İçeriğe geç

HİSSİZ

Bölüm 28 · 2 dk okuma

HİSSİZ

Bölüm 28

Bölüm 28

Uzay, SUV’un arka kapısını ardına kadar açmış, Tomris’in sandalyesini araca yanaştırmak için Pamir’le pozisyon alıyordu. Pamir iki eliyle Tomris’in koltuk altlarından kavramış, onu arabanın deri koltuğuna yavaşça aktarmaya hazırlanıyordu ki arkalarından sert, aceleci ayak sesleri duyuldu.

"Uzay Bey! Bir dakika, durun lütfen!"

Gelen, bahçenin köşesindeki çamların altından fırlayan koruma Murat’tı. Nefes nefese arabanın yanına vardı, iri cüssesini arabanın açık kapısıyla tekerlekli sandalye arasına adeta bir set gibi çekti.

"Ne oluyor birader?" dedi Uzay kaşlarını çatarak. "Çekilsene arabanın önünden, kızı bindiriyoruz görmüyor musun?"

Murat gözlerini kaçırıp panikle bir bahçe kapısına, bir eve doğru baktı; Handan Hanım gelene kadar saniyeleri sayıyordu. "Şey... Uzay Bey, aracın lastiklerinde bir basınç uyarısı vardı. Güvenlik gerekçesiyle kontrol etmeden yola çıkmanız uygun değil. Ben anahtarları alıp garaja çekeyim, siz lütfen içeri geçin."

Pamir Tomris’i henüz kucağından bırakmamıştı ama Murat’ın telaşlı nefes alışlarını, gözbebeklerindeki o gizlenemeyen tedirginliği ve elinin istemsizce ceketinin altındaki kabzaya doğru kayışını hemen fark etti. Yıllarca Demir Bey’in koruma ekibinin içinde büyümüştü; bir korumanın yalan söylerken nasıl durduğunu ezbere bilirdi.

Uzay ise sabırsızdı; korumanın bu saçma sapan mazeretine inanacak halde hiç değildi. Bir adım öne çıkıp Murat’ın göğsünü sertçe itti. "Ne lastiği saçmalıyorsun sen? Arabayı daha dün akşam ben park ettim buraya, hiçbir şeyi yoktu! Çekil şuradan, canımı sıkma!"

"Talimat var Uzay Bey, çıkamazsınız!" dedi Murat, geri adım atmayarak. Sesi bu kez daha buyurgan ve sert çıkmıştı.

Bu tavır Uzay’ın tepesini attırdı. "Ne talimatı lan?! Sen kimsin de beni kendi evimden çıkarmıyorsun?!" diyerek Murat’ın yakasına yapıştı. İki adam birbirine girdi, Murat refleksle Uzay’ın bileğini kavradı; koca cüsseler arabanın kaportasına çarpıp metalik bir gürültü kopardığında Pamir Tomris’i sandalyeye geri oturtup "Uzay, dur!" diye bağırdı.

Tam arbede büyüyecek, yumruklar havada uçuşacakken yalının mermer merdivenlerinden telaşlı haykırışlar yükseldi.

"Uzay! Bırak onu hemen!"

Handan Hanım nefes nefese, üzerindeki hırkası omzundan kaymış halde koşarak geliyordu. Hemen arkasında Cevdet Bey, kravatını gevşetmiş, yüzü kireç gibi beyazlamış bir halde basamakları ikişer ikişer atlayarak bahçeye fırladı.

Handan Hanım araya girip oğlunu göğsünden geriye doğru var gücüyle itti. "Ne yapıyorsunuz siz?! Delirdiniz mi?!"

Cevdet Bey ise hızla Murat’ın önüne geçti, korumaya gözleriyle "Tamam, çekil" işareti yaptıktan sonra gençlere döndü. Alnından soğuk terler süzülüyordu ama sesini sakin tutmaya çabaladı. "Uzay... Oğlum, ne bu şiddet? Adam sadece işini yapıyor."

Uzay yakasını düzeltirken öfkeden burun delikleri açılıp kapanıyordu. Gözlerini annesine ve babasına dikti. Yüzlerindeki o olağanüstü dehşeti, korumanın arkalarında bir gölge gibi duruşunu ve havadaki o buz gibi gerginliği tek bir bakışta tarttı.

"Ne işi baba?" dedi Uzay, sesi titreyerek ama buz gibi bir tonla. "Kuzenimi biraz hava alsın diye sahile indirecektim. Ama kapıdaki koruma sanki açık cezaevindeymişiz gibi önümüze etten duvar örüyor. Annem merdivenlerden çığlık çığlığa koşuyor... Bize söylemediğiniz ne dönüyor bu evde?!"

Bahçedeki rüzgâr bir anda bıçak gibi kesildi. Tomris oturduğu sandalyede dikleşti; gözleri teyzesiyle eniştesinin kilitlenmiş bakışlarında gezindi. O küçücük gezi hevesi, bir anda etraflarını saran devasa bir sırrın kapısını aralamıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.