İçeriğe geç

Hikaye Gezgini

Bölüm 4 · 8 dk okuma

Hikaye Gezgini

Bölüm 4

Özellikler

Gözlerimi açtığımda odamda olduğumu gördüm. Kitaba girmeden önce nasıl bir pozisyonda isem gene aynı pozisyonda idim.

"Hoş geldin dünyana!"

Lulu'nun neşeli sesi ile gülümsedim.

"Pek hoş bulduğum söylenemez."

Yapmam gereken ödevlerim vardı.

"Ben şimdi bu kitabın kapağını kapattığımda, sen gidecek misin?"

"Hayır. Sadece ben istersem gidebilirim."

Kafamı salladım. Kitabın kapağını kapatıp kitaplığıma doğru ilerledim. Aldığım yerine geri koyduğumda önümde Lulu

belirdi.

"Niye geri aldığın yere koydun? Burası çok belirgin!"

"Odama kimse girmez. Rahat olabilirsin."

"Annen ya da baban odana girerse ve kurcalarsa?"

Derin bir nefes aldım.

"Annem odama girmez. Sadece beni azarlamak için girer. Babam olacak o dış kapının mandalının da benimle bir işi yok."

Lulu kaşlarını çatarak bana baktı.

"Baban nasıl dış kapının mandalı oluyor ki?"

"Üvey babam. Annem ile sadece parası için evli."

Lulu'nun şaşırdığı her halinden belliydi. Bende daha fazla bir şey demeyip çalışma masama doğru ilerledim. Yıllardır maruz kaldığım şeye artık şaşıramıyor, üzülemiyordum.

"Şey... biz tam tanışamadık. Adın ne?"

Bakışlarımı masamda ki kalemliğime oturan Lulu'ya çevirdim.

"Annem odama bağırarak girdiğinde duymuş olman gerekiyor."

Lulu ne diyeceğini bilemez iken sert çıkıştığımı düşündüm. Sonuçta onun hiçbir suçu yoktu. Ona atarlanmam sadece onu üzerdi.

Gülümseyerek konuştum.

"Gerçi o anki şeyle hatırlamaman çok normal. Adım Asra, Asra Adal."

"Adal soy ismin mi?"

"Evet."

"İkinci bir isim gibi duruyor."

Güldüm. Bunu ilk kez duymamıştım.

"Asra. Güzel isim. Anlamı ne?"

"Gece yolculuğu demek."

Gözlerini büyütüp yüzündeki kocaman gülümseme ile bana baktı.

"Çok güzel!"

"Teşekkür ederim."

Önüme dönüp Fizik test kitabımı çıkardım. Kaldığım sayfayı açıp çözmeye devam ettim. 500 sorunun sadece 356'sı bitmişti. Daha 144 soru vardı.

"Kaç yaşındasın gezgin?"

Lulu'nun sorduğu soruya kafamı kaldırmadan cevap verdim.

"17 yaşındayım."

"Doğum günün ne zaman?"

Sorduğu soruyla kaşlarım çatıldı. Bugünün tarihi neydi ki?

Kolumdaki saatten tarihe baktım, Ocak'ın 27'si idi. Yani yarın doğum günümdü.

"Yarın."

"Cidden mi!? Ay yaşasın ne güzel!"

Bir şey demedim. Doğum günlerimi kutlamazdım. Annem çok uğraşmıştı doğum günümü sevmem için. Lakin pek de işe yaramamıştı. Zaten benim mutluluğum için değil, magazine malzeme olup prim kasmak için sevdirmeye çalışmıştı.

"İyi de, sen hiç heyecanlı değilsin."

"Doğum günlerimi kutlamam."

Ne kadar onun küçük suratına bakmasam da şaşırdığını hissedebiliyordum.

"Ama neden!? Doğum günleri harikadır! Pastalar, tatlılar, hediyeler, müzik ve daha fazlası. Hem maddi durumunda iyi. Neden kutlamıyorsun ki?"

"Sevmiyorum."

"Ama..."

"Lulu, biliyorum çok meraklısın ama bu ödevi bitirmem gerek. Ve sen sürekli böyle konuşursan ben okuduğumu anlayamam."

Kafamı kaldırıp bıkkınlıkla kurduğum cümle ile Lulu sustu. Bende önüme döndüm. Bu tür şeyleri konuşmak istemiyordum. Zaten hayatımın her saniyesinde bunları yaşıyordum. Bir de üstüne anlatmak pek de iyi hissettirmiyordu.

Birkaç dakika sonra tekrar Lulu'nun sesi geldi.

"Şey ben gideyim o zaman."

Bir şey demedim. Lulu da ısrar etmeden kalemliğimden kalktı.

"Bölüyorum ama kitabın kapağını açabilir misin? Yoksa içine giremem. Söz bundan sonra seni rahatsız etmeyeceğim."

Oturduğum yerden kalkıp kütüphaneye ilerledim. Kitabı alıp kapağını açmayı denedim. Lakin açılmamıştı. Aklıma gelen şeyle ağzımı açtım.

"Ben Hikaye Gezgini!"

Kitap sarı ışıklar saçarak açıldığında Lulu hızlıca kitabın içine uçtu. Lulu'nun kitaba girmesi ile bir an şaşırsam da kafamı iki yana salladım. Kitabı geri rafına koyup masama doğru ilerledim.

Tekrardan testime geri döndüğümde kapı çaldı. Derin bir nefes alırken gözlerimi saniyeliğine kapattım. Yeter ya!

"Gel!"

İçeriye üvey babamın girmesi ile göz devirip tekrar önüme döndüm.

"Kızım?"

"Ben senin kızın falan değilim!"

Sinirle bağırarak kurduğum cümle ile kapının kapanması bir oldu.

Bakışlarımı anında arkamdaki adama çevirdim. Başta tatlı tatlı kızım diyen kişi şuan karşımda yoktu.

"Bana bak Asra, ya benimle düzgün konuşursun ya da o saçındaki telleri teker teker koparırım!"

Parmağını sallaya sallaya dediği şeyle hızla ayağa kalktım.

"Koparsana! Sen annemle para için evlenen adi şerefsizin tekisin!"

Dediğim şeyle üvey babam bana şaşkınlıkla bakmaya başladı. Sadece o değil bende şaşkındım. Evet, ona karşı geldiğim zamanlar vardı fakat hiçbir zaman bu kadar sert olmamıştım. Dahası bu dediklerimi isteyerek bile dememiştim.

Üstümdeki şaşkınlığı yüzüme yediğim tokat ile atmıştım. Fakat üstüme başka bir şaşkınlık binmişti. Yanağımda güçlü bir sızı hissederken sağa düşmüş kafamı kaldırıp üvey babamın suratına baktım.

"Seni saygısız hadsiz köpek! Sen hele bir şu odandan çık, bak bakalım ben n'apıyorum! O tokattan daha fazlasını hakkediyorsun pis o*ospu!"

Ben daha ne olduğunu anlamadan odadan çıkıp arkasından kapıyı sertçe çarparak kapattı. Gözlerim dolarken elim yanağıma gitti. Karıncalanıyordu.

Odamdaki makyaj masasına ilerledim. Aynasından yan profilime baktığımda el izinin çıktığını gördüm. Yanağımda kıpkırmızı kocaman bir el görmemle daha fazla dayanamayıp ağlamaya başladım. Ses çıkarmamak için bir elimle ağzımı kapatır iken diğer elimle makyaj masamdan destek aldım. Bağırarak ağlamak istiyordum lakin onu bile yapamıyordum.

Derin nefesler alırken ağzımdaki elimi çekip yüzüme yelpaze yaptım. Oflayarak aynadan uzaklaştım. Yoksa gözüm sürekli aynadaki yansımama takılıyordu ve daha da ağlayasım geliyordu.

Bileğimde ki toka ile saçımı at kuyruğu yaptım. Daha sonra göz yaşlarımı sildim. Fakat her seferinde yenisi ekleniyordu, ağlamamı durduramıyordum.

Odamın içinde turlar iken gözüm kitaplığıma takıldı. Lulu. Hızlı adımlarla kitaplığı doğru ilerledim. Kitabı yerinden çıkarıp yatağa koydum. Daha sonrasında da odamın kapısını kilitledim. Aynı hızla tekrar yatağa atlayıp konuştum.

"Ben Hikaye Gezgini!"

Kitap sarı ışıklar saçarak açıldı. Kitabın açılmasıyla içinden Lulu fırlamıştı. Beni görmesiyle şaşkınlıkla bana baktı.

"Gezgin n'oldu!?"

Lulu'nun telaşlı sesi ağlamamı tetiklerken iki elimle yüzümü kapatarak başımı eğdim. Ağlamak istemiyordum ama kendimi durduramıyordum.

"Ya ağlama! Dur n'oldu baştan anlat."

Kafamı kaldırıp ellerimi yüzümden çektim. Göz yaşlarımı silip ellerimle yüzüme yelpaze yaptım.

"İyi misin?"

Lulu'nun dediği ile kafamı iki yana salladım. İyi misin, sorusuna dürüstçe cevap veren bir ben vardım herhalde.

"Tamam... tamam bak en başından anlat. Ne oldu?"

Bakışlarımı Lulu'ya çevirdim. Bana endişeli gözlerle bakarken konuştum.

"Üvey babam bana tokat attı."

Önce gözleri büyüdü daha sonrada kaşlarını çattı.

"O sana ne hakla tokat atıyor!?"

Sinirli cümlesiyle bir şey demedim. Ellerimle oynarken Lulu tekrar konuştu.

"Ben gittikten sonra ne oldu?"

Bakışlarımı tekrar Lulu'ya çevirdiğimde yanağıma baktığını fark ettim.

"O pis elleri kırılsın! Hayvanlar bile ondan daha nazik!"

Daha sonra da gözlerime anlat dercesine baktı.

"Sen gittikten sonra üvey babam geldi. Kızım, falan deyince sinirlendim 'Ben senin kızın değilim.' dedim. O da kapıyı kapattı. Dedi işte ya benimle düzgün konuşursun ya da saçlarını yolarım..."

Lulu lafımı kesti.

"Denesin bakalım kim kimin saçını yoluyor!"

Bir şey demeden devam ettim.

"İşte bende ona annem ile sadece parası için evlendiğini, şerefsiz adinin teki olduğunu falan söyledim. O da bana

tokat attı."

Daha sonra hızlıca dediğime ekledim.

"Ama normalde bu kadar sert çıkışmazdım. Ne oldu bilmiyorum. Yani evet, sert davrandığım ve terslediğim zamanlar var ama hiç bu kadarını dememiştim. Zaten isteyerek de söylemedim ağzımdan kaçtı!"

Son dediğim şey üzerine Lulu'nun bakışları değişti. Yüzünde ki sinirli ifade gitmiş, yerine sorgulayıcı bir ifade yer almıştı.

"İsteyerek demedim, derken sadece ağzından mı kaçtı yoksa ilk defa mı diyorsun?"

"İlk defa."

Benimde kaşlarım çatılmıştı.

"N'oldu Lulu? Bir şey mi var?"

Lulu bir şey demeyip parmağını şıklattı. Bir anda havada bir kitabım belirmesi ile yerimden sıçradım. Lulu ise hızlıca kitabın sayfalarını çevirmeye başladı.

"Sen sormadan ben söyleyeyim, bu bir gezgin kitabı. Yani gezginler hakkında bilgi veriyor. Yine cadının yazdığı bir kitap."

Sayfaları çevirmeye devam ederken dediğine ekleme yaptı.

"Ve sanırım bu dediğine benzer bir şeyler okumuştum."

Ben anlamayarak Lulu'ya bakarken onun yüzünde ise kocaman bir gülümseme belirdi.

"İşte buldum!"

Lulu bir şeyleri okurken bende, bana bir açıklama yapmasını bekliyordum. En sonunda Lulu tekrar parmağını şıklatıp kitabı ortadan kaldırdı.

"Hemen aklındaki soruları açıklayayım. Öncelikle sen her hikayeye girdiğinde, yerini aldığın karakterin bir özelliğini içinde taşımaya başlarsın. Örneğin sen az önce Kraliçe Maude'nin hikayesine girdin. Kraliçe Maude lafını esirgemeyen, asla altta kalmayan ve biraz da sinirli biri. Sende onun bu özelliklerini almışsın."

Lulu'nun dediği ile kaşlarım şaşkınlıkla havalandı.

"Peki bu sonsuza kadar sürecek mi?"

"Evet! Sen gezginliği bıraksan da içine girdiğin karakterlerin özellikleri seni bırakmayacak."

Kafamı salladım. Aklıma gelen şeye kadar bunun güzel bir şey olduğunu düşünmüştüm.

"Peki ben ayyaş olan bir karakterin içine girsem, onun ayyaşlığını mı alacağım?"

"Hayır, o tarz şeyler değil. Ama mesela o karakter bir bağımlı. Sende bağımlı olabilirsin. Yani o nasıl içkiye bağlı ise sende başka bir şeye bağlı olabilirsin."

Anladım manasında kafamı salladım. Aramızda bir sessizlik oluşur iken gözüm kitaba kaydı. Kraliçe Maude'nin hikayesi açıktı. Arka sayfasında da Suikastçi hikayesi vardı.

Aklıma gelen şeyle kaşlarım çatıldı. Bu karakterin belli ki dövüş eğitimi vardı. Eğer ben girdiğim karakterlerin bazı özelliklerini alabiliyor isem, onun dövüş becerilerini de alabilirdim.

"Lulu."

"Efendim?"

Kafamı kaldırıp Lulu'ya baktım.

"Ben şu Suikastçi hikayesine girmek istiyorum."

Lulu'nun gözleri büyüdü.

"Emin misin!? Daha ilk günün ve o hikaye seni zorlayabilir. Ayrıca eğer iki hikayeye girersen ikisini de bitirmek zorundasın, unuttun mu?"

"Hayır unutmadım. Ama o hikayeye girmek istiyorum."

"Neden bunu istediğini sorabilir miyim?"

Şüpheci sesiyle konuştum.

"Eğer ben karakterlerin özelliklerini alıyorsam onun dövüş yeteneklerini de alabilirim. Ve bu benim açımdan çok iyi olur."

"Bunun bir garantisi yok. Ayrıca eğer alırsan da dövüş yeteneklerini değil, reflekslerini ve sağ duyusunu alırsın."

"Yine iyi."

"Başta dediğimi duymadın herhalde? Garantisi yok, başka bir özelliğini de alabilirsin."

Omuz silktim.

"Umurumda değil."

Lulu derin bir nefes verdi. Kararsız gibi duruyordu.

"Sana yardım edemem. Sadece ilk seferin için yanında bulunmuştum ama bundan sonrası sende. Bak, anlık öfkeyle kararlar verme. İyi düşün! Ölme ihtimalin var!"

Lulu'nun böyle konuşması beni gerse de kararımdan vazgeçmeyecektim.

"Eminim. O hikayeye gireceğim."

"Peki. Sen bilirsin. O zaman ne diyeceğini biliyorsun."

Sırıttım. Sayfayı çevirdiğimde karşımda Suikastçi hikayesi vardı. Bakışlarım kısa bir an Lulu'yu buldu. Pek de mutlu değildi. Fakat takmadım. Heyecanla konuşacağım sırada bir anda Lulu beni durdurdu.

"Dur! Az kalsın unutuyordum! Ne kadar süre hikayede kalacaksın?"

"Süreyi sana söylemezsem ne olur?"

"Sonsuza kadar o hikayede kalırsın. Seni hikayeden ben çekeceğim için eğer bana saat söylemezsen senin ne zaman geleceğini bilemem ve seni geri hikayeden çekemem. Sende sonsuza kadar o hikayeye mahkum olursun."

Dediği şeyle korkmadım değildi. Sonsuzluk biraz fazla uzun bir süre idi.

"Ne kadar hikaye de kalacaksın?"

Sorusunu yinelemesi üzerine düşündüm. Bu sefer uzun kalacaktım.

"2 saat."

"Gezgin, başına iş alıyorsun."

Sırıtışım genişledi. Kitaba doğru eğilerek konuştum.

"Ben Hikaye Gezgini, Suikastçi!"

Kitap etrafa ışıklar saçarken o tanıdığım çekilme hissiyatını hissettim. Daha sonrasında ise bilincim kapandı.

┈┈┈••╰☆╮••┈┈┈•

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.