İçeriğe geç

Hilal

Bölüm 5 · 16 dk okuma

Hilal

Bölüm 5

Görev🇹🇷

Bazı hayaller vardır bazı...

İnsanlar için yaşama sebebi,

Olan ve uğruna,

Herşeyi hiç düşünmeden verebileceği...

~

Görev günü gelip çatmıştı. İlk defa savaşa çıkıyor değildim fakat içimde bir endişe, bir huzursuzluk vardı. Sanki... sanki birisi ellerimden kayıp gidecek bomboş kalıcakmışım gibi hissediyordum. Bu düşüncelerden kurtulmak için önümü iliklemeyi bırakıp derin bir nefes aldım ve gözlerimi üç saniye kapatıp açtım eğer bu düşüncelerden hemen kurtulmassam Yarbay beni kazığa oturtur iki turda döndürürdü o yüzden hızlıca üstümü giyinip odadan çıktım. Sağıma baktığımda Deren'nin sesi soluğu çıkmıyordu, odadan çıktığını düşündüm ve hızlı adımlarla Yarbay'ın odasına ilerledim. Oktay yaklaşık bir saat önce Yarbay'ın odasında Derene yaptığı muamele den dolayı uzun bir konuşma ve ceza gerçekleşmişti bir kadına asla ama asla böyle bir şey yapamazdı.Yürürken banyonun önünde dikilen Borat'ı gördüm. Kaşlarımı çatarak yanına yaklaştığımda Borat hemen hazır ola geçti "Hayırdır ULU asker olmayı bırakıp korkuluk olmaya mı karar verdin?" Dedim sert sesimle. Borat başını iyice dikleştirdi tırstığı belliydi ister istemez sırıttım, "Yok komutanım, Estağfurullah Deren komutanım duşa giricekti benden de ricada bulundu kimse gelmesin diye." Banyo ortak olduğu için her an bir davar içeri dalabilirdi o yüzden yapmış olmalıydı. Kaşlarımı kaldırdım "Göreve gidicez ne duşu toz toprağın içine giricez yine kirlenicek?" Dedim sorgulayarak "Bilmiyorum komutanım" dedi tek düze bir sesle. Sabır çeker gibi elimi kaldırdım. "Neyse tamam Deren çıkınca Yarbay'ın odasına gelirsiniz"Borat hemen asker selamı vererek, "Emredersiniz komutanım" dedi gür bir sesle. Bende Yarbay'ın odasına doğru yürümeye devam ederken,Demir Borat'ın yanına geldi "Napıyon lan sen burada rambo?" Diyerek kafasına bir tane çaktı. Borat'ın huysuzca mırıldandığını duydum ama ne dediğini bilmiyordum. Onları umursamayıp hızlı adımlarla Yarbay'ın odasının önüne gelirken Turan yanıma geldi. Hiç birşey demeden yanıma geçti bende yumruğumu kaldırıp kapıyı tıkladım, içeriden gelen 'gir' komutuyla kapıyı açıp içeri girdim. Yarbay çatık kaşlarıyla ikimize baktı "Hilal nerde AKKURT?" Dedi. Hemen hazır ol da durarak, "Oktay odasında, Deren duşta, Oktay Deren için nöbet tutuyor, Demir birazdan gelir Borat'ın yanındaydı, Asu yemekhanedeydi geliyor komutanım." Dedim tek bir nefeste. Yarbay memnun değil gibi kaşlarını çattı "Nesiniz siz koyun mu her biriniz bir yerde" dedi sert bir sesle. Elini sertce masaya vurdu "Ben sana demedim mi Deren yanından ayrılmayacak diye? Sen ne zamandan beri sözümden çıkıyorsun AKKURT?" Dedi yüksek sesle. Turan ciddiyetle önüne bakıyordu "Komu-" sözümü sertce kestiğinde başımı hafifçe önüme eğdim "Yok komutanım gerekirse sen dikileceksin onun başında. Çok boşlamışsınız bakıyorum, sizi bir süzüp tartmak gerek" dedikten sonra yine sertce baktı "Eyme başını eyme!" Dedi bağırarak, yanıma yaklaştı "Bir saat sonra göreve çıkacaksınız ne bu hal AKKURT?" Dedi elini bana doğru sallayarak "özür dilerim komutanım." Dedim bende kalın sesimle "Çık git Hilal'i toplamadan gözüme gözükme!" "Emredersiniz Komutanım" arkamı dönüp Turan ile beraber çıktık. Odadan çıkınca "Yarbay bu aralar çok gergin hepimizi buzlu suya sokup çıkaracak gibi" iç çektim ve ellerimle sertce yüzümü sıvazladım "Sus Turan git topla şu timi" Turan gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı "Emredersiniz komutanım" diyerek Asu'yu almak için yemekhaneye ilerledi. Bende hızlı adımlarla lak lak eden Borat ve Demir'in yanına gittim. İkiside beni görünce hazır ola geçti "ikinizde Yarbay'ın odasının önünde bekleyin ben gelmeden de içeri girmeyin." İkiside aynı anda 'Emredersiniz komutanım' deyip birbirlerine vurarak ilerlerken arkalarından bağardım, "Yarbay'ın odasının önünde de böyle davranırsanız benim sizi sikmeye gerek kalmaz haberiniz olsun." Demir'in üstünde olan Borat tepinirken ikiside durdu ve Demir Borat'ı üstünden atınca Borat kafa üstü yere düştü ve küfür ede ede ayağa kalkıp yürümeye devam ederken Demir dizine vura vura adeta böğürerek gülüyordu. Gözlerimi devirip önüme döndüm, su sesleri kesilmiş kapıya baktım. Kıyafet hışırtıları geliyordu sanırım üstünü giyiyordu, kapıyı iki kere tıkladım. Sesler kesildi ve adım sesleri yükseldi ve Deren kapıyı açtı üstünde üniforması vardı ve acele ile önünü ilikliyordu. "Komutanım?" Gözlerimi içeriye diktim, etraf sıcak sudan dolayı buhar olmuştu "üstü başını düzelt hızlıca, ve benimle gel." Dedim ona bakmadan. Deren bişeyler yaptıktan sonra konuştu "Emredersiniz Komutanım gidebiliriz." Gözlerimi ona çevirdim nemli saçları ve ıslak kirpikleriyle bana bakıyordu. Cevap vermeden ilerledim, Deren saçlarını at kuyruğu yaparak yanımda hızlı hızlı yürüdü, birlikte Yarbay'ın odasının önüne geldiğimizde tüm tim oradaydı ve hazır ol da beni bekliyorlardı. Deren timin yanına ilerledi, bende kapıya ilerleyip tıkladım içeriden gelen 'gel' komutuyla hepimiz içeri girdik ve masanın etrafında toplandık. Masanın en başındaki yerime oturdum diğer karşısına da Yarbay oturdu ve söze başladı. "Ne yapacağınızı biliyorsunuz o yüzden hızlıca üstünden geçicem," dediğinde dikkat kesilerek onu dinledik. "Irak üssüne gideceksiniz, dağın başında bir üs ve hiç dost canlısı değiller. O yüzden hiç dost olmaya çalışmadan en yakın yere pusun. Etrafı orman olduğu için dikkatli olun her an piçler ağaçların arasından çıkabilir." Dedikten sonra ellerini önünde baĝladı "Gazanız mübarek olsun aslanlarım" hepimiz aynı anda "sağolun komutanım" diye bağırdık gür sesimizle yarbay oturduğu yerden ayaklandı ve camın olduğu yere doğru yavaş yavaş yürümeye başladı "size bir şey daha söylemek istiyorum" diyerek söze girdi "Yüzbaşınızın da bildiği üzere Irak çok tehlikeli ve yer altı ticareti fazla olan bir ülkedir.Yer altı ticaretini yürütenlerden biri olan Yasir silah ve insan kaçakçılığı ile bilinen bir teröris zaten bir çoğunuz geçen seneki olaydan dolayı adını duymuşsunuzdur, siz operasyon sırasında iken önünüzü kesebilir ama düşük bir ihtimal siz yinede bunu aklınızda bulundurun" dedi ve tekrardan bize döndü hepimiz anladık anlamında başımızı sakladık Yarbay "çıkabilirsiniz, Boratan ve Deren siz kalın konuşcaklarim var" timdeki herkes asker selamını vererek odadan ayrıldı yarbay dönerek " Dinliyoruz komutanım" dedim Deren de onaylar şekilde başını salladı Yarbay söze girdi "ikinizinde ilk görevi olmadığını biliyorum fakat birbiriniz ile ilk göreviniz beraber hareket etmelisiniz" aynı anda Deren ile birbirimize döndük gözlerinde kararlılık aynı zamanda bana karşı bir rekabet vardı "Deren senin hızlı ve önden gitmeyi ne kadar sevdiğini biliyor olsamda bu görevde Yüzbaşı ile aynı hızda olmanı ve ayak uydurmani istiyorum" dedi. Az önce Yarbay bana yaşlı imasinda falan mı bulunmuştu yoksa bana mı öyle gelmişti. Deren bana doğru dönerek "Emredersiniz Komutanım" dedi suratında sadece benim anlayabileceğim şekilde bir gülüş vardı."Komutanım asıl ben üsteğmenin benim hızıma yetişebilecegini pek düşünmüyorum" dedim ve ona doğru döndüm aynı şekilde gülümsedim.Deren "Görücez Yüzbaşım" diyerek gülüşünü daha da fazla büyüttü Yarbay hafifçe öksürerek dikkatimizi toplamamizi sağladı "dediğim gibi beraber" dedi beraber kelimesinin altına basa basa ikimizde "Emredersiniz" dediğimiz gibi Yarbay ayağa kalktı ve kapıya doğru ilerledi yarbay sormam gereken bir kaç soru vardı Deren tam "Komu-" derken sözünü kestin ve "Komutanım size sormam gereken bir kaç sorum var" diyerek komutana döndüm "Aynı şekilde benim de komutanım" diye ekledi Deren. "Işim var bekleyin burda" diyerek odadan ayrıldı. Arkama yaslanıp Deren'nin o koyu gözlerine baktım gerçekten de toprak gibi gözleri vardı bazılarına çiçek açar bazılarına mezar olurdu o gözlerde.

"Rekabeti seviyosun heralde Üsteğmenim" diyerek sessizliği bozan ilk kişi ben oldum "sizin gibi bir Yüzbaşım varken nasıl rekabeti sevmiyeyim komutanım?" Dedi ve gülüşünü saklamaya çalıştı

"Dikkatli ol kiminle rekabet ettiğini unutma" diyerek ekledim

"Sizi unutmak mümkün mü Yüzbaşım" dedi ve gözleri suratımın her yerinde gezdi ilk gözlerim,burnum kaşım ve dudaklarım ardından tekrar gözlerime geldi o kahve gözleri "noldu komutanım" diye sordu cevap vermeyince ,cevap olarak hızlı bir şekilde masanın altından Deren'nin oturduğu sandalyeyi tuttum ve kendime çektim bacaklarını bacaklarımın arasına haps ettim Deren noldugunu anlamadan doğrudan kulağına eğildim "benimle flört etme Lâl" dedim hafif sert hafif alaya alarak "yoksa nolur komutanım" diye sordu aynı şekilde geriye çekildim ve o an anladım benimle dalga geçiyordu "Komutanım korkmayın sizi sevmiyorum bu karargahta ve timde en son dikkatimi çekecek ve aklınızdan geçen şeyleri yapacağım son kişisiniz!" Dedi sert ses tonuyla sandalyesini geriye iterek bacaklarını bacaklarımdan kurtardı ve arkasına yaslandı "Duygularımız karşılıklı Üsteğmen" demekle yetindim bu sefer aitlik eki kullanmadım gözlerimi kapatarak Yarbay'ı beklemeye başladım bana baktığını hissediyordum fakat zerre umrumda değildi bi kere aynı timdeydik, üstteğmenimdi,askerdi bende askerdim olmazdi isteyende yoktu zaten.

5 dakika sonra...

Beş dakika boyunca ikimizdende ses çıkmamıştı,ben bu sessizliği fırsata çevirdim ve dinlenmeyi seçtim fakat Deren Yarbay'ın odasını incelemeyi tercih etmişti.Uzun zaman sonra ilk defa bu kadar sesiz bir ortamda bulunuyorumdum ve hoşuma gitmişti,Asker olmanın en kötü yanı asla dinlenememenizdi, üstelik Yüzbaşıysanız dinlenecek bir saniyeniz dahi olmuyordu. Bu düşünceler aklımı kurcalarken Yarbay odaya girdi hızlıca oturduğum yerden doğruldum ve ayağa kalktım Deren'e göz ucuyla baktım,çoktan hazır ola geçtiğini fark ettim.Yarbay ikimizide dikkatlice baktıktan sonra sessizliği bozdu "Evet sizi dinliyorum" diyerek karşımıza oturdu, Deren'i beklemeden direkt söze girdim "Yasir'in şuan ki yerini biliyormuyuz komutanım?" diye sordum bu sorunun cevabı benim ve timim için önemliydi "Yüzbaşı bu bilgi seni neden ilgilendiriyor?"

"Komutanım öncelikle sizin de dediğiniz gibi biz operasyondayken Yasir piçi karşımıza çıkabilir, eğer ben bu operasyonda Yüzbaşıysam benim ve üstteğmenimin bu bilgiyi bilmesine gerek var" sözüm bittiği gibi Deren ile Yarbay bana döndü sankDerenin'nin de aklındaki soru sanki bu soruymuş gibi bana şaşırmış bir ifadeyle bakıyordu. Nasıl aklımızdan aynı soru geçmişti?

Yarbay "Tamam Yüzbaşı dediğin gibi olsun" diyerek Irak haritasını masaya serdi "Yasir sizin görev yerinizden 250 km uzaklıkta güney kısmındaki yer altı karargahında olacak" kaşlarım hava doğru kalktı bu kadar önemli bir bilgiyi ben sormasam bize söyleyeceği dahi yoktu, şaka gibiydi içimden derin bir nefes aldım fakat gözlerimdeki öfkeyi saklayamıyordum o an gözlerimiz Deren ile kesişti o da benimle aynı şeyleri hissediyordu gözlerinden anlıyabiliyordum.Deren yarbaya doğru döndü ve hiç beklemediğim bir anda söze girdi " Komutanım saygısızlık etmek istemem fakat bu kadar önemli bir bilgiyi Yüzbaşım sormasa sizin bize söyleyeceğiniz dahi yok" dedi ve bana haksız mıyım der gibi baktı bu konuda haklıydı benim söylemeye cesaret edemediğimi söylemişti "Bu konuda Üstteğmenimi haklı buluyorum komutanım" diye ekledim Deren'e baktım ve gözlerindeki alev az olsada sönmüş gibiydi.Yarbay aynı anda hem bana hemde Deren'e baktı ve "Görüyorum ki çok iyi anlaşmaya başlamıssınız, birbirinizden nefret ettiğinizi zannediyordum" diye konuyu dağıtmaya çalıştı Yarbay, Deren hızlıca "Konu hem timi hemde vatanımız ile ilgiliyse Yüzbaşımla iyi geçinmeye razıyım komutanım"dedi

"Katılıyorum üstteğmenim konu vatansa sizinle iyi geçinmeye katlana bilirim" diye ekledim Deren sanki ben sana bayılıyorum der gibi baktı bana bende ona aynı şekilde bakınca ikimizde Yarbaya döndük.Yarbay "Merakınızı giderdiğinize göre çıkın odadan" diye sert bir sesle konuşunca "Emredersiniz Komutanım" diyerek masadan kalkıp kapıya doğru yürümeye başladık kapıyı açtım ve Deren'i beklemeden odadan çıktım arkamdan "beklesen ölürdün zaten dağ ayısı" dediğini duydum bu dudağımın kenarının yukarı doğru haififçe yükselmesine sebep oldumuştu, sert sesimle omzumun arkasından ona Bakarak "bişey mi dedin Üstteğmen" diye sordum gülüşümü anında yok ederek, sesiz söylemişti ama ben duymuştum "hayır komutanım" derken bahçeye doğru ilerlemeye başlamıştı "Güzel" diyerek bu akşam ki operasyon için odama kıyafetlerimi ayarlamaya gittim.

Deren'in ağzından...

Bu akşam göreve gidiyorduk,herzamanki gibi içimde vatan aşkı,gözlerimde kararlılık ve içimde heyecan vardı.Yarbay'ın odasından çıktıktan sonra Yüzbaşıyla kısa bir diyolağa girdikten sonra bahçeye doğru ilerlemeye başlamıştım Yüzbaşı Boratan ile ilk görevim olacaktı Yarbay birbirinize ayak uydurmamızı söylesede ikimizde öyle olmayacağını çok iyi biliyorduk. Bahçeye geldiğimde Hilal timinin masada oturmuş sohbet ettiğini gördüm yanlarına doğru giderken birden arkamdan "Yardım edin AAA" diye bağıran Demir'in sesinin geldiği yere doğru baktım karargahın köpeği olan savaş bir k9 köpeğiydi ve şuan Demir'i kovalıyordu,

timdeki herkes bende dahil olmak üzere Demirin bu haline uzun bir gülme krizine girmiştik "Ne gülüyorsunuz ulan yardım ets-" Demir sözünü bitiremeden savaş Demir'in sırtına atlayıp Demir'i yere düşürmüştü Demir zar zor da olsa bana bakarak konuştu "size ulan yok komutanı-" yine sözü yarım kalmıştı çünkü savaş Demir'in kafasını ısrmakla meşguldü. Savaş timdekilere karşı yaramaz bir köpekti çünkü timdekiler onu şımartıyordu. Hepimiz onun bu haline gülerken Borat'ın yanına kuruldum. Demir sonunda savaştan kurtulmayı başarınca üstü başı dağınık şekilde yanımıza geldi, "Ulan ben ölüyordum sizde anca ayı gibi gülün vicdansızsınız oğlum siz" dedi saçını düzeltmeye çalışarak. Sırıtarak ona bakarken Borat söze girdi "sen kaşındın oğlum nerde görülmüş k9 köpeğinin kuyruğunun sevildiği" dedi dalgayla ben onaylarcasına güldüm. Demir ayıplarcasına baktıktan sonra yerine oturdu "Tamam ulan abartma ne çıt kırıldım çıktın sende." diye çıkıştı Turan. Demir hepimize teker teker bakıp yüzünde tiksinir gibi bir ifadeyle "tı tı tı tı koynumda yılan değil anakonda pitonu beslemişim yazıklar olsun" diyerek sandalyesine oturdu hepimiz Demir'in söylediğine gülerek sohbetimize devam ediyorduk ki tam o sırada bahçeye Akkurt girdi.

Adamda da ne boy var dimi lâl analar neler doğurur be helal olsun

Allah'ın belası içsesim olmasa herşey yolunda olacaktı fakat olmuyordu gerçekten de az kalsın kafasını kapıya vuracaktı bu kadar boy biraz fazlaydı.Masanın yanına geldi ve eliyle oturun işaret yaptı timdekiler oturup sohbete devam ediyorlardı ki Yüzbaşı bana bakıyordu ne var der gibi baktığımda ise başını yana doğru çevirdi bu gel konuşucaz demekti bişey mi yapmıştım hayır yapmamıştım şimdi durduk yere ne konusmasıydı bu? Deren belki sana aşık olmuştur kızım aşkını itiraf edicektir güzel olmaz mı ama?

Masadan kalktım ve gösterdiği yere doğru ilerlemeye başladım aynı şekilde arkamdan geliyordu olduğum yerde durdum Arkamı döndüm bana bu kadar yakın olmasını beklemiyordum bir adım geri çıktım "Lâl" dedi ilk önce normalde asla Lâl demezdi noldu da Lâl diyodu bu adam kafasını kapıya mı çarptı acaba belki de gerçekten aşık olmuştur ha! "evet komutanım" diyebildim sadece "görev de sözümden çıkmamanı istiyorum aksi takdirde hem kendini hem de timi tehlikeye atarsın anladın mı" dedi bu beni ney zannediyordu?

"Pardon Yüzbaşım ama ordan bakınca çömeze mi benziyorum?" Böyle demek istememiştim ama ağzımdan bir an çıkmıştı üstlerime saygısızlık etmemem gerektiğini çok iyi biliyordum "Orasını ben bilemem sen dediğimi yap yeter" diyerek arkasını döndü ve masaya doğru ilerledi ,arkasından öyle bakakalmıştım orasını bilemem de ne demekti öyle görünmediğime adım kadar emindim.Arkasindan ilerledim sandalyeme oturduğumda Asu "bir sorun mu var Deren" diyerek kulağıma fısıldadı "sorun yok" diyerek gülümsedim sorun yok ne demek Deren adam sana çömez dedi çömez bir yandan timi dinliyor bir yandan iç sesimle mücadele ediyordum bu akşam gideceğimiz operasyon sorunsuz geçmek zorundaydı biz Türk askeriydik herşeyi kusursuz yapar adımızla korku salardık timdeki herkes işinde usta ve yavaşça aile gibi hissettiğim insanlardı yüzbaşı dışında.Onlara güveniyordum Yüzbaşı da dahil fakat onlar bana güveniyormuydu işte orasından emin değildim.Asu beni kolumdan dürterek bu düşüncelerden kurtardı ve "içeri birşeyler alamaya gidiyorum benimle gelmek ister misin?" diye sordu hızlı bir şekilde kafamı salladım oturduğum yerden kalktım Asu "yiycek içecek alamaya gidiyoruz birşey isteyen varmı" diye arkasını dönüp time sordu Borat "ben bir çay alırım" Demir "ben bı soğuk su alıyım malûm" diyerek dağınık üstünü başını işaret etti Turan "bende bir çay içerim" diye ekledi "Komutanım siz " diye sordu Asu "bir Türk kahvesi içerim" dedi ve Asu kafasını salladı beraber içeri doğru geçtik elimize tepsi alarak timdekilerin isteklerini tepsilere koymaya başladık Asu "iyimisin?" Diye sorunca "Evet iyiyim kötü gibi mi görünüyorum" diyerek Zoraki olsada gülümsedim karnım ağrıyordu ve büyük ihtimalle bir kaç güne regl olacaktım bu nedenle kendime sıcak bir bitki çayı aldım ve elimdeki tepsiyle dışarı bahçeye çıktım arkamdan da Asu geliyordu.Tepsidekileri ilk önce Demir'e,Turan'a ardından Yüzbaşın'a uzattım hepsi aldıktan sonra tepsiyi masanın köşesine koydum bacaklarımı kendime doğru topladım ve bir elimi karnıma bastırdım,masadaki bitki çayını alarak yudumlamaya ,arada sırada sohbete dahil olmaya çalışıyordum.Karnıma o kadar şiddetli bir ağrı girmiştiki suratımı buruşturmak zorunda kalmıştım ve bu Yüzbaşının dikkatinden kaçmamıştı elimdeki bitki çayı bitince yenisini almak için doğruluyordum ki Yüzbaşı buna izin vermedi "Ben kendime bı tane daha kahve alıcam istiyormusunuz?" Diye time sordu timdekiler "saolun komutanım" tarzında bir kaç şey söyledikten sonra Yüzbaşı içeri doğru ilerledi Borat"Oktay nerde?" Diye sorunca Demir "piçe Yarbay ceza vermiş" diye ekledi Borat'ın aklına bı anda olanlar gelince anında bana döndü ve "kusura bakma unuttum " diye ekledi "ne kusuru bişey yapamadı zaten Yüzbaşı gelmeden ben bı tane çakmıştım suratına" dediğimde herkes bana şaşkın şaşkın bakıyordu "Ne var ya niye öyle bakıyorsunuz valla bi tane Osmanlı Tokadı geçirdim alt tarafı" diye ekleyince herkes gülmeye başladı bu halleri beni de güldürmeye yetmişti.Karnımın ağrısı devam edince ayaklandım ve ağrı kesici almak için revire doğru ilerlemeye başladım normalde bu ağrılara hayli hayli katlanirdim fakat akşam görev vardı ki şuan ilaç almam görevde rahat edeceğim anlamına geliyordu yemekhaneden tam çıkarken arkamdan "Nereye Üstteğmen" diye bir ses duymamla durmam bir oldu arkamı dönerek "Odama Komutanım" diyerek yalan söyledim revire deseydim bin ton laf söyliycekti bunu biliyordum "ağrı kesici almaya gitmiyorsun yani?" Diye sorunca ne diyeceğime karar veremedim yanıma doğru yaklaştı ve elindeki tepsiyi bana uzattı tepisde az önce içtiğim bitki çayı, ağrı kesici birde kahve vardı bir uzattığı tepsiye bir de Yüzbaşına bakıyordum "Al" diye emir verdiğinde elindeki tepsiyi alarak bahçeye ilerledim bahçeye çıkmadan önce üstümdeki hırkayı belime bağlayarak belime bir baskı yaptım bu karnımın ağrımasına daha iyi geliyordu tekrardan aynı pozisyonda sandalyeme oturdum ve bir elimi karnıma bir elime de bitki çayımı aldım tepsi deki ağrı kesiciyi tekde yutarak ağrımın biraz olsun azalmasını ümit ettim gözlerimi kapayarak Asu ile Demir'in şakalaşmalarını dinliyordum.iki üç dakika sonra çaprazımdaki sandalyeden bir oturma sesi geldi tek gözümü açarak baktığımda Yüzbaşı ile göz göze geldim anında gözümü kapadım ve timdekileri dinlemeye devam ettim.

2 saat sonra...

Hepimiz odalarımıza geçmiş son hazırlıklarımızı yapıyorduk Hava soğuk olduğu için en kalın üniformalarımızı gitmiştik yanıma bir kaç tane ped alarak işimi sağlama aldım, saçımı yukardan sımsıkı bir at kuyruğu yaptım boğazımdan yukarı doğru kar maskemi de suratıma çektim sadece gözlerim gözüküyordu sırt çantamı alarak odadan çıktım. Odadan çıktığım gibi karşımda Yüzbaşını gördüm aynı benim gibi hazırlanmıştı ve bileğindeki saatten saati kontrol ediyordu "Gidelim Üstteğmen" diyerek yürümeye başladı. Arkasında ilerleyerek karargahın dışında olan helikopter pistine vardık. Asu, Oktay, Turan ve Borat oradaydı Demir de sağ tarafımdan bizimle beraber geliyordu. Helikopterin kapısı açıldı ve hepimiz sırayla içine binmeye başladık ilk binen Yüzbaşı olmuştu cam kenarına geçmişti ardından Turan Yüzbaşının karşına binmişti bende Turan'ın yanına geçecekken Yüzbaşının "yanıma" demesiyle onun yanına oturmuştum diğerleri de sırayla bindikten sonra kemerleri bağlayarak kalkışa hazırlandık, helikopter yavaş yavaş havalanırken Yüzbaşı ile ben görevin üstünden geçiyorduk bu görevde ikimizde hata daha istemiyorduk,bir kaç önemli detay daha konuştuktan sonra Yüzbaşı herkesi kendi halinde bırakmıştı yolumuz uzun olduğu için Asu ve Demir uyumayı seçmişti Oktay ile Turan camdan dışarıyı izliyordu ben ise karnımdaki ağrının sıfıra inmesinden mutlu bir şekilde arkama yaslanmış uyumaya çalışıyordum fakat Yüzbaşı habire hareket ettiği için bir türlü uyuyamıyordum "Yüzbaşım" diye fısıldadım bana doğru döndü "Uyumaya çalışıyorum hareket etmeseniz olmaz mı?" Ne kadar uzun ve büyükse artık bir sığamadı hem ne derler bilirsin boyu uzun olanın- neyse. Diye sordum uykulu gözlerle Boratan sadece kafasını sallamakla yetindi böylesi daha iyiydi ne kadar az diyolağa girersek o kadar iyiydi bizim için tekrar arkama yaslanıp gözlerimi kapattım ve uyumaya çalıştım operasyon bölgesine nerden baksanız üç ya da dört saat vardı ,bu yol ancak uyuyarak geçerdi bende bu yüzden uyumayı seçmiştim.

Hafif bir dürtmeyle uyandırıldım gözlerimi ilk açtığımda gördüğüm kişi maalesef Yüzbaşı olmuştu. Olduğum yerden doğrularak operasyon bölgesine gelip gelmediğimizi anlamaya çalıştım Turan "daha gelmedik" deyince az bir mesafenin kaldığını ve kendimize gelmemiz için uyandırdıklarını anlamıştım. Karnımda hafif bir ağrı hissetsem de bunu önemsemedim aldığım ağrı kesicilerin etkisi yavaş yavaş geçiyordu, Helikopter inişe geçtiğinde oturduğum yere sıkıca tutundum ve tamamen yere inmesini bekledim, helikopter indiğinde ilk önce Yüzbaşı ayaklandı ardından da ben kalkınca inmem için eliyle geç işareti yaptı hızlıca helikopterden atlarken silahımı sıkıca tutuyordum. Etrafa bakarken içimden işte bu Deren çocukluğumuzun hayalini tekrar yaşayacağız diye geçirdim. Operasyon bölgesine doğru Sırayla yürümeye başladık en önde Tutan ile Yüzbaşı vardı arkalarında ise ben ve Asu vardık en arkada Demir, Oktay ve Borat birbirlerine el kol şakaları yaparak bizi takip ediyorlardı Demir "Boratım yapma böyle şakalar ayıp oluyor" dediğini duydum Borat "ne var bu şakalar da ballı turtam" deyince Demir "Ne ne ballı neyim turtam mı?" Diyerek adeta sıçar gibi gülmeye başladı Borat gülerek "evet ballı turtam" deyince Asu gülmeye başladı Oktay "karargahta iki tane kız var diye siz bu hallede geldiniz" deyince Borat "Hayır ben tatlı kurabiyemi gördüğüm ilk an tam da kalbimin ortasından vurulmus-" diyecekti ki Demir kafasına bir tane geçirmişti kadar sert vurmuştu ki benim bile içim sızlamıştı Demir ya sabır çekerek ön tarafa Yüzbaşının yanına ilerlerken Borat "Bırakma beni Tatlı kurabiyemm sensiz ben bir hiçim" diye bağıran bağıra Demirin arkasından koşmaya başlamıştı bu görüntüyü gördüğüm de ben de ister istemez gülmeyen başlamıştım...

Bölüm sonu

1 yorum