İçeriğe geç

HİSSİZ

Bölüm 22 · 2 dk okuma

HİSSİZ

Bölüm 22

Bölüm 22

Pamir ve Uzay sonunda yerdeki o parlak kurdele ve tül yığınından sıyrılıp ayağa kalkmayı başardılar. Üzerlerindeki simleri silkelemeye çalışırken Tomris’e baktıklarında, odadaki havanın ritmi bir anda değişti.

Tomris’in dudaklarındaki o duru kahkaha yavaşça titremeye, göğsünden taşan kıkırtılar kesik kesik iç çekişlere dönüşmeye başladı. Gülmek istiyordu; karşısındaki bu iki şapşalın hali ona haftalar sonra ilk kez çocukluğunu hatırlatmıştı. Ama aynı anda göğsünün tam ortasında biriken o devasa keder bendi yıkılıverdi. Gözlerinden akan neşe yaşları, yerini haftalardır içine kilitlediği o yakıcı yasa bıraktı. Hem gülümsüyor hem de hıçkırıklarla sarsılıyordu.

"Ben..." dedi Tomris, sesi bu kez fısıltıdan öteye geçip titreyerek odayı doldurdu. "Ben çok özledim... Çok canım yanıyor, nefes alamıyorum..."

İlk defa acısını bir taş gibi susmak yerine kelimelere döküyordu. Bacaklarındaki hissizliği, anne babasının yokluğunu, içinde biriken o sağır edici çaresizliği ilk kez saklamadan haykırıyordu.

Uzay tek bir saniye bile tereddüt etmedi. O her zamanki mesafeli, alaycı tavrını tamamen bir kenara bırakıp sandalyenin bir yanına diz çöktü. Pamir de aynı anda diğer tarafa çöküp Tomris’in buz kesmiş ellerine uzandı. İki genç adam, sandalyede oturan kızı kollarının arasına alıp sımsıkı sardılar.

Uzay başını Tomris’in omzuna yaslarken, "Buradayım," dedi boğuk bir sesle. "Bir yere gitmiyorum Tomris. Ne olursa olsun, seni asla yalnız bırakmayacağım. Yemin ederim."

Pamir de diğer taraftan Tomris’in titreyen omzunu göğsüne bastırdı. Gözyaşları Tomris’in saçlarına karışırken fısıldadı: "Biz hep buradayız Tomris. Seni asla bırakmayacağız, asla..."

Üçü, odanın ortasında birbirine kenetlenmiş tek bir kalp gibi ağlarken, kapı eşiğinde duran Handan Hanım eliyle ağzını kapatarak birkaç adım geri çekildi. Yeğeninin sesini, acısını haykırışını ve çocukların o sarsılmaz bağlılığını görmek göğsünü delip geçmişti. Sessizce arkasını döndü, gözyaşları içinde koridoru geçip kendi odasına yöneldi.

Kapıyı ardından kilitleyip sırtını soğuk ahşaba yasladı. Dizlerinin bağı çözülmüş gibi yere çöktü, ardından ağır adımlarla komodinin üzerindeki gümüş çerçeveye doğru yürüdü.

Fotoğrafta kardeşi Leyla, Demir ile birlikte bir bahar pikniğinde kahkahalarla objektife bakıyordu. Handan Hanım titreyen parmaklarıyla kardeşinin gülümseyen yüzünü okşadı. Hıçkırıkları boğazını yırtarcasına dökülmeye başladı.

"Leyla’m..." dedi çerçeveye sarılarak, sesi odanın duvarlarında yankılanırken. "Emanetine bakıyorum ama içim yanıyor... Kızın bugün ilk defa konuştu, ilk defa güldü... Ama öyle bir ağladı ki kardeşim, canımdan can koptu. Sana söz veriyorum Leyla, Tomris’i kendi canım gibi koruyacağım. Gözün arkada kalmasın... Ne olur beni affet, sizi koruyamadım..."

Aşağıda ve yukarıda, aynı evin farklı odalarında iki ayrı matem; biri geçmişe sığınarak, diğeri geleceğe tutunarak aynı gecenin karanlığında akıp gidiyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.