İçeriğe geç

Hilal

Bölüm 7 · 13 dk okuma

Hilal

Bölüm 7

Davet🇹🇷

Damarında var mı senin böyle bol kanın?

Türk'ün kanı bir,

Eşidir lavlı volkanın!

-Hüseyin Nihal ATSIZ

Hilâl timinde artık kalıcıydım tek görev için time katılıp ,Yüzbaşının benim hakkımda yaptığı yorumlardan sonra Yarbay bu tim'de kalmamı uygun görmüştü, zaten bana da fikrimi soran olmamıştı herkes Hilâl timine girmek isterdi . Akşam bir davete tim olarak katılacak yemek yiyecektik, aslında bu da görev sayılırdı davette Türkleri yıkmak isteyen ve göz kontrolümüzde olan bazı piçler yer alacaktı Yarbay bizi odasına çağırıp bu konu hakkında konuşmuştu. Odamda ne giyeceğimi düşünürken birden kapım çaldı kapıyı açtım ve karşımda Asu'yu gördüm içeri davet ettim içeri girdi. "Deren bişey sorucam" diyerek telefonundan iki tane resim gösterdi bir tanesinde kırmızı yırtmaçlı ve göğüs dekoltesi olan bir elbise varken diğerinde siyah sadece göğüs dekoltesi olan bir elbise vardı "hangisi sence bizim çocuklar o kadar şık giyinmişlerdi ki elbise giymek zorunda kaldık valla" diyince dolabıma doğru ilerledim "Bence kırmızı olan" diye ekledim dolabı açtım ve siyah ama asker yeşili olan elbisemi elime aldım açık bir sırt detayı ile çok derin olmayan hafif bir yırtmacı vardı elbisenin. Asu "Elbiseye bak kızım bu sana çok yakışır kesinlikle bu" diye bir tepki verince ister istemez gülümsedim "Git elbiseni al gel burda hazırlanırız" diyince ayakları götüne vura vura koşmaya başladı onun bu haline bakarken arkasından kapıyı kapattım ve tuvalete ilerledim üstümü giydim ardından uzun ama orta boyda olan düz saçlarımı sım sıkı bir at kuyruğu yaptım,saçlarımı toplamama rağmen açık olan sırtıma temas ediyordu.Gözlerim saçımı sıkı topladığımdan dolayı çekilmişti elime far paletimi aldım , siyah farı gözüme uygulamaya basliyacaktim ki kapım çaldı Asu gelmişti hemen kapıyı açtım "Sen giyin ben de o arada makyajımı yapayım" dedim ve siyah farı gözümün kenarlarına uyguladım iç kısımlarına da elbisemin renginden biraz daha açık olan yeşil rengini uyguladım gözlerim daha çekik dursun diye eyeliner çektim yüzüme fondöten geçmedim ama kapatıcı sürdüm biraz da allık sürdüm yüzüme renk gelmişti borda rujumu da dudaklarıma sürdükten sonra tuvaletten çıktım. Asu bana öyle bir bakıyordu ki bir an aşık olduğunu sandım "Noldu aşık mı oldun?" Diye sordum gülümseyerek "Kızım bu güzellik fazla yanlız kıskandım" diyince daha fazla güldüm elime topuklu ayakkabılarımı aldım siyah topuklu ayakkabılarimi giydim Asu'ya baktığımda onun güzel bir kız olduğunu biliyordum zaten ama ayrı bir hoş olmuştu kırmızı elbisesi vücuduna tam oturmuş ,yırtmac detayı ayrı bir güzel duruyordu güzel bacakları ve fiziği vardı kulağındaki küpeler boynunda olan kolyesiyle son derece uyumluydu,saçlarını açık bırakmış ön kısmına maşa yapmış gibi dalgalı duruyordu ayakkabıları siyahtı benim kilere benziyordu.Bacağıma silah koymak için olan kemerlerden birini bağladım ve yırtmacın olduğu bacağıma taktım aynadan baktığımda silah belli olmuyordu biraz yukarı doğru takmıştım ama aksi bir durumda rahatça çıkarabilirdim Asu da aynısını yapmıştı zaten yırtmaçlı elbise giymemiz rahat hareket edebilmemiz içindi.Toplam iki saatte hazırlanmıştık beraber odadan çıktık elime siyah bir çanta almıştım tek çantam buydu zaten Asu'da kırmızı rugan bir çanta tercih etmişti kolidorda topuklu ayakkabılarımızın sesi yankılanıyordu,Bu davette Asu'nun eşi Demir benim Eşim ise maalesef Yüzbaşıydı Yarbay böyle demişti biz eş olarak düşmanlara yaklaşacaktık geri kalan Borat ,Turan ve Oktay iş adamları gibi takılıp bilgi alacaklardı.Kolidorun sonunda bizim timi gördüm hepsi çok şık duruyordu özellikle Yüzbaşı beyaz gömleğinin ilk iki düğmesi açıkdı altında siyah keten bir pantolon sırtında da şık bir ceket vardı Deren baksana beyaz gömlekten nasıl görünüyor o kasları ağzım sulandııı gerçekten de beyaz gömlekten kasları görünüyordu gözlerim oraya takılmıştı fakat bir anda öksürünce Yüzbaşının suratına bakmak zorunda kaldım utanarak gözlerimi çektim Borat'a döndüm, gözlerimden gitmiyordu o kasları Yüzbaşı beni baştan aşağı süzmüştü bunu fark etmiştim dudağının kenarı havaya kalkıyordu ki direkt yok etti ama ben görmüştüm o nasıl bakıştır öyle bayılıcam he şimdiii Borat yanıma geldi "Bu kadar güzellik fazla komutanım" diyerek göz kırptı bende aynı şekilde "bu kadar yakışıklılık fazla" diyerek göz kırptım Ikimizde gülmeye başladık kardeş gibiydik başka bir düşüncesi olmadığını bildiğim için o şekilde yaklaşmıştım ona yoksa böyle davranmazdım Demir Asu'ya yaklaştı elini tutu ve öptü "Bu davette bana eşlik eder misiniz hanımefendi" diyince Asu tatlı bir kahkaha attı "Tabiki beyefendi" diyince Demir'in koluna girdi ,Boratan'nın yanına yaklaştım fakat koluna girmedim asansöre bindik ve alt kata indik arabalara bindik ben Yüzbaşı bir arabaya Asu ve Demir bir arabaya öbürleri de tek başlarına arabalarına bindiler ve davet yerine ilerledik hepimizde kulaklık vardı "Bu bir görev değil fakat emirlerimden yine de çıkmayın ve dikkatli olun" diyince "Emredersiniz" dedik hep bir ağızdan "Sevgili gibi davranacağımız için Üsteğmen ismimle hitap edebilirsin birde elimi tutmak zorundasın" diyince ona döndüm ela gözleriyle bana bakınca "Malesef" dedim ama duymuştu derin bir nefes aldı hiç birşey demedi Arabayı durdurdu davet yerine gelmiştik "Bekle" diyerek arabadan indi benim kapıma doğru geldi ve zoraki bir gülümsemeyle 'hadi in" dedi hem etrafı kontrol ediyor hem de zoraki bir şekilde bana gülümsüyordu arabadan indim elini bana uzattı aynı şekilde zoraki gülümseyerek elini tutum ve içeri doğru ilerledik davet alanına girdiğimizde yüksek ses müzik vardı herkes birbirini tanıyor gibi rahat bir şekilde eğleniyordu Gülümsemeye çalışarak "Elimi bırakabilirsiniz artık" diye söylendim elimi çekmeye çalıştım ama bırakmadı derin bir nefes aldım Karşımızda gizli silah kaçakçılığı yaptığını bildiğimiz fakat bir türlü yakalayamadığımız Ozan vardı onların masasına doğru ilerledik Etrafına baktığımda timin çoktan insanlarla muhabbete girdiğini hatta Turan'ın bir kızla içki içtiğini fark ettim Ozan "Merhaba Boratan" diyen sesini duyduğum gibi gülümseyerek Ozan'a döndüm elimi Yüzbaşından çektim Ozan'a uzattım "Merhaba ben Deren" diyince Ozan da kendini tanıttı sanki çok tanımak istiyomuşum gibi samimi bir şekilde gülümseyerek "Memnun oldum" dedim ve elimi Ozan'dan çektim "Asıl ben memnun oldum" dedi ve mal gibi sırıttı Boratan'a döndü onlar sohbet etmeye başladığında etrafa bakınıyordum Demir ile Asu gayet iyi bir şekilde Rus mafyası olduğunu tahmin ettiğimiz fakat elimizde delili bulunmayan Argen ile konuşuyolardı.Turan hala aynı kızla Borat ve Oktay da aynı masada fakat farklı kişilerle konuşuyolardı. Tam o sırada Bar kısmında Argen'in arkadaşı olan Alex'i gördüm tek başına bir şeyler içiyordu "Hayatım ben kendime birşeyler alamaya gidicem istermisin?" Diye konuşurken aynı zamanda omzuna temas ettim bu daha samimi gözükmemizi sağlamıştı Boratan ilk başta şaşırmış olsada anında toparladı ve "Yok güzelim ben içmiycem sağol" diyince gülümseyerek kafamı salladım ve bar kısmına doğru ilerledim Alex'in tam yanındaki sandalye'ye oturdum kendime bir adet beyaz şarap söyledim o an gözleri bana döndü gözleriyle beni süzdü ve parmağımda yüzük olup olmamasına baktı dikkatini çekmiştim bende ona döndüm "Sorun mu var?" Diye sordum "Pardon gözlerimin takılı kaldı çok güzelsiniz de" iltifatina sıçıyım "Teşekkür ederim" diyerek önümede şarabımı yudumlamaya başladım "Ne iş ile uğraşuyosunuz?" Diye bir soru duydum Alex'den ona döndüm "Baba şirketini devam ettiriyorum diyelim" dedim "Siz?"

"Sizinkiyle aynı sayılır şirketim var" onu biliyoruz zaten bilgi ver!!

"Aaa ne kadar güzel" "Sizin kadar olmasada bu arada isminiz neydi?"

"Deren" diye ekledim "Sizin?"

"Alex, Deren diye hitap etmemde sorun yoktur umarım" sorun olmaz olur mu tabiki sorun "Sorun yok Alex nerelisin?"

"Rusya'da doğdum büyüdüm oralıyım diyelim annem ve babamı trafik kazasında kaybedince Türkiye'ye geldik" "Başın sağolsun"

"Teşekürler ederim"

"Bu sene Rusya'ya gitmeyi düşünüyorum orda da şirket falan var mı? Uğrarım belki" diye saçma ama cevabı önemli bir soru sordum "Aslında Rusya'da ortak bir Arkadaşımla otomobil şirketim var!" Bingo!!! Americada bir şirketinin olduğunu bilmiyorduk samimiyetsizce gülümsedim "Ne hoş." içkimi yavaş yavaş içerken Boratan'nın yanımıza yaklaştığını ferahlatıcı nane ve barut karışımı kokusundan anladım. Yanıma yaklaşıp belimden kavradı "Sevgilim,Neden gelmedin?" Belimdeki elinden rahatsız olsamda belli etmeden gülümsedim "Alex'le biraz konuşmaya dalmışız hayatım" dedim Boratan gayet iyi sakladığı keskin bakışlarıyla Alex'e döndü. Alex yavşak gülümsemesi ile bakıyordu, Boratan elini uzattı "Merhaba ben Boratan, daha demin sohpet ettiğin güzel kadın'ın sevgilisiyim" belimdeki elinin sıkılaştığını hissettim. Alex Boratan'nın koca cüssesinden korkmuş olmalı ki zoraki şekilde gülümsedi "Memnun oldum bende Alex" dedi ve elini sıktı. Boratan Alex'in elini öyle bir sıktı ki parmak boğumları beyazlaşmıştı, araya girmem gerektiğini hissedince ayağa kalktım "Hayatım hadi gidelim içkim bitti zaten" Boratan Alex'den göz temasını kesmeden elini bıraktı sonra gülümseyerek bana baktı Deren Boratan'nın gülüşü bu kadar güzelmiydi yoksa ben şuan götümden mi uyduruyorum. "Gidelim güzelim" dedi ve elini belimden çekmeden ilerlemeye başladık. Eli sıkı tutuşunu sürdürürken kulağına doğru yükselerek dişlerimin arasından "Komutanım amacınız ne?" bana bakmadan yürürken kulağıma eğildi sıcak nefesi yanağıma çarparken içim ürperdi. "Asıl senin amacın ne? O oruspu çocuğuyla ne işin vardı?" önüme bakarken yine dişlerimin arasından "Önemli bilgiler alıyordum komutanım. Hem siz ben mi kıskandınız belimdeki eliniz fazla sıkı" dedim cürretkarca sırıtarak önüme döndüm masamıza dönünce burnundan nefes verdiğini duydum "Bu hatsizliğini sonra konuşucaz" Dedi ve belimdeki elini çekip bardağını tuttu. Kulağımdaki küpe görünümlü kulaklığımdan ses geldiğini duydum, Borat konuşuyordu "komutanım burada hareketlenme oluyor Ozan piçi sizin masadan ayrılıp başka masaya geçti ve başka bir piçle kulaktan kulağa konuşuyor hemen sol masadalar."Deyince Boratan ile aynı anda o tarafa döndük gerçektende Ozan başka masaya geçmiş biriyle kulaktan kulağa konuşuyorlardı. Bir süre sonra adam başını sallayıp hızla davet salonundan çıktı eli belindeydi büyük ihtimalle silah tutuyordu. Boratan hemen kulaklığına dokundu onun kulaklığı kulağının içindeydi "Adamı takip et bişey olursa rapor et" ela gözleri Ozan piçine kitlenmişti "Komutanım belli ediyorsunuz" dedim fısıltıyla hemen bana ve kolunu tutan elime baktı cevap vermeden önüne döndü. Elimi geri çektim etrafı gözlerimle tararken Boratan'a döndüm "şüphelendiler" dedim gerilerken. Boratan hemen benim baktığım yöne baktı Ozan'da davet alanından çıkıyordu Boratan kulaklığa konuştu "Borat rapor ver" dedi hızlca kapıya yönelip benide peşinden sürüklerken. Borat nefes nefese konuştu "komutanım peşinde olduğumu anladı ateş etmeye çalıştı ama onu omzundan vurunca koşarak kaçtı" dedi Boratan ağzının içinde küfürler yağdırırken tüm time haber verdi "Asu, Turan, Demir ve Oktay çabuk harekete geçin biz Deren'le Ozan'ı takip ediyoruz" kulaklıktan emredersiniz komutanım sözleri yükselirken Ozan siyah bir kapının önünde durdu burası VİP bölgesiydi. Ozan durunca Boratan'da durdu ve bir duvarın arkasına geçince bende durmak zorunda kaldım ,duvarın arkasına saklandık, Boratan kollarıyla beni duvarla kendisi arasına hapsederken Ozan'ı kontrol etti. Gözlerim onun ela harelerindeyken bana döndü "şimdi sözümden çıkmadan burada duruyorsun ben bişey demeden hiç bir yere çıkmıyorsun seni görürlerse tuvalete gidiyormuş ama kaybolmuş gibi yap" dedi yüzümü yaklaştı gözlerine bakarken kalbimin hızlandığını hissettim ama hemen toparladım öp öp öp! Boratan hızlıca yanımdan ayrılmadan önce son kez bana bakıp ilerledi ve VİP bölgeye girdi. Dakikalar sonra VİP odadan sesler çıkmıyordu endişelenmeye başlamışken Asu yanıma geldi "Deren iyimisin? Yani komutanım iyimisiniz?" Başımı salladım "İyiyim Yüzbaşı beş dakika önce VİP odaya girdi ama ses yok Turan'a haber ver kontrole girsin yoksa ben içeri dalıcam" dedim gözlerim siyah kapıdan ayrılmazken Asu hemen Turan'ı çağırdı ve Turan hızlıca içeri girerken neler olduğunu çözmeye çalıştım sonra adım sesleri yaklaştı ve Boratan, Turan ve Ozan piçi içerden çıktı ama tek bir farkla, Ozan kan revan içinde Boratan'nın tek elinde sallanıyordu hemen saklandığım duvardan çıktım "komutanım iyimisiniz" dedim gözlerim Boratan'ı süzerken "iyiyim. Alın götürün şunu" dedi ve Ozan'ı yere fırlatınca Asu ve Turan hızlıca onu yerden alıp uzaklaştırdılar. Boratan bana döndü "Endişelendin mi yoksa Üstteğmen?" dalga geçer gibi söyleyince yine bir oyunun içine düştüğümü anlayıp geriledim "elbette endişelendim komutanımsınız" dedim sözümün arkasında kalarak. Boratan beni süzdükten sonra tekrar gözlerime baktı "güzel" bir adım yaklaştı "güzel" diye tekrarladım mayın tarlasında bir adam sevdik ama öyle bir adam ki çimen olup ayağına serilesimiz var di mi Deren? iç sesimin dediği şeyle şoke olurken farkında olmadan dışımdan "abart" diyerek yükseldim Boratan kaşlarını çatarak bana baktı "ne?" hemen yaptığım şeyin farkına varınca boğazımı temizledim "Özür dilerim komutanım" Boratan içerde hala davetliler olduğu için elimi tuttu bu sefer rahatsız olmamıştım alışıyordum heralde.Içeri girdiğimizda Alex'in gözleri beni buldu ve Elindeki kadehi havaya kaldırarak sırıttı yanımda Boratan vardı hiç mi utanma yada korku duygusu yoktu bu adamda? Boratan'ın elimi tutan eline dokunarak "Hayatım birşey söylemem lazımdı sana" diyerek onu kendime çevirdim Zoraki olan gülümsemesiyle "Söyle Hayatım"dedi gözlerimle köşeyi gösterdim,gösterdiğim yere doğru ilerledik "Evet Üstteğmen seni dinliyorum" "Komutanım Alex'in Rusya'da bir arkadaşıyla ortak şirketi varmış"

"Sen nerden biliyosun?"

"Siz yanıma gelmeden hemen önce konuşuyorduk" dedim "O adamı bir daha yanlız yakalama şansım yoktu onun için sizin yanınızdan ayrılmıştım" diyerek açıklama yaptım Gözleriyle Alex'e baktı Alex yanındaki adamlarla sohbet ediyordu "Emir Üstteğmen Emir"

"Peki Komutanım" diyerek yanında geçip ilerideki boş masaya doğru ilerledim Garsonu durdurarak bir beyaz şarap aldım ve içmeye başladım Yüzbaşı yanıma doğru geldi kulağıma doğru "Çok içme" diyerek uyarıda bulundu o an o öfkeyle Boratan'a döndüm elime şarabımı aldım ve göz temasını kesmeden şarabı tekte kafama diktim zoraki olarak gülümsedim önüme döndüm "Senin inadına da sana da" diye söylenerek yanımdan ayrıldı o gider gitmez Alex beni göz hapsine aldı ve ağır adımlarla yanıma doğru gelmeye başladı "Tekrardan merhaba"

"Merhaba Alex"

"Iyi görünmüyorsun bir sorun mu var"

"Sorun yok" dedim ve gülümsedim "Az önce bir adamla tanıştım galiba arkadaşınmış" diye söze girdim yalan söylüyordum "Argen'di herhalde adı"

"Evet Argen sana bahsettiğim Rusya'daki şirket ortağım" ikinci Bingoo!!! "Aaa öylemi ne kadar güzel nasıl güveniyorsun işine dahil etmeye ben olsam güvenemem" hadi bakalım Alex dökül "Çocukluk arkadaşı sayılırız bir çok işime yardım etti kendisi" elindeki ne olduğunu bilmediğim içecekten yudum aldı devam etti "Yaptığımız iş zor sonuç olarak geniş bir çevreye sahip" diyerek gülümsedi bende gülümsedim demekki Argen'den yardım alıyordu bu bilgi çok işimize yarabilirdi, kulağımdan "Üstteğmen yanıma" diye bir ses geldi sakince etrafa bakındım ve onun karşıdaki masaya oturmuş bana ve Alex'e dik dik baktığını gördüm umursamadan Alex'e döndüm "Sizin şirketiniz tam olarak nerede bulunuyordu?" Diye sordum "Rusya'nın başkenti'nde" diyince Anladım şeklinde başımı salladım tabikide detaylı konum vermiycekti bu bilgi bile yeterdi "Benim gitmem lazım kusura bakma"

"Sorun yok bir daha görüşmek dileğiyle Deren"

"Görüşürüz Alex" diyerek çantamı masadan aldım ve Boratan'a doğru zoraki gülümsememle ilerledim yanına geldiğimde bileğimden tutarak beni kendine doğru çekti ve ayağa kalktı malesef ki boyu o kadar uzundu'ki kafamı havaya kaldırmak zorunda kalıyordum ona dik dik baktım "Komutanım bilgi alamaya çalışıyorum" dedim sinirli bir şekilde "Bu konuda sana emir verildi mi?"diye sordu gülümsüyordu fakat sinirden de dişlerini sıka sıka konuşuyordu "Amacımız bilgi almaktı zaten" diye ekledim "Beraber alıcaz o bilgileri tek değil" dedi ve bileğimi bıraktı arkamı dönerek gülümsedim Boratan ilerlemeye başladı ileriki masada İngiliz olan Rose ve Kocası James vardı ikiside ilgilterenin yer altı ticareti yapan isimlerinden'di bunu biliyorduk fakat burda olan herkes gibi onlarında elle tutulur delilleri yoktu.Boratan gülümseyerek "Merhaba James nasılsın?'" diye sordu James bize döndü ve Boratan'ın uzattığı eli sıktı "Merhaba Boratan bu hanımefendi de kim?" Diye sordu hızlı bir şekilde Boratan'ın elini tutarak "Merhaba ben Deren Boratan'ın Sevgiliyim" diyerek adamın elini sıktım ne kadar da ağzımıza yakıştı böyle söylemek sevgilisiyim mükemmel bunu arada sırada yapalım Deren güler yüz ile Boratan'a baktım hala bana sinirli olduğunu o ela gözlerinden anlayabiliyorum "Aaa ne kadar güzle" dedi yanındaki kadın "Ben Rose bu arada" diyerek elini uzattı elini sıktım Boratan "işler nasıl gidiyor James" diye sordu "Bayağ iyi gidiyor sende durumlar nasıl"

"Herzamanki gibi" diyerek gülümsedi Boratan James'den birşeyler öğrenmeyebilirdi fakat Rose çok cana yakındı Boratandan ayrılıp Rose'un yanına yaklaştım "Çok güzel gözüküyorsunuz!" Diyerek sohbeti başlattım yalan söyledim çok da güzel olmamıştı "Sende öyle"

"Ne iş ile ilgileniyordunuz?" Diye sordum "İngiltere'de ticaret yapıyoruz"

"Ne kadar güzel İngiltere'ye bir kaç kez gitmiştim çok güzel bir ülke"

"Evet havası insana huzur veriyor" o huzurda boğulun inşallah "Aynı yerdemi çalışıyorsunuz?" Diye sorunca "Evet beraber çalışıyoruz" dedi gülümseyerek "Hep özenmişimdir beraber çalışan karı kocalara" diyerek güldüm burdan birşey çıkmıycaktı asıl olayım Alex'di,Davet alanındaki ses daha da yükseldi kulaklıktan Demir "Komutanım biri Alex'e bir zarf verdi" Diyince sakince Boratan'a baktım sesizce kulaklığa doğru "Ben hallederim" dedim anında gözleri bana döndü işim bu der gibi baktım gözleri kesinlikle hayır diyordu ama dinlemedim "Ben bir tuvalate gideyim" diyerekt masadan uzaklaştım elime bir şarap aldım "iki dakikan var Üstteğmen iki dakika içinde geri gelmessen sonucuna ben karışmam" dedi kulaklıktan "iki dakika çok fazla" diyerekt Alex'in yanına yaklaştım ve sanki ayağım burkulmuş gibi üstüne düştüm o anı fırsata çevirerek cekedinin içindeki zarfı aldım ve çantama sıkıştırdım elimdeki şarabı da üstüne döktüm "Çok pardon ayağım burkuldu özür dilerim" diyerekt ondan ayrıldım "özür dileme sorun değil iyimisin?" Evet der gibi kafamı salladım "Gerçekten kusura bakma istemeden oldu!"

"Sorun değil sakin ol benim yedek takım elbisem var zaten!" Dedi ve korumasına getirmesi için işaret yaptı "iyisin dimi"

"Evet iyiyim" o an Boratan geldi "Sevgilim" dediği gibi çantamı ona verdim "Bunu tutarmısın lütfen!" Zarfı aldığımı ve çantada olduğunu anlamıştı "Tabiki ver" diyerekt çantayı aldı elimden yalandan bileğimi sıvazladım, "Biz artık gitsek iyi olur başka sorun çıkmadan"

"Peki tamam sevgilim"

"Kusura bakma Alex" dedim masadan destek alıyormuş gibi yaptım Boratan'ın omuzuna elimi attım ve çıkışa doğru ilerledik "Zarfı aldık, binadan çıkın" Diye emir verdi Boaratan üç dakika sonra bütün tim binadan çıktı Karargâha gittik.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

8. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

1 yorum