Giymemiz için bize uzattıkların da hızlıca kafamızdan geçirip giymiştik. Bayağı ağırdı dengemizi sarsmıştı. Pembe kurdeleli ve yıldızlı yatak pijamalarımızla muhteşem uyumlu olmuştu. Kapıdan çıkarken ilk bulduğumuz ayakkabıları ayağımıza geçirmiştik. “Biz arabaya binerken her duruma karşı size sper olacağız herkes çok hızlı hareket etsin” Mert Üsteğmenin dediği gibi hızlıca arabaya geçmiştik. Dayanamayıp ne olduğunu sormuştum. “Mert Üsteğmen ne oluyor gece gece yaralılar kim?”Şarjörü doldururken cevap vermişti. “Gece kontrol yaparken pusuya düştük. 2 yaralı var biri Batuhan Komutanım diğeri bizim timden biri”…….”Ne Batuhan mı?” Nedenini bilmediğim şekilde şaşırmıştım. “Ağır yaralı değiller” Bana cevap verdikten sonra adının Yusuf olduğunu öğrendiğim askere dönüp bağırmıştı. “Lan oğlum bassana gaza!” Arabadan iner inmez koşarak içeri girmiştik. Muayene odasında Batuhan Yüzbaşı sedyede göğüsüne yakın bir bölgeden yaralanmış şekilde yatıyordu, diğer asker ise bugün Gördüğüm Emir Askerdi yarası kolundandı çok sıkıntı olmayacağı için sandalyeye oturmuştu. Sedyede yattığı için ilk Batuhanın yanına gidip yarasına bakmıştım çok kötü değildi ama kanama fazlaydı. Gözlerinin kapanmaya başladığını fark etmiştim. Hemen elimi yüzüne götürüp bilincini açık tutmak için konuşmaya başlamıştım. “Batuhan duyuyorsun dimi beni bak ben geldim ikinize de müdehale edeceğim yeterki bilincini açık tut” Masada durun eldiven kutusundan eldiven alıp bir çırpıda takmıştım. “Mert şu çekmecede bez olması lazım acil baskı yapmalıyız çok kan kaybediyor” Mert çekmeceyi açıp bezlerden birini almıştı. Yaraya baskı yaparken kan grubunu öğrenmek için boynundaki asker künyesine bakmıştım. Kan grubu. A Rh(+) di. “Kan grubu A Rh(+) olan var mı?” Ada kapıdan izlerken bir anda cevap vermişti. “Benim kanım uyuyor ama ben kan aldırmaktan korkuyorum yani bayılırım falan” Kafamla Yusufa gel işareti yapmıştım. “Yusuf sen Batuhanın yarasına bastır ben Emire bakayım hadi” Emire baktığımda kötü değildi kolundan sıyırmıştı pansumanla hastaneye kadar idare ederdi. “Aranızda damar yolu açmayı bilen var mı?”…..”Biz bilmiyoruz ama kapıdaki askerlerden biri biliyor çağırayım hemen” Mert hemen çağırmıştı. “Asker sen şu kıza damar yolu aç kan vermesi gerekiyor yandaki kutuda var kan için olan boş serum paketi bende Emire pansuman yapacağım hızlıca”….”Ya hilal elimi tut aldıramam böyle”….”Nasıl tutayım görmüyor musun pansuman yapıyorum hadi hızlı” Mert bir adım öne çıkıp konuşmuştu. “Ben tutarım elini yani sıkıntı değil” Ada odadaki sandalyelerden birine oturmuştu Mertte yanına elini tutmak için oturmuştu. “Ya yavaş ol acıdı!” Mertte Ada gibi kan alan askere çıkışmıştı. “Lan Arda yavaş olsana görmüyor musun korkuyor zaten”……”Komutanım daha batırmadım ki” Emirin pansumanını yapıp Batuhanın yanına geçmiştim. Bilinci yarıda olsa açıktı. “Tamam sen çekilebilirsin Yusuf” Yusufun yerine ben geçmiştim. Batuhan zar zor konuşmaya başlamıştı. “Yelekle pijaman çok yakışmış” Zoraki gülümseyerek teşekkür etmiştim. “Nerde bu ambulans ya!” Kan dolar dolmaz Batuhana takmıştık, neyseki kanamada durmuştu tek gereken ameliyattı. Destek olmak amaçlı elini tutmuştum, elimi çok az sıktığını hissediyordum. Yapacak bir şey olmadığı için elini bırakmadan yere oturmuştum. Elimin gevşemesiyle bayıldığını anlayıp hemen kalkmıştım. “Batuhan aç gözlerini” Bağırmamla herkes odaya koşmuştu. “Bir şey mi oldu! Ambulans gelmek üzere dağlık olduğu için geç kalmışlar” Mertin konuşmasından sonra ambulans hemşireleri içeri girmişti. “Hemen alalım hastayı” Mertler önden gittiği için yolu bulmak kolay olmuştu yani hastaneye yetişmiştik. “Hemen ameliyata alacağız siz burada bekleyin” Hepimiz ameliyathanenin önünde bekliyorduk sadece ben Ada ve askerler vardı muhtemelen köydekilerin hala haberi yoktu. Elimdeki eldivenler hala duruyordu elime baka kalmıştım. Ada saçlarını geriye doğru atarak konuşmaya başlamıştı. “Ne yaşıyoruz biz ya şu halimize bakın böylece çıktık geldik şu yeleğide çıkartalım artık omuzlarım çürüdü ağırlıktan” Dediklerini pek umursamamıştım sessizce koltuklardan biride oturuyordum. ***** 3 SAAT SONRA*****
Birinin dürtmesiyle uyanmıştım boynumun ağrıyışından bayadır uyuduğumu hissetmiştim. Dürten Yusuf Astsubaydı “Doktor Hanım perişan oldunuz hem açsınızdır da size simit çay getirdim” Yanıma baktığımda Adanında benim gibi Yusufun dürtmesiyle uyandığını anlamıştım. “Batuhan nasıl oldu?”…..”Ameliyatı iyi geçmiş normal odaya aldılar.”….”Ben yemeyeceğim ada istiyorsa yesin Batuhana bakacağım” Yanlarından Gidip Batuhanın kaldığı odaya girmiştim. Normalde bir kaç kişi hariç girmek yasaktı ama Doktor olduğum için izin vermişleri. Çok ağır olmadığı için uyutmamışlardı uyanık halde yatıyordu. “Geçmiş olsun nasıl hissediyorsun kendini” Sedyenin yanındaki koltuğa oturmuştum. “Ağrım yok idare ediyorum işte”….”Evet tahmin ettiğimden iyisin”…..”Sayende çok çabalamışsın Mert söyledi”….”Ne demek görevim bu benim neyse ben kalkayım ziyaretin kısası makbuldür.” Kalıp arkamı dönmek üzereyken elimi tutmuştu. Duraksayıp ona doğru dönmüştüm. “Gitme kal yani biraz daha kalır mısın?”….”Kalırım tabi zaten tekim zararı olmaz” Biraz önceki oturduğum koltuğa tekrar oturmuştum. “Teşekkür ederim kırmadığın için”….”önemli değil”….”Hiç doğru düzgün tanışamadık anlatsana kendini biraz” Merak etmesiyle mutlu olmuştum. “Ben 26 yaşındayım aslen Bursalıyım ama İstanbuldan geldim. Zorunlu görev değildi ben sessiz sakin yerleri sevdiğim için buraya geldim. Daha fazla bahsedecek olursam tek çocuğum Annem emekli Doktor, Babamda emekli Emniye müdürü” Beni elinden geldiğince gülümseyerek dinliyordu. “Güzel seçim yapmışsın memleketim gibisi yok”….”Sende bahsetsene kendinden ailenden falan”…..”Ben 28 yaşındayım. Kendi köyümde görev yapıyorum. Annem ev hanımı, Babam da çaylıklarımızla ilgileniyor. Birde kız kardeşim var.” Fena pot kıracaktım. “Ha evet Defne, bugün Emir askerle sağlık ocağına geldiler” Bir anda kaşları çatılmıştı. “Emirle mi geldiler!” Kötü çuvallamıştım. “Yani şey-“ Sesinden sinirlendiği net şekilde belli oluyordu “Sorarım ben onlara”15-20 dakika sonra hemşire odaya girmişti. “Hastanın ailesi geldi görmek istiyorlar sizi dışarı alalım” kafamı sallayarak hemşireyi onaylamıştım. “Ben gideyim çok merak etmişlerdir hem yapacak bir şeyde kalmadı sonra gelirim gene” Gözlerime derin derin baktığını hissediyordum. “Hilal tekrardan çok teşekkür ederim iyi ki varsın”……”Sende iyi ki varsın” Odadan çıktıktan sonra direkt Adanın yanına geçmiştim. Ada Mert Üsteğmenle birlikte oturuyordu. “Ada gidelim mi artık tekrar geliriz” İkisi de ayağa kalkmıştı. “Bencede gidelim saat sabah 6 oldu.” Mert Üsteğmen konuşmaya başlamıştı. “Sizi ben bırakayım”….”Zahmet olmasın”….”Ne zahmeti bizim için elinizden geleni yaptınız. Hem kendim götürmezsem içim rahat etmez”
Mert Üsteğmen bizi köye getirip tekrar gitmişti. Adayla eve gider gitmez kendimize gelmek için kahve yapmıştık. Ada her zaman ki tavrıyla konuşmaya başlamıştı. “Neler oldu ya daha ikinci günümüz”….”Şuan hiç algılayamıyorum aşırı uykum var dinlenmek istiyorum şunları içip uyuyalım.” Kahveleri içtikten sonra üstümüzü değiştirip yatmıştık.