Vatanım, bayrağım, sancağım,
Milletim, devletim,
Şerefim, namusum, onurum,
ilahi ahdim, inancım,
silahıma el koyup,
üzerine ettiğim yemin,
Dokunulmazlarımız için...
~
Atış yapmaya devam ediyorduk yaklaşık yarım saat'tir poliganday'dık,Tim'im çok iyi ilerliyordu fakat Deren'in duruşunda bir yanlışlık fark ettim yavaş adımlarla Deren'in yanına doğru ilerlerken aynı zamanda Timdeki herkese göz ucuyla bakıyordum.Deren'in yanına vardığımda ellimle hafifçe dokunarak duruşunu düzelttiğim anda bir adım öne çıktı ve hızla arkasına döndü,beni görünce "Kusura bakmayın Komutanım siz olduğunuzu bilmiyordum" dedi ve eski yerine geri geçti
arkasında durarak kulağına doğru "Çok iyi nişan alıyorsun ama," Ellerine doğru uzandım silahı tutum "Silahı böyle tutarken" sözümü yarım bıraktım beline hafifçe yön verdim ve devam ettim "belininde bu şekilde durması gerekir" dedim.Göz ucuyla bana baktı ardından kafasını yavaşça salladı.Geriye çekildim ve Deren'i izlemeye başladım.O esnada içeri Yarbay Kazım girdi onu fark ettiğim anda hızlı adımlarla Yarbay Kazım'ın yanına gittim ve hazır ola geçtip asker selamı verdim Yarbay başını hafifçe sallayıp selamımı aldı ardından time bakarak Deren'in olduğu yere doğru ilerlemeye başladı Deren'in yanında durup bana doğru döndü "Nasıl gidiyor?" Dedi sert sesiyle bende Yarbay'ın karşısına geçtim "iyi gidiyor Komutanım" dedim ve Yarbay Deren'i izlemeye başladı.Deren göz ucuyla önce Yarbay'a sonra bana baktı ardından silahını kenara bırakıp Yarbay'ın önünde hazır ola geçti, Yarbay başıyla onayladı "Devam et." Dedi net bir şekilde, Deren önüne döndü ve kenara bıraktığı silahını eline alarak atış yapmaya devam etti.Yarbay Deren'i izlerken bende timimi kontrol ediyor bir yanlışlık var mı diye bakıyordum. Oktay'ın yanına geldiğimde Deren yanıma yaklaştı ve hazır ola geçti başımla onayladıktan sonra Deren söze girdi "Komutanım lavaboya gidebilirmiyim?" "Gidebilirsin." Dedim Deren teşekkür edip yanımdan ayrıldı ve poligandan çıktı , o sırada Oktay göz ucuyla bize bakıyordu o da silahını bir köşeye bırakıp yanıma yaklaştı, "Komutanım bende lavaboya gidebilirmiyim?" Cevap vermeden önce Oktay'ı baştan aşşağı süzdüm, "Antrenmanını bitirdin mi Oktay?"
"Evet komutanım az önce bitti"
"Etrafına bakarken nasıl bitirdin acaba?"
Oktay sesiz kaldı
"Git Oktay"dedim "iki dakikan var"
Oktay giderken aynı zamanda Yarbay yanıma doğru yaklaşıyordu.
Yarbay yanıma geldi sert sesiyle "Antrenmanı bitirdikten sonra Turan'ı yanıma gönder, görev hakkında ona söyleyeceğim bir kaç şey var"
"Emredersiniz Komutanım"
"Bu arada sende iyice dinlen ne de olsa görevden yeni geldin"
"Emredersiniz Komutanım" Yarbay poligan dan çıktığı gibi bende Turan'ın yanına gittim
"Kardeşim Yarbay seni antrenmandan sonra odasına bekliyor haberin olsun bitirdiğin gibi gidersin"
"Hayırdır Komutanım birşey mi oldu?"
"Birşey olduğu yok görev hakkında konuşacakmış"
"Tamamdır komutanım" diyip atış yapmaya devam etti bende geri kalanlara dikkatlice bakıyor hataları varsa düzeltiyordum.
Yaklaşık 15 dakika olmuştu ve ne Deren gelmişti ne de Oktay antrenmanı bitirip lavobanın olduğu yere doğru ilerlemeye başladım lavobanın olduğu kolidora girdiğimde Deren ile Oktayın konuştuğunu gördüm kaşlarımı anlam vermeye çalışarak çattım. Beni gördükleri gibi ikiside hazır ola geçti, yanlarına doğru gittim "Yaklaşık 15 dakikadır burda napıyorsunuz antrenmanın sohbetten daha önemli olduğunu düşünüyorum ama siz! Burda sohbet ediyorsunuz öyle mi?"
"Kusura bakmayın Komutanım" dedi Oktay
"Deren'in bir suçu yok"
"Kimin suçlu olduğunu sormadım ben size, ikinizde en az 2 saat daha fazla antrenman yapacaksınız üstünüzü değiştirin ve 10 dakika sonra parkur'un olduğu yerde olun" dedim Deren'e dönerek "Sende beni takip ediyorsun" dedim ve hızlı adımlarla yürümeye başladım, Deren mahçup bir ifadeyle arkamdan gelmeye başladı.
Öfkem içime sığmıyor ellerimi yumruk yaparak sakin olmaya çalışıyordum, bir anlığına durdum "Odan ne tarafta Lâl?" Dedim
"Bu taraftan komutanım" dedi ve önüme geçerek odasının olduğu tarafa doğru ilerlemeye başladı antremanda Oktay'ın canını fena yakacaktım haberi yoktu biz disiplinli askerler yetiştirmeye çalışırken onlar sohbet ediyor antremana geç gelmeyi göze alabiliyorlardı Yarbay onları o halde görse ilk önce beni sonra onları tahtalı köye yollardı. Deren kolidorun sonundaki odanın kapısının önünde durdu "burası komutanım" dedi kapıya baktım 13. Odaydı burası benim odamın yan tarafı o kadar sinirlenmiştim ki kendi odamın yolunu anlamamıştım bile Yarbay gerçekten de Deren'i yanımdan ayırmamak için elinden ne geliyorsa yapıyor kızı yakınımda tutuyordu
"Sen git üstünü değiştir ben burda bekliycem en fazla beş dakikan var haberin olsun" Sözümün bitmesiyle Deren'in odaya girmesi bir oldu kol saatimden saatte baktım tam beş dakikası vardı bir kaç dakika sonra kapı açıldı Deren'i gördüm saçlarını dağınık topuz yapmış parkur antrenmanı için rahat üniformalarını giymiş bir şekilde karşımda duruyordu "Hazırım komutanım tam üç dakika oldu" kol saatime baktığımda da gerçekten üç dakika da hazır olduğunu fark ettim "gidelim" dedim ve yürümeye başladık parkur alanına doğru ilerlerken
"Oktay ile ne konuşuyordunuz?" Diye sordum sormamak elimde değildi merak ediyordum "Havadan sudan konuşuyorduk komutanım" dedi. Sinirleniyordum "onbeş dakika boyunca havadan sudan mı konuştunuz Lâl?" Dedim ya beni aptal zannediyordu yada iyi bir yalancı olduğunu falan "evet komutanım" dedi
"görev hakkında heyecanlı olduğunu söyledi o konu hakkında konuştuk biraz" göz ucuyla Deren'e baktım cevap dâhi vermiycektim çünkü konuştukça sinirleniyordum antrenman alanına geldiğimizde Oktay'ı gördüm, anternman sahasının içindeki direğe yaslanmış duruyordu. Onu görünce yine sinirlendim ama sakin kalmaya çalışarak sahanın içine girdim. Oktay beni görünce hemen hazır ola geçti. Deren'e bakıp Oktay'ın yanını işaret ettim, "Geç karşıma." Dedim sesim sinirden biraz yüksek çıkmıştı. Deren Oktay'ın yanında hazır ola geçmişti, ikisinede ters ters baktım. "Siz burayı lise sandınız heralde?!" İkiside yüzüme boş boş bakıyordu "siz beni kandıracağınızı mı sanıyorsunuz lan? Öyle kafanıza göre tuvalete diye izin alıp ergen sevgililer gibi lak lak edeceğinizi mi sanıyorsunuz?!" Derin bir nefes verdim, "Ayağınızı denk alın duydunuz mu beni?!" İkiside 'Emredersiniz komutanım' diye bağardı, ardından Oktay konuştu "Komutanım dediğim gibi gerçekten Deren'nin bir suç-" derken sözünü kestim sert ve soğuk bir ifadeyle Oktay'a döndüm. Sinirden dişlerimi sıkarak "Oktay benim sabrımı sınama ben kimin suçlu olup olmadığını sormuyorum burda" Deren bana boş gözlerle bakıyordu yada ben öyle sanıyordum. İkisinede bakarak yanımda bulunan barfiks demirini işaret ettim "önce 50 barfiks sonra 30 şınav" dedim sert ve net bir sesle. İkiside hızla barfiks demirin önüne gelip demire tutunarak barfiks çekmeye başladılar, kollarımı önümde bağlayarak bir Deren'e bir Oktay'a bakıyordum.
Deren demiri tam tutamıyordu ve elleri terli olduğu için neredeyse düşecekti iç çekerek yanına ilerledim, "sıkı tut şu demiri" derken elini tutarak demiri iyi kavramasını sağladım. Oktay bize bakıyordu, geri çekildiğimde Oktay'a ters ters bakarak "önüne dön Oktay" Oktay hemen önüne dönüp barfiks çekmeye devam etti. Yarım saat sonra ikisininde barfiksi bitmişti, Oktay'ında Deren'ninde yüzü terden sırılsıklam olmuştu. Deren'nin ıslak saçları gözünün önüne gelmişti. Yanımda bulunan bankta havlular vardı, elime alıp onlara uzattım, "alın şunları terinizi silin sonra 30 şınav" dedim soğuk bir sesle, ikiside havluyu elimden alıp yüzlerini sildiler ardından yere eğilip, şınav pozisyonunu aldılar ve şınav çekmeye başladılar. Kollarımı az önceki gibi önümde bağladım, ve arkamda kalan barfiks demirine yaslanarak onları izlemeye başladım. Oktay hemen bitirmek için hızlı hızlı yapıyor Deren'i geçiyordu, yaslandığım yerden doğrularak Oktay'a doğru ilerledim ayağımı Oktayın sırtına bastırdım ve "Yavaş" dedim Oktay burnundan soluyordu ama umrumda dahi değildi sırtına uyguladığım baskı hem canını yakıyor hemde hızlı şınav çekmesini engelliyordu, aynı zamanda Deren'e bakıyordum heryeri ter olmuş bir şekilde şınav çekmeye devam ediyordu Oktay'ın sırtından ayağımı çektiğim gibi Oktay rahat bir nefes aldı şınav çekmeye devam etti "yirmi sekiz , yirmi dokuz ve otuz komutanım" dedi nefes nefese, aynı anda Deren'de bitirmişti ikisi de ayağa kalktı sırada koşu antrenmanı vardı,banka doğru ilerledim ve bankda duran suları elime alıp onlara doğru fırlattım ikiside havada yakaladı ve nefes nefese içmeye başladılar bende koşu yoluna doğru yürümeye başladım arkamdan gelen konuşma seslerine kulak misafiri oldum "daha ne kadar devam edicez?" Dedi Oktay "bilemiyorum komutan ne zaman bitti derse" dedi Deren "Ben yorulmadım bu gibi şeyler beni etkilemiyor sonuç olarak her gün aynı antrenmanı yapıyoruz" dedi Oktay herhalde daha fazla antreman istiyordu. Birden arkamı döndüm "Oktay buraya gel" dedim yüksek bir sesle. Oktay hemen yanıma geldi "buyrun komutanım" yanımdaki barfiks demirini işaret ettim "100 barfiks artı 200 şınav başla" dedim, Oktay'ın gözleri kocaman açıldı ama bişey diyemedi hemen demire asıldı. O sırada Deren'i yanıma çağardım "Lâl sende 40 mekik çekiyosun" Deren sessizce ofladığını sanıyordu ama duymuştum, yanımdan geçip giderken gidişini çatık kaşlarla izledim. Yere eğilip mekik çekmeye başladı o mekik çekerken Oktay'a baktım ve ellerimi iki kere birbirine vurarak "Haydi haydi bu mu en fazla yapabildiğin daha hızlı" derken yanına yaklaştım, kollarımı göğsümde birleştirdim sonra Deren'e baktım mekik çekiyordu ama ne mekik, her yukarı kalkışında ayaklarıda havalanîyordu oflayarak Deren'e seslendim "seni herşeyde böyle düzelticekmiyim ben Lâl?" Dedim sinirle Deren bana baktı "özür dilerim komutanım" dedi ve ayaklarını yerde tutmaya çalışarak mekik çekmeye çalıştı ama yapamıyordu bir sabır çekip yanına gittim. Ayaklarından tutarak "şunu yapmayı bilmiyomusun?" Dedim sinirden patlamamak için zor duruyordum, Deren yüzüme baktı ardından mekik çekmeye devam etti, Ama her kalkışında yüzlerimiz çok yakınlaşıyordu o an fark etmiştim gözlerinin çok güzel olduğunu. Deren bir kere daha yükseldiğinde bir kaç saniye öylece durdu boş gözlerle yüzüne baktım yüzlerimiz çok yakındı, sonra ne yapacağımı bilemeyerek ayağa kalktım "Ne yapacağını anladın, devam et." Dedim normal davranmaya çalışarak kollarımı göğsümde birleştirip Oktay'a baktım "Devam et Oktay çok yavaşsın" dedim aklımdaki o gözleri silmek için dikkatimi dağıtamaya çalışıyordum.Deren bir kaç saniye bana baktıktan sonra devam etti artık ayaklarını kaldırmadan yapabiliyordu. Tekrar Oktay'a döndüm resmen götünden nefes alıyordu, nefes nefese "komutanım bitti." Dedi halsizce kollarını bıraktı, küçümseyerek yüzüne baktım "Bittiğini kim söyledi yat yere 200 şınav" Oktay şaşkınlıkla bön bön yüzüme baktı sonra başka çaresi olmadığını anlayınca yere eğilip şınav çekmeye başladı.Artık kolları tutmuyordu farkındaydım ama hiç umrumda değildi sözde yapması kolaydı ama iş işleve gelince böyle kalıyordu işte,Deren yerden kalktı yanıma doğru geldi "Bitirdim komutanım" dedi "tamam Oktay bitirinene kadar dinlen" dedim kafasını sallayarak olduğu yere kendini bıraktı göğüsü hızla kalkıp iniyor nefes nefese bir şekilde yerde yatıyordu, bu kızın hiç ayarı yoktu ona doğru döndüm ve gözlerimle bankı işaret ettim,ayağa kalktı ve banka gidip oturdu böylesi daha iyiydi Oktay'a baktım artık kolları gerçekten tutmuyor ve doğru düzgün yapamıyordu
"Yeter kalk ayağa ikinizde gidip üç tur koşuyorsunuz bitirdiğiniz gibi yanıma geliyosunuz" dedim Deren önden Oktay arkasından gidiyordu ikiside koşmaya başladılar bir turu bitirmeleri yaklaşık beş dakikayı buluyordu Oktay'ın Deren'e bişeyler dediğini gördüm ve "Ağzınız değil ayaklarınız çalışsın!" diye sert bir şekilde bağırdım Deren'in göz devirdiğini fark ettim ama bir şey söylemedim şuan uğraşcak halim dahi yoktu. Sonunda koşuları bitince ikiside yanıma geldi, Oktay perişan haldeydi. Oktay'a bakıp sırıttım ama belli etmeden önüme döndüm. Deren konuştu "bitirdik komutanım" Deren'e baktım ter içindeydi ve üstündeki tişört üstüne yapışmıştı. "Tamam geç otur ve dinlen. Oktay sen kalıyosun" dedim elimle gel gel işareti yaparak. Bugün bu çocuğun canını okuyucaktım "komutanı-"
dedi ama hemen sözünü kestim "konuşma yat yere 30 mekik" dedim, oflayarak uzandı ve mekik çekmeye başladı, Deren'e göz ucuyla baktım banka oturmuş Oktay'ı izliyordu, gözlerinde acıma vardı. Tekrar Oktay'a baktım kalkmakta zorlanıyordu "Haydi haydi"! diye kulağının dibinde bağardım "bunu bitir sonra naparsan yap" dedim Oktay daha hızlı olmaya çalıştı. Deren yanıma yaklaştı "komutanım ben gidebilirmiyim?" yüzüne baktım saçları dağalmıştı "beni bekle" dedim sertçe, Deren yüzüme baktı bir kaç saniye sonra oflayarak banka oturdu. Oktay'a baktım "seni mi beklicez hadisene" ayağımla hafifçe bacaklarını dürttüm ve oflayıp arkamı döndüm "etrafta kameralar var sen devam et ben dönünce dinlenebilirsin" dedim, bir an acaba çok mu sert oldum diye düşündüm, ama sonra hemen bu düşünceden vaz geçtim az bile yapıyordum o puşta
Deren'e bakıp peşimden gelmesinini işaret ettim Deren peşime düştü ve birlikte antrenman alanın dan çıktık, koridora girip onun odasının önünde durduk "git üstünü değiştir ve dinlen, bir daha böyle bir hata istemiyorum" Deren mahçup bir şekilde "Emredersiniz komutanım" dedi sonra odasına girdi, bende antrenman sahasına geri döndüm. Oktay hala mekik çekiyordu, hiç yanına gitmeden bağardım "Yeter dinlenebilirsin!" Oktay direkt kendini yere bıraktı ve öylece uzandı,
bende arkamı dönüp odama doğru ilerledim odama geçmeden önce Deren'nin kapısına baktım o an gözleri aklıma geldi hemen başımı iki yana sallayarak bu düşüncelerden kurtuldum ve odama girdim,odaya girdiğim gibi üniformalarımı çıkardım hızlıca gardolaba ilerleyip üstüme askerinin rahat olan üniformasından giydim ve odadan çıktım aşağı yemek alanına doğru yürüyordum birden Deren'i gördüm elinde telefon yemekhaneye doğru ilerliyordu hiç birşey yapmadan yanından geçtim ondan önce yemekhaneye girmiştim elime tepsimi aldım ve içine bir kaç şey koydum su almayı unutmuştum su almak için arkamı döndüğümde Deren ile çarpıştık Deren'i belinden tuttum ve düşmesini engelledim aynı şekilde o da ellerini omzuma yerleştirdi "pardon komutanım çok özür dilerim"dedi sinirle ona baktım. Elimi direkt ondan çekerek kendimden uzaklaştırdım, yemekler etrafa hatta üstümüze dökülmüştü "Telefona bakacağına önüne bak burası okul değil askeri!" Dedim sert bir şekilde üstüme baktım yemeğin bir kısmı üstümdeydi resmen, derin bir nefes aldım sakin olmam lazımdı arkamı döndüm ve garsona "şurayı temizleyin" dedim hemen garson işini bırakıp işaret ettiğim yere doğru gelmeye başladı bende hızlıca odama doğru gidiyordum.
Odama geldim leş gibi olmuştum üstümdekileri hemen makineye attığım gibi üstüme başka bir şey giydim ayakkabılarıma kadar gelmişti elime bir mendil aldım ve postallarımı silmeye başladım bir süre sonra kapım çaldı hala sinirliydim kapıyı açtım karşımda Asu vardı "Komutanım rahatsız ediyorum ama yemekhane de gördüm yemeğiniz yere düştü bende size aynı tabağı yaptım ve getirmek istedim buyrun komutanım" dedi,elindeki tepsiyi bana doğru uzattı itiraz etmedim ve elinden tepsiyi alarak kapının oradaki sehpaya koydum Asu'ya doğru dönerek "Gerek yoktu ama saol bugün ki antremanda da gayet iyidin görevde de böyle iyi olmanı istiyorum Asu"
Asu'nun gözleri parladı adeta "teşekkürler komutanım"dedi "görevde elimden gelenin en iyisini yapacağımdan şüpheniz olmasın " dedi "şüphem yok zaten " diyerek karşılık verdim "gidebilirsin" dedim Asu başıyla onayladı ve arkasını dönerek yürümeye başladı o sırada elinde tepsiyle köşede bizi izleyen Deren ile göz göze geldim Deren Asu'ya anlam veremediğim bir şekilde bakıyordu bir dakika acaba Deren de Asu gibi düşünmüş bana elindeki tepsiyi hazırlamış olabilirmiydi.
Aklımdaki düşünceler ile Deren'e bakarken Deren bir anda arkasını dönüp ilerlemeye başladı . Asu yemeğimi getirdiği için tekrardan yemekhane ye inmeme gerek yoktu kapımı kapadım ve sehpa da duran tepsiyi alarak televizyonun karşısına oturdum Yarbay dinlenmem gerektiğini söylemişti fakat Oktay ve Deren ile uğraşmaktan akşam olmuştu.
Çatalımı elime alarak ilk önce önümde duran yemeğe batırdım ardından televizyonun kumandasını almak için koltuğun diyer tarafına uzandım bir yandan yemek yiyor bir yandan kafamı dağıtmak için televizyon kanallarında geziniyordum yemeğimi bitirince boş tabakları tepsiye doldurdum ve elimde tepsi ile kapıya doğru ilerledim,tam kapıyı açacakken içeride koltuğun üstünde duran telefonum çalmaya başladı gerçekten sabrım sınanıyordu, elimdeki tepsiyi kapının ordaki sehpaya bırakarak telefonuma doğru yürümeye başladım telefonun ekranına baktığımda küçük kız kardeşim Umay'ın aradığını gördüm yaklaşık iki senedir görüşemiyorduk zamanım oldukça onu arıyor ihmal etmemeye çalışıyordum Umay benim teyzemin kızıydı ama kendi öz kardeşim olarak görüyordum son üç gündür onu arıyamamış nasıl olduğunu soramamıştım, telefonu açtığım gibi tatlı sesi kulaklarıma doldu "abi" dedi ilk önce i leri uzatarak hemen sonrasında "abi seni çok özledim" dedi "bende seni çok özledim prensesim" diyerek karşılık verdim "neden beni aramadın hiç mi merak etmedin beni ben aramazsam arayacağın yok" dedi kızgın bir sesle.Umay bana çok düşkündü,eniştemden daha çok babalık yapmıştım Umay'a.
"o nasıl laf öyle prensesim ben seni tabikide merak ettim ama arıyacak zamanım olmadı unuttun mu ben bir askerim" dedim tatlı ve yumuşak bir sesle "askersin biliyorum ama" dedi durakladı bir an sonra konuşmaya devam etti "neyse abicim ne zaman geliceksin bizi görmeye" diye sordu yeni operasyon vardı bu hafta hatta bu ay bile yanlarına gidemeye bilirdim "en kısa sürede gelmeye çalışıcam" diyerek geçiştirdim "teyzemler nerde telefonu verde bi seslerini duyayım" dedim Umay telefonun arkasından "Anne, abim seninle konuşmak istiyor" diye bağırdı bir kaç saniye sonra teyzemin sesini duydum "Boratan'ım yavrum nasılsın"
"iyiyim teyzecim sen nasılsın" diye sordum
"bende iyiyim" dedi "ne zaman gelirsin ziyaretimize seni çok özledim, Boratan'ım burnumda tütüyorsun" dedi o narin sesiyle teyzem annem öldükten sonra bana annem gibi bakmış annemin yokluğunu hissettirmemişti "bende seni çok özledim teyzem ama biliyosun görevler var onlara katılıyorum bu ay da gelmem zor gibi ama bi yolunu bulup gelicem sen merak etme" dedim "eniştem nasıl işler nasıl gidiyor" "enişten iyi dükkanda da her şey yolunda" "teyze" dedim çekinir bir sesle "izin ver size aldığım maşşın birazını gönderiyim beni o kadar büyüttünüz o kadar emeğiniz var üstümde" teyzemler para konusunda biraz sıkışıklardı Umay'ın okul kıyafet masrafları dükkan malzemeleri derken paraları yetmiyordu kaç defa maşımdan onlara para gönderdim ama her seferinde bana attığım parayı geri gönderdiler asla kabul etmiyolardı "hayır Boratan konuştuk bu konuyu paraya gerek yok hallediyoruz bir şekilde" oflayarak "tamam teyze ısrar etmiyeceğim benim şimdi kapatmam lazım arıyacağım ben sizi sonra" dedim "tamam dikkat et Boratan'ım Allaha emanet" "sizde" diyerek telefonu kapattım telefonu koltuğa geri bırakıp kapıya doğru ilerledim sehpada duran tepsiyi elime alarak yemekhaneye doğru ilerlemeye başladım içeri girdim ve boş tabakları toplayan kişiye elimdeki tepsiyi uzattım tepsiyi elimden aldı ve diğer boş tabakları toplamaya devam etti arkamı döndüm odama giderken bu aralar hiç antreman yapmadığımı fark ettim ve bahçedeki spor alanına doğru ilerledim
Barfiks demirine doğru uzandım hızlıca barfiks çekmeye başladım ilk elli benim için bebek oyuncağıydı zorlanana kadar barfiks çektim toplamda yüz elli civarında barfiks çekmiştim her yerim ter olmuştu yanımada ne su nede başka bir şey almıştım ve şuan saat geç olduğu için yemekhanede açık değildi tekrardan odama çıkmam gerekicekti önemli değildi ben susuz kaç günlük bir eğitimden geçmiştim.Yere eğildim ve şınav çekmeye başladım arkamdan gelen ayak seslerini duydum yavaşça arkamı döndüm ve Deren'i gördüm elinde su,havlu ve yiycek bir kaç şey vardı saat nerdeyse 02.00 olacaktı, Deren'in bu saatte burda ne işi vardı?
"Uyku tutmadı Komutanım antrenman yapmaya geldim"
"Bu saatte mi?" Diye sordum istemsizce
"Yapcak başka birşey yoktu komutanım" dedi bu sefer elindekileri yanımızdaki banka bıraktı ve ısınmak için koşu parkuruna doğru ilerledi daha bugün o kadar antreman yaptırmıştım nasıl hâlâ bu kadar enerjikti anlamıyordum.O koşarken bende kaldığım yerden devam ettim bir süre sonra Deren koşusunu bitirip yanıma doğru geldi bende ayağa kalktım,terden dolayı üstüme yapışan tişörtüm hem beni rahatsız ediyor hemde vücut hatlarımı oraya çıkarıyordu
Hava ne kadar karanlık olsada bahçedeki lambalar bahçeyi gayet güzel aydınlatıyordu.Deren'e baktığımda Deren'in gözlerinin bir anlığına karnıma doğru kaydığını gördüm,istemsizce hafifçe sırıttım ve kaşlarımı çattım ona öyle baktığımı fark ettiği anda arkasını döndü ve eline havluyu alarak terlerini silmeye başladı ardından getirdiği sudan bir yudum aldı bana doğru döndü ve "içermisiniz komutanım" diyerek suyu bana uzattı az önce o sudan kendisi içmişti ve bana mı uzatıyordu?
"Başka su yok mu?" Diye sordum
"Tek olurum diye düşünmüştüm başka getirmedim komutanım"dedi başka bişey demeden elinden suyu aldım ve içmeye başladım benim için sorun değildi,onun benim içtiğim sudan içip içmeyeceğini merak ediyordum.Suyu ona geri uzatttım ve koşu parkuruna doğru ilerlemeye başladım hafifçe arkama baktığımda Deren'nin suyun kalanını içtiğini gördüm gerçektende içmişti...
