İçeriğe geç

HİSSİZ

Bölüm 15 · 2 dk okuma

HİSSİZ

Bölüm 15

Bölüm 15

Mezarlıktaki o karanlık defin merasimi, havada asılı kalan ıslak toprak kokusu ve duaların fısıltısıyla nihayete ererken Tomris çoktan acil durum ambulansına alınmıştı. Sakinleştiricinin etkisiyle bilincini yitiren o narin beden, sirenleri bu kez sessizce dönen araçla şehirdeki özel kliniğe doğru yola çıkarıldı. Yol boyunca makinelerin monoton bip sesleri, Tomris’in kriz anındaki çığlıklarının bıraktığı sağır edici boşluğu doldurmaya yetmiyordu.

Birkaç saat sonra hastaneye varıldığında, krizin yarattığı travma ve hissizleşen bacaklarındaki olası omurilik hasarı kontrol altına alındı. Beyaz çarşafların arasına yatırılan Tomris, aldığı ağır ilacın tesiriyle derin, sarsıntısız bir uykuya gömülmüştü. Yüzündeki çamur izleri silinmiş, geriye yalnızca göz altlarındaki o mor halkalar ve dudaklarının kenarındaki derin keder kalmıştı.

Pamir ise içeriye adım atmaya kıyamamıştı. Koridorun soğuk linolyum zemininde, yoğun bakım ünitesini andıran odanın camına alnını dayamış, gözünü bir an olsun Tomris’ten ayırmıyordu. Göğsündeki dikişler mezarlıkta Tomris’i tutmaya çalışırken zorlanmış, gömleğinin altındaki sargıya hafif bir sızı yayılmıştı ama bu fiziksel acı kalbindeki yangının yanında bir hiçti. Camın ardında uyuyan kıza bakarken, çocukluklarından beri birlikte geçirdikleri her an, onun o dik başlı gülüşü, şimdi ise bir enkaza dönüşen hayatı gözlerinin önünden bir şerit gibi geçiyordu.

Koridorun sonundan yaklaşan ağır adım sesleri duyuldu.

Gelen Uzay’dı. Mezarlıktan sonra ceketini bir kenara fırlatmış, kollarını sıvazlamıştı. O her zamanki dik, pervasız ve umursamaz yürüyüşünden eser yoktu; adımları tereddütlü, omuzları çökmüştü. Birkaç metre ötede duraksadı, ardından sessizce Pamir’in arkasına kadar adımladı.

Uzay bir an için durdu. Tomris’in camın ardındaki solgun yüzüne baktı, ardından gözleri Pamir’in titreyen sırtına kaydı. Aralarındaki o eski sınıf farkı, yılların getirdiği o soğuk rekabet ve öfke... Hepsi o çamurlu mezarlıkta, Tomris’in feryatlarıyla birlikte toprağa gömülmüştü.

Uzay yavaşça elini kaldırdı. Tereddütsüzce, ama derin bir suçluluk ve şefkatle Pamir’in gergin omzuna koydu.

Parmakları kumaşın üzerinden Pamir’in omzunu hafifçe sıktı. Bu dokunuş sadece bir teselli değildi; ikisinin de aynı yangının içinde kaldığının, Tomris’i bu karanlıktan tek başlarına çıkaramayacaklarının ve aralarında başlayan o tarif edilemez, tekinsiz ortaklığın ilk sessiz yeminiydi.

Pamir omzundaki o ağır, sıcak ele tepki vermedi; başını çevirmedi bile. Ama omzundaki o yükü tek başına taşımadığını hissettiği o salisede, gözünden süzülen tek bir damla yaş camın soğuk yüzeyine damladı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.