İçeriğe geç

Hilal

Bölüm 6 · 12 dk okuma

Hilal

Bölüm 6

Görev 2🇹🇷

Ey mavi göklerin beyaz ve kırmızı süsü,

Kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü.

Işık ışık, dalga dalga bayrağım,

Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

~Arif Nihat ASYA

Operasyon bölgesine geldiğimizde binanın iki yanından sıralı ağaçlar yolu takip ediyordu. Yüzbaşı, ben ve Demir yolun sağında kalan ağaçlara doğru, Borat, Asu, Oktay ve Turan sol taraf da ki ağaçlara doğru konumlandık. Elimdeki silahı sıkıca kavramış bir şekilde Yüzbaşıdan emir gelmesini bekledim, az bir zaman sonra emir gelmesiyle dikkatimi Irak üssünden ayırıp Yüzbaşıya yöneldim "Demir ve Oktay siz binanın etrafında ki adamları temizleyin" kulaklıktan Demir ve Oktay'ın "emredersiniz komutanım" sesleri yükseldikten sonra Oktay "en sevdiğim" diyerek güya güç gösterisi yapmıştı .Hemen Oktay ve Demir arkaya doğru ilerlediler, Kısa bir süre sonra silah sesleri etrafa yayıldı. Demir ve Oktay'ın temizleme işi sürerken, büyük beyaz bir kamyonet üsse doğru yaklaştı. Sanırım Yarbayın dediği Yasir'in kamyoneti olmalıydı bu. Yüzbaşı ile ben dikkatlice kamyonete bakarken kulaklıktan Asu'nun sesi duyuldu "komutanım yedi kişiler" Boratan başını salladıktan sonra silahını kamyonete doğru doğrulttu sonra kafasını bana çevirmeden konuştu "Ön taraf senin arka taraf benim üsteğmenim" başımı ön tarafa çevirirken dikkatlice baktım "tamamdır komutanım" dedim soğuk bir sesle. Silahın dürbününe odaklanarak hedefime kitlendim, ardından Boratan ile aynı anda sıkmaya başladık. İlk olarak şoförü anlından vurarak temiz bir atış yaptıktan sonra öbürlerine yöneldim, hepsini vurduktan sonra benimkileri bitirmem beş saniyede kadar sürmüştü.Etraf kargaşaya dönmüşken Boratan'a sıkmak üzere konumlanmış birini görünce hızlı bir hareketle onu da anlından vurduktan iki saniye sonra Boratan'nın mermisi benim vurduğum adamın koluna isabet etti. Yüzbaşı sinirli bir şekilde bana döndü "Yarış mı yapıyoruz üstteğmen?" dedi dişlerini sıkarak. Kızım Deren sinirlenince de bir ayrı oluyor bu adam ya. Sadece omuzlarımı indirip kaldırdığımda sabır çekerek önüne döndü. Önüne dönünce kulağımdaki bas çek kulaklığına bastım "Asu aracın içini kontrol et Demir temizleme işin bitince Asu'ya yardım et" Dediğimde Boratan'da onaylar bir ses tonuyla "Önemli bir şey varsa haber verin , ve Turan sende arkadaşlarına göz kulak ol." dediğinde Yüzbaşı ayaklandı ve tekrar konuştu "Biz binaya giriş yapıyoruz Hilal timi iki dakikanız var" O sırada arka taraf da ki kanı bozukları temizleyen Demir'in keyifli sesini duydum "Komutanım bir saniye içinde şu piçleri hallettikten sonra yanınızdayım" ardından yavşak Oktay'ın sesi duyuldu "tekrardan aşık oluyorum sanırım tutmayın beni" deyip gülerken Asu konuştu "Deren bitti Demir mi başla-" Yüzbaşı Asu'nun sözünü sertçe kesti "Kesin zevzekliği iki dakikanız var diyorum" Rahatsız oldu Lâl rahatsız oldu ağağa. İç sesimi susturup görevime dönerken binaya doğru ilerledik. Ayrıca komutan laf etmeseydi ben laf edicektim zaten konuşması iyi olmuştu. Binaya ilerlerken Demir yine konuştu "Komutanım binanın sağ tarafı temiz yinede dikkatli olun" deyince Yüzbaşı etrafına baktı ve ardından sıkıntılı bir nefes vererek "iki dakikanız geçti Hilal timi benden mi dayak yemek istersiniz yarbaydan mı?" Borat şımarık bir şekilde "Sizin vurduğunuz yerde güller açar komutanım benim" dedi Demir "Götüne vursa orda da mi çiçek açıcak?" Diye sordu şaşırmış gibi Turan "Ben size götünüzde çiçek açtırıcam şimdi ama yarbay nerenizde açar o çiçeği bilemiyorum" diye ekledi hafif bir gülme hissi geldi ve kafamı aşağı doğru eğerek gülüşümü sonlandırdım o sırada Turan ve Asu koşarak yanımıza geldiği gibi tüm tim arkamızda sıraya girdi ve bizim gibi hepsi duvara yaslanarak nefeslenmeye çalışırken Yüzbaşı "ilerle" diyerek emir verdi, hepimiz tek sıra halinde hızlı adımlarla ilerledik. Sağ tarafa doğru döndüğümüzde koridorun ikiye ayrıldığını gördüm ileride yaklaşık on tane adam vardı muhtemelen Demir ile Borat'ın onları indirmesi saniyelerini bile almazdı. Yüzbaşı elini havaya kaldırarak dur işareti yaptı hızlı bir şekilde arkasını döndü, önce bana değdi o ela gözleri ardından arkama baktı "ileride sağ tarafa da yaklaşık on kişi var kim indirmek ister?" Diye sorunca Demir ile Borat aynı anda o tarafa doğru yürümeye başladı tam bir gösteriş meraklısı iki tane askerimiz vardı. Yüzbaşı "o zaman Asu ve Oktay sol taraf sizde" deyince onlarda sol tarafa ilerledi Boratan, ben bide Turan kalmıştık bizde ileriden üst kata çıkan merdivene doğru ilerledik merdivenden çıkarken iki tane adam başta bekliyordu Boratan ikisinide indirdi ardından merdivenleri teker teker çıkmaya başladı üst kata geldiğimizde Yüzbaşı Turan'ı diğer yerleri kontrol etmesi için göndermişti bizde beraber ilerlemeye başladık Yüzbaşı önden ben arkasından ilerlerken arkamda bir şey hissettim refleks ile arkamı dönünce iki tane piç yüzlü it ile karşılaştım ağzımdan istemeden bir gülme sesi çıktı, bana yakın olan adamı önüme siper aldım ve yanından arkasında ki adama tek el ateş ettim göz ucuyla Boratan'a baktığımda onunda bir piç ile meşgul olduğunu fark ettim, önümde tuttuğum adamı tek hamlede yere serdim ve silahımla kafasına tek kurşunluk bir atış yaptım ellerimi tiksinir gibi üzerime silerken Yüzbaşı omzunun üstünden bana baktı adamları indirmem bir on saniyemi almıştı ama nefes nefese kalmıştım "Çok yardımcı oldunuz Yüzbaşım elleriniz dert görmesin" diyerek ona yetişmeye çalıştım "Eyvallah Üsteğmenim" diyerek üstünü düzeltti yan yana yürürken Demir ve Borat işlerini bitirip yanımızda gelmişlerdi Turan Asu ve Oktay hala yoktu "hilal6 ve hilal7 ses ver!" Diye konuştu hilal6 Asu hilal7 ise Oktay oluyordu ikisi de "Evet komutanım" diye ses verdi "hilal3 ses ver!"

"hilal3 dinlemede Komutanım yanınıza geliyorum" diyen Turan'ın gür sesi kulaklarıma doldu. ilerki odaya doğru ilerlemeye başladık Boratan ile yan yana yürüyor ben sağ tarafı o da sol tarafı kontrol ediyordu arkamızdan gelen hilal timi ise aşağıdan yukarıya doğru gelen piçleri temizliyordu. Önümüzdeki odaya girer girmez silah sesleri patlamış ve Boratan beni kollarının arasına alarak odadaki koltuğun arka tarafına götürmüştü ben bir üsteğmendim beni korumasına gerek yoktu koltuğun arkasından ateş ederken "Beni korumanıza gerek yok Yüzbaşım" dedim ve ateş ederek Yüzbaşı'na döndüm silahıma mermi koyduğum gibi yan taraftan ateş etmeye devam ettim "Kafana az daha kurşun yiyorsun lâl !" Evet haklıydı beni çektiği gibi kafamın üzerinden kurşunların geçmesi bir olmuştu ama bu kurşun yiyeceğim anlamına gelmiyordu."Teşekkür mü etmeliyim komutanım?" Diye sordum nefes nefese aynı şekilde o da nefes nefeseydi "Nasıl teşekkür edeceğine bağlı Üsteğmen" saniyelik şekilde ona baktım alay ettiğini düşünüyorum fakat çok ciddi olduğunu gördüm askerdi duygularını saklamakta ustaydı gülmek istese ve gülüşünü görmememi istese anında o suratını mimiksiz hale getirebilirdi ,bunun farkındaydım.

Koltuğun arkasından ayaklandı etrafa bakındı odada kaç kişi olduğunu bilmiyordum tahminen bir altı yada yedi kişi vurmuştum kulaklıktan "Komutanım bu piçler akın akın geliyor bizim burada olduğumuzu anladılar hayvan oğlu hayvanlar merak etmeyin burası bizde" dedi Turan "Anlaşıldı" dedi Boratan ve bana döndü gözüyle sağ çaprazda duran masayı işaret etti ona onaylar şekilde baktım aynı anda masaya koştuk koşarken bir elini bileğime sarmıştı bu adamın sana zaafı falan mı var lâl temas etmeden yapamıyor daa!! masanın arkasına geçtiğimizde odanın içindeki şerefsizlerden biri "Teslim olun buradan çıkış yok" diye bağırınca kendimi tutamadım ve kahkaha atmaya başladım Boratan bana öyle bir baktı ki ne var diye baktım ona "Ya bunlar harbi salak komutanım kusura bakmayın ama sorunlu mu bu piçler? kırk yedi kromozom falan mı ? kromozomlarını siktiklerim" diye söylenen Borat'ın sesi geldi kulaklarıma "Hayatımdaki en yaratıcı küfürler den biri bu olabilir" diye ekledi Demir yüzümdeki sırıtış daha fazla büyüdü. Aynı adam tekrar bağırdı "Türk askerleri buradan canlı çıkamaz" deyince Yüzbaşı kısık bir sesle "ses tellerini sike-" devam etmedi masanın kenarından atış yapmaya devam etti, "Kaç kişi var komutanım" diye sordum "Bilmiyorum Lâl" derin bir nefes aldı "Belki on Belki beş ama bu kadar az kişiden bu kadar mermi çıkamaz" çok haklıydı mermilerden nefes alamaz olmuştuk kafamı yan tarafdan çıkardım , o an aldım belgeler bu odadaydı biz binada olduğunu biliyorduk fakat hangi odada yada kiminle olduğunu bilmiyorduk anında Yüzbaşı'na döndüm "Belgeler burada komutanım aradığımız oda bu oda!!" Diye seslendim beni duyduğu gibi bana döndü emin misin der gibi baktı "Evet eminim" dedim sesli bir şekilde "sol çaprazınızdaki masanın alt kısmında ki kasada büyük ihtimalle" diyerek adamları teker teker indirmeye başladım Boratan bahsettiğim yere doğru baktı hiç birşey demeden adamları vurmaya devam etti "Bak ağzımı bozduracak piç kolundan vurdum yere yapıştı salyangoz gibi sürüne sürüne geliyor pezevenk valla akıl yok bunlarda" dedi Borat, Asu'nun gülme sesi ile Demir "Salyangoz' a üzüldüm bunları salyangozu nasıl benzettin bu salyangozlara bir hakaret" diye isyankar bir şekilde bağırınca Yüzbaşı dışında hepimiz gülmeye başladık elimi kulağıma götürerek "Çok haklı salyangoz olsam şuan sana öyle bir söverdim ki" diyerek adamları vurmaya devam ettim kansız köpekler bir türlü bitmiyolardı "Komutanım burayı hallettik sayılır siz de durumlar nasıl?"

"Durum nasıl ne demek lan" diye çıkıştı Yüzbaşı

Ben araya girdim "Çokk fazlalar gelseniz iyi olur" diyerek vurmaya devam ettim ayyy kocan sinirlendi tabi sakinleştirmek lazımmm

"Tamamdır geliyoruz"

"Borat sen orda kal"

"Başım gözüm üstüne komutanım" dedi, saniyeler içinde tim içeri daldı ve hepsini indirmeye başladı odadan "Türk askerleri çoğaldı dikkat Türkler burda fazla geldi" adam korkudan düzgün konuşamıyordu bu durum hoşuma gitmişti güldüm Yüzbaşı bana baktı "Her güldüğümde böyle bana bakacakmısınız?" Gözlerimi ona iyice kenetledim "Neye güldüğünü anlamaya çalışıyorum" diyince "Adam korkudan doğru düzgün konuşmuyor Yüzbaşım bir de diyorki burdan sağ çıkamazsınız bundan komik ne olabilir?" Diye sordum sırıtarak kafasını salladı ve önüne döndü arkasından göz devirerek bende adamları vurmaya devam ettim. Turan "Ellerini havaya kaldır KALDIR LAN" diye bağırınca olduğum yerden doğruldum adam diğerlerine göre daha şık giyimliydi özel biri olduğu belliydi bana doğru döndü beni baştan aşağı süzdü "Kadın asker" dedi Asu"yu gördü tam o sırada "Kadın askerler" diye düzeltti "Noldu beğenemedin mi?" Dedi Boratan "Aslanın eşide Aslandır!" Diye ekledim ardından Adama doğru ilerledim bana bakıp gülümsedi ve yine o bakışı yaptı beni baştan aşağı süzdü o an arkamda dağ gibi beni takip ettiğine emin olduğum Boratan vardı nedensizce güven veriyordu dağ ayısı Adama doğru eğildim gözlerinin içine baktım "Belgeler nerde!" Diye sordum belgelerin kasada olduğuna emindim ama bu hıyarla uğraşmassan içimde kalırdı "Ne kadar da güzelsin senin elinde ölmek için dua bile ederim" dedi ve aniden bir kahkaha attı pezevenk Elini kaldırdı aşağı doğru sarkan saçlarıma doğru uzandı anında o eli havada kaptı Boratan elindeki bıçağı adamın eliyle beraber masaya sapladı adam acıyla bağırdı "Dua edicek zamanın kalırsa tabi" dedi Boratan, sesi o kadar sert çıkmıştıki ürperdim geri çekildi. Adamın gülüşü yavaş yavaş soldu "Bel-ge-ler" diye korkutucu ve adeta fısıldar bir şekilde kulağına doğru söyledim adam bir bana birde arkamdaki time baktı yutkundu sağlam olan eliyle alttaki kasayı gösterdi adamı yakasında tuttuğum gibi kendime çektim ve yüzüne bir tane kafa attım acıyla burnunu tuttu "Bu bize öyle baktığın içindi" geriye çekildim Boratan da bir tane kafa atınca adam sandalye den düştü eli kan revan içindeydi Boratan "Buda temiz havayı varlığın ile kirlettiğin için" dedi arkama geçti. Asu kendini tutamadı. "Piç pezevenk seni" diyerek adam sağlam bir tekme attı adama doğru eğildi "Gözlerini oymadığıma dua et sapık köpek" diyince adam güldü gerçekten de sinirlerimi bozuyordu işte Kadın Asker oluncada böyle oluyordu.Demir adam doğru yürümeye başlayınca Asu eliyle arkasına doğru Dur işaret yaptı Demir anında durdu Asu Demir'in yanına ilerledi ve Demir'e "Sorun yok" der gibi baktı yanlız Demirin direkt durması ve Boratan'nın bizim arkamızdan gelme detayı ne diyosun sen bu işeeee yandı buralaar Borat sonunda kasayı açtı ve eline belgeleri alarak zafer kazanmışız gibisinden elini havaya kaldırdı Hepimiz birbirimize bakıp gülümsüyorduk ki arkadaki kapıdan bize doğru silah doğrultan adamı tekte vurdum timdekiler daha nolduğunu anlamamışlardı gözlerimle arka tarafı işaret ettim hepsi aynı anda arka tarafa dönü ama o dönmedi gözleri bendeydi ve öylece bana bakıyordu odadan çıkmadan yerde yatan adama son kez tekmemi attım ve ilerlemeye başladım. Binadan sorunusuz bir şekilde çıkmıştık Borat ve Demir Adamı tavandan aşağı ters bir şekilde bağlamış üstüne de bir not bırakmışlardı.

"Ay ve Yıldızı koruyan,eceliniz olacak -Hilâl timi"

Yazıyordu notta bu fikir Asu'dan çıkmıştı ama notu yazan Oktay'dı çok da iyi yazmıştı bize yakışan bir nottu. Helikoptere geldiğimizde ilk başta nasıl oturduysak aynı şekilde oturmuş yola çoktan çıkmıştık bütün tim yorgunluktan uyurken Boratan ile Ben belgeleri inceliyorduk, Elindeki belgeyi ve verileri bana doğru uzattı elinden aldım incelemeye başladım bu belgeler hakkında bir fikrimiz yoktu bize sadece almamız emredilmişti ve almıştık önemli olanda buydu bizim için "Ne düşünüyorsun?" Diye sordu kısık bir sesle Hilal timini uyandırmak istemiyordu. "Bizden belgeleri almamızı emrettiler fakat hiç bir bilgi vermediler biraz garip"

"Katılıyorum Üstteğmenim Karargâha gidince Yarbaya uğruycam benimle gel"

"Tamamdır Komutanım"

"Hem senin tek görevlik mi yoksa temelli mi time dahil olduğunu da konuşuruz" diye ekledi "Temelli olduğumu düşünmüyorum"

"Bu görevde başarılı oldun bu Yarbay için önemli bir detay bana fikrimi soracaktır" deyince ona döndüm "Benim hakkımda olumlu bir şey söylerseniz gözlerim yaşarır Komutanım" ilk defa o an gülümsediğini gördüm öylece ona baka kaldım insafsız ne kadar da güzel gülüyordu öyle "Gülümsediniz" diye sesli bir şekilde düşündüm ağzımdan kaçtı istemeden adam gülüşüyle hipnoz ediyordu insanı "Hayır" dedi "Gülmedim"

"Sizi güldürdüm" diye ekledim "Gerçekten benim hakkımda olumlu bir şey söyler misiniz?" diye sordum bu sefer "Bilmem" diyince "Bilseydin şaşırdım zaten dağ ayısı" diye söyledim kısık bir sesle "Bişey mi dedin Üstteğmen?"

"Yok komutanım estağfurullah" diyerek önüme döndüm hakkında tabikide güzel bir şey söylemiycekti Deren iyice salak oldun sende kızım ya adam nefret ediyo bizden niye güzel bişey söylesin ki?

iç sesim haklıydı gerçekten de salak olmaya başlıyordum niye güzel bişey diycekti ki bunları düşünürken helikopter inişe geçti gözlerimi kapattım ve derin bir nefes aldım şimdi bu dağ ayısıyla Yarbay'a gitmem gerekiyordu niye kabul ettiysem zaten salak kafam benim

"Korkuyormusun Üstteğmen" diyince "Ha" diye bir ses çıktı ağzımdan "Efendim komutanım" diye düzelttim "Gözlerini kapadın helikopterle iniş yapmaktan mı korkuyosun?" Gülümsedim "Ben ve Korkmak çok ayrı şeyler Komutanım" dedim önüme döndüm "Sen ve Korkmak çok ayrı şeyler Deren" diyerek beni taklit etti.Helikolterden indik yürümeye Karargâha doğru ilerlemeye başladım Yüzbaşı yanımdan geçerken "Benimle geliyosun" diyerek yanımdan hızlı adımlarla geçip gitti ne kadar hızlı yürüsemde dağ ayısına yetişemiyordum adeta koşar adımlarla Yüzbaşına yetiştim Yarbay'ın odasının kapısını tıkladı ve Yarbay'ın gel komutuyla içeri girdik.Yarbay gülümsüyordu "Aferim benim Aslanlarıma" diyerek yüzümde bir gülümseme olmasına yol açtı "Oturun söyle" diyerek eliyle koltuğu gösterdi Yüzbaşıyla aynı anda oturduk Yüzbaşı "Istediğiniz gibi belgeler elimizde" diyerek belgeleri masaya bıraktı "Ve diğer istediğiniz gibi Deren'le birbirimize ayak uydurduk" dediği gibi bana döndü bana baktı bu bakış sende onayla der gibiydi "Evet Komutanım beraber hareket ettik" dedim ve oldumu der gibi baktım oldu dedi gözleriyle Yarbay'a döndü

Yarbay garip bir şekilde hala gülümsüyordu Yüzbaşı "Komutanım bir şey sormak istiyorum" Yarbay başını salladı sor demekti bu "Deren Üstteğmen bu görev için mi bizim le yoksa temelli mi?" Diye sorunca Yüzbaşı bana baktı ardından "Görevde nasıldı?" Diye sordu Boaratan,

Boratan bana döndü ben sana demiştim bana sorucak der gibi baktı "Doğruyu söylemek gerekirse Üstteğmen'in Böyle iyi bir performans vereceğini hiç düşünmüyorum,timin fark etmediği şeyleri fark etti yardımcı oldu fakat bazı yerlerde de sabrımı sınadığı doğrudur Komutanım" diyerek bana döndü övdü övdü sonra içine sıçtı yani Aferim zaten başka bişey beklenemezdi

"ama benimle ilk görevi olduğu için bunları sorun etmiyorum" diyerek ela gözlerini benden çekti adamı böyle şok ederler tabi neymiş bu kadar iyi bir performans beklemiyomuş aynen canım ayneennn

Dudaklarımda yarım bir gülümseme oluştu.Yarbay "Sen öyle diyorsan Akkurt" dediğinde kalbim yerinden çıkacak gibiydi artık temelli bu timdeydim inanamıyordum!!!

Bölüm sonu

1 yorum