İçeriğe geç

HİNDİBA

Bölüm 25 · 4 dk okuma

HİNDİBA

Bölüm 25

22. Bölüm "LİMONBANK"

Vizelerin başlamasına iki hafta kala saran o telaşlı hallerimiz etkisini hissettirmeye başlamıştı. Bir yandan üzerinde düşünmem gereken bir görev, diğer yandan alttan aldığım ingilizce dersi vardı. Ne yapsam, nasıl yapsam, sorularından sonra 'okulu bırakmalıydım, gelen talipleri değerlendirmeye mi alsaydım, aslında polis olan fena değildi'ye doğru ilerlemeye başladı. Kafamı kurcalayan solucanlar yüzünden başımın ağrısı gitgide arttı. Bu durumdan kurtulmanın tek yolu vardı ve oda limon banktı. Her zamanki gibi gelişi güzel giyindiğim eşofmanlarla dışarı çıktım. Hava eserken şalımı montumun içine sıkıştırıp şapkamı güzelce başıma yerleştirdim. Bağcıkları açık botlarıma karşı tedbiri elden bırakmadım. Ellerimi cebime sokmuş yavaş adımlarla gecenin sessizliğini dinledim. Sınavlar, ödevler.. İçime dert olduğunu iddia etsem de asıl sorun kalbimleydi. Durup dururken aklıma gelen yüzü, zihnimi toparlamama engel oluyordu. Nerede olduğumu, hangi zaman diliminde yaşadığımı hatırlamıyordum. Sadece bir saniye..

Bir saniyelik bir görüntü nasıl olur da tüm vücudumu etkisi altına alır?

Paslanmış hislerim, kulağıma gelen sesiyle nasıl bir anda canlanır?

Cevapsız sorularıma karşı boynum büküktü. Peşimden süreyerek getirdiğim sorunlarımla beraber limon ağacının altındaki banka oturdum. Nur'un dersten gelmesini beklerken kulaklığımı çıkardım montunun cebinden. Ekranı buz tutmuş telefonumdan şarkı listemi süzdükten sonra slow parçalara öncelik tanıdım. Çalan her şarkının atmosferine kapılarak kurduğum hayallerim ile kendime güzel bir ortam hazırladım. Hafif mırıldanarak eşlik ettim geceye. Ya da ettik mi demeliydim?

'Bu bir uçurtmanın kaçışı belkide değil.'

'Bilmem gökyüzünde aramak doğru da değil.'

Kısa bir konserimiz ardından alkışladık düetimizi. Bu ara çok sık görmüyordum Yavuz abiyi. Bu şekilde karşıma çıkmasına şaşırdım. Sesini bile hatırlamakta zorlandım. Gözünün altında oluşan morluklardan anlaşıldığı üzere fazla çalışıyor olmalıydı. Beyaz teninde oluşan küçük sivilce kızarıklıkları ergenlik yıllarını hatırlamama yardımcı oldu. Sürekli şikayet ettiği ve tonlarca ilaç kullandığı o yılları.. Kulaklığımı çıkarıp kucağıma koydum. O ise üşüyen bedenini kollarıyla sararak ısıtmaya başladı. Titreyen dudağını konuşurken saklamaya çalıştı.

"Ufaklık! Hava buz gibi.. Üşüteceksin, annen sonra bana kızacak neden kızıma iyi bakmadın diye."

Montumun şapkası hala başımdayken kafamı çevirmek kolay olmadı.

"Yavuz abi, merak etme sen hastalanmam. Hem bak içimde kazak var."

Montumun kolundan turuncu kazağımın ucunu gösterebildim. Onun yanında kendimi çocuk gibi hissediyordum. Bana ufaklık diye seslendiği için de olabilirdi tabi. Gülümsedikten sonra başını bir sağa bir sola çevirdi. Yüzünü bana döndürerek ellerini birleştirdi.

"Hani sizin kızlar nerede? Tek bırakmazlardı yandaşların. "

Çete üyesi moduyla sesimi sertleştirdim.

"Tabi ne sandın! Nur gelecek birazdan onu bekliyordum bende."

"Öyle olsun bakalım küçük hanım. Bu aralar yanıma gelmez oldun. Önceden elinde notlarla kapıma dikilir zorla sorularını yanıtlamamı beklerdin."

"E artık son sınıf oldum. Kendi başıma üstesinden geliyorum. Hem artık ara molalarda müsait olamıyorum malesef."

Sırtını banka daha çok yaslamak istercesine kollarını göğsüne dayadı. İsteksiz bir ses tonuyla "Molalarını engelleyen başka biri mi var artık?" dedi.

Olaylardan haberi varmıydı emin olamıyordum. Yinede gizlemek istedim.

"Yok Yavuz abi. Allah aşkına kim olacak kızlarla işte sohbet muhabbet birde dersler derken baya yoğun oluyorum."

"Öyle mi ufaklık. Peki o panoya asılan köle yazısı neyin nesi?"

Köşeye sıkıştırıldığımın farkındaydım ama taviz veremezdim.

"Sorguyada mı başladın beni? O köle meselesi göründüğü gibi değil. Yanlış anlaşılma zaten. Rahat olabilirsin. En kısa zamanda sözüm olsun başını ağrıtmaya geleceğim."

"Başıma dert aldım desene. Sorgulamamam gerekti."

Gülücüklerimizin ardından oluşan sessizlikte derin bir nefes aldım. Samet'i anlatmak için henüz hazır değildim. Vereceği tepkiyi de tahmin edebiliyordum.

"Melike ben sana bir şey diyecektim."

"Dinliyorum."

"Vaktin varsa.. Şey.. Hafta sonu.."

Nur'un "Kanki çok beklettim mi?" diye koşuşturarak gelmesiyle, sözü yarım kaldı. Açık kalan ağzını üzülerek kapattı. Nur'a karşılık vermek adına elimi olumsuz şekilde salladım.

"Sorun olmadı. Yavuz abiyle sohbet ediyorduk."

Pek sohbet olmamıştı ama olsun. Yavuz abi hayal kırıklığıyla ayağa kalktı ve üzerini düzeltirmiş gibi yapıp "Ben gideyim o halde kızlar. Sizde fazla kalmayın. Soğuk, üşütürsünüz." diye uyardı. O giderken arkasından "Bir şey diyecektin." diye seslendim. Yüzünü dönmeden cevapladı.

"Önemli değil. Belki sonra.."

Nur elindeki poşeti banka koydu. Çantasını çıkartırken Yavuz abinin gidişinde takılı kaldı gözleri.

"Bir şeyi mi böldüm? Yüzü asıldı beni görünce."

"Yok ya, her zaman ki Yavuz abi işte."

Oturmasını beklerken ağacın arkasına doğru bakınmaya başladı. Ne yaptığını anlamasamda bende onunla aynı yöne odaklandım.

"E nereye gitti bu?"

Gözlerimi kısmış şekilde "Biri mi vardı. Korkutma!" dedim.

Yanıma pat diye oturdu.

"Öyle değil be. Telefonla konuşuyordum ileride sana doğru geliyordu. SAMET."

Bağırarak ismini söylemesiyle ağzını kapattım. Hala buralardaysa bizi duymasından endişelendim. Nur elimden kurtulduktan sonra sesini alçaltarak devam etti.

"Nereye kayboldu ki? Yavuz abiden mi çekindi acaba?"

"Yanlış görmüşsündür belki. Ne işi olacak burada." dedim ve konuyu dağıtmak adına yanımda duran poşeti elime aldım.

"Bunları yiyelim hadi!"

Gerçekten doğru muydu? Gerçekten Yavuz abiden çekinmiş olabilir miydi? Ya da hiç uğramadan gidecekmiydi yanımdan?

Alışkın olmadığım bir evrenin içinde hapsolmuş gibiyim..

<<<<<<<<<<<<<<<<<>>>>>>>>>>>>>>>>

İnsan hoşuna gidecek şeyleri çeker, koparır, hayatına yerleştirir. Ne zaman bozarmış kararmış şeyler varsa hep arkasına alır. Gözünün önünde olmadığı için güvende hisseder kendini. Halbu ki bir gün mutlaka yönü değişip bambaşka bir manzarayla karşılaşacaktır. Şu an benim yaptığım gibi. O yüzden çürük şeyleri de almaya karar vermeliydim. Belki de bu sayede hiç tatmadığım bir lezzetle karşılaşacaktım. Kim bilebilir?

<<<<<<<<<<<<<<<<<>>>>>>>>>>>>>>>>

Bölüm sonu

3 yorum