Yatak keyfi hala bitmemişken telefonunun çalmasıyla oflayarak açtı. Sesi uykulu çıkar halde "Efendim Ayça." dedi.
"Canım uyandırdım mı seni? "
"Yok uyanmıştım zaten."
"Sevindim. O zaman daha kahvaltı yapmamışsındır bana gelsene. Biraz dertleşiriz hem bir şey anlatmak istiyorum."
"Şey gelmesem şimdi biraz yorgunum da."
"Ya lütfen gelmelisin hem sen ve Hakan ile ilgili. O yüzden çağırıyorum zaten."
"Peki geleceğim."
O gün kafede yaptığı tavırlardan sonra Ayça'ya biraz alınmış olsa da, konu Hakan olduğu için görmezden gelmek istedi. Dolabının karşısına geçip kot pantolunu ve ütülenmeye gerek olmayacak mavi sweatshirtünü eline aldı. Üzerini giyinip şalını da yaptığında hazırdı. Kol çantasına masanın üzerinde duran defter, kalem, ruj ne bulduysa doldurup, kabanını giydi. Bağcıklı botunu da giyerek Ayça'nın evine doğru hızlı adımlarla ilerledi. Hakan ile ilgili söyleceklerini merak ederken güzel şeyler söylemesi için dua etti. Ayça'nın oturduğu evin önüne geldiğinde zile bastı ve kapının açılmasını bekledi. Kapı açıldığında asansöre bindi ve dördüncü kata çıktı. Yeni bina olduğu aynanın çercevesinin etrafındaki yapışkandan belliydi. Öğrenci olarak bu kadar iyi bir apartmanda oturmak maddi durumu da az çok belli ediyordu. Asansörün kapısı açıldığında 13 numaralı daire tam karşıda kalıyordu. Zile bastı. Ayça kapıyı açtığında üzerinde yakası açık bordo tişört ve siyah taytı vardı. Evinin sıcaklığı kapı önünden bile hissediliyorken, Nur evinde battaniyesiz gezemiyordu.
"Tatlım Hoşgeldin. Hemen gir, dışarı buz gibi. Yanakların kızarmış soğuktan. Kıyamam. "
Elini yüzüne dokundururken "Tamam." dedi. Botlarını çıkardıktan sonra içeri girdi. Kapı direk olarak salona açılıyordu. Pembe koltuk takımı, yine pembe fon perde ve beyaz orta sehba ile gelin evini andırıyordu. Televizyon beyaz konsolun üzerinde iken, kabanını kapının yanındaki yine beyaz portmantoya astıktan sonra mutfağa doğru yaklaştı.
"Evin çok güzelmiş güle güle otur."
Kızarmış patatesleri tabağa alırken "Teşekkürler hayatım. Artık yurttan sıkılmıştım. Biraz yüksek olsada kirası, en azından son sene için değer." dedi. Mutfakta yine beyaz dolap ve beyaz masa vardı. Neyse ki sandalyeler tahta olduğundan az da olsa renk katmıştı. Ayça'nın sofrayı kurmasına yardım ettikten sonra sonunda kahvaltıya başladılar. Nur tedirgin bir halde neredeyse boğazına takıla takıla yerken Ayça fazlasıyla samimi ve rahattı.
"Bu ara çok görüşemedik seninle."
Çayından bir yudum aldı Nur.
"Evet. Geçen kafede." cümlenin devamını getirmesine izin vermedi "Ya o gün biraz gıcık davrandım değil mi sana karşı." dedi. Çay bardağını yerine koyarken biraz döktü. Duygularını saklamaya çalışsada zor olacağını biliyordu.
"Hayır. Aslında onunla eve gitmeyi bende istemedim. Hazır değilim henüz."
"Ya canım bende utandığını bildiğim için o gün ben eşlik ederim dedim. Birde şu ders hakkında bir şeyler demiştim ya sadece Hakan'ın tepkisini merak ettim. Onu ölçmek istedim."
"Peki sonuç ne sence?"
Çatalı bıraktı tabağına ve çay bardağını elinde çevirerek " Bence seninle ilgileniyor. Hoşlanıyor diyemem ama seni savunmaya çalışmasından belli." dedi. Zorla bir gülümseme kondururken yüzüne, Nur'un gözleri sevinçle parladı. İçi biraz da olsa rahatlamıştı. Düşündüğü gibi bir şey olmadığını anladı. Ayça telefonu kontrol ettikten sonra "Sofrayı bırakalım böyle kahve içelim olur mu? Sen televizyonu aç ben geliyorum. " dedi. Nur televizyonu açıp koltuğa oturdu. Sıcak içine içine işlerken terlemeye başladı. Pencere doğru yöneldi. Perdenin altına geçerek camı açtı derin bir nefes çekerek rahatladığını hissetti. Etrafı şöyle bir süzdükten sonra binaya giriş yapan kişiye takıldı gözleri. Hakan'dı bu. Ne işi olabilir diye düşünürken arkasında Ayça'yı farkedince sıçradı yerinden.
"Tatlım korkuttum mu seni?"
Camı aniden kapatarak "Şey sıcak oldu da bunaldım biraz." dedi.
"Kombini kısarım şimdi. Kahveleri getirdim. Gel."
Nur boynuna yapışan şalı gevşetmeye çalışırken gözleri kapıyı izledi. Ayça kahve bardağını uzatırken yalandan bir gülümseme yaptı. Ayça kahveden bir yudum aldıktan sonra "Ben şeyi soracaktım sana. Melike ve Yiğit çıkıyor mu?" dedi. Nur sıcak fincanda elini gezdirirken "Öyle bir şey yok tamamen uydurma." dedi.
"Ya, ilginç kim koydu ki siteye?"
"Bizde bilmiyoruz henüz."
Zilin çalmasıyla kalbi yerinden çıkacakmış gibi attı. Ayça kahve bardağını masaya koydu ve ayağa kalktı. Nur'a bakarken "Kızma ama Hakan'ı çağırdım buraya. Geçen konuşmanızı bölmüştüm ya kötü hissettim. O yüzden sürpriz yaptım." dedi ve sırıtarak kapıyı açtı. Nur durdurmak istesede her şey ani bir şekilde gelişmişti. Oturuşunu düzeltir gibi yaptı. Kahve bardağını masaya koyarken elleri fena halde titriyordu.
" Hoşgeldin kanka. "
" Hoşbuldum kanka. "
Kankayı baskılı şekilde söylerken içeriyi süzdü. Nur'u gördüğü anda hafifçe gülümseyip tekrar Ayça'ya döndü.
"Rahatsız etmeyim isterseniz."
"Yok ya geç içeri. Evi soğuttun iyice."
Ayakkabılarını çıkarırken gergin halleri yüzünden okunuyordu. Nur'un kafasına takılan asıl soru Hakan bu evi nerden biliyordu. Ayça vize sınavından önce taşınmıştı. Neredeyse iki ay bile olmamıştı. Kafasındaki soruları bir kenara bırakıp pencere önündeki koltuğa oturan Hakan'a odaklandı. Saçları her zamankinden farklı bir şekilde görünüyordu. Dağınık ve yapışık. Kızaran yanaklarıyla beraber o çok beğendiği kişiden farklı bir görüntüsü vardı. Vizon rengi hırkasının düğmeleriyle oynarken Hakan, diğer yandan televizyona odaklanmıştı. Ayça biraz sonra elinde kahve ile geldi.
"Ee anlatın bakalım. İkinizde sessizsiniz."
Hakan Ayça' ya doğru sert bir ifade takınırken Nur'a çevirdi başını.
"Nur notların için tekrar teşekkür ederim. Sayende iyi bir şey aldım. Sen olmasan gene kalacaktım."
"Önemli değil. Sevindim senin adına."
Ayça bardağı sıkıca kavramış sinsi bakışlarıyla Hakan'ı inceliyordu. Hakan ise ona bakmamakta ısrarcı bir şekilde sadece Nur'a bakıyordu. Dikkatini bozmak istermişcesine "Evi unuttun sanıyordum. Hatırlamışsın." dedi.
Hakan oturuşunu düzeltir gibi yaptı.
"Evet unutmamışım."
Nur başını Ayça' ya çevirdiğinde boynundaki kar tanesi kolyesi ile oynuyordu. Sabah boynunda olduğunu hatırlamadı.
"Kolyen güzelmiş yeni farkettim."
Ayça elini kolyesinde gezdirirken Nur'a doğru yaklaştı. "Evet. Sevdiğim birinden hediye. Doğum günü hediyem." Nur kolyeye hafifçe dokunarak "Vay. Çok güzelmiş, zevkli biri sanırım." dedi.
Ayça şaçlarını eliyle arkaya attı.
"Öyledir ama bu ara pek benimle ilgilenmiyor. Fazlasıyla meşgul biri."
"Daha önce hiç bahsetmedin, bizim okuldan mı?"
Bakışlarını Hakan'a yöneltti. Kaşlarıyla onu işaret eder gibi yaptı. Hakan iyice kızarmış şaşkın bir ifadeyle bakıyordu. Nur Hakan'a çevirdiğinde bakışlarını Ayça "Hakan'ın arkadaşı. " dedi. Hakan boynunu eliyle kaşır gibi yapıp kafasını salladı sadece.
"Ben bir su alabilir miyim?"
Ayça "Tabi." diyerek mutfağa gitti. Nur'da boş kahve bardaklarını Ayça'nın peşinden mutfağa götürdü. Her yer dağınık haldeyken sabahtan kalan çay bardaklarının yanına koydu. Ayça sesini kısar halde "Hakan fazla utangaç değil mi? Seni gördüğünde geriliyor. Bence sana karşı boş değil." dedi. Nur tezgaha yaslanır halde "Öyle mi dersin? Heveslenmek istemiyorum." dediğinde "Saçmalama tabi ki öyle güven bana." dedi. Su bardağını içeri götürürken Nur da peşinden içeri girdi.
"Ben gideyim artık. Kızlar beni çağırıyor."
"Ya biraz daha kal."
"Başka sefere inşallah. Size iyi sohbetler."
Kabanını giyinirken Hakan da ayağa kalktı. "Beraber gidelim."
Nur çantasını takarken "Gerek yok ben giderim." dedi. Ayça kapıyı açarken "Nur, Hakan doğru diyor beraber gidin. O biliyor buraları ne de olsa." dedi. Hakan Ayça'ya baktıktan sonra Nur'a "Gidelim." dedi.
Yol boyunca sessiz şekilde ilerliyorlardı. Nur ellerini cebine koymuş şekilde adımlarına odaklanmışken "Ayça'yla düşündüğümden daha yakınsınız sanırım." dedi. Nur omuzlarını kaldırarak "Galiba.. " dedi.
"Değilsiniz o halde. Böyle cevap verdiğine göre."
"Aslında çok yakın değildik. Sadece bu sene biraz daha yakınlaştık. Birazda senin için... "
Ağzını eliyle kapattı. Bir an boşluğuna gelmişti ve neredeyse aşkını ilan edicekti. Hakan hoşuna gitmiş gibi gülümsedi.
" Nur.. Seninle hep ders için biraya geliyoruz. "
"Yani."
"Yani.. Bundan sonra ikimiz için biraraya gelebiliriz. Tabi rahatsız olmayacaksan eğer."
Nur'un kalbi hızla artarken bu şekilde bir konuşma beklemediği içinde şaşkındı. Dili ağzına dolanırken" O. Olur.. " diyebildi. Evin önüne yaklaştığında utangaç yüzünü saklamaya çalıştı." Burada oturuyorum. "
Hakan binayı süzdükten sonra etrafa göz geçirdi. Nur bu anlamsız bakışlara karşı " Neden öyle bakıyorsun?" dedi.
" Ezberlemeye çalışıyorum. Artık sık sık görüşürüz."
Nur aşk dolu gözlerle usul usul Hakan'a bakarken, sıcak tebessümünü yüzüne kondurdu. Hayal ettiği şey sonunda gerçeğe dönüşürken bunun bir rüya olmadığını zihnine kazımaya çalıştı.
.....
