Eve varır varmaz kızları etrafıma topladım. Üstümü bile çıkarmadan günün haberini verdim. Hilal o kadar sinirlendi ki ellerini sıkıp "Oha ya! Gıcık çocuk. Kendini ne sanıyor acaba? ' dedi. Gerçi Hilal'in genel olarak erkeklere karşı tutumu serttir. Hatta kendisine öylesine selam veren sınıf arkadaşlarımıza tepki vermeden yönünü değiştirir, yabancıymış gibi davranırdı. Bu tutumu dört tane abiye sahip olduğundan mıdır bilmiyordum ama onu evlenirken hayal edemiyordum. Nur ise Hilal ile tamamen farklı bir tepkiyle koluma yapışmış "Ya kanka. Kore dizilerinden fırlamış gibi.." diyerek etrafta aşk dolu gözlerle geziniyordu. Ben ise hala olayın etkisiyle sanki duygularım alınmış gibi boş bakıyordum. Boğazıma yapışan şalı özgürlüğüne kavuşturmak adına iğnelerimi çıkarıp yatağıma oturdum. Nur da hemen yanıma oturdu tabi.. Art arda sorularını sormaya başladı.
"Eee yani bu çocuk bizim fakültede mi? Fakat ilk kez karşılaştın. Acaba başka bir üniversiteden geçiş mi yaptı?"
Hilal araya girerek "Ama ikinci ögretimlerle giriyor ya, o yüzden karşılaşmaması doğal." dedi. Nur düşünceli bir şekilde kafasını hafifçe salladı.
"Melike!" dedi bir an yüksek bir sesle. Yerimden sıçramışken meraklı gözlerle ne diyeceğini bekledim. Başını bana çevirip gözlerimi incelemeye başladı. Kısılmış gözleriyle beni incelemesi tuhaf hissettirdi. Oturduğum yerde kendimi geriye çekmeye başladım. O ise hala izlemeye devam ediyordu ve bombayı patlattı. Heyecanlı bir sesle "Yoksa sen.. Artık ilk gördüğün yüzü hatırlayabiliyor musun? Gerçekten geçmiş olabilir mi?" dedi. Beynime yapışan tüm düşünceler tek hamlede silindi. Sahiden iyileşmiş olabilir miydim? Yıllardır beklediğim an bugün gelmiş olabilir miydi? Karıncalanmaya başlayan saç diplerimi ellerimle ovalamaya başladım. Kızlar heyecanlı gözlerle ağzımdan çıkacak kelimeyi bekliyorlardı. Aslında ismini nitelendiremediğim bu rahatsızlığıma uzun zamandır alışmıştım. İnsanların yüzlerini ilk gördüğüm andan sonra tekrar hatırlayamıyordum. Yüzler beynimde net bir şekilde birleşmiyordu ve ancak fiziksel özellikleriyle tanımaya çalışıyordum. Zor gibi görünsede zamanla alıştım. Açıkcası bu hastalığın ne zaman başladığını bende bilmiyordum. Birçok psikoloğa gittim fakat henüz bir ilerleme kaydedemedim. Geçmişte yaşadığım bir travmanın eseri olduğunu biliyordum sadece. Ama yaşadığım travma her neyse onu bile hatırlayamıyordum. Hatırladığım yarım yamalak görüntüler olsa da tam anlamıyla birleştiremedim. Ara sıra rüyalarıma giren ses yaşadığım o olayın bir eseri olabilirdi. Her neyse.. Aslında çok da büyütülecek bir sorun değildi benim gözümde. Hatta bazen böyle bir rahatsızlığımın olduğunu bile unutuyordum. Fakat şuan öyle bir yerden hatırlattı ki kendini gözlerimi kapattım. Onun yüzünü tekrar hatırlamaya çalıştım. Açık kumral saçları, bal renkli küçük gözleri, sert ve havalı yüz ifadesi.. Otogarda, kafede, okulda hep aynı yüz.. İlk defa bir yüzü hatırladım.. İlk defa bir umut doğdu içimde.. Nedenini bilmediğim bir serüvene sürükleniyordum ve kendimi bu serüvende tekrar bulmak istiyordum..
Kızlara duygulanmış bir ifadeyle başımı salladım. Yüzlerimiz sevinçle parlarken Nur teyit etmek için sorguladı.
"Kanka bu çok iyi ilk aşama için. Peki yanındaki o iki çocuğun yüzünü de hatırlayabilir misin?"
Hilal Nur'u dürterek "Fazla üzerine gitme istersen.. Melike hazır değilsen yorma kendini." dedi.
"Sorun yok. İyiyim ben. Tekrar deniyorum."
Gözlerimi kapattım. O sahneyi canlandırmaya başladım. O gıcıkla beraber bana gülen o iki çocuk.. Biri sarı kıvrık saçlara sahipti. Orta boylarda, üzerinde mavi sweatshirt ve kot pantolon vardı. Diğeri ise siyah saçlı , gıcık çocuktan sanki az biraz kısa gibiydi, kıyafetiyse beyaz tişört üzerine kırmızı kareli gömlekti. Ne yazık ki hatırladıklarım bunlarla sınırlıydı ve yüzlerini hatırlayamıyordum. Biraz daha sorgulamak istedim. Yüzleri yine netleşemedi. Buğulu yüzler karşısında başım ağrımaya başladı. Gözlerimi açtığımda yüz ifademle beraber cevabı aldılar. Nur hafif tebessümle elimin üzerine elini koydu.
"Yakında hatırlayabileceksin. Acele etmeden yavaş yavaş düzelecek."
Nefesimi kontrollü bir şekilde aldım. Hilal ortamı değiştirmek ister gibi oturduğu yerden biraz daha yaklaştı. Gözlerime dikkatlice bakıp " Peki yüzünü hatırladığın bu çocuğun adı ne?" dedi. O anda farketmediğim bi ayrıntı oluştu içimde. İlk defa yüzünü bu kadar net hatırlayabildiğim bu çocuğun ismini neden bilmiyordum. Yüzünün bulanık olması gerekirken imza listesindeki görüntü neden bulanıktı zihnimde? Gerçekten kısacık bir zamanda kalbime dokunan bu gencin adı neydi?
