İçeriğe geç

Hikaye Gezgini

Bölüm 7 · 7 dk okuma

Hikaye Gezgini

Bölüm 7

Okul

Sabah gözlerimi araladığımda etrafın hala karanlık olduğunu gördüm.

"Keşke bende kitaplarda ki gibi gün ışığı ile uyanabilsem!"

Fakat maalesef ki gün ışığını bırak, ışık bile yoktu! Gece gibiydi hala. Aynı zamanda da soğuk. Yataktan çıkasım gelmiyordu!

Sağıma baktığımda Lulu'yu gördüm. Yastığımda hala uyuyordu. Hayat ona güzel be!

Kapımın çalınması ile bakışlarımı oraya yönelttim.

"Gel!"

İçeriye Gizem girmişti.

"Asra Hanım, anneniz kalkıp okul için hazırlanmanız gerektiğini söyledi."

"Tamam Gizem. Çıkabilirsin."

Gizem kafasını sallayıp odamdan çıktı. Bende sıcak yatağımdan kalkıp odanın ışığını açtım. Gözüm kamaştığı için gözlerimi kısarak dolabıma yöneldim. Hızlıca kapağını açıp içinden okul formasını çıkardım.

Daha sonrada elimde okul forması ile banyoya yöneldim. İçeriye girip kapıyı arkamdan kapattım. Hızlıca yüzümü yıkayıp siyah nokta maskesini burnuma yapıştırdım.

Geceliklerimi çıkartıp önce beyaz gömleği sonrada siyah, kumaş pantolonu üstüme geçirdim. Forma değil de daha çok şirketine giden bir iş kadını gibi duruyordu. Her formayı giydiğimde aklıma bu geliyordu ve gelmekten de vazgeçmeyecekti.

Tarağımı alıp kumral saçlarımı taradım. Acaba salık mı bıraksam yoksa toplasam mı?

"Rahatsız ederse toplarım."

Bileğime siyah tokamı geçirip burnumda ki maskeyi çıkardım. Son kez yüzümü yıkayıp nemlendirdikten sonra da banyodan çıktım.

Geceliklerimi dolabıma koyduğumda gözüm Lulu'ya çarptı. Hala uyuyordu.

"İçimizden biri uyuyabilsin bari."

Önüme dönüp montumu alıp giydim. Daha sonrada komedinin üstündeki telefonu mu da alıp çantama doğru ilerledim. Çantamı omzuma takıp telefonu mu da cebime attıktan sonra odadan çıktım.

Merdivenlerden aşağıya doğru indim. Büyük holden geçip kapının oraya geldim.

"Asra Hanım!"

Arkamı döndüm. Gizem ve Hasan bana doğru geliyordu. Bana seslenen kişi ise Gizem idi.

"Asra Hanım, anneniz sizi sofraya çağırıyor."

"Aç olmadığımı söylersin."

"Çok ısrar ettiğini söyledi."

"Benimde çok ısrar ettiğimi söyle."

Deyip başka bir şey demesine izin vermeden evden çıktım. Aklıma dün gece gelmişti. Şerefsiz herif! Aklıma geldikçe sinirleniyordum. O herifle bırak aynı masa da oturmayı aynı şehirde bile yaşamazdım istesem!

"Asra Hanım!"

Hasan yanıma geldiğinde evin bahçesinden çıkmak üzereydim.

"Efendim?"

"Sizi bugün ben mi bırakacağım yoksa kendiniz mi gideceksiniz?"

Yüzümü soğuk hava çarpar iken olduğum yerde titredim. Evden ilk çıktığımda fark etmemiştim fakat şimdi anlıyordum ki hava normalden daha soğuktu. Bu havada yürüyüp kendime eziyet edemezdim.

"Arabayla gidelim."

"Buyurun Asra Hanım."

Kapıyı açıp geçmem için geri çekildi. Bende kapıdan geçip beyaz limuzinin önüne geldim. Tam kapıyı açacak iken Hasan benden önce davranıp kapıyı açtı.

"Teşekkürler."

"Rica ederim Asra Hanım."

Koltuğa oturduğumda Hasan kapıyı kapattı. Limuzinin içi sıcaktı. Vücudum gevşerken birkaç saniye sonra okula doğru ilerlemeye başlamıştık.

Hiç gitmeyi istemiyordum. Yine ve yine aynı şeyler olacaktı. Zorbalık, ders, zorbalık, yemek, ders, zorbalık... kısır döngü haline gelmişti artık. Bıkmıştım.

Derin bir nefes alırken aklıma Lulu geldi. Acaba ben gittikten sonra ne yapacaktı? Kitabın içine de giremezdi çünkü kitabın kapağı açık değildi. Huzursuz olmaya başladım. Umarım ben gelene kadar sıkılmazdı. Görünmediği için sorun yoktu belki ama canı sıkılabilirdi. Gerçi kitabın içinde ne yapıyordu onu da bilmiyordum.

Gözlerim yola takıldı. Her geçen saniye okula daha da yaklaşıyorduk ve her geçen saniye içimdeki gerginlik artıyordu. Her gün böyle oluyordu. Bu histen bıkmıştım artık. Fakat elimden de bir şey gelmiyordu.

"Geldik Asra Hanım."

Hasan'ın dediği şeyle etrafa baktım. Okulun önündeydik. Ve okula giren herkes limuzine bakıyordu.

"Teşekkürler Hasan."

Deyip kapıyı açtım. Soğuk hava yüzümü çarpar iken rüzgar saçlarımı uçuşturuyordu.

Ellerimi montumun cebine sokup okul bahçesine giriş yaptım. Herkes bana bakıyordu. Vebalı değilim, diye suratlarına bağırmak istiyordum!

"Oo, kimler gelmiş kimler?"

Bora'nın alaycı sesi kulağıma doldu. Derin bir nefes aldım. İşte tekrar başlıyoruz.

"Bu kadar zengin olmana rağmen nasıl ezik olmayı başarabildin?"

Takmadan yürümeye devam ettim. Parayı her şey sanan salak bir zihniyete sahip biriyle laf dalaşına giremezdim. Kendime bunu yaparak hakaret etmek istemiyordum.

Evet, para önemlidir. Hatta fazlasıyla önemlidir. Mutluluğun bir diğer anahtarı, mutlu olmak için açılan kapıların neredeyse bütün anahtarı paradır. Lakin maalesef ki ne beyin parayla alınıyordu ne de karakter. Ne zihniyet ne de akıl, IQ.

"Şu tipini bir düzelt ya! Gözlerimizi kanatma hakkını sana kim veriyor!?"

Dedi çakma kahpe! Kahpenin bile çakmasıydı!

Kafamda yankılanan sesle kaşlarım çatıldı. Bu konuşma tarzı hiç benim tarzım değildi. Asla ne içimden ne dışımdan böyle konuşmazdım. Aklıma Lulu'nun dediği geldi.

"Girdiğin karakterlerin bazı özelliklerini alırsın."

Kraliçe Maude ve Suikastçi kitabına girmiştim sadece. Bu kafamda yankılanan sese sebep olan kişi hangisiydi? Çünkü yanlış anlamadıysam ikisi de dik başlı, kendini ezdirtmeyen kadınlardı. Gerektiğinde makamını, gerektiğinde fiziksel gücünü kullanıyorlardı. Bu yüzden hangisi olduğunu anlamak pek kolay değildi.

Aman! Kimse kim! Sonuçta seni etkiliyor mu, evet. Gerisi önemli değil.

İç sesime hak verdim. Okul binasına giriş yaptığımda gözler bana döndü.

"Sen hala ölmedin mi ya!?"

"Of bir kurtulamadık senden!"

Ölmemi istemeleri kadar saçma bir şey yoktu! Neden ölmemi istediklerinin bile mantıklı bir açıklaması yoktu! Lisenin en başından beri kendi kendine takılan, kimseye bulaşmayan biriydim. Buna rağmen ölmemi istiyorlardı. Zorbalığı, kötülüğü sevmediğim ve yapmadığım için, onlardan farklı olduğum için ölmemi istiyorlardı.

"Hey ezik! Niye cevap vermiyorsun!?"

"Konuşamayacak kadar zavallı çünkü!"

Etraftan kahkaha sesleri yükselirken bir anda içim sinirle dolmaya başladı. Kendimi hem sinirli hemde agresif hissediyordum. Ellerimle çantamın kollarını sıktığımı fark ettim. Her an parlamaya hazırdım.

Hızlı hızlı merdivenleri çıktım. Sınıfımın önüne geldim. İçeriye girdiğimde birkaç öğrenci ile karşılaştım. Hepsi bana iğrenerek bakıyordu.

Bir şey demeyip en arka sırada yerimi aldım. Kimse yanımda oturmadığı için rahattım.

Sınıfa bir bir içeriye öğrenciler dolarken Bora'nın sesini işittim.

"Ey ezik, neden eziksin sen? İkna et kendini, bir an önce ölmek için."

Herkes gülmeye başlarken ben yumruklarımı sıkmaya başlamıştım. Ne oluyordu bana böyle? Normalde asla böyle tepkiler vermez, işime bakardım.

"Ohoo, ezik sinirleniyor galiba! Baksanıza yumruklarını sıkıyor! Agucuk gugucuk!"

Gözüm seğirmeye başladı. Etraftan kahkaha sesleri yükselir iken kendimi zor tutuyordum.

"Girdiğin karakterlerin bazı özelliklerini alırsın."

Kendimi çok zor tutuyordum. Bunları yapmama, bunları hissetmeme girdiğim karakterler sebep oluyordu. İkisi de güçlü kadınlardı. Jayla hakkında fazla bir fikrim olmasa da Kraliçe Maude'yi az çok çözmüştüm. Sadece onun gücü bile yeter iken bir de Jayla'nın, bir suikastçinin, gücü vardı üstümde.

Yerimden hızlıca kalkıp aynı hızla sınıfın kapısına doğru ilerledim. Yoksa hiç iyi şeyler olmayacaktı.

Bir anda önüme Bora geçti.

"Hadi ama ezik, daha yeni başlıyoruz! Öyle hemen çekip gitmek yok!"

"Çekil yolumdan Bora."

Bağırarak dememiştim. Lakin bağırsam bu kadar etki yaratmazdım. Resmen tıslayarak dediğim şeyle Bora başta şaşırsa da sonradan alayla sırıttı.

"Vay vay vay! Çekilmezsem n'aparsın? Söylesene! N'apabilirsin ki? Eziksin sen! Şunu o olmayan beynine sok!"

Son cümlesini söylerken kafama vurmuştu. İşte bu yaptığı ile de kontrolümü kaybetmiştim.

"Sana ne yapabileceğimi, daha doğrusu neler yapabileceğimi seve seve gösteririm."

Dedikten sonra suratına sert bir yumruk attım. Bora sendeler iken sınıftan çıt çıkmıyordu.

Bora eliyle burnunu tutarak kafasını kaldırdı. Gözlerinden ateş çıkıyordu. Başka bir zaman olsa korkabilirdim fakat şuan daha da hırslanmıştım.

"Seni küçük kahpe!"

Deyip bana tokat atmak için elini kaldırdığında elini tutup ters çevirdim. Elini sırtından birleştirip ters yöne doğru çektim. Bora acıyla bağırır iken onu ittirerek bıraktım. Kızlardan birinin üstüne düşer iken bağırarak konuştum.

"O kahpeyi sana yediririm şerefsiz!"

Herkes bana şaşkın şaşkın bakar iken bu sefer de Hilal üstüme atladı.

"Sevgilime nasıl el kaldırırsın pis s*rtük!"

Elini saçıma atmasıyla hızlıca saçımı tutan elini tuttum. Boşta olan elimle de diyaframına yumruk attım. Hilal anında nefesi kesilip saçımı bıraktığında suratına sert bir tokat attım. Hilal yeri boylar iken sınıfa dönüp bağırarak konuştum.

"Eğer tek biriniz... sadece tek biriniz bile bir daha bana bulaşacak olursa çok kötü olur! Yeter beni eziklediğiniz lan! Ben sizi eğlemek için mi yaşıyorum lan bu hayatı!? Bunca sene size ses çıkartmamam hataydı! Hemen g*tünüz arşa kalktı dimi!? Ama bundan sonra yok... bundan sonra karşınızda size susan o kız yok! Eğer bir daha bana bulaşacak olursanız aha buradaki herkes şahit, kim bulaşırsa sonu hastanede biter!"

Deyip kapıyı sertçe açtım. Karşımda tarih öğretmeni vardı. Umursamadan onu geçip tuvalete doğru ilerledim.

"Asra Adal!"

Hiçbir şey demedim. Adımlarımın hızını arttırıp ilerlemeye devam ettim.

"Sözlü notunuz -30 puan Asra Hanım, bilginize!"

Arkamdan kapı çarpma sesi duyduğumda yerimde kalakaldım. Az önce neler olmuştu öyle?

Yaptıklarım gözümün önünden geçer iken yüzümde gülümseme oluştu. Hızlıca yerimde durmayı bırakıp koşar adım tuvalete ilerledim. Tuvalete girdiğimde şansıma kimse yoktu.

Aynadaki görüntüm gözüme çarptı. Saçlarım hafif dağılmıştı. Ellerimle saçlarımı düzeltirken kendimle gurur duyuyordum. Ne kadar aslında ben değil Kraliçe Maude ve Jayla yapmış olsa da kendimle gurur duyuyordum. Yüzümdeki gülümseme ile aynada kendime baktım.

"Teşekkür ederim Kraliçe Maude ve Suikastçi Jayla."

Mutluluktan havalara uçacaktım. Artık bana bulaşamazlardı. Kimse bulaşamazdı! Bulaşsa bile başına gelecekler az önce yaptıklarımdan ibaretti. Hatta belki de daha fazlası.

"Bu gezgin işini her geçen gün daha da sevmeye başlıyorum."

┈┈┈••╰☆╮••┈┈┈•

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.