İçeriğe geç

HİSSİZ

Bölüm 11 · 2 dk okuma

HİSSİZ

Bölüm 11

Bölüm 11

Hastane çıkışındaki o yapışkan kireç kokusunu arkalarında bırakıp teyzesinin yalısına vardıklarında, gökyüzünü ağır bir kasvet kaplamıştı. Geniş bahçe kapısı açıldığında, Tomris bir zamanlar koşarak geldiği bu lüks evin artık kendisi için bir kafes olduğunu derinden hissediyordu.

Handan Hanım hiçbir ayrıntıyı atlamamıştı. Tomris’in çocukluk evindeki çalışma masasından en sevdiği tablolara, kitaplarına kadar her şeyi toplatıp üst katta geniş, manzaralı bir odaya yerleştirmişti. Hatta evin merdiven boşluğuna sonradan eklenen cam kaplamalı modern asansör bile doğrudan bu yeni hayata göre ayarlanmıştı. Pamir için de Tomris’in odasının hemen karşısındaki geniş misafir odası hazırlanmıştı; hem yanında olsun hem de kendini yabancı hissetmesin diye.

Cevdet Bey arabayı durdurup bagajdaki eşyaları içeri taşıtırken, teyzesi hızla arabanın kapısına koştu.

"Geldik teyzem," dedi Handan Hanım, gözlerindeki o dinmeyen suçluluk ve acıma karışımı bakışla. "Bak, her şey senin istediğin gibi düzenlendi. Odanı seveceksin, söz veriyorum."

Tomris arabadan yeni elektrikli tekerlekli sandalyesine geçerken kimsenin elini tutmadı. Bedeninin ağırlığını kollarındaki kas gücüyle çekip sandalyeye yerleştiğinde, teyzesinin ona doğru uzanan eline karşı sadece kafasını hafifçe geriye atıp o meşhur, bıkkın göz devirmesini savurdu. Tek bir kelime bile etmedi. Dudakları sanki birbirine kilitlenmişti.

Giriş kapısındaki rampadan kendi kendine geçti. Salonda toplanmış olan hizmetlilerin fısıltılarını, eniştesinin boğazını temizleyerek ortamı yumuşatma çabalarını tamamen yok saydı. Sandalyenin kolçağındaki joystiği sertçe ileri itti; elektrik motorunun çıkardığı o hafif uğultuyla doğrudan asansöre yöneldi.

Uzay koridorun başında durmuş, ceplerine soktuğu elleriyle Tomris’in bu tavizsiz öfkesini izliyordu. Tam bir adım atıp asansörün kapısını tutacaktı ki Tomris joystiğe dokunup kapı kapatma düğmesine bastı. Cam kabin yukarı doğru süzülürken Tomris’in gözleri Uzay’ın yüzünde donukça kaldı; ne bir teşekkür vardı o bakışta ne de yardım çağrısı.

Zemin katta, asansörün önünde sadece Uzay ve elindeki çantalarla duran Pamir kaldı.

"Hâlâ aynı inatçı Tomris," dedi Uzay kısık bir sesle, alaycı görünmeye çalışan ama içindeki tedirginliği gizleyemeyen bir tonda. Bakışlarını asansörün göstergesinden çekip Pamir’e çevirdi. "Kimseden yardım almamak için kendini parçalayacak."

Pamir omzundaki çantayı düzeltti. Uzay’a doğru bir adım yaklaştığında aralarındaki mesafe iyice daraldı. Gözlerinde Tomris’i herkesten daha iyi tanımanın getirdiği o sessiz meydan okuma vardı.

"O acınmaktan nefret eder Uzay," dedi Pamir sakince. Sesi alçaktı ama Uzay’ın tam göğsüne çarpıyordu. "Senin bildiğin o şımarık kuzenin yok artık. Onu bu evde bir şeylere zorlamaya kalkarsan, kapıları yüzüne tamamen kapatır."

Uzay dudak büküp Pamir’in gözlerinin içine baktı. Havada yine o günlerdir süren, hastane koridorlarında mayalanan tekinsiz kıvılcım çaktı. Ne sınıfsal fark kalmıştı aralarında ne de eski çocukluk kavgaları; Tomris’in etrafında örülen bu karanlık kozada ikisi de birbirinin sınırlarını zorlayacak yeni bir gerilimin tam ortasındaydı.

"Bunu göreceğiz Pamir," dedi Uzay fısıltı gibi bir sesle. "Çünkü onu o sandalyeye gömülü bırakmaya hiç niyetim yok."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.