O kadar kolay değil,
Vatanı bölmek,
Ve o kadar zor değil.
Uğruna ölmek
~Arif NAZIM
Koşu sonunda bittiğinde nefeslenmek için ellerimi dizlerime yasladım. Deren'de mekiğini bitirmiş terlerini siliyordu tişörtü üstüne yapışmış ve içini gösteriyordu, hemen gözlerimi Deren'den çekerek yere indirdim ardından ona bakmamaya çalışarak , yanına doğru ilerledim sert bir sesle yüzüne bakarak "odana git ve üstünü değiştir ben hareketli poligona gidiyorum gelmek istersen gelirsin" Deren hemen üstüne baktı, üstünü fark edince utanarak başını salladı "gelirim komutanım" dedi. Yanından geçip, antreman sahasından çıktım. Boş koridorlarda ilerken Yarbay Kazım yanıma yaklaştı, bir bana bir arkama bakıyordu. Arkama baktım Deren'de peşimden gelmişti. Yarbay ikimizede imalı imalı bakarak "sizin bu saatte buralarda ne işiniz var?" Dedi hemen hazır ola geçtim "Uyku tutmadı Komutanım antrenman yapmaya gittik" dedim hızla. Yarbay kaşlarını kaldırdı "iyi öyle olsun" dedi ve yanımızdan geçip gitti. Normale dönüp odama doğru ilerledim ve içeri girdim. Dolabımdan rahat bir gri eşofman ve üstümede siyah dar bir tişört aldım hızlıca üstüme geçirdim Elime telefonumu alarak odadan çıktım.Deren'de odasından çıkmış beni bekliyordu kaşlarımı çatarak "neden poligonda beni beklemedin?" Deren bana ciddi bir ifadeyle baktı "sizi beklemek istedim komutanım" kaşlarımı kaldırdım ama cevap vermedim. Bu kızın amacı neydi? Yanından geçip hareketli poligona doğru ilerledim, Deren'de peşimden geliyordu. İçeri girince hemen telefonumu bir köşeye bırakıp silahı elime aldım, Deren'de sağ tarafa doğru ilerleyip ışığı açtı sonra, yanıma gelerek silahını eline aldı. Başlatmak için yanımdaki butona ilerledim, basmadan önce Deren'e döndüm "hazırmısın?"dedim Başını salladı "Hazırım komutanım" kendinden emin görünüyordu, hafifçe gülümsedim ve başlattım. Anında önümüzdeki hedefler hareket etmeye başladı. Silahımı sıkıca kavrayıp ateş etmeye başladım aynı zamanda Deren'de ateş etmeye başladı. Göz ucuyla hedefine baktım bir kaçını ıskalamıştı ama gerisi isabetliydi. Hafifçe sırıtarak önüme döndüm ve kendi hedefime vurmaya başladım, belki bir-iki kere ıskalamıştım. Aradan yarım saat geçmişti ikimizde yorulmuştuk ama durmuyorduk, Deren'e yine göz ucuyla baktım seslerden dolayı bağırarak. "bırakmak istermisin yoksa devam mı?! " dedim Deren'de aynı şekilde bağırarak "Devam komutanım!" Dedi nefes nefese. Bazen garip olsada bu cesur ve azimli hareketleri hoşuma gidiyordu. Kaşlarımı çattım önüme dönmeden önce Deren'e hafifçe sırıttım, tabi ki bunu görmemişti, ardından atışa devam ettim. Deren sağa, sola hareket ederek ateşlemeye başladı çünkü hedefler daha da hızlanmıştı, ben ise sadece kolumu sağa sola hareket ettirerek devam ettim. Birden bir bağırma sesi duydum hemen Deren'e baktım yere düşmüştü. Endişeyle silahımı bir köşeye bırakıp hedefleri durdurdum ve hızlı adımlarla Deren'nin yanına çöktüm "iyimisin?" Deren bileğini tutarak bana baktı "iyiyim sanırım ayak bileğimi burktum" bileĝine baktım yavaşca eline uzandım "elini çekde bakayım" dedim soğuk bir sesle, Deren elini çekti bileğine dokunmak için uzanıyordum ki izin alır gibi Deren'e baktım, başını sallayınca nazik olmaya çalışarak bileğine dokundum. Bileğinin biraz baskı uyguladım "acıyor mu?" Deren başını sağa sola salladı. Tekrar bileğine baktım ve hareket ettirdim "şimdi?" Deren biraz yüzünü buruşturdu "tamam burkulmuş" dedim elimi bileğinden çekerek. Elini tuttum ve kalkmasına yardımcı oldum. Ayağa kalkınca omzumdan destek alarak poligondaki sandalyelerden birine oturdu. Sol tarafa doğru ilerliyerek telefonu elime aldım aynı zamanda getirdiğim soğuk suyu Deren'e uzattım telefondan Demir'in numarasını tıkladım,Demir bu saattlerde kesinlikle uyumazdı ikinci çalmada telefon açıldı "buyrun komutanım" Dedi "Demir" dedim ilk önce "bana buz ile merhem getir ha bide senin yedek tişörtlerden getir hareketli poligondayım" dediğim gibi telefondan "tamamdır komutanım beş dakikaya ordayım" dedi Demir ,telefonu kapattım ve Deren'e baktım içtiği suyu elinden aldım ilk olarak Sudan bı yudum aldım doğal olarak susamıştım sonrasında olduğum yere diz çöktüm,soğuk suyu Deren'in burkulmuş ayağına yavaş yavaş dökmeye başladım soğuk su ona iyi gelecekti, Diz üstünde duruken kafamı yukarı kaldırdım ve Deren'in suratına baktım hemen gözlerini benden kaçırarak "komutanım özür dilerim sizede yük oldum akşam akşam"dedi kafamı onaylamaz bir şekilde sallayarak "özür dileme özür dilencek bişey yok sacede basit bir ayak burkulması o kadar" dedim rahat olmasını istiyordum time de yeni gelmişti bize alışması zaman alacaktı bir kaç dakika sonra içeri Demir girdi hızlı adımlarla yanıma geldi hazır ola geçti "rahat" dedim ve Demir'in elinden tişörtü aldığım gibi Deren'e uzattım ve üstüne geçirmesine yardım ettim Demir bir bakış attım ve arkasını dönmesini sağladım Deren üstündeki tişörtün üstüne giymisti ama yinede Demir arkasını dönecekti. Deren'nin tişörtü terden dolayı yine üstüne yapışmıştı ondan dolayı tişört istemiştim zaten bu durum sinirimi bozuyordu, "Arkanı dönebilirsin" dedi Deren Demir bize doğru döndü ve elindeki buzu Dere'nin ayağına tuttu.Deren ile Demir konuşurken bende elimi yüzümü yıkamak için lavobaya doğru gittim her yerim ter olmuştu elime biraz su ile ıslatıp saçlarımı dağıttım böyle daha iyiyde ve suratıma yapışmıyordu bir kaç dakika lavobada oyalandıktan sonra poligana geri döndüm, Demir ve Deren hâlâ konuşuyordu ve Deren bileğine buz tutuyordu, yanlarına gittim "Nasılsın?" Dedim Deren'e, Deren beni görünce bileğine baktı "iyiyim komutanım." Dedi başımı salladım, "İyiysen odana geçebilirsin" Deren başını onaylayarak salladı ve ayağa kalktı ama sendeleyince Demir'in omzuna tutundu. Önce ikisine ters ters baktım sonrada Deren'nin Demir'in omzundaki eline. Önüme döndüm ve poligondan çıktım Deren ile Demir aramadan geliyordu koridorlarda ilerlerledikten sonra iki koridor ayrımına vardık Demir bana baktı "komutanım iyi geceler" dedi ve yavaşca Deren'i bıraktı "iyi geceler" dedim donuk bir sesle Deren'de iyi geceler dedikten sonra Demir sağ koridordan gitti bizde sol koridora doğru yöneldik. Deren yine sendeleyince durdum "omzuma tutun" dedim ama Deren yürümeye devam etti "yok komutanım iyiyim" Demir'e tutunurken iyiydi ama bana gelince... neyse.
İç çekip ilerlemeye devam ettik, sonunda odalarımıza gelince kendi odama girdim ardından Deren'de kendi odasına girdi. Hemen duşa girmek için üstümü çıkardım ve banyoya girdim, güzelce yıkandım kaslarımı gevşettim, sonra duştan çıkıp rahat üniformalardan bir tanesinin üstüme geçirdim ve yatağa uzandım Derenin gerçekten iyi olup olmadığını bilmiyordum çünkü onun komutanıyım ve kimse komutanına kötü olduğunu söylemezdi bunları düşünürken uykuya daldım.
5 saat sonra...
Alarmın sesiyle kıpırdayarak uyandım, elimi telefonuma uzatıp alarmı kapadım. Esneyerek yatağımda doğruldum ve üstümü giymek için yataktan kalkıp dolabıma doğru ilerledim. Askeri üniformamı giydim , banyoya geçtim ve saçımı biraz şekillendirdin üniformama da çeki düzen verdim ardından Banyodan çıkıp komedinin üzerindeki telefonumu aldım ve odadan çıktım, çıktığım anda Deren'i odasından çıkarken gördüm,Üstünde asker üniforması vardı saçıda sıkı bir at kuyruğuydu. Deren beni fark edince hızlıca hazır ola geçti "günaydın komutanım" dedi "günaydın" dedim hâlâ bir miktar uykulu bir sesle. Deren'nin ayak bileğine baktım "bugün nasıl?" Diye sordum bileğini kastederek. Deren hemen ayağına baktı "iyi komutanım" dedi ve kanıtlamak ister gibi ayağıyla yere iki kere vurdu. Başımı onaylayarak salladım.Yemekhaneye doğru giderken "bugün sıkı bir antreman yapcaz iyi bir kahvaltı et ve antremana hazır ol"dedim "emredersiniz Komutanım" dedi bugünle beraber görevimize toplamda iki gün kalmıştı bugün herkesi zorlayıp yarın serbest bırakacaktım yemekhaneye geldiğimizde timim bir yemek masasına geçmiş konuşarak yemeklerini yiyorlardı beni gördüklerin de hazır ola geçiceklerdi fakat elimi havaya kaldırarak oturmalarını işaret ettim Deren hemen onların yanına geçti ve Asu'nun onun için hazırladığı tepsiyi önüne aldı bende elime tepsimi alarak içine yemekleri doldurdum Turan tek başına oturmuş yemek yiyordu karşısındaki sandalyeyi önüme çektim ve karşısına oturdum "naber"dedim ilk olarak "iyi komutanım sizden naber" diye karşılık verdi mutlu görünüyordu "bugün sıkı bir antreman var içinden geçerim haberin olsun" dedim biraz alay edermiş gibi Turan da karşılık verdi "hatırlatırım komutanım en sonki sıkı antremanda az kalsın sizi geçiyordum" dedi ve göz kırparak önündeki yemekten bir kaşık aldı
Gülümseyerek "az kalsın geçiyordun Turan az kalsın" dediğim gibi onu taklit ettim ve göz kırptım ikimizde gülmeye başladık Turan kardeşim gibiydi hatta daha da öyleydi askeri hayatımdan beri beraberdik o sırada gözüme bir şey çarptı, Oktay Deren'nin omzuna dokunup sırıtarak konuşuyordu, istemsizce Oktay'ın eline kitlendi gözlerim,önüme döneceğim sırada yemekhaneye Meltem girdi. Yırtmaçlı uzun siyah elbisesi uzun topukluları ile dikkat çekiyordu, Meltem benim eski flörtümdü kendisiyle ufak bir tartışmayla ayrıldık ama o hâlâ bana olan ilgisini belli etmektende çekinmiyordu. Beni görünce cilveli hareketlerle yanıma usulca yaklaştı "Boratancım merhaba" dedi önümde dikilerek "merhaba" dedim sesimin olabildiğince soğuk olmasına özen göstererek "uzun zaman oldu görüşmeyeli" dedi en cilveli gülümsemesini yaparak, gerçekten de dikkat çekici biriydi Meltem ile 1aydır görüşmüyorduk "o kadar da uzun zaman olmadı ama evet bayadır konuşmuyoruz" Turan birden boğazını temizleyerek ayağa kalktı yüzünde yaramaz bir sırıtış vardı "Komutanım ben kalkayım" dedi ve tepsisini alıp timin yanına gitti. Meltem'in omzuma dokunmasıyla dikkatimi yine Meltem'e verdim "oturabilirmiyim" dedi yine aynı gülümsemeyle, birden Deren'nin öksürdüğünü duydum bakışlarımı o tarafa döndü Deren'in gözlerinin Meltemin kolumda olan ellerine kitlendigini gördüm hafif bir sırıtışla ayağa kalktım, Deren'nin Meltem'in omzuma dokunmasıyla öksürdüğünü anlamıştım Meltem'e "bir dakika" diyerek ayağa kalktım. Deren'nin yanına gidip "iyimisin?" Dedim donuk bir sesle ama yüzümdeki aptal sırıtış solmuyordu. Deren bana ters ters baktı ve Okta'ya seslendi ama gözlerini benden çekmedi "Oktay bana yardım edermisin?" Benimle iddalaşıyordu resmen gözlerinde sen yaparsan bende yaparım bakışı vardı bu hoşuma gitmişti ama belli etmemeliydim.Oktay piç gülüşüyle ayağa kalktı aynı anda Deren'de ayağa kalktı ve bana bir ters bakış atıp Oktay'la yemekhaneden çıktı, öylece donmuş bir şekilde kaldım Meltem'in koluma dokunmasıyla irkildim "gelsene" dedi yumuşak sesiyle, iç çektim ve Meltem hafifçe gülümsedim ama sahte bir gülümsemeydi masamıza geri geçtik ve ben yemek yerken Meltem'de son bir ayda yaptıklarını anlatıyordu yaklaşık yirmi dakika olmuştu ve Deren ile Oktay yoktu umrumda da değildi ama merak etmiştim Turan'ı yanıma çağırdım ve kulağına doğru "git Deren ile Oktay'a bak Yarbay bana emanet etti kızı yanımda görmezse sorun olabilir" dedim sıfır mimik ile "tabiki komutanım" dedi Turan ve hızlıca yemekhaneden çıktı o sırada telefonum çaldı Meltem'e doğru dönerek "bunu açmam lazım" dedim Meltem ellerini masanın önünde birleştirdi ve "Tabikide" diyerek telefonunu eline aldı.Telefona baktığımda Umay'ın aradığını gördüm ama şimdi açarsam muhtemelen bir yada iki saat konuşacaktı onunla konuşmayı seviyordum ama şimdi sırası değildi telefonu açmadan kapatma tuşuna bastım Meltem'in yanına döndüğümde telefonla ilgileniyordu nedense kaşları çatıktı, "Ne oldu?" Dedim başında dikilerek. Merak etmiyordum ama böyle sinirli gördüğüm çok nadir zamanlar vardı bu yüzden merak ettim bana aynı çatık bakışlarla baktı. "Önemli bir konu sonra görüşürüz" dedi ve ayağa kalktı, yanımdan geçip giderken ne zaman yine o müzip bakışını atıcağını bekledim, tam da tahmin ettiğim gibi arkasını dönüp bana yine o çapkın bakışıyla el salladı. İç çekerek başımı salladım, bende yemekhaneden çıktım. Koidorda ilerlerken Turan yanıma geldi "Komutanım Oktay Deren'nin odasının önünde ve sanırım Deren'le tartışıyorlar" dedi o her zaman ki soğuk sesiyle. Bunu demesiyle kaşlarımı çattım " tamamdır Turan saol" dedim,adımlarımı hızlandırarak Deren'nin odasının önüne doğru ilerledim.Kolidorda giderken aklım Meltem'in neye sinirlendiğinde kalmıştı her türlü öğrenirdim zaten, Deren'nin odasına giderken sesler yoğunlaştı ve vücudum kasıldı göreve son iki gün kalmıştı ve timden birileriyle sorun yaşamak bu aralar istiyecegim son şey olabilirdi.
İlk olaraka Deren'i gördüm kolunu tutuyor ve sinirli bir şekilde Oktay'a bakıyordu ne olduğunu yavaş yavaş anliyordum,onlara doğru ilerledim ilk başta Oktay beni görmedi ve elini Deren'nin koluna doğru uzatmaya çalıştı Deren hemen arkaya doğru bir adım attı ben ise hızlı bir refleks ile Oktay'ın kolunu ters çevirip sırtında birleştirdim iki elimle Oktay'in ellerini sıkıca tutuyordum Oktay daha ne olduğunu anlamadan ben onu kendime doğru çevirdim "hayırdır Oktay?" Dedim sert bir ses tonuyla "okuldaki kadınlar bitti tim deki kadınlara mı yavşıyorsun?" Bu konuda çok açık sözlüydüm Oktay yavşağın önde gideniydi,Oktay derince yutkundu gözlerinde korku vardı bu her halinden belliydi Deren doğru döndüm tam bir şey diycekken ilk söze o girdi "görev için hazırlanmam lazım izninizle" dedi ve odasına girdi sesi sertti ama gözleri hiç öyle durmuyordu Deren sert bir kadındı Oktay'ın ağzının payını verdiğine adım kadar emindim Oktaya geri döndüm ve "Yarbay seni bekler" dediğim gibi onu duvara doğru sertçe ittim ellerimi tiksinir gibi üzerime sürdüm ve temizledim.Bu hareketim onu gıcık ediyordu ama hak ediyordu Oktay sol tarafını bana döndüğünde yüzünde bir tokat izi gördüm bu dudaklarımın yukarı doğru kıvrılmasına sebep oldu.Oktay Yarbay'ın odasına doğru ilerlemeye başladı ben de olduğum yerde kaldım Derenin odasına kapısını tıklamalımıydım yoksa rahatsız etmeden gitmelimiydim? Bu iki soru arasında kararsız kaldım tam o esnada Deren odasından çıktı üstünü değiştirmiş bir şekilde yanımdan geçti ve ilerlemeye başladı Arkasından seslendim "üst teğmen Deren Lâl" dedim oldukça resmi bir sesle olduğu yerde durdu,arkasını döndü ve "Komutanım?"dedi benden daha sertti sesi yanına doğru ilerledim boyu kısa olduğu için başımı eğmem gerekiyordu
"Iyimisin?"dedim nazikçe "beni korumanıza gerek yoktu" dedi hiç beklemediğim bir şekilde "ben senin komutanınım" dedim hızlı bir cevap verdi "Ben kendimi koruya bilirim korudum da size gerek yoktu" afallamıştım sesi buz gibi ve oldukça sinirli duruyordu ben senli benli konuşurken o sizli bizli konuşuyordu, gözlerine daha da dikkatlice baktım gözleri sanki onu koruduğum için teşekkür ediyor ama sözleri asla öyle demiyordu "izninizle" dedi ve yürümeye başladı Arkasından öylece baka kaldım görevimiz iki gün sonra olduğu için son hazırlıkları yapıp yarın yola çıkacaktık bugün buradaki son akşamımızdı.Odama doğru gittim ve son hazırlıkları yapmak üzere odama girdim.
