" Nerden çıktın karşıma böyle sitare,
efsaneler dökülüyor gülüşlerinden
kirpiklerin yüreğime batıyor"
-DİLAVER CEBECİ-
Gün ağarmaya başlamıştı güneşin ışıkları pencerenin yarısı yırtılmış perdesinden içeri sızıyordu
gözlerim zifiri karanlıktan sonra bu ışık süzmeleri yüzünden sızladı o yüzden avuç içlerimle gözlerimi ovuşturdum
bir ümit gözlerimi açıp kapatınca bulunduğum yerde olmamayı hayal etmiştim ama ne yazık ki yine aynı bataklığın içindeydim
nare bu bataklığı içinde tam 20 senden beri hayatta kalmaya çalışıyordu ama zordu ondan herşeyini almışlardı annesini , babasını , ve erkek kardeşi hazarı ; hazar artık ablasını tanımıyordu çünkü o daha kundakta bebekken çolak onu ablasından ayırmış aklını iğrençen ve hiç bir zaman gerçekleştiremeyeceği planları ile doldurmuştu.Aynı zamanda nareyide ondan uzak tutuyordu çünkü tekrar kendini hazara hatırlatmasın diye . ama yıllar geçse bile hazarı kulağından gitmeyen bir ninin vardı ablası ona o hursuzlandığı ve ağlamaya başladığı an onu söyler sakinleştirirdi onu .kapı açıldı içeri çolağın adamlarından biri girdi yüzü puşili idi bu yüzden kim olduğunu seçememişti nare eğildi ve narenin ayağında ve bileğinde olan zincirleri açtı ve kolu sıkı sıkı tutarak ayağa kalkması için çekiştirdi
narenin canı yandığı için acıdan inlemişti ve
"bırak nereye götürüyorsun" demişti
yüzü puşili adam sadece " sesini kes ve yürü " demişti
aynı zamanda kızı hızlı yürüsün diye çekiştiriyor du bu harabe binadan çıkıp çolak ın kendi için yaptırdığı konağa girdiler nare buradan sonrasını anlamıştı ya dün kaçmaya çalıştığı için dayak yiyecek yada tanımadığı adamlar tarafından tecavüze uğrayacaktı
o içinden bunları düşünürken çolağın odasına gelmişlerdi yanın daki adam kapıyı çaldı ve içeri girdiler . " ooo nare hanım hoş gelmişsiğiz"
dedi nare cevap vermeye tenezzül bile etmedi ama çolak konuşmaya devam etti "sana bir sürprizim vardır şu koltuğun üzerindeki çarşafı al hele giyin gel " dedi nare ilk başta denileni yapmadı ama çolak masaya vurunca irkilerek koltuğun üzerindeki çarşafı alıp yan odaya geçti. giydi çarşafı birde örtüsü vardı çarşafın geçirdi kafasına yüzünü tamamen kapatıyor sadece gözleri görünüyordu . tekrar çolağın yanına gitti . onu gören çolak " gel gel" dedi istemese de girmişti içeri nare , çolak içeride adamlarının birine göz teması ile işaret verdi adam işareti alır almaz narenin başına bir çuval ellerinide ip ile bağlamıştı ,nare bağırdı " napıyorsun diye" ama adam hiç oralıklı olmadı ve sadece ona denileni yaptı . ve kızı kolundan çekiştirerek pikapa götürmek için sürükledi çolak ise narenin sorusuna arkasından bağırarak "gezmeye kız gezmeye " demişti ...
🍂🌻🌙
- Askeriyede gün ağarmıştı erler sahada sabah sporunu yaparken timim hazır da beni bekliyordu ağır ağır bahçede ilerlerken timimin
Bulunduğu alana geldim " günaydın asker " dedim gür çıkan sesim ile onlarda tek nefeste " sağol " demişti ve ben söze girdim
Tekrardan "arkadaşlar bu gün buraya hepimizin toplanmasının sebebi Kazakistan da esir alınmış masum canları korumak ve
Hatsizlere haddini bildirmek hepiniz bu görev için özel seçilmiş askerlersiniz Allahını izni ile bu görevide başarı ile
sonuçlandıracağımıza inanıyorum " dedim tim beni büyük bir dikkat ile dinliyor du sıra görev dağılımını gelmişti
"Teğmen zafer yaman" dedim anında " emredin komutanım "dedi ve bir adım öne çıktı" sen tim komutan yardımcısının planları sırası ile işlenmesinde
Rehberlik ediceksin" dedim hemen " anlaşıldı komutanım" dedi ve tekrar sıra içerisine girdi, bu sefer ben " Astsubay Baş Çavuş Ali Haydar Bozdağ " dedim bir adım öne çıkarak " emredersiniz komtanım " dedi sen arazi ile ilgili bütün bilgileri toplayacaksın kaç kişi esir
Çolak ve köpeklerinden kaç kişi orda dedim ve " anlaşıldı komtanım" diyerek tekrar yerine geçti bu sefer iki askerimin adını söylemiştim
"Astsubay Kıdemli Üst Çavuş Burçe Ilgın ve Astsubay Üst Çavuş İsmail Göktürk" dedim ikisi aynı anda "emredersiniz komtanım" diyerek bir adım ileri çıktılar " siz " demedim " biriniz örgütün içine girerek bize muhbirlik yapacak birdiğeriniz ise malları kimlere dağıtılacağını bu masanın diğer ucunda başka kimlerin olduğunu bulacak" dedim ikiside aynı anda " anlaşıldı komtanım " dediler ve tekrar yerlerine geçtiler . "herkes görevini öğrendiğine göre dağılan bilirsiniz öğle yemeğinden sonra görev için yola çıkıcaz hazırlıkklarınızı iyi yapın " dedim ve hepsi bir ağızdan "emredersiniz komtanım " dediler ...
-"Burçe başkan" dedi İsmail Burçe ağır ağır ilerlerken ve arkasına dönüp " efendim karabatak " dedi İsmail tekrardan bir soru yöneltti
" sen muhbirmi olmak istersin yoksa masanın ucunda başka kim var onumu araştırmak istersin" demişti Burçe bu sefer " bildiğim kadarıyla senin Arapçan ve kürtçen baya iyiymiş bence sen muhbirlik işini daha iyi yaparsın hemde lehçen fazla dikkat çekmez " demişti
İsmail ise " eyvallah Burçe başkan o zaman diğer görevsende " diyip işaret ve orta parmağını birleştirip kafasına yaklaştırarak ufak bir baş selamı verip yanından uzaklaşmmıştı Burçe bu selamı küçük bir tebessüm ile almıştı ...
⚔️🛡️
öğle vakti gelmişti ama güneş bulutların arkasına girmiş yüzünü göstermiyordu havada iyice kızdırmıştı yağmur yağacak ama
rüzgar sert estiği için yağmıyordu kuzgun timi hazır bir biçimde helikopterin alana inmesini bekliyordu ortam sensizken ilk konuşan çaylak olmuştu " komtanım ben çok heyecanlandım heyecandan çişim geldi "dedi alihaydar " pehsubanallah" dedi sadece çaylak anlayacağını anladı olduğu yere sindi delifişek yapıştırdı çaylağın ensesine " oğlum ismini çaylak koydukta senin bu denli çaylak olduğunu düşünmemiştim " diyerek kahkayı bastı çaylak iyice kızardı utancından zaman geçti helikopter alana indi kuzgun timi sıralı bir şekilde
Helikoptere atladılar helikopter tekrar havalandı ...
Burçe örgüt hakkında birsürü bilgi toplamıştı, mal kazistanın almatı ilinin kengen ilçesinin sınırından çıkartılıp dağıtılacak diğer ülkelere , tam 3 tır sınır kapısında bekler vaziyeteydi amaçları bizi sıkıştırmak ve sınır kapısını açtığımız an yola çıkmak istemeleriydi ama o biraz zor olucaktı
Çünkü kuzgun timi buna asla izin vermeyecekti karabatak kılık değiştirerek örgütün içine girmiş ve çolağın yakın adamlarından biri olmuştu o bize çolağın B planın ne olduğu ve neyapacağını öğrenecek ve bize aktaracaktı bu onun için zaten çoçuk oyuncağıydı helikopter yavaşça alana inmeye başlamıştı helikopter tamamen zemine inmemişti zemin ile arasında çok az bir mesafe vardı askerler teker teker atladılar ve hizaya geçtiler onlar helikopterden indikleri vakit Burçe de o alanda idi orada buluşup yola çıkacaklardı en son helikopterden Yusuf atladı askerlerine bir göz gezdirdikten sonra yola koyuldular uzun bir süre yürüdüler yaklaşık 1 saat yürümüşlerdir köyün tabelası gözüktü Zhalanash hoşgeldiniz yazıyordu kazakça tabelanın üzerinde Yusuf durdu arkasına döndü ve sessizce konuştu " düşmanın inindeyiz şimdi herzamankinden daha sesiz ve dikkatli olucaz " dedi. kuzgun timi sessizce bu emri aldı ve " emredersiniz komtanım " derrmişcesine baş selamı verdiler hep birlikte.
Yusuf parmakları ile Süleymanı işaret ederek ilk onun kendisi için bir yere geçmesini
işaret etti Süleyman hemen atıldı ve sessizce kendine bir yer beğendi yarsı yıkılmış bir mal ahırına girdi saman balyalarını tek seferde
kaldırarak kendini kamufle etmek için yan yana ve üstüste birkaç tane balya dizdi ve yerini aldı daha sonra Yusuf, ali haydar ve gökhanı
işaret ederek ikisini bir gurup yaptı ve sağa doğru işaret etti daha sonra zafer, oruçu işaret etti onlarda sola doğru yöneldiler geriye sadece kendisi ve Burçe kalmıştı onlarda hem arkalarını hemde önlerini kollayarak ilerlemeye devam ettiler ...
artık çolağın olduğu yere iyice yaklaşmıştılar kadın feryatları çoçuk ağlamaları ve adamların" ALLAHUEKBER " değişleri alanda yankılanıyordu Yusuf biraz daha ilerledi seslere doğru kaşları çatılmıştı burçe komutanın yüzhatlarının değiştiğini görünce " komtanım bir sorunmu var " diye sordu Yusuf " sesler " dedi busefer burçeninde kaşları çatılmıştı ve " aynı tonda tekrar ediyor " diye mırıldandı
Yusuf kulağındaki telsizine dokundu
- "kuzgun 1 "dedi ve cevap gelmesini bekledi
- " kuzgun 1 dinlemede komtanım" diye cevap verdi telsizin ucundaki Süleyman
tekrar bastı telsizin düğmesine Yusuf " pusuya çektiler aslanım bizi köy boş senin gördüğün bir şeyler varmı " diye soru yöneltti Süleyman tüfeğinin ucundaki dürbün ile etrafı gözetledi ilk önce ilk başta kimseyi görememişti dürbünün ayarını birazdaha uzağa doğru ayarlayınca üç tane pikapın komtanlarının olduğu alana geldiğini gördü ve anında telsizle dokunarak "komtanım 200 metre uzaklıkta tam üç pikap bulunduğunuz noktaya doğru geliyor" dedi Yusuf bu bilgiyi alınca çokta şaşırmamıştı çünkü karabatak çolağın B planını çoktan komutanına anlatmıştı amaçları onları köyün içinde sıkıştırıp esir alarak sınır kapılarını açtırmaktı ama yusufunda bir B palını vardı çolak bunu hiç hesaba katmamıştı oysaki Yusuf bu sefer ceb telefonunu çıkartıp üssü olan erdem yarbayını aradı telefon uzun bir süre çaldıktan sonra açıldı "komtanım ben Yusuf çolak bize pusu kurmuş " dedi ve olanları anlattı tetbirli olmak için ne olur olmaz hava üstünden yardım istedi komtanı bu isteği yerine getirmek için telefonu kapatıp oda üstlerine haber verdi ...
Yusuf tekrar dokundu telsize "Kuzgunlar 2. Bir emire kadar kimse Bulunduğu yeri terketmeyecek dedi" telsizin ucundaki askerler ayını anda " emredersiniz komtanım" dediler kuzgunun telefonu tekrar çaldı arayan hava üssünden asker arkadaşı güntekin arıyordu
Telefonu açtı hemen bir hızla telefonun hoperlerinden o tanıdık ses yayıldı " ulan kuzgun özledin demi lan beni ondan bu arayıp rahatsız etmelerin " Yusuf başka zaman olsa gülerdi bu dediklerine ama bu sefer görevdeydi askerleri yanındaydı cıvıyamazdı o yüzden biraz ciddi konuştu " zevzekliği kes güntekin ne durumdasın telefondan yine aynı bilindik ses yayıldı
" ooo komtanım yine formunuzdasınız."
" Siz emredin çök dediğiniz an tepelerine çökerim " Yusuf sadece " hatta kal "dedi güntekin tekrar "sen yeterki iste çılgın şey "dedi
Yusuf tekrar time döndü ve telsizin konuştu " Kuzgunlar tüfeklerinizin ucuna susturucularınızı takın içeri girdikleri zaman ilk pikabın bagajındakileri indiriceğiz" dedi telsizin ucundaki askerler sadece " anlaşıldı komtanım " dedi çolağın itleri iyice köyün girişine yaklaşmışlardı Yusuf telsizine dokundu ve " şimdi " dedi aynı anda ateş etmeye başladılar adamlar birer ikişer bagajdan aşağıya düşmeye başladılar çolak dürbünden düşen adamlarını görünce şaşırmıştı çünkü pusuya bu sefer o düşmüştü hızla arabayı esirlerin olduğu alana doğru çevirip gözden kaybolmayı denedi ama Yusuf ne yapmaya çalıştığını çoktan sezmişti hızla cebinden telefonunu çıkartarak güntekine " şimdi " dedi güntekin emri alır almaz ateş etmeye başladı Yusuf timine " beni takip edin " dedi askerler oldukları yerden dikkatlice çıkıp komtanlarını takip etmeye başladılar uzun bir süre yürüdükten sonra köyün meydanına gelmişlerdi etrafına bakındı Yusuf çolak tam çaprazında pikapın kaputuna oturmuş ona sırıtarak bakıyordu , çevresine baktı sonra bütün köy elleri kolları bağlanmış bir şekilde oturup yardım dileniyorlardı çocuklar korkudan ağlıyordu Yusuf çolağın bukadar rahat davranmasına şaşırmıştı tekrar başını çolağa çevirince çolak elindeki kumanda ile el salladı Yusufa bunu fark edince arabanın içine iyice odaklandı bu sefer siyah bir silüyet arba içinde sağa sola kıpırdanıyordu ve üzerinde bomba kaplı bir yelek vardı kaşları çatıldı yusufun demek bu rahatlığı bu yüzdendi çolak konuştu bu sefer "komtanım beğenmediniz mi süprizimi "diye dudak büzdü Yusuf sadece sabır çekti ve konuşmaya başladı " çolak o tırlarını sınır kapısından geri çekmeniçin son şansın yoksa geriye sadece toz bulutu kalıcak" dedi çolak sırıttı ve konuşmaya başladı "komtanımmm siz asıl sınır kapısını bana açmazsanız birazdan burası toz bulutu olacak haberiniz yok " dedi Yusuf tam konuşucakken zafer komutanın omuzuna dokundu Yusuf zafere dönünce zafer konuşmaya başladı "komtanım bu itin bukadar rahat olmasının sebebi sadece bomba ile olucak iş değil etrafta itleri de var ama köylü kılığına girmişler birkaç tanesini içinden seçtim ben ama daha fazla da olabilirler" dedi Yusuf bunu fark etmemişti zafere sadece " tamam sen Süleymana değişik tavırı olan birini görürse bana sormadan indire bileceğini söyle " dedi çolak durum fark edildiğini anlayınca ateş emri verdi daha ne olduğunu anlayamadan çatışma başlamıştı baya uzun bir süre çatıştılar çolak arabaya binip kaçmaya meğil etti Yusuf tekerleklere sıktı busefer çolak arabanın kapısına yöneldi arabanın içindeki kadını aşağıya indirmeye çalıştı Yusuf bununda fark edince arabanın camına sıktı pes etti çolak seken ayğı ile kendi canın derdine düşüp kaçtı hava üssü ile alandaki diğermayınlarıda temizleyip operasyonu başarı ile bitirdiler Yusuf askerlerine köylülerin ellerini ayaklarını çözmesi için emir vermişti kendisi arabanın için deki üzerinde bomba kaplı yeleği olan kadına yöneldi yanına varınca nefesini toplamak adına soluklandı kadının başına çuval geçirilmişti çuvalı çıkardı bu sefer yüzü çarşaf ile kaplıydı bomba ya takıldı gözü şerefsiz çolak geri sayımı başlatmıştı kadını kucağına aldığı gibi timinin olduğu alana koştu ve çaylağa seslendi "çaylak koşşş çaylak koş çabuk aslanım " dedi çaylak komutanının sesini duyar duymaz koşmaya başladı çaylağın koştuğunu fark eden deli fişek oda çaylağın arkasından koşmaya başladı çaylak komutanın yanına varınca" emredersiniz komtanım" dedi" ne emri bırak emiri dedi kadın patliçak çabuk imha et şunu "dedi olayın acilliğinin hala daha farkında değildi çaylak "komtanım ben konsantre olmadan yapamamki" dedi Yusuf bu sefer sinirle" o zaman konsantre ol "dedi çaylak bu sefer "birinizin bana Müslüman babadan sigara şarkısını söylemesi gerekiyor komtanım ben yoksa konsantre olamam" dedi Yusuf bu sefer ağzının içinden saydırıyordu sonra olaya delifişek atıldı ve sigara şarkısını söylemeye başladı
"aslında bende isterim emeklemeden koşmayı"
"Dünyanın her yolunda ,yürüyüp kaybolmayı"
"aslında bende isterim düşünmeden konuşmayı"
"küçük bir oyun içinde önemli kişi olmayı "
"aklımdan geçen sözler kalbimden gelen sesler"
"hepsi bir orman oldu bir kibrtle yokoldu"
Çaylak kadının yanına diz çökmüş vaziyet de çantasından çıkardığı malzemeler ile bombayı imha etmek için hazırlanıyordu o bunları yaparken deli fişek şarkıyı seslendirmeyi bırakmıyordu
"Ben sigara dumanının altında "
"Yana yana en sonunda kül oldum"
"Sen kibritin hiç yanmayan ucunda"
"Birinin hayatından geçmiş oldun"
Çaylak iyice odaklanmıştı ve yeşil kablonun ucunu keserek bombayı imha etmeyi başarmıştı. Yusuf ve delifişek derin bir oh çekmişlerdi deli fişek çaylağın ensesine Birtane okklalı şamar atmıştı" oğlum bu nebiçim totem lan havaya uçuyorduk amınakoyim" dedi çaylak ensesine inen şamarı acısı ile elini ensesine atıp sırıtmıştı sadece komutanına.
onlar boğuşurken Yusuf yerde uzanan kadının ellerini çözmekteydi cebindeki çakısı ile kadının bileğindeki ipleri keserek çözdü kadının kollarından tutarak onu oturur pozisyona getirdi ve bu sefer yüzündeki çarşafı açmaya yöneldi elleri çarşafı açınca kadın ellerini direk dağılan saçlarını düzeltmek için yüzününe ilerletti ve daha sonra ona odaklanmış gözlere baka kaldı Yusuf kadın ellerini yüzünden çekince kadına hayranlık ile baka kaldı sanki bu simayı daha önceden görmüş gibi bir tanınırlık vardı kadının yüzünde kadının bakışları yusufun formasının üzerindeki kazakça yazıya takılı kaldı üzerinde kazakça "kuzgun" yazıyordu kadının bakışları tekrar Yusufu bulunca tebessüm ederek kazakça konuştu Рақмет, бауырым. ( teşekkür ederim ağam ) dedi Yusuf bu sesin tınısına daha öncelerden aşinaymış gibi kadının gözlerine bakakaldım ...
Evettt canlarım 3. Bölümümüzün sonuna geldik umarım beğenmişsinizdir bölüm hakkındaki düşüncelerinizi yorumlara belirtirseniz sevinirim bir sonraki bölüme kadar kendinize cici bakın kocaman öptümmm😘🤭🐰💐🌸💕💞🤗💝💖
Kendi kitabınız için görmem için yorum kutusu bırakıyorum canlarım şimdiden elinize emeğinize sağlık😘🤭🤗