İçeriğe geç

HİSSİZ

Bölüm 29 · 2 dk okuma

HİSSİZ

Bölüm 29

Bölüm 29

Bahçede donup kalan o tekinsiz sessizlik, Handan Hanım’ın boğazından yükselen titrek bir nefesle bozuldu. Gözlerini oğlunun hesap soran bakışlarından kaçırıp hızla Tomris’e çevirdi. Gerçeği, o kapıda bekleyen namluları ve holdingin arkasındaki o karanlık konsorsiyumu bu çocuklara söylemek intihardan farksızdı; Tomris daha yeni hayata tutunmuşken onu yeniden o yangının ortasına atamazlardı.

Handan Hanım hemen sandalyenin yanına çöküp Tomris’in ellerini sımsıkı kavradı. Yüzüne telaşlı, abartılı bir şefkat maskesi yerleştirdi:

"Aklımı başımdan aldınız! Delirdiniz mi siz? Doktor ne dedi Tomris için, unuttunuz mu? Daha sabah ilk kez ayaklandı, ilk kez odayı süslediniz diye güldü... Dışarıdaki o kalabalık sahil trafiği, sert deniz rüzgârı... Ya omuriliğinde ani bir sarsıntıyla komplikasyon gelişirse? Ya mikroplu bir ortama girip enfeksiyon kaparsa? Biz günlerdir yoğun bakım kapılarında boşuna mı sabahladık?!"

Cevdet Bey de araya girip kurgulanan bu paravanı toparlamak için öne çıktı. Sesine her zamanki o sert, tavizsiz aile reisi tonunu vermeye çalıştı ama gözlerindeki o gizli tedirginlik geçmemişti:

"Anneniz haklı Uzay! Murat’a talimatı bizzat ben verdim. Tomris’in rehabilitasyon süreci bitene, doktoru resmi raporla onay verene kadar bu yalıdan dışarı adım atılmayacak! Hem holdingin etrafında Demir’in cenazesinden beri akbaba gibi dolanan magazincileri, gazetecileri bilmiyor musun sen? Kızı o halde kameraların önüne mi atacaksınız?!"

Uzay ellerini ceplerine sokup alaycı bir nefes verdi. "Gazeteciler ha? Korumanın ceketinin altındaki silah kabzası da magazinciler flaş patlatmasın diye mi orada duruyor baba?"

"Uzay, kes sesini!" diye çıkıştı Cevdet Bey, sesindeki çatallanmayı saklayamayarak. "Ben bu ailenin güvenliğini düşünmek zorundayım! Baban olarak sana açıklama yapmak zorunda değilim. Şimdi doğruca içeri giriyorsunuz, bu konu da burada kapanıyor."

Pamir, sandalyenin arkasındaki tutacakları sıkan ellerini gevşetmedi. Sessizce Cevdet Bey’in yüzündeki her bir seğirmeyi, Murat’ın bahçe kapısına doğru kaçamak bakışlarını izledi. Tek bir kelimeye bile inanmamıştı; o kazanın bir suikast olduğunu zaten biliyordu ama bu yalının etrafına örülen bu ani duvarın sadece "gazeteciler" ve "sağlık" ile ilgili olmadığını anlayacak kadar tecrübeliydi.

Tomris ise başını yavaşça kaldırıp önce teyzesine, sonra eniştesine baktı.

Gözlerinde ne bir panik vardı ne de korku. Teyzesinin ellerini sıkan parmaklarındaki o aşırı telaşı, eniştesinin boğazını temizlerken kaçırdığı gözleri çok net okuyordu. Kendisini bir kurban gibi eve kilitlemeye çalıştıklarını düşündü; içindeki o gururlu, dik başlı öfke yeniden alevlendi.

Ellerini teyzesinin parmaklarının arasından sertçe çekti.

Tek bir kelime dahi etmeden başını hafifçe geriye atıp o öldürücü, keskin göz devirmesini ikisine birden savurdu. Ardından joystick’i sertçe geri çekip sandalyeyi kendi ekseninde döndürdü. Elektrik motorunun boğuk sesiyle, kimsenin yüzüne bakmadan yalının mermer rampasına doğru tek başına yöneldi.

Uzay da dişlerini sıkarak arabanın açık kapısını büyük bir gürültüyle çarparak kapattı. Annesine ve babasına öfkeyle bakıp Tomris’in peşinden içeriye doğru adımladı.

Bahçede kalan karı koca, gençlerin arkasından bakarken derin bir nefes verdi; ancak Cevdet Bey’in Murat’a doğru hafifçe başını sallaması ve Murat’ın bahçe kapısına yeni bir telsiz anonsu geçmesi, bu koca yalanın ne kadar az zamanı kaldığının en açık kanıtıydı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.