama çarpan serin rüzgâr gibi soğuktu o yaş. Ne bir hıçkırık koptu boğazından ne de bir feryat. Sadece camın ardındaki o silahlı gölgeleri izleyerek, kendi varlığının bu insanlara getirdiği felaketi izlemeye devam etti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.